eksik ile cümle

eksik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Vakaların %7’sinin sebebinin, egzersiz eksikliği olduğu düşünülmektedir.Nedostatek cvičení je považován za příčinu 7 % případů onemocnění.
Ve ninenin eksik olan parmağının arkasındaki sır nedir?Která ruka má palec nahoře?
Eksiksiz olarak da yayınlandı.Hojně také publikoval.
Sanatçı, adeta tabiatın eksik bıraktığı şeyleri tamamlar.Umělec chce zachytit podstatu zobraozvaného s opomenutím zbytečných detailů.
Birbirlerinden habersiz, başkalarıyla olsalar da hep bir eksiklik hissederler.Když budou myslet na ostatní - bude ho pořád dost.
Tek eksik C ile A arasındaki son konuşmaydı.Posledním typem rozhovoru, který M.
(10 saniye eksik ya da fazla olabilir).(Údaje z válečného období nejsou k dispozici nebo jsou mnohem menší).
Konuyla ilgili uzmanlar, taslağa şüpheyle baktılar ve birçok eksikliği olduğunu düşündüler.O tom ale vyšetřovatelé pochybovali a uvažovali o vadné výhybce.
Eksikliğine rastlanmaz.Manko musíme dohnat.
Düğünlerde ise düğünden birkaç gün önce eksik giderme (biçim) yapılır.Velkým svátkem je i svatba (gamos), kde se slaví několik dní.
Fotoelektrik teorisinin eksiksiz bir tanımı kuantum mekaniğinin olgunlaşmasından sonra gerçekleşmiştir.Fotoelektrický jev mohl být úplně vysvětlený až po dozrání kvantové mechaniky.
Kaçınılmaz eksikliklerine rağmen bu girişim büyük oranda başarılı olmuştur.I přes drobné nedostatky při vlastní akci byl tento úkol úspěšně splněn.
Eksik olabilir.A bude po nedostatku.
Otelde, Selena eksik finansal kâğıtlar talep etti.La hotel, Selena a cerut hârtiile care lipseau.
Kredi eksikliği, eski devlet tarım arazilerini satma çabalarını engellemektedir.Lipsa de credit împiedică vânzarea fostelor terenuri agricole de stat.
Eğer varlıklar eksiksiz olsalardı onlar da Tanrı olurdu.Dacă ar fi fost doar oameni care cred în Dumnezeu, atunci n-ar conta.
Teçhizat ve malzeme eksikliği ve Meksika Hükümetinin beklenmeyen direnişi yüzünden Walker geri çekilir.Lipsa de provizii și rezistența guvernului mexican îl forțează însă pe Walker să se retragă.
Yüzden bir eksik.Dar ceva lipsea.
ISBN 1416047107. Yazar |ad1= eksik |soyadı1= (yardım) Cunha, edited by Burke A. (2010).ISBN 1416047107. |first1= lipsă |last1= în Authors list (ajutor) Cunha, edited by Burke A. (2010).
Atomun gezegen modelinde iki önemli eksiklik vardı.Modelul planetar al atomului a avut două deficiențe semnificative.
Benzeri bir veri eksikliği ısıtılmış nemli hava kullanımı için de geçerlidir.O situație similară există și pentru utilizarea aerului umidificat încălzit.
Uyku eksikliği de tip 2 diyabetle ilişkilendirilmiştir.Lipsa somnului a fost legată de diabetul de tip 2.
Bu liste eksiktir, genişleterek yardımcı olabilirsiniz.Această listă este incompletă; puteți ajuta la extinderea ei.
Thomas, Himmler'in otopsi kayıtlarının detaylı bir şekilde eksiksiz raporuna ulaştı.Thomas a avut acces la datele privind autopsia lui Himmler.
Bu eksikliği dişi koala 12 ay boyunca süt vererek kapatır.Femela compensează dând lapte timp de 12 luni.
Bir cıvata takılmadığında, renk farklılığından eksikliği göze batar.Compensându-le pentru o culoare, o altă culoare va fi deranjată.
Yılmaz Taner) (2017) Bu liste eksiktir, genişleterek yardımcı olabilirsiniz.Accesat în 16 octombrie 2017. Aceasta este o listă incompletă, puteți ajuta prin dezvoltarea ei.
Testosteron eksikliği de tip 2 diyabet ile bağlantılıdır.De asemenea, deficiența de testosteron este asociată cu diabetul de tip 2.
"Lacrimosa"'nın son bölümü sekiz Taktik sonra kesilmişti ve eksik kalmıştı.Ultima parte a acestei secvențe, Lacrimosa, se întrerupe după primele opt măsuri.
Bu kuşatmanın Emevilerin tedarik eksikliği yüzünden sona erdirilmesi.El s-a întors acasă, datorită lipsei de provizii.
