"En çılgın olanı, ekmek dışında, diğer yiyecekleri daha önce hiç görmemiştim.""Το πιο τρελό ήταν ότι εκτός από το ψωμί, δεν ήξερα τι είναι τα υπόλοιπα".
"En çılgın olanı, ekmek dışında, diğer yiyecekleri daha önce hiç görmemiştim.""Най-щурото нещо беше, че не бях виждал нито едно от тези неща преди, с изключние на хляба."
"En çılgın olanı, ekmek dışında, diğer yiyecekleri daha önce hiç görmemiştim.""Самым безумным из этого было то, что я никогда ничего из этого не видел, кроме хлеба".
"En çılgın olanı, ekmek dışında, diğer yiyecekleri daha önce hiç görmemiştim.""הדבר הכי מוזר היה, שמעולם לא ראיתי משהו מכל זה, חוץ מלחם".
"En çılgın olanı, ekmek dışında, diğer yiyecekleri daha önce hiç görmemiştim."لقد كان يوماً " جنونياً " فأنا لا أعرف أي نوع من هذه الانوع .. بإستثناء الخبز !
"En çılgın olanı, ekmek dışında, diğer yiyecekleri daha önce hiç görmemiştim."(笑い)
Eskiden ekmek parası için taşaklarını gösterirdin millete. kontratımda özel bir madde var.Du hast als Beruf deiner Eier rumgezeigt. Ich hatte einen extra Paragraphen in meinem Vertrag.
Eskiden ekmek parası için taşaklarını gösterirdin millete. kontratımda özel bir madde var.Ti facevi fotografare le palle per campare. Avevo una clausola speciale nel mio contratto.
Eskiden ekmek parası için taşaklarını gösterirdin millete. kontratımda özel bir madde var.Tu gagnais ta vie en montrant tes couilles. Il y avait une clause spéciale dans le contrat
Eskiden ekmek parası için taşaklarını gösterirdin millete. kontratımda özel bir madde var.Συνήθιζες να τα δείχνεις στον κόσμο για να ζήσεις. Είχα έναν ειδίκο όρο στο συμβόλαιό μου.
Eskiden ekmek parası için taşaklarını gösterirdin millete. kontratımda özel bir madde var.Ты же снимался голым на камеру. У меня был особый пункт в контракте.
Eskiden ekmek parası için taşaklarını gösterirdin millete. kontratımda özel bir madde var.その頃から契約に入れてたの おしっこシーンはNG
Etten ve ekmekten artanı yakın.Alles wat overblijft van het vlees of het brood, moet worden verbrand.
Etten ve ekmekten artanı yakın.A mi pedig megmarad a húsból és kenyérbõl, tûzzel égessétek meg.
Etten ve ekmekten artanı yakın.A to, čo by zostalo z mäsa alebo z chleba, spálite ohňom.
Etten ve ekmekten artanı yakın.Což by pak zůstalo masa i chleba toho, ohněm to spálíte.
Etten ve ekmekten artanı yakın.Daging dan roti yang selebihnya harus kalian bakar habis
Etten ve ekmekten artanı yakın.Iar partea care va mai rămînea din carne şi din pîne, s'o ardeţi în foc.
Etten ve ekmekten artanı yakın.Kar pa preostane mesa in kruha, sežgite z ognjem.
Etten ve ekmekten artanı yakın.고기와 떡의 나머지는 불사를지며
Etten ve ekmekten artanı yakın.Lo que sobre de la carne y del pan lo quemaréis en el fuego
Etten ve ekmekten artanı yakın.Mas o que restar da carne e do pão, queimá-lo-eis ao fogo.
Etten ve ekmekten artanı yakın.Men det som blir tilovers av kjøttet og av brødet, skal I brenne op med ild.
Etten ve ekmekten artanı yakın.Men hvad der levnes af Kødet og Brødet skal I opbrænde.
Etten ve ekmekten artanı yakın.Men vad som bliver över av köttet; eller av brödet, det skolen I bränna upp i eld.
Etten ve ekmekten artanı yakın.Mutta mitä jää tähteeksi lihasta ja leivästä, se polttakaa tulessa.
Etten ve ekmekten artanı yakın.Nhưng các ngươi phải thiêu thịt và bánh còn dư lại .
Etten ve ekmekten artanı yakın.Nhưng các ngươi phải thiêu thịt và bánh còn dư lại.
Etten ve ekmekten artanı yakın.Quel che avanza della carne e del pane, bruciatelo nel fuoco
Etten ve ekmekten artanı yakın.Vous brûlerez dans le feu ce qui restera de la chair et du pain.
Etten ve ekmekten artanı yakın.Was aber übrigbleibt vom Fleisch und Brot, das sollt ihr mit Feuer verbrennen.
Etten ve ekmekten artanı yakın.Το δε υπολοιπον του κρεατος και του αρτου εν πυρι θελετε κατακαυσει.
Etten ve ekmekten artanı yakın.А колкото остава от месото и от хляба да изгорите в огъня.
Etten ve ekmekten artanı yakın.а остатки мяса и хлеба сожгите на огне.
Etten ve ekmekten artanı yakın.והנותר בבשר ובלחם באש תשרפו׃
Etten ve ekmekten artanı yakın.والباقي من اللحم والخبز تحرقونه بالنار.
