Ana içeriğe geç
Sözlük

eksik ile cümle

eksik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Altı bölümden oluşur: Parça 1 (1-8 bölümler) günümüze eksik ulaşmıştır, başlangıcı kayıptır.Διαιρείται σε έξι τμήματα: Μέρος Α΄ (1-8): Η αρχή του δεν έχει σωθεί.
Eksik demektir.Είναι ελλειπτικό.
Serotonin eksikliğinin depresyon oluşumu üzerinde etkisi vardır.Χαμηλά επίπεδα της σεροτονίνης εμπλέκονται στην εμφάνιση κατάθλιψης.
Bir işlemi yanlış veya eksik yapmak deriyi kullanılamaz hale getirebilir.Επομένως δεν μπορούν να χειριστούν την ορθή ή λανθασμένη εφαρμογή ενός ονόματος.
Eksik parçalara rağmen, uzunluğu yaklaşık 85 cm kadardır.Παρά τα κομμάτια που λείπουν, έχει μήκος πάνω από 85 εκατοστά.
İskorbüt, C vitamini (askorbik asit) eksikliği nedeniyle ortaya çıkan bir hastalık.Το σκορβούτο είναι ασθένεια που προκαλείται από έλλειψη στον οργανισμό της βιταμίνης C.
Elinde aynası eksik olmaz.Δεν αποπέμπεται ο υπουργός Άμυνας.
Abelisaurus’un bilinen tek kafatası fosili, özellikle sağ tarafı olmak üzere, eksiktir.Το ένα γνωστό απολιθωμένο κρανίο Αβελίσαυρου είναι ατελές, ειδικά στην δεξιά πλευρά.
Lakin orade dahi her gün sürülme korkusu eksik değil idi."«Δεν αντέχεται η καθημερινή χωματίλα».
Delillerin çoğu eksiktir, olanlar da fazla inandırıcı değildir.Και πάλι τα περισσότερα από αυτά ήταν ψεύτικα και σχεδόν κανένα δε θεωρείται αυθεντικό.
Bir işlev veya değişkenin eksik olması.Εάν όχι, πρέπει να τροποποιηθεί είτε το επιτόκιο είτε η περίοδος.
Bu bir eksik listedir.Οπωσδήποτε είναι ατελής κατάλογος.
Düğünlerde ise düğünden birkaç gün önce eksik giderme (biçim) yapılır.Η εγγραφή του γάμου (nikah,kəbin) γίνεται μερικές ημέρες πριν από το γάμο.
Vakaların %7’sinin sebebinin, egzersiz eksikliği olduğu düşünülmektedir.Η έλλειψη άσκησης θεωρείται ότι συνδέεται με 7% των περιπτώσεων.
Muhtemelen eksik olan eğitimini alıyordu.Υπέφερε από ένα σχολικό σύστημα στο οποίο δεν μπορούσε να εκφραστεί.
Oyunun eksik yanı, sadece XBOX 360 için çıkmış olmasıdır.Η έκδοση του παιχνιδιού για το Xbox είναι διαφορετική από την έκδοση για το Xbox 360.
Her zaman bir akvaryumdadır ve boynundan düdüğünü eksik etmez.Είναι πτητικό και δεν γίνεται μέρος του υμένα του χρώματος.
Bu yunusların oksijen eksikliği nedeniyle öldüğü söylenmiştir.Το υπόλειμμα δεν αποδομήθηκε λόγω έλλειψης οξυγόνου.
Şiire ilişkin herhangi bir fikir eksikliği olmayıp harika resimler yapardı.Η ποιητική του γραφή ήταν ελλειπτική χωρίς φανατισμούς και προσήλωση σε κάποιο αισθητικό ρεύμα.
İstihdam eksikliğinin yanı sıra toplumsal huzursuzluk ve endemik savaş getirdi.Μαζί με την πληθυσμιακή συρρίκνωση επήλθε κοινωνική αναταραχή και ενδημικοί πόλεμοι.
Anavatanımızı özgür ve eksiksiz görmek arzusuyla yaşadı.Υπηρέτησε την πατρίδα με άδολη προθυμία.
Ayrıca teknik eleman ve altyapı eksikliği de bulunmaktadır.Ωστόσο υπάρχει τεράστια έλειψη σε συνεργάτες αλλά και υλική βοήθεια.
Hiperprolinemi Tip 1 Prolin dehihrogenaz eksikliğidir.Αίτια της μη σπειραματικής αιματουρίας 1.
Çinko EksikliğiΑνεπάρκεια ψευδαργύρου
Bu keşifle birlikte periyodik tabloda bir gaz sınıfının tamamen eksik olduğunu fark ettiler.Med denne opdagelse indså de at en hel klasse af gasser manglede i det periodiske system.
