ekmek ile cümle
ekmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ekmek için Mısıra, Asura el açtık.Vi hava måst giva oss under Egypten, under Assyrien, för att få bröd till att mätta oss med.
Ekmek için Mısıra, Asura el açtık.Wij smeken Egypte en Assyrië om brood.
Ekmek için Mısıra, Asura el açtık.Wir haben uns müssen Ägypten und Assur ergeben, auf daß wir Brot satt zu essen haben.
Ekmek için Mısıra, Asura el açtık.Ηπλωσαμεν χειρα προς τους Αιγυπτιους, προς τους Ασσυριους, δια να χορτασθωμεν αρτον.
Ekmek için Mısıra, Asura el açtık.Простряхме ръка към египтяните И към асирийците, за да се наситим с хляб.
Ekmek için Mısıra, Asura el açtık.Протягиваем руку к Египтянам, к Ассириянам, чтобы насытиться хлебом.
Ekmek için Mısıra, Asura el açtık.מצרים נתנו יד אשור לשבע לחם׃
Ekmek için Mısıra, Asura el açtık.اعطينا اليد للمصريين والاشوريين لنشبع خبزا.
Ekmek için Mısıra, Asura el açtık.我 們 投 降 埃 及 人 、 和 亞 述 人 、 為 要 得 糧 喫 飽
Ekmek için Mısıra, Asura el açtık.我 們 投降 埃及人 、 和 亞述人 、 為 要 得 糧喫飽
"ekmek küfleri bakterileri yok eder" buluşunu anlatacağım.곰팡이가 세균을 죽인다는 알렉산더 플레밍의 유명한 발견을 보여줄 것입니다.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.Bo nie zrozumieli z strony chlebów, gdyż serce ich było zdrętwiało.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.căci nu înţeleseseră minunea cu pînile, fiindcă le era inima împietrită.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.car ils n`avaient pas compris le miracle des pains, parce que leur coeur était endurci.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.denn sie waren nichts verständiger geworden über den Broten, und ihr Herz war erstarrt.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.For de hadde ikke fått forstand av det som var skjedd med brødene; men deres hjerte var forherdet.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.kajti po tem, kar se je zgodilo pri hlebih, še niso prišli k spoznanju, temuč njih srce je odrevenelo.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.Keajaiban dengan lima buah roti itu belum lagi dipahami oleh mereka. Sukar bagi mereka untuk mengerti
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.이는 저희가 그 떡 떼시던 일을 깨닫지 못하고 도리어 그 마음이 둔하여졌음이러라
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.lebo neboli porozumeli pri tých chleboch, ale ich srdce bolo zostalo zatvrdnuté.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.Mert nem okultak a kenyereken, mivelhogy a szívök meg vala keményedve.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.Nebo nerozuměli byli, co se stalo při chlebích; bylo zajisté srdce jejich zhrublo.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.perché non avevano capito il fatto dei pani, essendo il loro cuore indurito
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.pois não tinham compreendido o milagre dos pães, antes o seu coração estava endurecido.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.pues aún no habían comprendido lo de los panes; más bien, sus corazones estaban endurecidos
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.Sillä he eivät olleet noista leivistäkään päässeet ymmärrykseen, vaan heidän sydämensä oli paatunut.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.Thi de havde ikke fået Forstand af det, som var sket med Brødene; men deres Hjerte var forhærdet
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.ty de hade icke kommit till förstånd genom det som hade skett med bröden, utan deras hjärtan voro förstockade.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.vì chẳng hiểu phép lạ về mấy cái bánh , bởi lòng cứng_cỏi .
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.vì chẳng hiểu phép lạ về mấy cái bánh, bởi lòng cứng cỏi.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.Διοτι δεν ενοησαν εκ των αρτων, επειδη η καρδια αυτων ητο πεπωρωμενη.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.Защото не бяха се вразумили от чудото с хлябовете, но сърцето им беше закоравяло.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.ибо не вразумились чудом над хлебами, потому что сердце их было окаменено.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.Не зрозуміли бо про хлїби: було бо серце їх засліплене.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.כי לא השכילו בדבר ככרות הלחם מפני טמטום לבבם׃
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.لانهم لم يفهموا بالارغفة اذ كانت قلوبهم غليظة.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.這 是 因 為 他 們 不 明 白 那 分 餅 的 事 、 心 裡 還 是 愚 頑
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.這是 因為 他 們 不明白 那 分餅 的 事 、 心裡還 是 愚頑
Ekmekleri alır ve evine gider.Anh ta cầm bánh mì và đi về nhà.
Ekmekleri alır ve evine gider.Er nimmt das Brot und geht nach Hause.
Ekmekleri alır ve evine gider.Han tar brödet och går hem.
Ekmekleri alır ve evine gider.Hij neemt de broden mee en gaat naar huis.
Ekmekleri alır ve evine gider.Ia mengambil roti itu dan pulang.
Ekmekleri alır ve evine gider.Ia painea si se duce acasa.
Ekmekleri alır ve evine gider.그리고 청소부는 빵을 가지고 집으로 돌아갔습니다.
Ekmekleri alır ve evine gider.Pega no pão e vai para casa.
Ekmekleri alır ve evine gider.Prende il pane e va a casa.
Ekmekleri alır ve evine gider.Prends le pain et va à la maison.
Ekmekleri alır ve evine gider.Se lleva el pan y se va a casa.
Ekmekleri alır ve evine gider.Wziął chleb i poszedł do domu.
Ekmekleri alır ve evine gider.Παίρνει το ψωμί και πηγαίνει σπίτι.
Ekmekleri alır ve evine gider.Бере хліб і йде додому.
Ekmekleri alır ve evine gider.Взема хляба и си отива у дома.
Ekmekleri alır ve evine gider.Он берет хлеб и идет домой.
Ekmekleri alır ve evine gider.הוא לוקח את הלחם והולך לביתו.
Ekmekleri alır ve evine gider.واخذ الخبز وهرع الى المنزل
Ekmekleri alır ve evine gider.そのころ裕福な男性は考えていました
Ekmekleri arkın içine, Tevrat parşömenlerinin yanına koydu.E colocou-os na arca ao pé dos rolos da Tora. Depois foi para casa.
Ekmekleri arkın içine, Tevrat parşömenlerinin yanına koydu.E lo mise nell'arca assieme ai rulli della Torah.
Ekmekleri arkın içine, Tevrat parşömenlerinin yanına koydu.En hij plaatste ze in de kast met de Thora rollen.