Etten ve ekmekten artanı yakın.剩 下 的 肉 和 餅 、 你 們 要 用 火 焚 燒
Etten ve ekmekten artanı yakın.剩下 的 肉 和餅 、 你 們 要 用 火焚燒
"Eve ekmek getirip evde çocuklarla birlikte kalmamı sağladığın için teşekkür ederim." ama sormaz."Bedankt dat je de kost hebt verdient, zodat ik thuis bij de kinderen kan blijven" maar hij vraagt het niet.
"Eve ekmek getirip evde çocuklarla birlikte kalmamı sağladığın için teşekkür ederim." ama sormaz.'Ďakujem, že si živiteľom rodiny.Vďaka tomu môžem zostať doma s deťmi.' Ale nepýta si to.
"Eve ekmek getirip evde çocuklarla birlikte kalmamı sağladığın için teşekkür ederim." ama sormaz."Děkuji Ti za to, že jsi živitelem rodiny a že já mohu zůstat doma s dětmi," ale nikdy si o to neřekne.
"Eve ekmek getirip evde çocuklarla birlikte kalmamı sağladığın için teşekkür ederim." ama sormaz."Dziękuję, że zarabiasz, żebym mogła opiekować się dziećmi", lecz nigdy o to nie prosi.
"Eve ekmek getirip evde çocuklarla birlikte kalmamı sağladığın için teşekkür ederim." ama sormaz."Gracias por ganarte el pan para permitirme estar en casa con los niños" pero no se atreve a pedirlo.
"Eve ekmek getirip evde çocuklarla birlikte kalmamı sağladığın için teşekkür ederim." ama sormaz."Grazie per aver guadagnato la pagnotta, così che posso stare a casa coi bambini". Ma non glielo chiede.
"Eve ekmek getirip evde çocuklarla birlikte kalmamı sağladığın için teşekkür ederim." ama sormaz."나와 아이들이 집에서 잘 생활할 수 있게 생계를 꾸려줘서 감사해요."라고요. 하지만 요청하지는 않아요.
"Eve ekmek getirip evde çocuklarla birlikte kalmamı sağladığın için teşekkür ederim." ama sormaz."Köszönöm, hogy Te vagy a kenyérkereső, és én itthon maradhatok a gyerekekkel." de sosem kéri.
"Eve ekmek getirip evde çocuklarla birlikte kalmamı sağladığın için teşekkür ederim." ama sormaz."Mulțumesc că munceşti ca eu să pot sta cu copiii acasă", dar nu cere să-i spună.
"Eve ekmek getirip evde çocuklarla birlikte kalmamı sağladığın için teşekkür ederim." ama sormaz."Obrigada por ganhares o pão para eu ficar com as crianças", mas não lhe pede.
"Eve ekmek getirip evde çocuklarla birlikte kalmamı sağladığın için teşekkür ederim." ama sormaz."tack för att du försörjer familjen så jag kan stanna hemma med barnen," men han frågade aldrig.
"Eve ekmek getirip evde çocuklarla birlikte kalmamı sağladığın için teşekkür ederim." ama sormaz."Tak for at være forsøgeren, så jeg kan blive hjemme hos børnene," men beder ikke om det.
"Eve ekmek getirip evde çocuklarla birlikte kalmamı sağladığın için teşekkür ederim." ama sormaz.Želi si, da bi se mu žena zahvalila, ker služi denar in je ona lahko doma z otroki. A za zahvalo ne bo prosil.
"Eve ekmek getirip evde çocuklarla birlikte kalmamı sağladığın için teşekkür ederim." ama sormaz."Благодаря ти, че изкарваш хляба и затова мога да остана вкъщи при децата", но никога няма да попита.
"Eve ekmek getirip evde çocuklarla birlikte kalmamı sağladığın için teşekkür ederim." ama sormaz."Дякую за те, що ти нас годуєш і я можу бути вдома з дітьми", але він нізащо не попросить про це.
"Eve ekmek getirip evde çocuklarla birlikte kalmamı sağladığın için teşekkür ederim." ama sormaz."Спасибо тебе за то, что ты содержишь семью и я могу сидеть дома с детьми", — но он не попросит об этом.
"Eve ekmek getirip evde çocuklarla birlikte kalmamı sağladığın için teşekkür ederim." ama sormaz."תודה על היותך המפרנס כך שאני יכולה להשאר בבית עם הילדים," אבל לא יבקש.
"Eve ekmek getirip evde çocuklarla birlikte kalmamı sağladığın için teşekkür ederim." ama sormaz.'شكرا لكونك تسعى للقمة عيشنا لكي أبقى في المنزل مع الأطفال"ـ ولكنه لم يطلب
"Eve ekmek getirip evde çocuklarla birlikte kalmamı sağladığın için teşekkür ederim." ama sormaz.尋ねなかった男性を知っています。 こういうことに関して上手な知り合いがいます。
Eve ekmek götürüp, yemeği pişirip, sana erkek olduğunu asla unutturmayabilirim."Domov prinesem plačo, skuham večerjo in ti še vedno pustim biti moški.
Eve ekmek götürüp, yemeği pişirip, sana erkek olduğunu asla unutturmayabilirim."Ich kann den Speck heimbringen, in der Pfanne rösten und dich nie vergessen lassen, du bist ein Mann."
Eve ekmek götürüp, yemeği pişirip, sana erkek olduğunu asla unutturmayabilirim."Ik kan het spek mee naar huis nemen, het bakken in de pan en je nooit doen vergeten wat je bent: een man."