Ana içeriğe geç
Sözlük

eksik ile cümle

eksik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Prototipte herhangi bir zamanda her an bir eksiklik olabilir.Процес може потерпіти невдачу в будь-який час.
Kesme ve koparma dişleri eksiktir.Це компенсує відсутність у них зубів.
Kanaat eksikliği çekerek, başarı için haklara sahip olduğunu belirtiyor.Виникає мета, і вона виправдовує засоби.
Yüzden bir eksik.Нам цього бракувало.
Enfeksiyon riski, bağışıklık eksikliği ve nispeten düşük hijyen nedeniyle dolayı çocuklarda daha yüksektir.Ризик інфікування вищий у дітей через їх слабкий імунітет та відносно погану гігієну.
Ancak yine de bu eksiklik eserin tarihsel açıdan önemini azaltmaz.Однак такий відхід від істини аж ніяк не зменшує цінності цього історичного джерела.
Tanrının sizi üzerimizden eksik etmemesi temenniyetini yad etmekteyim.І я молився Богу, і дякував Йому за те, що в нас — не так.
Bu su eksikliğinden dolayı Mısır halkına yetişecek yiyecek olmayacağı aşikardı.Прості українці не любили цей район через відсутність води.
Derste sarımsak eksik olmaz.Однак Сковорода навчання не скінчив.
Hızır da yanından eksik olmaz.Однак він не стійкий і швидко зникає.
Bazı kısımları eksiktir.Деякі секції можуть бути відсутніми.
Zehir bezleri eksik olduğundan bu örümcekler avlarını diri yerler.Як і всі павуки в грі, після своєї смерті залишає маленьких отруйних павучків.
Diğer önemli eksiklik kruvazör tankları çok küçük kalibreli silah taşımaktaydı.Інші японські крейсера випустили незначна кількість снарядів.
Ne eksik?Чого бракує?
Bu klavyenin birkaç tuşu eksik.На цій клавіатурі не вистачає кількох кнопок.
Ertesi sabah Yıldız Savaşları: Bölüm IV - Yeni Bir Umut filmi sinemada sahneler eksik olarak oynatılmıştır.Наступного ранку"Зоряні війни: Епізод IV" був зіграний із відсутніми сценами в кінотеатрі.
11 yaşında kendisine büyüme hormonu eksikliği teşhisi konuldu.V jedenácti mu byl diagnostikován nedostatek růstových hormonů.
Bu liste eksiktir, genişleterek yardımcı olabilirsiniz.Tento seznam je neúplný; můžete ho pomoci rozšířit.
55. kitap oldukça eksiktir.55. kniha se zachovala jen částečně.
Benzeri bir veri eksikliği ısıtılmış nemli hava kullanımı için de geçerlidir.Podobný nedostatek údajů existuje i pro případné využití ohřívaného zvlhčeného vzduchu.
Bazı kısımları eksiktir.Jednotlivé části mohou chybět.
Oradaki ırkçılığa ,fon ve ekipman eksikliğine rağmen bilimsel araştırmalarını önemsemiştir.Zde navzdory rasové diskriminaci a nedostatku vybavení prováděl svůj vědecký výzkum.
Hep bir şeyler eksik sanki!"Vždycky je tu část nejistoty."
Ayrıca teknik eleman ve altyapı eksikliği de bulunmaktadır.Kromě technických pracovníků byl také nedostatek řezníků.
Tiger'lar tasarım açısından bazı noktalarda önemli eksikliklere sahipti.Těžký tank Tiger měl v některých ohledech závažné nedostatky.
Eksikliği sonucu megaloblastik anemi meydana getirir.Nedostatek kyseliny listové způsobuje megaloblastickou anémii.
Testosteron eksikliği de tip 2 diyabet ile bağlantılıdır.S cukrovkou 2. typu může souviset i nedostatek testosteronu.
Derste sarımsak eksik olmaz.Rejstřík liturgických lekcí chybí.
Enfeksiyon riski, bağışıklık eksikliği ve nispeten düşük hijyen nedeniyle dolayı çocuklarda daha yüksektir.Riziko nákazy je vyšší u dětí, a to z důvodu nedostatečné imunity a relativně špatné hygieny.
Perspektif eksikliği.Možnost výhledu.
Ödünlemeye neden olan temel etken bireyde olan eksiklik ve yetersizliklerdir.Obojí se samo osobě blíží nezbytnému a nedostatečnému.
