Eksikliğinde depresif, yorgun, sıkılgan bir ruh hali görülür.Depresszió vagy unalom miatti evés.
Ordunun eksiklikleri giderildi.Leszerelt a katonaságtól.
Perspektif eksikliği.Későújkori kilátások.
Köy ahalisinin mutfağından et eksik olmaz.A csigatészta nem hiányozhatott az alföldi lakodalmak étrendjéből.
Hertz ilk kez eksiksiz olarak 1887'de yayımlamıştır.Ebers először 1873-ban tette közzé.
Yaz mevsimi esnasında yağmur eksik olmaz.A nyáron van az esős évszak.
Rüyalarında para, içki ve kadın eksik olmaz.Fizetség gyanánt pénzt, ételmaradékokat és alkoholt kapott.
İki tarafın da belli başlı eksikleri vardır.Mindkét eszköz bizonyos pontatlansággal bír.
55. kitap oldukça eksiktir.45. o. Munkás gyászinduló.
Diz üstü bilgisayarını çantasından eksik etmez.A szerelvény poggyászkocsit nem továbbít.
Bu yüzden adam eksikliği vardı.Csak egyvalaki hiányzott.
Fakat eksik teşebbüs indirimi nedeniyle 20 yıl hapis cezasına çevrildi.A szökési kísérletek miatt azonban a büntetését húsz évre súlyosbították.
Empati gösteriminin eksikliği büyük ihtimalle Asperger sendromunun en önemli fonksiyon bozukluğudur.Az empátia az Asperger-szindróma leginkább sérült területe lehet.
Bu kişilerde ilgi eksikliği ve sosyal beceri bozukluğu sorunları gözleniyor."Ezek összessége társadalmi és gazdasági károkkal jár.”
Bu iddiası temelde doğru olmakla birlikte eksikti.Tény, hogy a legtöbb esetben ez a vád igaz volt.
Kanalizasyon şebekesi bazı eksiklere rağmen 2007 yılında devreye girmiştir.Debütálása mégis inkább a Láthatatlannal sikerült, 2007-ben.
Atomun gezegen modelinde iki önemli eksiklik vardı.Rutherford atommodelljének két nagy hiányossága volt.
Hazırlık eksikliğinden sınavda başarısız oldu.A hiányos felkészülés miatt nem ment át a vizsgán.
7. Tümen eksik kadroludur.D 7. Taas tyttö kadoksissa!
Düzeni hızla sağlamak kesinlikle adaletin eksik kalmasına sebebiyet verecektir.Tärkeää on vain se, olisiko pakeneminen oikeudenmukaista.
Vakaların %7’sinin sebebinin, egzersiz eksikliği olduğu düşünülmektedir.Esko Valtaoja: Seitsemän prosenttia, eli miksi tutkija ei usko.
Böyle olmakla birlikte listede eksiklikler bulunmaktadır.Listassa on jotain puutteita.
Beriberi tiyamin (B1 vitamini) eksikliğine bağlı bir sinir sistemi hastalığıdır.Beriberi on B1-vitamiinin eli tiamiinin puutoksesta johtuva hermostosairaus.
Randolph konuştukça eksik parçalar bir bir tamamlandı.Theofrastoksen mukaan osa teoksesta oli keskeneräinen, osa taas sekavasti kirjoitettu.
Köy ahalisinin mutfağından et eksik olmaz.Seudulla löytää Hunain maakuntakeittiön ruokaa.
55. kitap oldukça eksiktir.54–55. Tämä kirjaan liittyvä artikkeli on tynkä.
Büyük bir talep eksikliği yaşanıyordu çünkü insanların satın alma gücü çok düşmüştü.Tämä herätti monissa tyytymättömyyttä, sillä ihmiset olivat kyllästyneet sotimiseen.
Eksik demektir.Läsnäolon ikävä.
Fakat yağış eksikliği ve ters arazi koşullarına rağmen tarım gelişmiştir.Taloudellisista vaikeuksista ja maanjakojärjestelmän romahtamisesta huolimatta vauraus kasvoi.
Hipodonti, bir ya da daha fazla sayıda diş gelişimi eksikliğidir.Hammassilta eli silta on yhden tai useamman puuttuvan hampaan korvike.
Sandalyelerin sayısı oyuncuların sayısından her zaman bir eksiktir.Tuoleja tulee olla koko ajan yksi vähemmän kuin leikkiin osallistuvia.
Muhtemelen İmparatorluk'un batı sınırlarında bir şeylerin eksikliğini hissetmişti.Tappio merkitsi valtakunnan länsiosien menetystä.
Fakat öğrenci yetersizliği ve öğretmen eksikliğinden faal değildir.Suunnitelman toteutumista haittaa opettajien ja varojen puute.
