ISBN 1416047107. Yazar |ad1= eksik |soyadı1= (yardım) Cunha, edited by Burke A. (2010).ISBN 1416047107. |first1= lipsă |last1= în Authors list (ajutor) Cunha, edited by Burke A. (2010).
Atomun gezegen modelinde iki önemli eksiklik vardı.Modelul planetar al atomului a avut două deficiențe semnificative.
Benzeri bir veri eksikliği ısıtılmış nemli hava kullanımı için de geçerlidir.O situație similară există și pentru utilizarea aerului umidificat încălzit.
Uyku eksikliği de tip 2 diyabetle ilişkilendirilmiştir.Lipsa somnului a fost legată de diabetul de tip 2.
Bu liste eksiktir, genişleterek yardımcı olabilirsiniz.Această listă este incompletă; puteți ajuta la extinderea ei.
Thomas, Himmler'in otopsi kayıtlarının detaylı bir şekilde eksiksiz raporuna ulaştı.Thomas a avut acces la datele privind autopsia lui Himmler.
Bu eksikliği dişi koala 12 ay boyunca süt vererek kapatır.Femela compensează dând lapte timp de 12 luni.
Bir cıvata takılmadığında, renk farklılığından eksikliği göze batar.Compensându-le pentru o culoare, o altă culoare va fi deranjată.
Yılmaz Taner) (2017) Bu liste eksiktir, genişleterek yardımcı olabilirsiniz.Accesat în 16 octombrie 2017. Aceasta este o listă incompletă, puteți ajuta prin dezvoltarea ei.
Testosteron eksikliği de tip 2 diyabet ile bağlantılıdır.De asemenea, deficiența de testosteron este asociată cu diabetul de tip 2.
"Lacrimosa"'nın son bölümü sekiz Taktik sonra kesilmişti ve eksik kalmıştı.Ultima parte a acestei secvențe, Lacrimosa, se întrerupe după primele opt măsuri.
Bu kuşatmanın Emevilerin tedarik eksikliği yüzünden sona erdirilmesi.El s-a întors acasă, datorită lipsei de provizii.
İstihdam eksikliğinin yanı sıra toplumsal huzursuzluk ve endemik savaş getirdi.Depopularea a fost însoțitǎ de tulburări sociale și de război endemice.
Vakaların %7’sinin sebebinin, egzersiz eksikliği olduğu düşünülmektedir.Se crede că lipsa exercițiului fizic stă la baza a 7% din cazuri.
Mutluluk, tüm özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan doğan kıvanç durumudur.Fericirea ar trebui să fie ceva care le cuprinde pe toate în mod nedespărțit.
1990. Eksik ya da boş |başlık= (yardım)1990. Lipsește sau este vid: |title= (ajutor)
Heterokromi melanin (pigment) fazlalığı ya da eksikliği sonucudur.Heterocromia este rezultatul excesului sau carenței relative a unui pigment, numit melanină.
100 den fazla iskelet fosili bulunmuştur ve bazıları neredeyse eksiksizdir.140 de cusături au fost necesare și cicatricile mai sunt încă vizibile.
Askerliğini sekiz gün eksik yaptığı gerekçesiyle 2,5 aylık hapis cezasına çarptırıldı.A executat doi ani și opt luni din pedeapsa de cinci ani de închisoare pentru abuz în serviciu.
Diğerleri, Roma generalleri arasındaki koordinasyon eksikliğine dikkat çeker.Activează în cadrul influentei Ligi pentru Unitatea Culturală a tuturor Românilor.
Bunlar sırayla elektron fazlalığına ve eksikliği anlamına gelmektedir.Acestea se referă la exces sau insuficiență de electroni.
Sosyal veya meslekî işleyişte rahatsızlık ya da eksiklik oluşturur.Este șomajul voluntar sau involuntar?
Eksik demektir.Cel care lipsește.
Türkçe çeviride de bu bölümler eksik olabilirler.În japoneza vorbită o parte din aceste particule se pot omite.
Hükümlülerin yaklaşık %60'ı doğrudan inceleme prosedürünü eksiksiz atlatmaktadır.Peste 60% din pedepsele date de judecători sunt condamnări cu suspendare.
Hanna, eğitim eksikliğine rağmen sonradan şirketin mürekkep and boya bölümü başkanı oldu.Deși nu avea pregătire în domeniu, Hanna a devenit în scurt timp șeful secției „Desen și culoare”.
Carly tatlı ama bazen de saf olabiliyor, insanlara eksiksiz inanıyor.Cuticula este uscată, netedă, dar poate deveni ușor încrețită la bătrânețe.
Bazı kısımları eksiktir.Unele dintre aceste caracteristici pot lipsi.
Her zaman bir akvaryumdadır ve boynundan düdüğünü eksik etmez.Coloritul ei este în permanență alb, necolorându-se la contact cu aerul.
