Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Ngày mồng chín tháng tư, có sự đói kém lớn trong thành, dân sự không có bánh.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Ngày mồng chín tháng tư , trong thành bị đói_kém lắm , đến_nỗi dân của đất nầy không có bánh nữa .
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Ngày mồng chín tháng tư, trong thành bị đói kém lắm, đến nỗi dân của đất nầy không có bánh nữa.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.På den niende Dag i den fjerde Måned blev Hungersnøden hård i Byen, og Folket fra Landet havde ikke Brød.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Potom štvrtého mesiaca, deviateho dňa toho mesiaca zmocnil sa mesta hlad, a nebolo chleba pre ľud zeme.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Tedy dnia dziewiątego czwartego miesiąca był wielki głód w mieście, a nie miał chleba lud ziemi.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Toen raakte het laatste voedsel in de stad op.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.V kterémžto, devátého dne čtvrtého měsíce, rozmohl se hlad v městě, a neměl chleba lid země.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.V kterémžto, měsíce čtvrtého, devátého dne téhož měsíce, rozmohl se hlad v městě, a neměl chleba lid země.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Και την ενατην του τεταρτου μηνος η πεινα υπερισχυσεν εν τη πολει, και δεν ητο αρτος δια τον λαον του τοπου.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.В девятый день месяца усилился голод в городе, и не было хлеба у народа земли.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.В четвертом месяце, в девятый день месяца, голод в городе усилился, и не было хлеба у народа земли.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.בחדש הרביעי בתשעה לחדש ויחזק הרעב בעיר ולא היה לחם לעם הארץ׃
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.בתשעה לחדש ויחזק הרעב בעיר ולא היה לחם לעם הארץ׃
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.في الشهر الرابع في تاسع الشهر اشتد الجوع في المدينة ولم يكن خبز لشعب الارض.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.في تاسع الشهر اشتد الجوع في المدينة ولم يكن خبز لشعب الارض.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.四 月 初 九 日 、 城 裡 有 大 飢 荒 、 甚 至 百 姓 都 沒 有 糧 食
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.四月 初九 日 、 城裡 有 大 飢荒 、 甚至 百姓 都 沒有 糧食
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.四 月 初 九 日 、 城 裡 有 大 饑 荒 、 甚 至 百 姓 都 沒 有 糧 食
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.四月 初九 日 、 城裡 有 大 饑荒 、 甚至 百姓 都 沒有 糧食
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Ho sentito le loro preghiere e ho mangiato alla loro tavola.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Ik hoorde hun gebed en at hun brood.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Jag hörde deras böner och jag åt av deras bröd.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.J'ai entendu leur prière et j'ai mangé leur pain.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.사람들을 만났고, 그들의 기도를 듣고 그들의 빵을 먹었지요.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Le-am ascultat rugile şi le-am mâncat pâinea.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Meghallgattam az imádságukat és ettem a kenyerüket.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Oí sus plegarias y comí de sus panes.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Ouvi as suas preces e comi o seu pão.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Poslechla jsem si jejich modlitbu a jedla jejich chléb.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Vypočula som si ich modlitbu a jedla ich chlieb.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Άκουσα τις προσευχές τους κι έφαγα το ψωμί τους.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Чух тяхната молитва и ядох техния хляб.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Я слышала их молитвы и ела их хлеб.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Я чула їхні молитви і їла їхній хліб.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.פגשתי אנשים צנועים. שמעתי את התפילות שלהם
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.استمعت الى صلواتهم واكلت خبزهم
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.彼らと一緒に生活しました そして20年間、東側諸国を歩き続けました
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.我聽到佢哋唧祈禱, 我食佢哋食唧麵包。
‹‹Dünya durdukça Ekin ekmek, biçmek, Sıcak, soğuk, Yaz, kış, Gece, gündüz hep var olacaktır.››A póki ziemia trwać będzie, siew i żniwo, i zimno, i gorąco, i lato, i zima, i dzień, i noc nie ustaną.
‹‹Dünya durdukça Ekin ekmek, biçmek, Sıcak, soğuk, Yaz, kış, Gece, gündüz hep var olacaktır.››Cît va fi pămîntul, nu va înceta sămănatul şi seceratul, frigul şi căldura, vara şi iarna, ziua şi noaptea!``
‹‹Dünya durdukça Ekin ekmek, biçmek, Sıcak, soğuk, Yaz, kış, Gece, gündüz hep var olacaktır.››Dokler bode zemlja, ne preneha setev in žetev, ne mraz in vročina, ne leto in zima, ne dan in noč.
