ekmek ile cümle
ekmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.I corvi gli portavano pane al mattino e carne alla sera; egli beveva al torrente
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.Ja kaarneet toivat hänelle leipää ja lihaa aamuin sekä leipää ja lihaa illoin, ja hän joi purosta.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu."까마귀들이 아침에도 떡과 고기를, 저녁에도 떡과 고기를 가져 왔고 저가 시내를 마셨더니"
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.Krokarji pa so mu prinašali kruha in mesa zjutraj ter kruha in mesa zvečer, in iz potoka je pil.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.Los cuervos le traían pan y carne por la mañana, y pan y carne por la tarde; y bebía del arroyo
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.og Ravnene bragte ham Brød om Morgenen og kød om Aftenen, og han drak af Bækken.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.og ravnene kom til ham med brød og kjøtt om morgenen og med brød og kjøtt om aftenen, og han drakk av bekken.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.Und die Raben brachten ihm das Brot und Fleisch des Morgens und des Abends, und er trank vom Bach.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.И вороны приносили ему хлеб и мясо поутру, и хлеб и мясо по вечеру, а из потока он пил.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.И враните му донасяха хляб и месо заран, и хляб и месо вечер; а той пиеше от потока.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.והערבים מביאים לו לחם ובשר בבקר ולחם ובשר בערב ומן הנחל ישתה׃
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.وكانت الغربان تاتي اليه بخبز ولحم صباحا وبخبز ولحم مساء وكان يشرب من النهر.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.烏 鴉 早 晚 給 他 叼 餅 、 和 肉 來 . 他 也 喝 那 溪 裡 的 水
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.烏鴉 早晚 給 他 叼餅 、 和 肉來 . 他 也 喝 那 溪裡 的 水
Devre yapıcıdan, ekmek fırınına ve traktöre kadar her şeyi içerir.Contiene de todo, desde un simulador de circuitos hasta un horno de pan y un tractor.
Devre yapıcıdan, ekmek fırınına ve traktöre kadar her şeyi içerir.Она содержит всё: от электрогенератора до хлебопечи и трактора.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Al nono giorno del quarto mese, quando la fame dominava la città e non c'era più pane per la popolazione
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.a [negyedik] hónap kilenczedik napján akkora inség lett a városban, hogy nem volt mit enni a föld népének.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Aos nove do quarto mês, a cidade se via tão apertada pela fome que não havia mais pão para o povo da terra.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Deveti dan četrtega meseca je bila huda lakota v mestu, in ni bilo kruha za ljudstvo dežele.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Deveti dan četrtega meseca je nastala huda lakota v mestu, in ni bilo kruha za ljudstvo dežele.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Deviateho dňa toho štvrtého mesiaca zmocnil sa mesta hlad, a nebolo chleba pre ľud zeme.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.În ziua a noua a lunii a patra, era mare foamete în cetate, aşa că poporul ţării nu mai avea pîne de loc.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.În ziua a noua a lunii a patra, era mare foamete în cetate, şi nu era pîne pentru poporul ţării.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.그 사월 구일에 성중에 기근이 심하여 그 땅 백성의 식물이 진하였더라
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.그 사월 구일에 성중에 기근이 심하여 그 땅 백성의 양식이 진하였고
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Nel quarto mese, il nove del mese, mentre la fame dominava nella città e non c'era più pane per la popolazione
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Ngày mồng chín tháng tư , có sự đói_kém lớn trong thành , dân_sự không có bánh .
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Ngày mồng chín tháng tư, có sự đói kém lớn trong thành, dân sự không có bánh.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Ngày mồng chín tháng tư , trong thành bị đói_kém lắm , đến_nỗi dân của đất nầy không có bánh nữa .
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Ngày mồng chín tháng tư, trong thành bị đói kém lắm, đến nỗi dân của đất nầy không có bánh nữa.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.På den niende Dag i den fjerde Måned blev Hungersnøden hård i Byen, og Folket fra Landet havde ikke Brød.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Potom štvrtého mesiaca, deviateho dňa toho mesiaca zmocnil sa mesta hlad, a nebolo chleba pre ľud zeme.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Tedy dnia dziewiątego czwartego miesiąca był wielki głód w mieście, a nie miał chleba lud ziemi.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Toen raakte het laatste voedsel in de stad op.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.V kterémžto, devátého dne čtvrtého měsíce, rozmohl se hlad v městě, a neměl chleba lid země.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.V kterémžto, měsíce čtvrtého, devátého dne téhož měsíce, rozmohl se hlad v městě, a neměl chleba lid země.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Και την ενατην του τεταρτου μηνος η πεινα υπερισχυσεν εν τη πολει, και δεν ητο αρτος δια τον λαον του τοπου.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.В девятый день месяца усилился голод в городе, и не было хлеба у народа земли.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.В четвертом месяце, в девятый день месяца, голод в городе усилился, и не было хлеба у народа земли.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.בחדש הרביעי בתשעה לחדש ויחזק הרעב בעיר ולא היה לחם לעם הארץ׃
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.בתשעה לחדש ויחזק הרעב בעיר ולא היה לחם לעם הארץ׃
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.في الشهر الرابع في تاسع الشهر اشتد الجوع في المدينة ولم يكن خبز لشعب الارض.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.في تاسع الشهر اشتد الجوع في المدينة ولم يكن خبز لشعب الارض.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.四 月 初 九 日 、 城 裡 有 大 飢 荒 、 甚 至 百 姓 都 沒 有 糧 食
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.四月 初九 日 、 城裡 有 大 飢荒 、 甚至 百姓 都 沒有 糧食
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.四 月 初 九 日 、 城 裡 有 大 饑 荒 、 甚 至 百 姓 都 沒 有 糧 食
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.四月 初九 日 、 城裡 有 大 饑荒 、 甚至 百姓 都 沒有 糧食
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Ho sentito le loro preghiere e ho mangiato alla loro tavola.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Ik hoorde hun gebed en at hun brood.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Jag hörde deras böner och jag åt av deras bröd.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.J'ai entendu leur prière et j'ai mangé leur pain.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.사람들을 만났고, 그들의 기도를 듣고 그들의 빵을 먹었지요.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Le-am ascultat rugile şi le-am mâncat pâinea.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Meghallgattam az imádságukat és ettem a kenyerüket.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Oí sus plegarias y comí de sus panes.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Ouvi as suas preces e comi o seu pão.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Poslechla jsem si jejich modlitbu a jedla jejich chléb.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Vypočula som si ich modlitbu a jedla ich chlieb.
Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Άκουσα τις προσευχές τους κι έφαγα το ψωμί τους.