En sonunda bu eksiklikleri giderebilmek amacıyla 1933 Darülfünun devrimi yapılmıştır.În 1938 s-a anunțat începerea demolărilor în vederea deschiderii acestui ax.
Giden sunucu bilgilerin Mail-den eksik olabilme bir sorunu giderir.Această etapă permite găsirea cifrelor lipsă.
Yine eksik olan bir nüshası da Beyazıt Devlet Kütüphanesi'nde kayıtlıdır.Un alt exemplu al uneia din aceste descrieri este cel al unui cititor întâlnit la Staatsbibliothek.
Bunlara ek olarak SM'in temel birçok eksik tarafı vardır.IRM are însă mai multe dezavantaje.
Bu dezavantaj yakınlarda bir gözlemevinin olmamasının verdiği büyük eksikliktir.Aceste tablouri atât de frumoase ne fac să regretăm absența atât de lungă.
Demir eksikliği anemisi dünya üzerinde en sık görülen anemi nedenidir.Deficiența de fier este cea mai răspândită deficiență din întreaga lume.
Ayasofya nüshasının sonu eksiktir.Sfârșitul criciadei a III-a îl dezamăgise.
Çinko EksikliğiDeficiență de zinc
11 yaşında kendisine büyüme hormonu eksikliği teşhisi konuldu.11 éves korában növekedésihormon-hiányt diagnosztizáltak nála.
Gödel'in eksiklik kuramı).Gödel teljességi tétele).
Yüzden bir eksik.Egy hiányzik.
Abelisaurus’un bilinen tek kafatası fosili, özellikle sağ tarafı olmak üzere, eksiktir.Az egyetlen ismert fosszilizálódott Abelisaurus koponya hiányos, főként a jobb oldalán.
Eksik olabilir.Hiányozhat is.
Eksik parçalara rağmen, uzunluğu yaklaşık 85 cm kadardır.A hiányzó darabok ellenére 85 centiméter hosszú.
Rıhtım eksikliği, ordunun ve askeri ekipmanlarının boşaltılmasını zorlaştırdı.A mólók hiánya megnehezítette a csapatok partraszállását és a katonai felszerelés kipakolását.
APG II 457 familya olarak gruplandırma yapmış olup, bu APG Sisteminden 5 familya eksiktir.Az APG II 457 családot ír le, 5-tel kevesebbet az APG rendszernél.
Yalnızlık arkadaş eksikliğinden veya başkalarıyla birlikte olma arzusundan daha da öteye giden bir duygudur.A magányosság több, mint puszta vágy a társaságra vagy egy másik személyre.
Bu iki baz birbirine çok benzer, timinin 5' konumundaki metil grubu urasilde eksiktir.E két bázis azonos, kivéve az uracil hiányzó 5' metil csoportját.
Eksiksizlik Gödel'in Eksiklik TeoremiEbből a szempontból Gödel elmélete igencsak hiányos.
Bazı kısımları eksiktir.Pontszemeik hiányoznak.
Bu bir eksik listedir.A lista még hiányos.
Fotoelektrik teorisinin eksiksiz bir tanımı kuantum mekaniğinin olgunlaşmasından sonra gerçekleşmiştir.A fényelektromos jelenségről teljes képet csak a kvantummechanika kidolgozása után kaptunk.
Bunu yapmanın nedenlerinden biri, soğutma eksikliği idi.Az egyik omlást a fagy okozta.
Afrika zengin fosil kayıtlarına sahiptir, ancak dağınık ve eksiktirler.Ez a kontinens gazdag, de foltos és hiányos fosszilis rekorddal rendelkezik.
İskorbüt, C vitamini (askorbik asit) eksikliği nedeniyle ortaya çıkan bir hastalık.A skorbut a C-vitamin hiánya miatt kialakuló súlyos táplálkozási betegség.
Hep bir şeyler eksik sanki!"Valami csak megmarad belőle!"
Eksik Parça Yayınları.Hiányzó fejezetek.
Şiire ilişkin herhangi bir fikir eksikliği olmayıp harika resimler yapardı.A mű nem mentes sem a kitalált történetektől, sem a költői túlzásoktól.
Bu eksikliği gidermek maksadıyla 21 Mayıs 1904 tarihinde Paris'te FIFA kurulmuştur.Jelen volt a FIFA 1904. május 21-én Párizsban történt megalapításánál.
Bu keşifle birlikte periyodik tabloda bir gaz sınıfının tamamen eksik olduğunu fark ettiler.Ezzel a felfedezéssel rájöttek, hogy egy teljes csoport hiányzott a periódusos rendszerből.
Bu noktada ‘olmak’taki eksiklik ‘sahip olmak’la ilişkili olarak cinsel bir boyut kazanacaktır.Úgy érzik, hogy hiba van ahhoz képest, amilyennek lennie „kellene.”