ekmek ile cümle

ekmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Bir ağ üzerindeki varlığın kuralı, ne kadar ekmek, o kadar köfte mantığıdır.De netwerk-effectenregel betekent dat hoe meer je hebt, hoe meer je krijgt.
Bir ağ üzerindeki varlığın kuralı, ne kadar ekmek, o kadar köfte mantığıdır.Efekty sieciowości narzucają wówczas reguły, co oznacza, że im więcej posiadasz, tym więcej dostajesz.
Bir ağ üzerindeki varlığın kuralı, ne kadar ekmek, o kadar köfte mantığıdır.E l'effetto "network" domina- nel senso che più ne hai, più ne prendi.
Bir ağ üzerindeki varlığın kuralı, ne kadar ekmek, o kadar köfte mantığıdır.És a hálózati hatás uralkodik: minél több mindennel rendelkezel, annál többet kapsz.
Bir ağ üzerindeki varlığın kuralı, ne kadar ekmek, o kadar köfte mantığıdır.Et les effets du réseau font loi -- c'est à dire que plus vous avez, plus vous obtenez.
Bir ağ üzerindeki varlığın kuralı, ne kadar ekmek, o kadar köfte mantığıdır.Iar efectele rețelei stăpâne - adică cu cât aveți mai mult, cu atât primiți mai mult.
Bir ağ üzerindeki varlığın kuralı, ne kadar ekmek, o kadar köfte mantığıdır.그리고 네트워크 효과가 적용될 겁니다. 즉, 많이 가질수록 더 얻는다는 거죠.
Bir ağ üzerindeki varlığın kuralı, ne kadar ekmek, o kadar köfte mantığıdır.Nätverkseffekten kommer att regera -- vilket innebär att ju mer du har, desto mer kommer du att få.
Bir ağ üzerindeki varlığın kuralı, ne kadar ekmek, o kadar köfte mantığıdır.Verkko vaikuttaa -- mitä enemmän sinulla on, sitä enemmän saat.
Bir ağ üzerindeki varlığın kuralı, ne kadar ekmek, o kadar köfte mantığıdır.Y rige el efecto de red -- es decir que entre mas tienes, mas obtienes.
Bir ağ üzerindeki varlığın kuralı, ne kadar ekmek, o kadar köfte mantığıdır.Το δίκτυο επηρεάζει τον κανόνα, πράγμα που σημαίνει ότι όσα περισσότερα έχετε, τόσο περισσότερα κερδίζετε.
Bir ağ üzerindeki varlığın kuralı, ne kadar ekmek, o kadar köfte mantığıdır.И в сила е мрежовия ефект -- което значи, че колкото повече имате, толкова повече получавате.
Bir ağ üzerindeki varlığın kuralı, ne kadar ekmek, o kadar köfte mantığıdır.Правило сетевой собственности — чем больше у вас есть, тем больше вы получаете.
Bir ağ üzerindeki varlığın kuralı, ne kadar ekmek, o kadar köfte mantığıdır.וחוק אפקט הרשת כלומר שככל שיש לך יותר כך אתה מקבל יותר.
Bir ağ üzerindeki varlığın kuralı, ne kadar ekmek, o kadar köfte mantığıdır.وأثر الشبكة على القاعدة -- بمعنى لديك كثير، ستجد أكثر.
Bir ağ üzerindeki varlığın kuralı, ne kadar ekmek, o kadar köfte mantığıdır.多くを持つ者ほど多くを得るという法則です 最初のFAX機を買った人は間抜けです
Biraz ekmek istermisin?¿Quieres un panecillo?
Biraz ekmek istermisin?Vrei o bucata de paine?
Biraz ekmek küfü de oluştu.곰팡이도 자랐네요.
Biraz ekmek küfü de oluştu.Một số mốc bánh mì cũng đã phát triển.
