ekmek ile cümle

ekmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ekmekleri arkın içine, Tevrat parşömenlerinin yanına koydu.Et il le mit dans l'arche avec les parchemins de la Torah.
Ekmekleri arkın içine, Tevrat parşömenlerinin yanına koydu.I włożył je do szafy ze zwojami Tory.
Ekmekleri arkın içine, Tevrat parşömenlerinin yanına koydu.그리고 빵들을 율법전서와 함께 성궤 안에 넣었습니다.
Ekmekleri arkın içine, Tevrat parşömenlerinin yanına koydu.Lalu ia letakkan roti itu di dalam tabut dengan gulungan kitab Taurat.
Ekmekleri arkın içine, Tevrat parşömenlerinin yanına koydu.Och han lade det i arken tillsamman med Torarullarna.
Ekmekleri arkın içine, Tevrat parşömenlerinin yanına koydu.Si a pus-o in chivotul incare se aflau sulurile cu Tora.
Ekmekleri arkın içine, Tevrat parşömenlerinin yanına koydu.Und er legte das Brot in den Schrein mit den Torarollen.
Ekmekleri arkın içine, Tevrat parşömenlerinin yanına koydu.Và ông ta để chúng vào trong hộp cùng với những cuộn giấy giáo điều Torah.
Ekmekleri arkın içine, Tevrat parşömenlerinin yanına koydu.Y los metió en el arca junto con los rollos de pergamino de la Torá.
Ekmekleri arkın içine, Tevrat parşömenlerinin yanına koydu.Και το έβαλε στην Αγία Τράπεζα μαζί με τους παπύρους του Τορά.
Ekmekleri arkın içine, Tevrat parşömenlerinin yanına koydu.Він поклав у ковчег хліб і сувої Тори.
Ekmekleri arkın içine, Tevrat parşömenlerinin yanına koydu.И го сложил в кивота със свитъците от Тората.
Ekmekleri arkın içine, Tevrat parşömenlerinin yanına koydu.Он положил в ковчег хлеб и свиток Торы.
Ekmekleri arkın içine, Tevrat parşömenlerinin yanına koydu.והוא הניח אותם בארון הקודש עם ספרי התורה.
Ekmekleri arkın içine, Tevrat parşömenlerinin yanına koydu.ووضع الارغفة في التابوت وهو يتمتم بمقاطع من التوراة
Ekmekleri arkın içine, Tevrat parşömenlerinin yanına koydu.男性は家に帰り
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››A klásti budeš na ten stůl chleby předložení před tvář mou ustavičně.
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››A na stôl dáš chlieb tvári Božej, aby bol predo mnou ustavične.
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››en zorg ervoor dat geregeld toonbroden voor Mij op de tafel liggen.
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››E sobre a mesa porás os pães da o proposição perante mim para sempre.
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››I kłaść będziesz na ten stół chleby pokładne przed twarz moję ustawicznie.
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››In položi na mizo kruhe obličja, ki naj bodo pred obličjem mojim neprestano.
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››Ja pidä aina minun edessäni pöydällä näkyleivät.
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››상 위에 진설병을 두어 항상 내 앞에 있게 할지니라
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››Meja itu harus ditaruh di depan Peti Perjanjian, dan di atas meja itu harus selalu tersedia roti sajian.
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››Och du skall beständigt hava skådebröd liggande på bordet inför mitt ansikte.
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››Og på bordet skal du alltid legge skuebrød for mitt åsyn.
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››På Bordet skal du altid have Skuebrød liggende for mit Åsyn.
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››Să pui pe masă pînile pentru punerea înainte, ca să fie necurmat înaintea Mea.
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››Sulla tavola collocherai i pani dell'offerta: saranno sempre alla mia presenza
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››tégy az asztalra szent kenyeret, [mely] mindenkor elõttem [legyen].
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››Trên bàn ngươi sẽ để bánh trần thiết cho có luôn luôn trước mặt ta.
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››Trên bàn ngươi sẽ để bánh trần_thiết cho có luôn_luôn trước mặt ta .
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››Tu mettras sur la table les pains de proposition continuellement devant ma face.
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››Und sollst auf den Tisch allezeit Schaubrote legen vor mir.
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››Y pondrás sobre la mesa el pan de la Presencia, continuamente, delante de mí
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››Και θελεις θεσει επι της τραπεζης αρτους προθεσεως ενωπιον μου διαπαντος.
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››И на трапезата постоянно да слагаш хлябове за приношение пред Мен.
