eksik ile cümle
eksik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
"En önemli darboğaz güçlü kurum ve yöneticilerin eksikliğidir."Będą to więc rady wykonawcze, a nie rządzące."
Muhtemelen İmparatorluk'un batı sınırlarında bir şeylerin eksikliğini hissetmişti.Rozwiązania te występują tylko w Zachodniej części imperium.
Zamanaşımına uğramış bir borç, eksik borç haline gelir.Zaciągany jest w sytuacji chwilowego braku gotówki.
Ayrıca teknik eleman ve altyapı eksikliği de bulunmaktadır.Zdarzają się jednak błędy techniczne i niedomagania AI.
One Plus or Minus One Bir Eksik veya Bir Fazla.1 mSv lub mniejszym.
Oysa bunlarsız tiyatro eksik olurdu, yavan olurdu.Byłoby okropne, gdyby film okazał się słaby, byłby skazą.
Türkçe çeviride de bu bölümler eksik olabilirler.Jak w polskim, zaimki można pominąć.
TEKEL; terazide tartıldın ve eksik bulundun.TEKEL – zważono cię na wadze i okazałeś się zbyt lekki.
Bunu yapmanın nedenlerinden biri, soğutma eksikliği idi.Powodem była awaria układu chłodzenia.
11 yaşında kendisine büyüme hormonu eksikliği teşhisi konuldu.W wieku 11 lat zdiagnozowano u niego karłowatość przysadkową.
Çünkü sefer boyunca ordu, sıcak ve su eksikliğinden dolayı hırpalanmıştır.Całej armii dokuczał brak wody i gorąca temperatura.
Savaşa karşın 1941'de fuar hazırlıkları eksiksiz gerçekleşti.Po trzecie, wraz ze śmiercią Junga w 1961 do głosu zaczęły dochodzić tendencje uprzednio nie wyrażane.
Cumhuriyetten sonra da resmi olarak adı "Eksik köyü" olarak degişmiştir..Stąd właśnie wzięła się nazwa "Zapomniane Krainy".
Verilen bilgiler bazen onaylanmamış ve sorgulanabilir olabilir, kaynakları eksik olabilir.Dostępne informacje są niepotwierdzone i czasem sprzeczne.
L-Ksiluloz, L-ksiluloz redüktazındaki eksiklikten kaynaklanan pentozüri hastalarında idrarda birikir.L-Ksyluloza gromadzi się w moczu u pacjentów na pentosurię, z powodu niedoboru reduktazy L-ksylulozy.
Bunun sebebi uygulama desteği, standartlara uyumu ve eksiksiz olduğu içindir.Służy to poszanowaniu norm oraz przyzwyczaja do zwycięstw czy porażek.
Eksikliğine rastlanmaz.Ofert nie brakowało.
Hinduizm'in eksiklikleri benim için oldukça belirgindi.Wady hinduizmu nie uchodzą mojej uwadze.
Bu videonun eksik bölümüdür.Jag saknar den zonen...
Bu keşifle birlikte periyodik tabloda bir gaz sınıfının tamamen eksik olduğunu fark ettiler.Med denna upptäckt insåg man att en hel klass med gaser saknades i det periodiska systemet.
Bu liste eksiktir, genişleterek yardımcı olabilirsiniz.Den här listan är ofullständig, du kan hjälpa till genom att utöka den.
Testosteron eksikliği de tip 2 diyabet ile bağlantılıdır.Testosteronbrist förknippas också med typ 2-diabetes.
Saldívar motele döndü ve Selena eksik finansal kâğıtları tekrar istedi.De återvände till motellet och Selena krävde återigen att få tillbaka dokumenten.
Albüm ismi Fransızcada eksik olan, orada bulunmayan anlamına gelir.Alla albumen är på franska där ej annat nämns.
Benzeri bir veri eksikliği ısıtılmış nemli hava kullanımı için de geçerlidir.Av samma anledning saknas också uppgifter gällande användning av uppvärmd och fuktad luft.
Kıskançlık özgüven eksikliği ve yetersizlik duygusundan dolayı ortaya çıkmaktadır.Svartsjuka härrör till en känsla av otillräcklighet eller att känna sig utanför.
Bunlara ek olarak SM'in temel birçok eksik tarafı vardır.I vissa fall saknar de även helt MDMA.
Bu yüzden adam eksikliği vardı.Den saknade min vision.
Muhtemelen eksik olan eğitimini alıyordu.Han fick där en ganska anspråkslös utbildning.