Bunu yapmanın nedenlerinden biri, soğutma eksikliği idi.Důvodem přestěhování byl patrně nedostatek vody.
İstihdam eksikliğinin yanı sıra toplumsal huzursuzluk ve endemik savaş getirdi.Opět přišel mír a s ním i nudný měšťanský život.
Güneşle temas fazla yoksa D vitamini eksikliği oluşur.Lidé, kteří nemají přístup ke slunci, potřebují vitamín D doplňovat.
Bu bir eksik listedir.Toto je nekompletní seznam.
Dizinin başlarında, tıbbı bilgi, tecrübe, ilaç ve malzeme eksikliği yüzünden biraz sıkıntı çekmiştir.Na začátku seriálu je ohromena nedostatkem zdravotnických znalostí, zkušeností, léků a zásob na palubě lodi.
Yazıtların birçoğu kırık, eksik ya da zedelenmiş olarak ele geçer.Části některých textů obsahují slova jako nevím, zničeno či setřeno.
Fakat bunlar da eksik uygulandı.Ale ani ten nebyl dodržen.
Bunun sebebi, dünyanın doğru bir lider ulusun eksikliğini çekmesidir.Jako důvod uvedla úřadující světová jednička ztrátu motivace.
Bütünleme, eksik bir şeyi tam hale getirme demektir.Mít pravdu neznamená vystihnout věc dokonale.
Leprikon altınlarını saydığında 1 tane eksik olduğunu görür.Je zřetelně vidět, že mu chybí jedna raketa.
30 yıla yakın bir süredir Kyokushinkai stili karate çalışmalarını eksiksiz sürdürmektedir.Od 5 let Karlsson pravidelně sleduje zápasy Arsenalu.
Vakaların %7’sinin sebebinin, egzersiz eksikliği olduğu düşünülmektedir.Nedostatek cvičení je považován za příčinu 7 % případů onemocnění.
Ve ninenin eksik olan parmağının arkasındaki sır nedir?Která ruka má palec nahoře?
Eksiksiz olarak da yayınlandı.Hojně také publikoval.
Sanatçı, adeta tabiatın eksik bıraktığı şeyleri tamamlar.Umělec chce zachytit podstatu zobraozvaného s opomenutím zbytečných detailů.
Birbirlerinden habersiz, başkalarıyla olsalar da hep bir eksiklik hissederler.Když budou myslet na ostatní - bude ho pořád dost.
Tek eksik C ile A arasındaki son konuşmaydı.Posledním typem rozhovoru, který M.
(10 saniye eksik ya da fazla olabilir).(Údaje z válečného období nejsou k dispozici nebo jsou mnohem menší).
Konuyla ilgili uzmanlar, taslağa şüpheyle baktılar ve birçok eksikliği olduğunu düşündüler.O tom ale vyšetřovatelé pochybovali a uvažovali o vadné výhybce.
Eksikliğine rastlanmaz.Manko musíme dohnat.
Düğünlerde ise düğünden birkaç gün önce eksik giderme (biçim) yapılır.Velkým svátkem je i svatba (gamos), kde se slaví několik dní.
Fotoelektrik teorisinin eksiksiz bir tanımı kuantum mekaniğinin olgunlaşmasından sonra gerçekleşmiştir.Fotoelektrický jev mohl být úplně vysvětlený až po dozrání kvantové mechaniky.
Kaçınılmaz eksikliklerine rağmen bu girişim büyük oranda başarılı olmuştur.I přes drobné nedostatky při vlastní akci byl tento úkol úspěšně splněn.
Eksik olabilir.A bude po nedostatku.
Otelde, Selena eksik finansal kâğıtlar talep etti.La hotel, Selena a cerut hârtiile care lipseau.
Kredi eksikliği, eski devlet tarım arazilerini satma çabalarını engellemektedir.Lipsa de credit împiedică vânzarea fostelor terenuri agricole de stat.
Eğer varlıklar eksiksiz olsalardı onlar da Tanrı olurdu.Dacă ar fi fost doar oameni care cred în Dumnezeu, atunci n-ar conta.
Teçhizat ve malzeme eksikliği ve Meksika Hükümetinin beklenmeyen direnişi yüzünden Walker geri çekilir.Lipsa de provizii și rezistența guvernului mexican îl forțează însă pe Walker să se retragă.
Yüzden bir eksik.Dar ceva lipsea.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
eksik ile cümle - Sayfa 30 - eksik kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App