eksik ile cümle

eksik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
İskorbüt, C vitamini (askorbik asit) eksikliği nedeniyle ortaya çıkan bir hastalık.Skørbug er en sygdom der skyldes mangel på C-vitamin (L-askorbinsyre).
Muhtemelen eksik olan eğitimini alıyordu.Hans opdragelse var temmelig mangelfuld.
Konuştuğu yaşlı kadın eksik dişlerini gösterir.Som ved de andre ældre kvinder manglede flere tænder.
Beriberi tiyamin (B1 vitamini) eksikliğine bağlı bir sinir sistemi hastalığıdır.Beriberi er en sygdom, som følger af mangel på tiamin (B1-vitamin).
Yine de bazı eksikleri olduğunu kabul etmek gerek.Det må dog indrømmes at visse former ikke bliver vist.
Fakat bazı eksik yönleri vardır.Der er dog nogle ulemper.
Vakaların %7’sinin sebebinin, egzersiz eksikliği olduğu düşünülmektedir.Manglende motion menes at stå bag 7% af tilfældene.
Ekloga, aile ve miras hukukuna ağırlık vermiş olmasına karşın eşya hukuku yönünde oldukça eksiktir.At tage hensyn til hudfarve, religion og familietilhørsforhold vil dog i langt de fleste sager være usagligt.
Fransız ordusunun en belirgin eksikliği zırhlı araç eksikliğiydi.Den 10. maj 1940 var den mest åbenbare mangel i den nederlandske hær, at den ikke havde kampvogne.
Eksik bir sayfa var.Der mangler en side.
Bu eksikti.Dette manglede.
Güven eksikliğim var.Jeg mangler selvtillid.
Bir şey eksik.Der mangler noget.
Bu bir eksik listedir.Denne listen er mangelfull.
Flaminius, aynı Sempronius gibi sabırsız, aşırı güven ve kendini kontrol etme eksikliği içindeydi.Flaminius, som Sempronius, var utålmodig og for selvsikker, samtidig som han manglet selvkontroll.
Bu durum bir bozukluğun farkında olunmasının eksikliği olan anosognoziden kaynaklanabilir.Dette kan være forvirrende fordi vi oppdager at noe er galt.
Listede eksik isimler mevcuttur.Tapte resultater er ikke nevnt i listen.
Ancak tanıtım eksiklği, verim düşüklüğü vb. nedenlerle bu ün Bucak dışına taşınamamıştır.Arbeidstakeren kan ikke, med visse unntak, sies opp av den grunn.
Bazı kısımları eksiktir.Sidelinje mangler.
Sinyal sürecindeki eksik adımlar Robert F. Furchgott ve Louis J. Ignarro tarafından dolduruldu.Han delte prisen med sine landsmenn Robert F. Furchgott og Louis J. Ignarro.
Fotoğrafçılıkta "kayıp halka" ve "eksik bağlantı" olarak fatura edildi.I media ble dette til «det manglende mellomledd» (the missing link).
Bir işlev veya değişkenin eksik olması.Når man kompenserer retter man opp en forandring eller unøyaktighet.
Köyde altyapı eksikliği vardır.I Øst-Asia mangler de helt.
Ancak yine de bu eksiklik eserin tarihsel açıdan önemini azaltmaz.Betydningen har ikke vært mindre historisk sett.
Eksik Parça Yayınları.Forblad mangler.
Çünkü sütsüz bir beslenme esansiyel gıda maddelerinin eksikliğine sebep olmaktadır.En ren høymosemyr er trebar på grunn av mangel på næring.
Oyunun eksik yanı, sadece XBOX 360 için çıkmış olmasıdır.Spillet er kun gitt ut på Xbox 360.
Delillerin çoğu eksiktir, olanlar da fazla inandırıcı değildir.Ingen ting er idiotsikre; idiotene er altfor oppfinnsomme.
1990. Eksik ya da boş |başlık= (yardım)2008. Manglende eller tom |tittel= (hjelp)
1990'larda bu çalışmalarına geri döndü ve eksik parçaları tamamladı.Han døde i 1990 og fikk ikke fullført dette arbeidet.
Üç köşeli “çatı” eksiktir.Tre sider av stadion er ståtribuner uten tak.
Yaygın kullanım eksikliği nedeniyle yasal statüsü belirsizdir.Karena kurangnya penggunaan secara luas status hukumnya tidak jelas.
CIA World Factbook notlarına rağmen, bir "kayıt dışı ya da eksik istihdamda çok sayıda işçi" bulunmaktadır.Meskipun CIA World Factbook mencatat "sejumlah pekerja tidak terdaftar.
Testosteron eksikliği de tip 2 diyabet ile bağlantılıdır.Defisiensi testosteronjuga berhubungan dengan diabetes tipe 2.
İstihdam eksikliğinin yanı sıra toplumsal huzursuzluk ve endemik savaş getirdi.Selain berkurangnya populasi, terjadi pula ketegangan sosial dan peperangan endemik.
