Çünkü ne oluyor, ekmek buğday ya da diğer bir tahıl olarak başlıyor.כי מה שקורה הוא, שהלחם מתחיל את דרכו כחיטה או גרעין אחר.
Çünkü ne oluyor, ekmek buğday ya da diğer bir tahıl olarak başlıyor.ان الذي يحدث هو ان الخبز يبدا من القمح
Çünkü ne oluyor, ekmek buğday ya da diğer bir tahıl olarak başlıyor.パン作りは小麦や他の穀物から始まります では小麦とは何でしょう?
Daha önce, bir dilim kuru ekmek ve tuzlu ekmek bir dilim tereyağı ile bulaşmış.이전, 마른 빵 한 조각과 소금 빵 한 조각 버터를 발랐습.
Daha önce, bir dilim kuru ekmek ve tuzlu ekmek bir dilim tereyağı ile bulaşmış.קודם לכן, פרוסת לחם יבש, פרוסת לחם מרוחה בחמאה מלוחה.
Daha önce, bir dilim kuru ekmek ve tuzlu ekmek bir dilim tereyağı ile bulaşmış.في وقت سابق ، طخت شريحة من الخبز الجاف ، وشريحة من الخبز مع الزبد المملح.
Daha önce, bir dilim kuru ekmek ve tuzlu ekmek bir dilim tereyağı ile bulaşmış.おそらく一度に指定し、すべてのために - すべてこれに加えて、彼女はボールを下に置く
Dediğim gibi, bence ekmek bir dönüşüm gıdası.Ahogy már említettem, úgy vélem a kenyér egy átalakuló étel.
Dediğim gibi, bence ekmek bir dönüşüm gıdası.Comme je l'ai déjà dit, je pense que le pain est un aliment transformationnel.
Dediğim gibi, bence ekmek bir dönüşüm gıdası.Como mencioné, creo que el pan es alimento en transformación,
Dediğim gibi, bence ekmek bir dönüşüm gıdası.Deci cum am spus, cred că pâinea este un aliment transformaţional.
Dediğim gibi, bence ekmek bir dönüşüm gıdası.제게 말씀드렸든 빵은 변신의 음식입니다.
Dediğim gibi, bence ekmek bir dönüşüm gıdası.Như tôi đã nói, tôi nghĩ bánh là 1 thực phẩm chuyển hóa.
Dediğim gibi, bence ekmek bir dönüşüm gıdası.Quindi come ho detto, credo che il pane sia un cibo trasformazionale.
Dediğim gibi, bence ekmek bir dönüşüm gıdası.Seperti yang saya katakan, saya pikir roti adalah makanan transformasional.
Dediğim gibi, bence ekmek bir dönüşüm gıdası.Tak jak mówiłem, myślę, że chleb to przemieniający się produkt.
Dediğim gibi, bence ekmek bir dönüşüm gıdası.Wie ich sagte, denke ich, dass Brot ein transformatives Nahrungsmittel.
Dediğim gibi, bence ekmek bir dönüşüm gıdası.Zoals ik al zei: brood is volgens mij transformerend voedsel.
Dediğim gibi, bence ekmek bir dönüşüm gıdası.Както казах, мисля, че хлябът е трансформационна храна.
Dediğim gibi, bence ekmek bir dönüşüm gıdası.Как я уже сказал, хлеб — пища трансформации.
Dediğim gibi, bence ekmek bir dönüşüm gıdası.וכפי שאמרתי, הלחם הוא מזון שעובר גלגולים,
Dediğim gibi, bence ekmek bir dönüşüm gıdası.وكما قلت مسبقا.. ان الخبز هو طعام متحول
Dediğim gibi, bence ekmek bir dönüşüm gıdası.最初の変容 --ところで
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.A krkavci mu donášali chlieb a mäso ráno a chlieb a mäso večer, a z potoka pil.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.A krkavci přinášeli jemu chléb a maso každého jitra, též chléb a maso každého večera, a z potoka pil.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.A kruki przynosiły mu chleb i mięso rano, także chleb i mięso w wieczór; a pił z potoku.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.Buổi mai và buổi chiều chim quạ đem bánh và thịt cho người; và người uống nước khe.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.Buổi_mai và buổi chiều chim quạ đem bánh và thịt cho người ; và người uống nước khe .