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››и полагай на стол хлебы предложения пред лицем Моим постоянно.
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››ונתת על השלחן לחם פנים לפני תמיד׃
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››وتجعل على المائدة خبز الوجوه امامي دائما
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››又 要 在 桌 子 上 、 在 我 面 前 、 常 擺 陳 設 餅
Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.››又 要 在 桌子 上 、 在 我 面前 、 常擺 陳設餅
Ekmek mayasından değil de, Ferisilerle Sadukilerin öğretisinden kaçının dediğini o zaman anladılar.Eindelijk begrepen zij dat Hij met 'gist' de leer van de Farizeeërs en Sadduceeërs bedoelde.
Ekmek mayasından değil de, Ferisilerle Sadukilerin öğretisinden kaçının dediğini o zaman anladılar.그제야 제자들이 떡의 누룩이 아니요 바리새인과 사두개인들의 교훈을 삼가라고 말씀하신 줄을 깨달으니라
Ekmek mayasından değil de, Ferisilerle Sadukilerin öğretisinden kaçının dediğini o zaman anladılar.Tedaj so razumeli, da ni rekel, naj se varujejo kruhovega kvasu, ampak nauka farizejev in saducejev.
Ekmek mayasından değil de, Ferisilerle Sadukilerin öğretisinden kaçının dediğini o zaman anladılar.Tedy srozuměli, že neřekl, aby se varovali od kvasu chleba, ale od učení farizeů a saduceů.
Ekmek mayasından değil de, Ferisilerle Sadukilerin öğretisinden kaçının dediğini o zaman anladılar.Tedy zrozumieli, że nie mówił, aby się strzegli kwasu chleba, ale nauki Faryzeuszów i Saduceuszów.
Ekmek mayasından değil de, Ferisilerle Sadukilerin öğretisinden kaçının dediğini o zaman anladılar.Vtedy porozumeli, že nepovedal, aby sa chránili kvasu chleba, ale učenia farizeov a sadúceov.
Ekmek mayasından değil de, Ferisilerle Sadukilerin öğretisinden kaçının dediğini o zaman anladılar.Тогава те разбраха, че не им заръча да се пазят от хлебен квас, но от учението на фарисеите и садукеите.
Ekmek mayasından değil de, Ferisilerle Sadukilerin öğretisinden kaçının dediğini o zaman anladılar.Тогда они поняли, что Он говорил им беречься не закваски хлебной, но учения фарисейского и саддукейского.
Ekmek mayasından değil de, Ferisilerle Sadukilerin öğretisinden kaçının dediğini o zaman anladılar.Тоді зрозуміли, що не казав остерегатись квасу хлїбного, а науки Фарисейської та Садукейської.
Ekmek mayasından değil de, Ferisilerle Sadukilerin öğretisinden kaçının dediğini o zaman anladılar.אז הבינו כי לא אמר להשמר משאר הלחם כי אם מלמוד הפרושים והצדוקים׃
Ekmek mayasından değil de, Ferisilerle Sadukilerin öğretisinden kaçının dediğini o zaman anladılar.حينئذ فهموا انه لم يقل ان يتحرزوا من خمير الخبز بل من تعليم الفريسيين والصدوقيين
Ekmek mayasından değil de, Ferisilerle Sadukilerin öğretisinden kaçının dediğini o zaman anladılar.門 徒 這 纔 曉 得 他 說 的 、 不 是 叫 他 們 防 備 餅 的 酵 、 乃 是 防 備 法 利 賽 人 和 撒 都 該 人 的 教 訓
Ekmek mayasından değil de, Ferisilerle Sadukilerin öğretisinden kaçının dediğini o zaman anladılar.門徒 這纔曉 得 他 說 的 、 不 是 叫 他 們防備餅 的酵 、 乃是 防 備法 利賽人 和 撒 都 該人 的 教訓
Ekmek mi? Ne ekmeği? Ses mi?Ψωμί; Τι ψωμί; Ήχο; Τι ήχο;
Ekmek mi? Ne ekmeği? Ses mi?خبز..اي خبز؟ صوت؟ اي صوت؟
Ekmek sadece batı diyetlerinde standart değildir.A kenyér nem csak hogy alapvető a nyugati étrendben.
Ekmek sadece batı diyetlerinde standart değildir.Bánh mì không chỉ là tiêu chuẩn trong chế độ ăn uống hằng ngày ở phương Tây.

İlgili Sayfalar