‹‹Dünya durdukça Ekin ekmek, biçmek, Sıcak, soğuk, Yaz, kış, Gece, gündüz hep var olacaktır.››Ennekutánna míg a föld lészen, vetés és aratás, hideg és meleg, nyár és tél, nap és éjszaka meg nem szünnek.
‹‹Dünya durdukça Ekin ekmek, biçmek, Sıcak, soğuk, Yaz, kış, Gece, gündüz hep var olacaktır.››Enquanto a terra durar, não deixará de haver sementeira e ceifa, frio e calor, verão e inverno, dia e noite.
‹‹Dünya durdukça Ekin ekmek, biçmek, Sıcak, soğuk, Yaz, kış, Gece, gündüz hep var olacaktır.››Finché durerà la terra, seme e messe, freddo e caldo, estate e inverno, giorno e notte non cesseranno»
‹‹Dünya durdukça Ekin ekmek, biçmek, Sıcak, soğuk, Yaz, kış, Gece, gündüz hep var olacaktır.››Herefter skal, så længe Jorden står, Sæd og Høst, Kulde og Hede, Sommer og Vinter, Dag og Nat ikke ophøre!"
‹‹Dünya durdukça Ekin ekmek, biçmek, Sıcak, soğuk, Yaz, kış, Gece, gündüz hep var olacaktır.››땅이 있을 동안에는 심음과 거둠과 추위와 더위와 여름과 겨울과 낮과 밤이 쉬지 아니하리라
‹‹Dünya durdukça Ekin ekmek, biçmek, Sıcak, soğuk, Yaz, kış, Gece, gündüz hep var olacaktır.››Nýbrž dokavadž země trvati bude, setí a žeň, studeno i horko, léto a zima, den také a noc nepřestanou.
‹‹Dünya durdukça Ekin ekmek, biçmek, Sıcak, soğuk, Yaz, kış, Gece, gündüz hep var olacaktır.››Solange die Erde steht, soll nicht aufhören Saat und Ernte, Frost und Hitze, Sommer und Winter, Tag und Nacht.
‹‹Dünya durdukça Ekin ekmek, biçmek, Sıcak, soğuk, Yaz, kış, Gece, gündüz hep var olacaktır.››впредь во все дни земли сеяние и жатва, холод и зной, лето и зима, день и ночь не прекратятся.
‹‹Dünya durdukça Ekin ekmek, biçmek, Sıcak, soğuk, Yaz, kış, Gece, gündüz hep var olacaktır.››Догде съществува земята, сеитба и жътва, студ и горещина, лято и зима, ден и нощ няма да престанат.
‹‹Dünya durdukça Ekin ekmek, biçmek, Sıcak, soğuk, Yaz, kış, Gece, gündüz hep var olacaktır.››עד כל ימי הארץ זרע וקציר וקר וחם וקיץ וחרף ויום ולילה לא ישבתו׃
‹‹Dünya durdukça Ekin ekmek, biçmek, Sıcak, soğuk, Yaz, kış, Gece, gündüz hep var olacaktır.››مدة كل ايام الارض زرع وحصاد وبرد وحرّ وصيف وشتاء ونهار وليل لا تزال
‹‹Dünya durdukça Ekin ekmek, biçmek, Sıcak, soğuk, Yaz, kış, Gece, gündüz hep var olacaktır.››地 還 存 留 的 時 候 、 稼 穡 、 寒 暑 、 冬 夏 、 晝 夜 、 就 永 不 停 息 了
‹‹Dünya durdukça Ekin ekmek, biçmek, Sıcak, soğuk, Yaz, kış, Gece, gündüz hep var olacaktır.››地還 存留 的 時候 、 稼穡 、 寒暑 、 冬夏 、 晝夜 、 就 永 不 停息 了
Duramazlar. Benim esmer ekmek yakında gitmiş olacak.나는 저항하지 수 있습니다. 내 갈색 빵들은 사라질 것입니다.
Duramazlar. Benim esmer ekmek yakında gitmiş olacak.אני לא יכול להתנגד. לחם חום שלי תלך בקרוב.
Duramazlar. Benim esmer ekmek yakında gitmiş olacak.لا أستطيع مقاومة. قريبا خبزي البني أن يكون قد انتهى.
Duramazlar. Benim esmer ekmek yakında gitmiş olacak.私は喜んであなたとすぐに行くでしょうが、私はちょうど深刻な瞑想を締結しています。
Düşündük ki kıyafetlerinizde, ekmekte veya el işlerinde sanatçılık harika bir şey.Así que nos fijamos en esto y pensamos, vale,