eksik ile cümle

eksik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Abelisaurus’un bilinen tek kafatası fosili, özellikle sağ tarafı olmak üzere, eksiktir.Az egyetlen ismert fosszilizálódott Abelisaurus koponya hiányos, főként a jobb oldalán.
Eksik olabilir.Hiányozhat is.
Eksik parçalara rağmen, uzunluğu yaklaşık 85 cm kadardır.A hiányzó darabok ellenére 85 centiméter hosszú.
Rıhtım eksikliği, ordunun ve askeri ekipmanlarının boşaltılmasını zorlaştırdı.A mólók hiánya megnehezítette a csapatok partraszállását és a katonai felszerelés kipakolását.
APG II 457 familya olarak gruplandırma yapmış olup, bu APG Sisteminden 5 familya eksiktir.Az APG II 457 családot ír le, 5-tel kevesebbet az APG rendszernél.
Yalnızlık arkadaş eksikliğinden veya başkalarıyla birlikte olma arzusundan daha da öteye giden bir duygudur.A magányosság több, mint puszta vágy a társaságra vagy egy másik személyre.
Bu iki baz birbirine çok benzer, timinin 5' konumundaki metil grubu urasilde eksiktir.E két bázis azonos, kivéve az uracil hiányzó 5' metil csoportját.
Eksiksizlik Gödel'in Eksiklik TeoremiEbből a szempontból Gödel elmélete igencsak hiányos.
Bazı kısımları eksiktir.Pontszemeik hiányoznak.
Bu bir eksik listedir.A lista még hiányos.
Fotoelektrik teorisinin eksiksiz bir tanımı kuantum mekaniğinin olgunlaşmasından sonra gerçekleşmiştir.A fényelektromos jelenségről teljes képet csak a kvantummechanika kidolgozása után kaptunk.
Bunu yapmanın nedenlerinden biri, soğutma eksikliği idi.Az egyik omlást a fagy okozta.
Afrika zengin fosil kayıtlarına sahiptir, ancak dağınık ve eksiktirler.Ez a kontinens gazdag, de foltos és hiányos fosszilis rekorddal rendelkezik.
İskorbüt, C vitamini (askorbik asit) eksikliği nedeniyle ortaya çıkan bir hastalık.A skorbut a C-vitamin hiánya miatt kialakuló súlyos táplálkozási betegség.
Hep bir şeyler eksik sanki!"Valami csak megmarad belőle!"
Eksik Parça Yayınları.Hiányzó fejezetek.
Şiire ilişkin herhangi bir fikir eksikliği olmayıp harika resimler yapardı.A mű nem mentes sem a kitalált történetektől, sem a költői túlzásoktól.
Bu eksikliği gidermek maksadıyla 21 Mayıs 1904 tarihinde Paris'te FIFA kurulmuştur.Jelen volt a FIFA 1904. május 21-én Párizsban történt megalapításánál.
Bu keşifle birlikte periyodik tabloda bir gaz sınıfının tamamen eksik olduğunu fark ettiler.Ezzel a felfedezéssel rájöttek, hogy egy teljes csoport hiányzott a periódusos rendszerből.
Bu noktada ‘olmak’taki eksiklik ‘sahip olmak’la ilişkili olarak cinsel bir boyut kazanacaktır.Úgy érzik, hogy hiba van ahhoz képest, amilyennek lennie „kellene.”
Eksikliğinde depresif, yorgun, sıkılgan bir ruh hali görülür.Depresszió vagy unalom miatti evés.
Ordunun eksiklikleri giderildi.Leszerelt a katonaságtól.
Perspektif eksikliği.Későújkori kilátások.
Köy ahalisinin mutfağından et eksik olmaz.A csigatészta nem hiányozhatott az alföldi lakodalmak étrendjéből.
Hertz ilk kez eksiksiz olarak 1887'de yayımlamıştır.Ebers először 1873-ban tette közzé.
Yaz mevsimi esnasında yağmur eksik olmaz.A nyáron van az esős évszak.
Rüyalarında para, içki ve kadın eksik olmaz.Fizetség gyanánt pénzt, ételmaradékokat és alkoholt kapott.
İki tarafın da belli başlı eksikleri vardır.Mindkét eszköz bizonyos pontatlansággal bír.
Ekivalentlik "eksik baskınlık" olarak da bilinir.Szerintük a „gonosz” nem más, mint egy kibillent egyensúly.
55. kitap oldukça eksiktir.45. o. Munkás gyászinduló.
Diz üstü bilgisayarını çantasından eksik etmez.A szerelvény poggyászkocsit nem továbbít.
Bu yüzden adam eksikliği vardı.Csak egyvalaki hiányzott.