Bir çadır kurulmuştu. Kutsal Yer denen birinci bölmede kandillik, masa ve adak ekmekleri bulunurdu.예비한 첫 장막이 있고 그 안에 등대와 상과 진설병이 있으니 이는 성소라 일컫고
Bir çadır kurulmuştu. Kutsal Yer denen birinci bölmede kandillik, masa ve adak ekmekleri bulunurdu.Lebo ustrojený bol prvý stánok, v ktorom bol svietnik a stôl a predloženie chlebov, a ten sa zovie svätyňa.
Bir çadır kurulmuştu. Kutsal Yer denen birinci bölmede kandillik, masa ve adak ekmekleri bulunurdu.Nebo udělán byl stánek první, v kterémž byl svícen, a stůl, a posvátní chlebové, a ten sloul svatyně.
Bir çadır kurulmuştu. Kutsal Yer denen birinci bölmede kandillik, masa ve adak ekmekleri bulunurdu.Vả , một đền tạm đã dựng lên : phần thứ nhứt gọi_là nơi thánh , có chơn đèn , bàn và bánh bày ra ;
Bir çadır kurulmuştu. Kutsal Yer denen birinci bölmede kandillik, masa ve adak ekmekleri bulunurdu.Vả, một đền tạm đã dựng lên: phần thứ nhứt gọi là nơi thánh, có chơn đèn, bàn và bánh bày ra;
Bir çadır kurulmuştu. Kutsal Yer denen birinci bölmede kandillik, masa ve adak ekmekleri bulunurdu.Споруджено бо перву скиню, а в ній сьвітильник і стіл і предложеннє хлібів, котра зветь ся: Сьвята.
Bir çadır kurulmuştu. Kutsal Yer denen birinci bölmede kandillik, masa ve adak ekmekleri bulunurdu.כי הוקם המשכן החיצון אשר בו המנורה והשלחן ומערכת הלחם והוא נקרא קדש׃
Bir çadır kurulmuştu. Kutsal Yer denen birinci bölmede kandillik, masa ve adak ekmekleri bulunurdu.لانه نصب المسكن الاول الذي يقال له القدس الذي كان فيه المنارة والمائدة وخبز التقدمة.
Bir çadır kurulmuştu. Kutsal Yer denen birinci bölmede kandillik, masa ve adak ekmekleri bulunurdu.因 為 有 豫 備 的 帳 幕 、 頭 一 層 叫 作 聖 所 . 裡 面 有 燈 臺 、 桌 子 、 和 陳 設 餅
Bir çadır kurulmuştu. Kutsal Yer denen birinci bölmede kandillik, masa ve adak ekmekleri bulunurdu.因為 有 豫備 的 帳幕 、 頭 一 層 叫作 聖所 . 裡面 有 燈臺 、 桌子 、 和 陳設餅
Birdenbire o ekmek ve peynir aşağı şanti ve Mr.Abruptamente, ele chicoteou para baixo o pão e queijo, e Mr.
Birdenbire o ekmek ve peynir aşağı şanti ve Mr.Äkillisesti hän kermavaahdon alas leipää ja juustoa, ja Mr.
Birdenbire o ekmek ve peynir aşağı şanti ve Mr. Hall bıçağı kavradı zaman tabloya kaydedin.Đột ngột, ông đánh xuống bánh mì và pho mát, và Ông Hall chỉ nắm con dao trên bảng trong thời gian để lưu nó.
Birdenbire o ekmek ve peynir aşağı şanti ve Mr. Hall bıçağı kavradı zaman tabloya kaydedin.갑자기 그는 빵과 치즈를 채찍질하고, 홀씨가 칼을 파악
Birdenbire o ekmek ve peynir aşağı şanti ve Mr. Hall bıçağı kavradı zaman tabloya kaydedin.Nagle porywał się chleb i ser, i pan Hall po prostu chwycił nóż na stole w czasie, aby go zapisać.