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.Corbii îi aduceau pîne şi carne dimineaţa, şi pîne şi carne seara, şi bea apă din pîrîu.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.De raven brachten hem elke morgen en avond brood en vlees en hij dronk water uit de beek.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.E os corvos lhe traziam pão e carne pela manhã, como também pão e carne � tarde; e ele bebia do ribeiro.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.És a hollók hoztak néki kenyeret és húst reggel és este, és a patakból ivott.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.I corvi gli portavano pane al mattino e carne alla sera; egli beveva al torrente
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.Ja kaarneet toivat hänelle leipää ja lihaa aamuin sekä leipää ja lihaa illoin, ja hän joi purosta.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu."까마귀들이 아침에도 떡과 고기를, 저녁에도 떡과 고기를 가져 왔고 저가 시내를 마셨더니"
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.Krokarji pa so mu prinašali kruha in mesa zjutraj ter kruha in mesa zvečer, in iz potoka je pil.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.Los cuervos le traían pan y carne por la mañana, y pan y carne por la tarde; y bebía del arroyo
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.og Ravnene bragte ham Brød om Morgenen og kød om Aftenen, og han drak af Bækken.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.og ravnene kom til ham med brød og kjøtt om morgenen og med brød og kjøtt om aftenen, og han drakk av bekken.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.Und die Raben brachten ihm das Brot und Fleisch des Morgens und des Abends, und er trank vom Bach.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.И вороны приносили ему хлеб и мясо поутру, и хлеб и мясо по вечеру, а из потока он пил.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.И враните му донасяха хляб и месо заран, и хляб и месо вечер; а той пиеше от потока.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.והערבים מביאים לו לחם ובשר בבקר ולחם ובשר בערב ומן הנחל ישתה׃
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.وكانت الغربان تاتي اليه بخبز ولحم صباحا وبخبز ولحم مساء وكان يشرب من النهر.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.烏 鴉 早 晚 給 他 叼 餅 、 和 肉 來 . 他 也 喝 那 溪 裡 的 水
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.烏鴉 早晚 給 他 叼餅 、 和 肉來 . 他 也 喝 那 溪裡 的 水
Devre yapıcıdan, ekmek fırınına ve traktöre kadar her şeyi içerir.Contiene de todo, desde un simulador de circuitos hasta un horno de pan y un tractor.
Devre yapıcıdan, ekmek fırınına ve traktöre kadar her şeyi içerir.Она содержит всё: от электрогенератора до хлебопечи и трактора.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Al nono giorno del quarto mese, quando la fame dominava la città e non c'era più pane per la popolazione
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.a [negyedik] hónap kilenczedik napján akkora inség lett a városban, hogy nem volt mit enni a föld népének.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Aos nove do quarto mês, a cidade se via tão apertada pela fome que não havia mais pão para o povo da terra.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Deveti dan četrtega meseca je bila huda lakota v mestu, in ni bilo kruha za ljudstvo dežele.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Deveti dan četrtega meseca je nastala huda lakota v mestu, in ni bilo kruha za ljudstvo dežele.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Deviateho dňa toho štvrtého mesiaca zmocnil sa mesta hlad, a nebolo chleba pre ľud zeme.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.În ziua a noua a lunii a patra, era mare foamete în cetate, aşa că poporul ţării nu mai avea pîne de loc.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.În ziua a noua a lunii a patra, era mare foamete în cetate, şi nu era pîne pentru poporul ţării.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.그 사월 구일에 성중에 기근이 심하여 그 땅 백성의 식물이 진하였더라
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.그 사월 구일에 성중에 기근이 심하여 그 땅 백성의 양식이 진하였고
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Nel quarto mese, il nove del mese, mentre la fame dominava nella città e non c'era più pane per la popolazione
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Ngày mồng chín tháng tư , có sự đói_kém lớn trong thành , dân_sự không có bánh .