Fakat eksik teşebbüs indirimi nedeniyle 20 yıl hapis cezasına çevrildi.A szökési kísérletek miatt azonban a büntetését húsz évre súlyosbították.
Empati gösteriminin eksikliği büyük ihtimalle Asperger sendromunun en önemli fonksiyon bozukluğudur.Az empátia az Asperger-szindróma leginkább sérült területe lehet.
Bu kişilerde ilgi eksikliği ve sosyal beceri bozukluğu sorunları gözleniyor."Ezek összessége társadalmi és gazdasági károkkal jár.”
Bu iddiası temelde doğru olmakla birlikte eksikti.Tény, hogy a legtöbb esetben ez a vád igaz volt.
Kanalizasyon şebekesi bazı eksiklere rağmen 2007 yılında devreye girmiştir.Debütálása mégis inkább a Láthatatlannal sikerült, 2007-ben.
Atomun gezegen modelinde iki önemli eksiklik vardı.Rutherford atommodelljének két nagy hiányossága volt.
Hazırlık eksikliğinden sınavda başarısız oldu.A hiányos felkészülés miatt nem ment át a vizsgán.
1980'de János Kornai'nin Hiány (eksiklik) adlı kitabı yayınlandı.1980-ban megjelenik Kornai János Hiány című könyve.
7. Tümen eksik kadroludur.D 7. Taas tyttö kadoksissa!
Düzeni hızla sağlamak kesinlikle adaletin eksik kalmasına sebebiyet verecektir.Tärkeää on vain se, olisiko pakeneminen oikeudenmukaista.
Vakaların %7’sinin sebebinin, egzersiz eksikliği olduğu düşünülmektedir.Esko Valtaoja: Seitsemän prosenttia, eli miksi tutkija ei usko.
Böyle olmakla birlikte listede eksiklikler bulunmaktadır.Listassa on jotain puutteita.
Beriberi tiyamin (B1 vitamini) eksikliğine bağlı bir sinir sistemi hastalığıdır.Beriberi on B1-vitamiinin eli tiamiinin puutoksesta johtuva hermostosairaus.
Randolph konuştukça eksik parçalar bir bir tamamlandı.Theofrastoksen mukaan osa teoksesta oli keskeneräinen, osa taas sekavasti kirjoitettu.
Köy ahalisinin mutfağından et eksik olmaz.Seudulla löytää Hunain maakuntakeittiön ruokaa.
55. kitap oldukça eksiktir.54–55. Tämä kirjaan liittyvä artikkeli on tynkä.
Büyük bir talep eksikliği yaşanıyordu çünkü insanların satın alma gücü çok düşmüştü.Tämä herätti monissa tyytymättömyyttä, sillä ihmiset olivat kyllästyneet sotimiseen.
Eksik demektir.Läsnäolon ikävä.
Fakat yağış eksikliği ve ters arazi koşullarına rağmen tarım gelişmiştir.Taloudellisista vaikeuksista ja maanjakojärjestelmän romahtamisesta huolimatta vauraus kasvoi.
Hipodonti, bir ya da daha fazla sayıda diş gelişimi eksikliğidir.Hammassilta eli silta on yhden tai useamman puuttuvan hampaan korvike.
Sandalyelerin sayısı oyuncuların sayısından her zaman bir eksiktir.Tuoleja tulee olla koko ajan yksi vähemmän kuin leikkiin osallistuvia.
Muhtemelen İmparatorluk'un batı sınırlarında bir şeylerin eksikliğini hissetmişti.Tappio merkitsi valtakunnan länsiosien menetystä.
Fakat öğrenci yetersizliği ve öğretmen eksikliğinden faal değildir.Suunnitelman toteutumista haittaa opettajien ja varojen puute.
Birlikte doğaçlama çalmaya başladılar fakat bas gitarist ve davulcuları eksikti.Yhtye oli perustettu, mutta siitä puuttuivat rumpali ja kitaristi.
Güneşle temas fazla yoksa D vitamini eksikliği oluşur.Pitkien työpäivien vuoksi he eivät nähneet aurinkoa ja kärsivät D-vitamiinin puutteesta.
Ülkede yaşayan insanların sayısı beş milyon civarındadır ve işgücü eksikliği çekmektedir.Asukkaita oli vajaat viisi miljoonaa ja työttömyys oli varsin vähäistä.
Kesme ve koparma dişleri eksiktir.Kyynelkuopat ja sorkkarauhaset puuttuvat.
Uygulayıcılar kurumlarla ilgili eksik, çarpıtılmış ve yarı doğru bilgileri yayabilmektedir.Jäseniä saatetaan värvätä väärien tietojen ja puolitotuuksien avulla.

İlgili Sayfalar