Birlikte doğaçlama çalmaya başladılar fakat bas gitarist ve davulcuları eksikti.Yhtye oli perustettu, mutta siitä puuttuivat rumpali ja kitaristi.
Güneşle temas fazla yoksa D vitamini eksikliği oluşur.Pitkien työpäivien vuoksi he eivät nähneet aurinkoa ja kärsivät D-vitamiinin puutteesta.
Ülkede yaşayan insanların sayısı beş milyon civarındadır ve işgücü eksikliği çekmektedir.Asukkaita oli vajaat viisi miljoonaa ja työttömyys oli varsin vähäistä.
Kesme ve koparma dişleri eksiktir.Kyynelkuopat ja sorkkarauhaset puuttuvat.
Uygulayıcılar kurumlarla ilgili eksik, çarpıtılmış ve yarı doğru bilgileri yayabilmektedir.Jäseniä saatetaan värvätä väärien tietojen ja puolitotuuksien avulla.
Şiire ilişkin herhangi bir fikir eksikliği olmayıp harika resimler yapardı.Smenassa ei ollut mitään niistä ominaisuuksista, joita tarvitaan hyvän kuvan ottamiseen.
D vitamini eksikliğinin de Sibirya histerisi’ne neden olduğu düşünülmektedir.D-vitamiinin puutos saattaa altistaa skitsofrenialle.
Bazı kısımları eksiktir.Puuttuvat osat on rekonstruoitu.
Eksik Parça Yayınları.Lehtiruusuke puuttuu.
Ordunun eksiklikleri giderildi.Aiemmasta osastosta puuttuivat Hr.
Ancak güneş saatinin bir eksikliği vardı.Vain kellotorni oli korjauskelpoinen.
Altı bölümden oluşur: Parça 1 (1-8 bölümler) günümüze eksik ulaşmıştır, başlangıcı kayıptır.Teksti on säilynyt nykyaikaan vain osittain; sen alkuosa puuttuu ja puhe tuntuu myös päättyvän kesken.
Çünkü sefer boyunca ordu, sıcak ve su eksikliğinden dolayı hırpalanmıştır.Vuosi toisensa jälkeen sen armeijat joutuivat vetäytymään puutteellisen huollon ja kulkutautien vuoksi.
Ruh bedende eksik olan şeydir, yani beden kendini imleyici bir eksik olarak sunar.Sen sijaan tulee syödä mitä tahansa, mikä tekee ruumiin haluttomaksi lemmentoimiin.
İki tarafın da belli başlı eksikleri vardır.Kummallakin on omat erilaiset heikkoutensa.
Çoğu akıllı telefonun bağlantı özellikleri eksiksizdir.Useimmat vedostusmenetelmät ovat epäsuoria.
Bu taş her eksik taşın yerine kullanılabilmektedir.Näin syvällä olevaa kiveä ei voida hyödyntää taloudellisesti.
Oyunun eksik yanı, sadece XBOX 360 için çıkmış olmasıdır.Peli on julkaistu vain Xbox 360:lle.
Benim çantalardan biri eksik.Yksi laukuistani puuttuu
Çinko EksikliğiSinkin Puute
Modern araştırma, büyük parçaların eksik olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu göstermiştir.Σύγχρονοι ερευνητές έχουν αποδείξει ότι είναι πιθανόν να λείπουν μεγάλα κομμάτια.
Erişim tarihi: 2010-04-30. Yazar |ad1= eksik |soyadı1= (yardım) ^ Wout Broekema (April 2015).Ανακτήθηκε στις 2010-04-30. |first1= missing |last1= in Authors list (βοήθεια) Wout Broekema (April 2015).
100 den fazla iskelet fosili bulunmuştur ve bazıları neredeyse eksiksizdir.Έχουν βρεθεί πάνω από 100 σκελετοί, ενώ κάποιοι είναι ολοκληρωμένοι.
Benzeri bir veri eksikliği ısıtılmış nemli hava kullanımı için de geçerlidir.Υπάρχει παρόμοια έλλειψη δεδομένων για τη χρήση του θερμαινόμενου υγρού αέρα.
Hep bir şeyler eksik sanki!""Πάντα κάτι μένει".
Otelde, Selena eksik finansal kâğıtlar talep etti.Όταν επέστρεψαν στο ξενοδοχείο η Σελίνα απαίτησε ξανά τα οικονομικά αυτά αρχεία.
Enfeksiyon riski, bağışıklık eksikliği ve nispeten düşük hijyen nedeniyle dolayı çocuklarda daha yüksektir.Ο κίνδυνος μόλυνσης είναι υψηλότερος στα παιδιά λόγω της έλλειψης ανοσίας και τη σχετικά ανεπαρκή υγιεινή.