eksikli ile cümle

eksikli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Eksikliği sonucu megaloblastik anemi meydana getirir.Nedostatek kyseliny listové způsobuje megaloblastickou anémii.
Testosteron eksikliği de tip 2 diyabet ile bağlantılıdır.S cukrovkou 2. typu může souviset i nedostatek testosteronu.
Enfeksiyon riski, bağışıklık eksikliği ve nispeten düşük hijyen nedeniyle dolayı çocuklarda daha yüksektir.Riziko nákazy je vyšší u dětí, a to z důvodu nedostatečné imunity a relativně špatné hygieny.
Perspektif eksikliği.Možnost výhledu.
Ödünlemeye neden olan temel etken bireyde olan eksiklik ve yetersizliklerdir.Obojí se samo osobě blíží nezbytnému a nedostatečnému.
Bunu yapmanın nedenlerinden biri, soğutma eksikliği idi.Důvodem přestěhování byl patrně nedostatek vody.
İstihdam eksikliğinin yanı sıra toplumsal huzursuzluk ve endemik savaş getirdi.Opět přišel mír a s ním i nudný měšťanský život.
Güneşle temas fazla yoksa D vitamini eksikliği oluşur.Lidé, kteří nemají přístup ke slunci, potřebují vitamín D doplňovat.
Dizinin başlarında, tıbbı bilgi, tecrübe, ilaç ve malzeme eksikliği yüzünden biraz sıkıntı çekmiştir.Na začátku seriálu je ohromena nedostatkem zdravotnických znalostí, zkušeností, léků a zásob na palubě lodi.
Bunun sebebi, dünyanın doğru bir lider ulusun eksikliğini çekmesidir.Jako důvod uvedla úřadující světová jednička ztrátu motivace.
Vakaların %7’sinin sebebinin, egzersiz eksikliği olduğu düşünülmektedir.Nedostatek cvičení je považován za příčinu 7 % případů onemocnění.
Birbirlerinden habersiz, başkalarıyla olsalar da hep bir eksiklik hissederler.Když budou myslet na ostatní - bude ho pořád dost.
Konuyla ilgili uzmanlar, taslağa şüpheyle baktılar ve birçok eksikliği olduğunu düşündüler.O tom ale vyšetřovatelé pochybovali a uvažovali o vadné výhybce.
Eksikliğine rastlanmaz.Manko musíme dohnat.
Kaçınılmaz eksikliklerine rağmen bu girişim büyük oranda başarılı olmuştur.I přes drobné nedostatky při vlastní akci byl tento úkol úspěšně splněn.
Kredi eksikliği, eski devlet tarım arazilerini satma çabalarını engellemektedir.Lipsa de credit împiedică vânzarea fostelor terenuri agricole de stat.
Teçhizat ve malzeme eksikliği ve Meksika Hükümetinin beklenmeyen direnişi yüzünden Walker geri çekilir.Lipsa de provizii și rezistența guvernului mexican îl forțează însă pe Walker să se retragă.
Atomun gezegen modelinde iki önemli eksiklik vardı.Modelul planetar al atomului a avut două deficiențe semnificative.
Benzeri bir veri eksikliği ısıtılmış nemli hava kullanımı için de geçerlidir.O situație similară există și pentru utilizarea aerului umidificat încălzit.
Uyku eksikliği de tip 2 diyabetle ilişkilendirilmiştir.Lipsa somnului a fost legată de diabetul de tip 2.
Bu eksikliği dişi koala 12 ay boyunca süt vererek kapatır.Femela compensează dând lapte timp de 12 luni.
Bir cıvata takılmadığında, renk farklılığından eksikliği göze batar.Compensându-le pentru o culoare, o altă culoare va fi deranjată.
Testosteron eksikliği de tip 2 diyabet ile bağlantılıdır.De asemenea, deficiența de testosteron este asociată cu diabetul de tip 2.
Bu kuşatmanın Emevilerin tedarik eksikliği yüzünden sona erdirilmesi.El s-a întors acasă, datorită lipsei de provizii.
İstihdam eksikliğinin yanı sıra toplumsal huzursuzluk ve endemik savaş getirdi.Depopularea a fost însoțitǎ de tulburări sociale și de război endemice.
Vakaların %7’sinin sebebinin, egzersiz eksikliği olduğu düşünülmektedir.Se crede că lipsa exercițiului fizic stă la baza a 7% din cazuri.
Heterokromi melanin (pigment) fazlalığı ya da eksikliği sonucudur.Heterocromia este rezultatul excesului sau carenței relative a unui pigment, numit melanină.
Diğerleri, Roma generalleri arasındaki koordinasyon eksikliğine dikkat çeker.Activează în cadrul influentei Ligi pentru Unitatea Culturală a tuturor Românilor.
Bunlar sırayla elektron fazlalığına ve eksikliği anlamına gelmektedir.Acestea se referă la exces sau insuficiență de electroni.
Sosyal veya meslekî işleyişte rahatsızlık ya da eksiklik oluşturur.Este șomajul voluntar sau involuntar?