Bu çatışma, malzeme eksikliği nedeniyle Kuşanların geri çekilmesiyle sonuçladı.Konflikten slutade med att kushanerna drog sig tillbaka på grund av brist på proviant.
Mesela bir vitamin olan tiaminin eksikliği sonucunda Wernicke-Korsakoff sendromu görülebilir.Ett exempel på en sådan skada går under namnet Wernicke-Korsakoffs syndrom.
Bilakis eksikliği sebebiyle kendisiyle alay edilir.För andra betydelser, se Gelî Spîndar.
Uyku eksikliği de tip 2 diyabetle ilişkilendirilmiştir.Sömnbrist har kopplats till typ 2-diabetes.
Eksik sayıdaki Fransızlar özellikle Kızılderililere bağımlıydı.Frankrike litade därför i mycket stor utsträckning på sina indianska förbundna.
Listede eksik isimler mevcuttur.Namnen på listan är inte offentliga.
Bazı kısımları eksiktir.Resterande saknas.
Eksiksiz bir mermer kopyası bugün Napoli Ulusal Arkeoloji Müzesi'nde bulunmaktadır.En romersk kopia av den ursprungliga statyn finns numera på Museo Archeologico Nazionale i italienska Neapel.
Eksik Parça Yayınları.Högblad saknas.
1990. Eksik ya da boş |başlık= (yardım)1980 – Stöd eller börda?
Ayrıca bazı kelimelerin harflerini de eksik olarak kullanırlar.De saknar förmodligen också samtalsämnen.
Phocylides'e göre, cisimler atomlardan ve atom eksikliğinden oluşur.Enligt Leukippos finns endast atomer och tomrum.
Derste sarımsak eksik olmaz.Arterna inom klassen saknar skal.
Kentin en eski tarihi hakkındaki bilgiler eksiktir.Om dessa har samband med den äldsta stadskyrkan är dock osäkert.
Sinyal sürecindeki eksik adımlar Robert F. Furchgott ve Louis J. Ignarro tarafından dolduruldu.Han delade priset med amerikanerna Robert F Furchgott och Louis J Ignarro.
Bazı eksiklikleri olsa da bu çeviri eserin en başarılı çevirisi olarak kabul edilir.Viss oenighet råder om hur beteckningen bäst översätts.
100 den fazla iskelet fosili bulunmuştur ve bazıları neredeyse eksiksizdir.Vidare hittades omkring 10 gram benfragment, alla mer eller mindre brända.
Eksik, yarım demektir.För andra betydelser, se Medio.
Ayasofya nüshasının sonu eksiktir.Här saknas meningen om hästceremonielet.
Buna göre gerçek çeviri, aktarılan cümlenin anlamını elden geldiğince eksiksiz biçimde vermekle olasıdır.Det är viktigt att översättningen blir så korrekt som möjligt.
Fakir ailelerde yokluğun verdiği eksiklik nedeniyle iç çatışmalar yaşanmaktadır.Deras känslor hade lidit avbräck på grund av avsaknaden av gemensamma barn.
55. kitap oldukça eksiktir.556 är ett defekt tal.
Ancak güneş saatinin bir eksikliği vardı.Ursprungligen hade uret bara timvisare.
Bu oyunda gözüken en eksiksiz listedir ve bütün Pokémon türlerini kapsar.Ett annat mål i spelet är att fånga alla Pokémon som finns, för att färdigställa sin Pokédex.
Negatif süpersarım, DNA'nın eksik sarılmış olduğu anlamına gelir.En defekt på DNA:t kan orsaka felaktigheter när DNA:t replikeras.
Üç köşeli “çatı” eksiktir.Terrängen runt Três Fronteiras är platt.
Hastalık bulaşıcı değildir, vitamin eksikliği ile ya da beslenme alışkanlıklarıyla ilgili değildir.Det positiva är att klassisk matförgiftning inte är smittsamt utan endast drabbar via födointag.
Testosteron eksikliği de tip 2 diyabet ile bağlantılıdır.Нестачу тестостерону також пов'язують з діабетом 2-го типу.
Uyku eksikliği de tip 2 diyabetle ilişkilendirilmiştir.Недостатність сну пов'язували з діабетом 2-го типу.
Tabloda daha sonraki eserlerinde görülen yüksek tansiyon eksiktir.На картині відсутня висока напруженість, яка проявляється в його наступних роботах.
Başından gülü elinden ise tahta kılıcı eksik olmazmış.На відміну від шаблі, меч не ріже.