Bu çatışma, malzeme eksikliği nedeniyle Kuşanların geri çekilmesiyle sonuçladı.Konflikten sluttede med, at kushanerne drog sig tilbage på grund af brist på proviant.
Top ve uçaksavar eksikliği vardı.Der var mangel på feltartilleri og antiluftskyts.
Serotonin eksikliğinin depresyon oluşumu üzerinde etkisi vardır.Et underskud af serotonin vil derfor kunne bevirke en depression.
Okulu hakkındaki baş şikayeti fen ve matematik eksikliğiydi.Hendes væsentligste indvending mod skolen var den manglende undervisning i naturfag og matematik.
Yalnızlık arkadaş eksikliğinden veya başkalarıyla birlikte olma arzusundan daha da öteye giden bir duygudur.Ensomhed er en følelse af at være alene og af at savne nærhed med andre.
Fakat mürettebat olarak eksik kadroluydu.Desuden manglede de mandskab.
Ama bir divançede bu bölümlerden en az biri eksik olur.Og i de andre divisioner mangler et eller flere af disse karakterer.
Menoraji yaşayan kadınlar ise demir eksikliğine karşı daha hassastır.Kvinder, som oplever menorrhagi har større risiko for jernmangel end den gennemsnitlige person.
Bu videonun eksik bölümüdür.Dette afsnit mangler indhold.
Santral diabetes insipidus (SDI), vazopressin hormonu (antidiüretik hormon) eksikliğinden kaynaklanmaktadır.Central diabetes insipidus, der skyldes mangel på antidiuretisk hormon (ADH, vasopressin).
Bu bir eksik listedir.Her er en ufuldstændig liste.
Yaz mevsimi esnasında yağmur eksik olmaz.Regn i sommerperioden forekommer ikke.
Eğer varlıklar eksiksiz olsalardı onlar da Tanrı olurdu.Hvis ikke det var Guds værk, var det en djævels.
İskorbüt, C vitamini (askorbik asit) eksikliği nedeniyle ortaya çıkan bir hastalık.Skørbug er en sygdom der skyldes mangel på C-vitamin (L-askorbinsyre).
Muhtemelen eksik olan eğitimini alıyordu.Hans opdragelse var temmelig mangelfuld.
Konuştuğu yaşlı kadın eksik dişlerini gösterir.Som ved de andre ældre kvinder manglede flere tænder.
Bir şey eksik.Der mangler noget.
Beriberi tiyamin (B1 vitamini) eksikliğine bağlı bir sinir sistemi hastalığıdır.Beriberi er en sygdom, som følger af mangel på tiamin (B1-vitamin).
Fakat bazı eksik yönleri vardır.Der er dog nogle ulemper.
Yine de bazı eksikleri olduğunu kabul etmek gerek.Det må dog indrømmes at visse former ikke bliver vist.
Vakaların %7’sinin sebebinin, egzersiz eksikliği olduğu düşünülmektedir.Manglende motion menes at stå bag 7% af tilfældene.
Ekloga, aile ve miras hukukuna ağırlık vermiş olmasına karşın eşya hukuku yönünde oldukça eksiktir.At tage hensyn til hudfarve, religion og familietilhørsforhold vil dog i langt de fleste sager være usagligt.
Fransız ordusunun en belirgin eksikliği zırhlı araç eksikliğiydi.Den 10. maj 1940 var den mest åbenbare mangel i den nederlandske hær, at den ikke havde kampvogne.
Eksik bir sayfa var.Der mangler en side.
Bu eksikti.Dette manglede.
Güven eksikliğim var.Jeg mangler selvtillid.
Bu bir eksik listedir.Denne listen er mangelfull.
Flaminius, aynı Sempronius gibi sabırsız, aşırı güven ve kendini kontrol etme eksikliği içindeydi.Flaminius, som Sempronius, var utålmodig og for selvsikker, samtidig som han manglet selvkontroll.
Bu durum bir bozukluğun farkında olunmasının eksikliği olan anosognoziden kaynaklanabilir.Dette kan være forvirrende fordi vi oppdager at noe er galt.
Listede eksik isimler mevcuttur.Tapte resultater er ikke nevnt i listen.
Ancak tanıtım eksiklği, verim düşüklüğü vb. nedenlerle bu ün Bucak dışına taşınamamıştır.Arbeidstakeren kan ikke, med visse unntak, sies opp av den grunn.
Bazı kısımları eksiktir.Sidelinje mangler.
Sinyal sürecindeki eksik adımlar Robert F. Furchgott ve Louis J. Ignarro tarafından dolduruldu.Han delte prisen med sine landsmenn Robert F. Furchgott og Louis J. Ignarro.
Bir işlev veya değişkenin eksik olması.Når man kompenserer retter man opp en forandring eller unøyaktighet.
Köyde altyapı eksikliği vardır.I Øst-Asia mangler de helt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod