eksik ile cümle

eksik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
1986'da bütçe eksikliğinden durdurulan arkeolojik kazılara tekrar başlanmıştır.Archeologische opgravingen op de vindplaats werden in 1986 gestopt wegens gebrek aan fondsen.
Bu videonun eksik bölümüdür.Het tweede couplet ontbreekt in de video.
Eksik Parça Yayınları.Waar staat het ontbrekende stuk?
Aydınlı Umur Bey de yöreden eksik olmuyordu.Broer Frank had ook geen geluk in de liefde.
Bu liste eksiktir, genişleterek yardımcı olabilirsiniz.Dit overzicht is mogelijk incompleet; u kunt helpen door het uit te breiden.
Bir işlemi yanlış veya eksik yapmak deriyi kullanılamaz hale getirebilir.Iets doen of juist nalaten kan ook een belediging vormen.
Diz üstü bilgisayarını çantasından eksik etmez.Het pasje hoeft niet uit de portemonnee te worden gehaald.
Bir fatihanızı eksik etmezseniz sevindirirsiniz mevtalarımızı.Als hij zijn zin niet krijgt huilt hij oorverdovend.
Yıl boyunca kasaba yakınlarında ren geyiği sürüsünün göçü eksik olmaz.Er zou de komende maanden geen korrel graan via Russische bodem de stad kunnen bereiken.
Kantat bugüne eksik bir şekilde ulaşmış olup tek bir bölümden oluşur.De mandibels zijn niet geleed en bestaan uit een enkel deel.
TEKEL; terazide tartıldın ve eksik bulundun.Tekel: Gij zijt in de weegschaal gewogen en te licht bevonden.
Madde, bütün kötülüklerin, eksikliklerin kaynağıdır.Het thema is kwaadspreken als bron van alle kwaad.
Benzeri bir veri eksikliği ısıtılmış nemli hava kullanımı için de geçerlidir.Er is ook te weinig bekend over het nut van toepassing van verwarmde bevochtigde lucht.
Serotonin eksikliğinin depresyon oluşumu üzerinde etkisi vardır.De hypothese stelde dat een tekort aan serotonine de oorzaak van een dergelijke depressie zou zijn.
Belirsizlik: Tamamıyla belirli olma eksikliği, yani, bir olasılığının birden fazla olma durumu.Absolute schaarste: als er te weinig van een bepaald goed is.
Ancak alt kademelerdeki tecrübe eksikliği büyük kayıplara yol açtı.Gebrek aan gevechtservaring leidde tot enkele grote verliezen.
2005 yılında Yargıtay, dosyada evrak eksiklikleri olduğu gerekçesiyle kararı usul yönünden bozdu.In het hoger beroep in 2005 werd deze uitspraak verworpen wegens onvoldoende bewijs.
Artık tek eksik PFW’nin kendisine ait bir tasarımdı.De producent van deze baan was het inmiddels failliete concern Arrow.
Büyük bir talep eksikliği yaşanıyordu çünkü insanların satın alma gücü çok düşmüştü.Dat faalde omdat er te veel mensen tegen het voorstel waren.
Son yıllarda "eksiklik sendromu" giderek artan biçimde ilgi çekmektedir.De laatste jaren lijkt de aandacht in het sensorisch onderzoek langzaam te verschuiven.
Bu çatışma, malzeme eksikliği nedeniyle Kuşanların geri çekilmesiyle sonuçladı.Het terughalen van deze bestanden werd door het ontbreken van een externe back-up ernstig bemoeilijkt.
İki tarafın da belli başlı eksikleri vardır.Het lijkt er op dat beide duistere motieven hebben.
İaido çalışmalarında kılıcı hızlı ve eksiksiz bir şekilde çekme üzerinde durulur.Het zou in het vervolg met en zonder zwaarden op het lint worden uitgereikt.
Bilakis eksikliği sebebiyle kendisiyle alay edilir.Hij wordt echter vierkant uitgelachen om zijn idee.
Bu bir eksik listedir.Dit is een onvolledige lijst.
Eksiksiz ve tam olarak insan, aynı zamanda eksiksiz ve tam olarak Tanrı olduğunu belirtir.V. God: onzichtbaar en toch goed zichtbaar.
Bu suyun eksikliği tarımsal kuraklık olarak isimlendirilir.Deze bouwstijl staat bekend als Waterstaatstijl.
11 yaşında kendisine büyüme hormonu eksikliği teşhisi konuldu.Reeds op jonge leeftijd werd groeihormoondeficiëntie vastgesteld bij hem.
Bu ortaklık, az ya da çok eksiktir (kopya tam ve yetkin değildir).Daardoor kan er een onjuist bedrag worden uitgekeerd (te veel, te weinig of niets).
Versiyonda birkaç eksiklikler düzeltildi.Aan versie 10 zijn enkele verbeteringen toegevoegd.
Bir çatal eksik.Er ontbreekt een vork.
Çinko EksikliğiZinkdeficiëntie
Bu bir eksik listedir.Jest to płyta nieudana.
Sandalyelerin sayısı oyuncuların sayısından her zaman bir eksiktir.Liczba krzeseł jest zawsze mniejsza o 1 od liczby graczy.
Özellikle yıldız oyuncu eksikliği yaşamaktadır.Nie żyje aktor „Gwiezdnych wojen”.
Testosteron eksikliği de tip 2 diyabet ile bağlantılıdır.Niedobór testosteronu jest również kojarzony z cukrzycą typu 2.
Dolayısıyla esirler yaz aylarında hava eksikliğinden, kış aylarında ise donarak hayatlarını kaybettiler.Latem jeńcy ginęli więc z braku powietrza, a zimą zamarzali na śmierć.
İletişim eksikliği Baja California'yı yüzyıllarca ülkenin bütününden koparmıştır.Brak dogodnego połączenia z resztą kraju od wieków prowadził do izolacji Kalifornii Dolnej.
(10 saniye eksik ya da fazla olabilir).Nie może być jej ani za mało ani za dużo).
Neyimiz eksik?Czego wam brakuje?
Bunun nedeni Tanrı değildir, varlıkların eksik ve kusurlarıdır.Ponieważ pochodzi on od Boga, nie może zawierać błędu ani pomyłki.
Abelisaurus’un bilinen tek kafatası fosili, özellikle sağ tarafı olmak üzere, eksiktir.Jedna jedyna znaleziona czaszka abelizaura jest niekompletna, zwłaszcza po prawej stronie.
Uzun süreli kanamalar Demir eksikliği anemisine yol açabilmektedir.Przewlekłe krwawienie może być przyczyną niedokrwistości z niedoboru żelaza.
Uyku eksikliği de tip 2 diyabetle ilişkilendirilmiştir.Brak snu również jest łączony z cukrzycą typu 2.
Muhtemelen eksik olan eğitimini alıyordu.Najprawdopodobniej nie miał wykształcenia uniwersyteckiego.
Bilakis eksikliği sebebiyle kendisiyle alay edilir.Rozśmiesza ją tylko swoją sztywnością.
Eksik hecelerin boşluğu hitap sözleriyle doldurulur.Przekaz pustki nie może być uczyniony przez słowa.
Beriberi tiyamin (B1 vitamini) eksikliğine bağlı bir sinir sistemi hastalığıdır.Beri-beri – choroba układu nerwowego, której przyczyną jest niedobór witaminy B1.
Havaalanında kapalı bir otoparkın mevcut olmaması büyük bir eksiklik kabul edilmektedir.W dalszym ciągu na lotnisku brakowało pewnych podstawowych udogodnień.
Hızır da yanından eksik olmaz.Z szybkim wypięciem i bez niego.
Bu çatışma, malzeme eksikliği nedeniyle Kuşanların geri çekilmesiyle sonuçladı.Konflikt zakończył się wycofaniem Kuszanów z powodu braków w zaopatrzeniu.
Ancak güneş saatinin bir eksikliği vardı.Na jednym z naroży znajduje się zegar słoneczny.
Fosfor eksikliğinde, yerine arsenik kullanabilmektedir.Zamiast azotu może zostać użyty amoniak.
Ancak bir parça alınmış olduğundan kalan eksikdir.Z uzyskanych wyników rozpatrujemy tylko część ułamkową.
Bunu yaparak, melodinin dışında şarkı söylemeyi veya eksik notları riske atmamasının gerektiğini belirtti.Chodzi o pewność, że podczas grania melodia ani nie zwalnia, ani nie przyspiesza.
Fakat bazı eksik yönleri vardır.Posiada jednak kilka mankamentów.
Eksikliğinde Pernisyöz Anemi görülebilir.W jej postaci można dostrzec zarys emancypantki.
Ordunun eksiklikleri giderildi.Były jednak braki w kadrze oficerskiej.
Yüzden bir eksik.Czegoś jej brakowało.
Dizinin başlarında, tıbbı bilgi, tecrübe, ilaç ve malzeme eksikliği yüzünden biraz sıkıntı çekmiştir.Praca w tym okresie była bardzo trudna brakowało sprzętu medycznego, leków i żywności.

İlgili Sayfalar