Eksik olabilir.Nahi Mungkar.
İskorbüt, C vitamini (askorbik asit) eksikliği nedeniyle ortaya çıkan bir hastalık.Skorbut adalah sebuah penyakit yang diakibatkan dari kekurangan vitamin C (asam askorbik).
Uyku eksikliği de tip 2 diyabetle ilişkilendirilmiştir.Kurang tidur juga dikaitkan dengan diabetes tipe 2.
Eksiklik belirtileri; Azot: Yetişme engellenir, bitkinin rengi sararır.Berikut contohnya, errar menjadi yerra (bukan ierra); oler menjadi huele (bukan uele).
Mendeleyev’in Tablosu’nun Eksiklikleri Tablo, soygazların varlığını tahmin etme konusunda eksik kalmıştır.Kekurangan dari tabel Mendeleev Tabel tidak dapat memprediksi keberadaan gas mulia.
Cilt 34, s. 487-492. Eksik ya da boş |başlık= (yardım) ^ a b Yamaguchi S (1998).34: 487–492. Tidak memiliki atau tanpa |title= (bantuan) ^ a b Yamaguchi S (1998).
Bunlardan birisinin eksik olması durumunda kişi Müslüman olamaz.Namun tidak berlalu satu tahun melainkan tidak ada di kampung itu seorang selain muslim.
Cilt 34, s. 751. Eksik ya da boş |başlık= (yardım) ^ Kuninaka A (1960).34: 751. Tidak memiliki atau tanpa |title= (bantuan) ^ Kuninaka A (1960).
Vakaların %7’sinin sebebinin, egzersiz eksikliği olduğu düşünülmektedir.Kurang olahraga diyakini menyebabkan 7% kasus.
II. Osman savaşın açmaza girmesini yeniçerilerin gayretindeki eksikliğe ve yozlaşmaya bağladı.Osman II menyalahkan kebuntuan perang pada kurangnya semangat dan "degenerasi" Yenicheri.
Aksine; kendisini çeşitli eksikliklere karşı artan hoşgörü şeklinde gösterir.Yang kedua, menolak kesyirikan dengan berbagai macam bentuknya.
Atomun gezegen modelinde iki önemli eksiklik vardı.Model atom planet memiliki dua kekurangan yang signifikan.
Eksik eteşlenme veya ateşlemenin duraklaması yaygın biçimde görülür hale geldi.Penembakan acak secara membabi buta pun masih terjadi sesekali.
11 yaşında kendisine büyüme hormonu eksikliği teşhisi konuldu.Pada usia 11 tahun, Messi didiagnosis menderita kekurangan hormon pertumbuhan.
Kış zamanında, Akdeniz’den tekne geçimi imkansız olduğunda destek eksik kalıyordu.Jika angin barat laut bertiup kencang pada musim dingin, kapal-kapal tidak dapat berlabuh ke dalam dermaga.
Sultan, bu sırada eksiklerini görüp gerekli tedbirleri aldı.Kálmán memutuskan untuk memanfaatkan ketidakhadirannya dan merebut kadipatennya.
Başından gülü elinden ise tahta kılıcı eksik olmazmış.Lalu pedang itu terjatuh dari tangannya, akan tetapi nabi tidak membalasnya.
Geçiş eksiksiz olarak tamamlanmış ve köprü düzenli bir şekilde yerine oturmuştur.Transportasi darat berupa jalan dan jembatan diperbaiki dan disempurnakan.
Saldívar motele döndü ve Selena eksik finansal kâğıtları tekrar istedi.Saldívar trở về khách sạn và một lần nữa Selena yêu cầu giấy tờ tài chính thất lạc.
Bu iki baz birbirine çok benzer, timinin 5' konumundaki metil grubu urasilde eksiktir.Hai base này gần giống hệt nhau, chỉ khác ở chỗ uracil thiếu nhóm methyl ở vị trí 5'.
Ancak, Scala'nın düşük derleme zamanını apaçık bir eksiklik olarak gösterdi.Tuy nhiên, ông chỉ ra rằng thời gian biên dịch quá chậm của Scala là một nhược điểm rõ ràng.
Testosteron eksikliği de tip 2 diyabet ile bağlantılıdır.Thiếu testosterone cũng liên quan đến tiểu đường loại 2.
Brod, Kafka'nın eksik eserlerinin çoğunu yayımlanması için tamamladı.Brod đã hoàn thành nhiều tác phẩm chưa viết xong của Kafka để có thể xuất bản chúng.
Ancak yolcuların, tesislerin birçok temel eksikliği hakkında şikayetleri oldu.Tuy nhiên, nhiều hành khách phàn nàn về sự thiếu các trang bị cơ bản.
MIDI-out yeteneği eksikliği harici MIDI aletlerinin kullanımını sınırlar.Việc thiếu khả năng MIDI-out hạn chế việc sử dụng các thiết bị MIDI bên ngoài.

İlgili Sayfalar