Hanna, eğitim eksikliğine rağmen sonradan şirketin mürekkep and boya bölümü başkanı oldu.Deși nu avea pregătire în domeniu, Hanna a devenit în scurt timp șeful secției „Desen și culoare”.
En sonunda bu eksiklikleri giderebilmek amacıyla 1933 Darülfünun devrimi yapılmıştır.În 1938 s-a anunțat începerea demolărilor în vederea deschiderii acestui ax.
Bu dezavantaj yakınlarda bir gözlemevinin olmamasının verdiği büyük eksikliktir.Aceste tablouri atât de frumoase ne fac să regretăm absența atât de lungă.
Demir eksikliği anemisi dünya üzerinde en sık görülen anemi nedenidir.Deficiența de fier este cea mai răspândită deficiență din întreaga lume.
Çinko EksikliğiDeficiență de zinc
11 yaşında kendisine büyüme hormonu eksikliği teşhisi konuldu.11 éves korában növekedésihormon-hiányt diagnosztizáltak nála.
Gödel'in eksiklik kuramı).Gödel teljességi tétele).
Rıhtım eksikliği, ordunun ve askeri ekipmanlarının boşaltılmasını zorlaştırdı.A mólók hiánya megnehezítette a csapatok partraszállását és a katonai felszerelés kipakolását.
Yalnızlık arkadaş eksikliğinden veya başkalarıyla birlikte olma arzusundan daha da öteye giden bir duygudur.A magányosság több, mint puszta vágy a társaságra vagy egy másik személyre.
Eksiksizlik Gödel'in Eksiklik TeoremiEbből a szempontból Gödel elmélete igencsak hiányos.
Bunu yapmanın nedenlerinden biri, soğutma eksikliği idi.Az egyik omlást a fagy okozta.
İskorbüt, C vitamini (askorbik asit) eksikliği nedeniyle ortaya çıkan bir hastalık.A skorbut a C-vitamin hiánya miatt kialakuló súlyos táplálkozási betegség.
Şiire ilişkin herhangi bir fikir eksikliği olmayıp harika resimler yapardı.A mű nem mentes sem a kitalált történetektől, sem a költői túlzásoktól.
Bu eksikliği gidermek maksadıyla 21 Mayıs 1904 tarihinde Paris'te FIFA kurulmuştur.Jelen volt a FIFA 1904. május 21-én Párizsban történt megalapításánál.
Bu noktada ‘olmak’taki eksiklik ‘sahip olmak’la ilişkili olarak cinsel bir boyut kazanacaktır.Úgy érzik, hogy hiba van ahhoz képest, amilyennek lennie „kellene.”
Eksikliğinde depresif, yorgun, sıkılgan bir ruh hali görülür.Depresszió vagy unalom miatti evés.
Ordunun eksiklikleri giderildi.Leszerelt a katonaságtól.
Perspektif eksikliği.Későújkori kilátások.
Bu yüzden adam eksikliği vardı.Csak egyvalaki hiányzott.
Empati gösteriminin eksikliği büyük ihtimalle Asperger sendromunun en önemli fonksiyon bozukluğudur.Az empátia az Asperger-szindróma leginkább sérült területe lehet.
Bu kişilerde ilgi eksikliği ve sosyal beceri bozukluğu sorunları gözleniyor."Ezek összessége társadalmi és gazdasági károkkal jár.”
Atomun gezegen modelinde iki önemli eksiklik vardı.Rutherford atommodelljének két nagy hiányossága volt.
Hazırlık eksikliğinden sınavda başarısız oldu.A hiányos felkészülés miatt nem ment át a vizsgán.
1980'de János Kornai'nin Hiány (eksiklik) adlı kitabı yayınlandı.1980-ban megjelenik Kornai János Hiány című könyve.
Vakaların %7’sinin sebebinin, egzersiz eksikliği olduğu düşünülmektedir.Esko Valtaoja: Seitsemän prosenttia, eli miksi tutkija ei usko.
Böyle olmakla birlikte listede eksiklikler bulunmaktadır.Listassa on jotain puutteita.
Beriberi tiyamin (B1 vitamini) eksikliğine bağlı bir sinir sistemi hastalığıdır.Beriberi on B1-vitamiinin eli tiamiinin puutoksesta johtuva hermostosairaus.
Büyük bir talep eksikliği yaşanıyordu çünkü insanların satın alma gücü çok düşmüştü.Tämä herätti monissa tyytymättömyyttä, sillä ihmiset olivat kyllästyneet sotimiseen.
Fakat yağış eksikliği ve ters arazi koşullarına rağmen tarım gelişmiştir.Taloudellisista vaikeuksista ja maanjakojärjestelmän romahtamisesta huolimatta vauraus kasvoi.
Hipodonti, bir ya da daha fazla sayıda diş gelişimi eksikliğidir.Hammassilta eli silta on yhden tai useamman puuttuvan hampaan korvike.

İlgili Sayfalar