İstihdam eksikliğinin yanı sıra toplumsal huzursuzluk ve endemik savaş getirdi.Depopularea a fost însoțitǎ de tulburări sociale și de război endemice.
Vakaların %7’sinin sebebinin, egzersiz eksikliği olduğu düşünülmektedir.Se crede că lipsa exercițiului fizic stă la baza a 7% din cazuri.
Beraat kararı Yargıtay tarafından "eksik soruşturma" gerekçesi ile bozuldu.S-a pronunțat decizia de a se judeca cu ușile închise „întârziat”.
Mutluluk, tüm özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan doğan kıvanç durumudur.Fericirea ar trebui să fie ceva care le cuprinde pe toate în mod nedespărțit.
1990. Eksik ya da boş |başlık= (yardım)1990. Lipsește sau este vid: |title= (ajutor)
Heterokromi melanin (pigment) fazlalığı ya da eksikliği sonucudur.Heterocromia este rezultatul excesului sau carenței relative a unui pigment, numit melanină.
Not:Eksik R-numaraları silinmiş ya da diğer ibarelerin yerini almış ibareleri göstermektedir.Notă: Frazele R care lipsesc indică ori faptul că au fost eliminate, ori că au fost înlocuite de alte fraze.
100 den fazla iskelet fosili bulunmuştur ve bazıları neredeyse eksiksizdir.140 de cusături au fost necesare și cicatricile mai sunt încă vizibile.
Askerliğini sekiz gün eksik yaptığı gerekçesiyle 2,5 aylık hapis cezasına çarptırıldı.A executat doi ani și opt luni din pedeapsa de cinci ani de închisoare pentru abuz în serviciu.
Diğerleri, Roma generalleri arasındaki koordinasyon eksikliğine dikkat çeker.Activează în cadrul influentei Ligi pentru Unitatea Culturală a tuturor Românilor.
Bunlar sırayla elektron fazlalığına ve eksikliği anlamına gelmektedir.Acestea se referă la exces sau insuficiență de electroni.
Sosyal veya meslekî işleyişte rahatsızlık ya da eksiklik oluşturur.Este șomajul voluntar sau involuntar?
Eksik demektir.Cel care lipsește.
Türkçe çeviride de bu bölümler eksik olabilirler.În japoneza vorbită o parte din aceste particule se pot omite.
Hükümlülerin yaklaşık %60'ı doğrudan inceleme prosedürünü eksiksiz atlatmaktadır.Peste 60% din pedepsele date de judecători sunt condamnări cu suspendare.
Hanna, eğitim eksikliğine rağmen sonradan şirketin mürekkep and boya bölümü başkanı oldu.Deși nu avea pregătire în domeniu, Hanna a devenit în scurt timp șeful secției „Desen și culoare”.
Carly tatlı ama bazen de saf olabiliyor, insanlara eksiksiz inanıyor.Cuticula este uscată, netedă, dar poate deveni ușor încrețită la bătrânețe.
Bazı kısımları eksiktir.Unele dintre aceste caracteristici pot lipsi.
Her zaman bir akvaryumdadır ve boynundan düdüğünü eksik etmez.Coloritul ei este în permanență alb, necolorându-se la contact cu aerul.
En sonunda bu eksiklikleri giderebilmek amacıyla 1933 Darülfünun devrimi yapılmıştır.În 1938 s-a anunțat începerea demolărilor în vederea deschiderii acestui ax.
Giden sunucu bilgilerin Mail-den eksik olabilme bir sorunu giderir.Această etapă permite găsirea cifrelor lipsă.
Yine eksik olan bir nüshası da Be­yazıt Devlet Kütüphanesi'nde kayıtlıdır.Un alt exemplu al uneia din aceste descrieri este cel al unui cititor întâlnit la Staatsbibliothek.
Bunlara ek olarak SM'in temel birçok eksik tarafı vardır.IRM are însă mai multe dezavantaje.
Bu dezavantaj yakınlarda bir gözlemevinin olmamasının verdiği büyük eksikliktir.Aceste tablouri atât de frumoase ne fac să regretăm absența atât de lungă.
Demir eksikliği anemisi dünya üzerinde en sık görülen anemi nedenidir.Deficiența de fier este cea mai răspândită deficiență din întreaga lume.
Ayasofya nüshasının sonu eksiktir.Sfârșitul criciadei a III-a îl dezamăgise.
Çinko EksikliğiDeficiență de zinc
11 yaşında kendisine büyüme hormonu eksikliği teşhisi konuldu.11 éves korában növekedésihormon-hiányt diagnosztizáltak nála.
Gödel'in eksiklik kuramı).Gödel teljességi tétele).
Yüzden bir eksik.Egy hiányzik.

İlgili Sayfalar