Birdenbire o ekmek ve peynir aşağı şanti ve Mr. Hall bıçağı kavradı zaman tabloya kaydedin.Najednou Prudce dolů chléb a sýr, a pan Hall jen nepochopili nůž na stůl včas zachránit.
Birdenbire o ekmek ve peynir aşağı şanti ve Mr. Hall bıçağı kavradı zaman tabloya kaydedin.Plötsligt han piskade ner bröd och ost, och Mr Hall bara förstått kniven på bordet i tid för att spara den.
Birdenbire o ekmek ve peynir aşağı şanti ve Mr. Hall bıçağı kavradı zaman tabloya kaydedin.Zrazu Prudko dolu chlieb a syr, a pán Hall len nepochopili nôž na stôl včas zachrániť.
Birdenbire o ekmek ve peynir aşağı şanti ve Mr. Hall bıçağı kavradı zaman tabloya kaydedin.Внезапно он взбитыми вниз хлеб и сыр, и г-н Холл просто схватил нож
Birdenbire o ekmek ve peynir aşağı şanti ve Mr. Hall bıçağı kavradı zaman tabloya kaydedin.Раптово він збитими вниз хліб і сир, і пан Хол просто схопив ніж
Birdenbire o ekmek ve peynir aşağı şanti ve Mr. Hall bıçağı kavradı zaman tabloya kaydedin.جلد فجأة نزل الخبز والجبن ، والسيد عادل قاعة اغتنامها السكين
Birdenbire o ekmek ve peynir aşağı şanti ve Mr. Hall bıçağı kavradı zaman tabloya kaydedin.時間内のテーブルに保存する。オフには、見知らぬ人の左の手袋を来たとWAS
Birdenbire o ekmek ve peynir aşağı şanti ve Mr.Hirtelen vert meg a kenyeret és sajtot, és Mr.
Birdenbire o ekmek ve peynir aşağı şanti ve Mr.Nenadoma je stepeno navzdol kruh in sir, in g.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Een stuk brood kan je honger stillen en als je hoop hebt, vind je brood om je in leven te houden.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Egy darab kenyér csillapíthatja az éhséged és a remény elhozhatja a keresett kenyeret, hogy életben maradj.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Ein Stück Brot kann Ihren Hunger stillen und Hoffnung wird Ihnen Brot geben, um Sie am Leben zu erhalten.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Kawałek chleba zaspokoi głód, a nadzieja przyniesie chleb potrzebny, aby przeżyć.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.빵 한 조각은 배고픔을 달랠 수 있고 희망을 가지면 목숨을 연명할 빵을 찾을 수는 있습니다.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Kus chleba zažene hlad a naděje vám přinese chléb, který vás udrží naživu.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Kúsok chleba vám môže zahnať hlad a pokiaľ budete mať nádej ten kúsok chleba vás pridrží pri živote.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.O bucată de pâine poate să-ţi potolească foamea, şi dacă speri, vei găsi pâinea care să te ţină în viaţă.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Sepotong roti dapat memuaskan rasa lapar Anda, dan harapan akan membawakan roti itu agar Anda tetap hidup.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Um pedaço de pão pode satisfazer-vos a fome e ter esperança pode trazer-vos o pão para se manterem vivos.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Un bout de pain peut satisfaire votre faim, et avoir l'espoir vous apportera du pain pour rester vivant.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Un pedazo de pan puede satisfacer su hambre y tener esperanza les traerá pan para mantenerlos vivos.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Un pezzo di pane può sfamarvi, e avere speranza farà sì che il pane vi tenga in vita.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Кусочек хлеба может удовлетворить ваш голод, и надежда даст вам хлеб, чтобы продолжать жить.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.Шматок хліба може задовільнити ваш голод, і надія принесе вам хліб, щоб допомогти вам жити.
Bir ekmek parçası açlığınızı yatıştırabilir, ve umut etmek sizi hayatta tutacak ekmeği getirebilir.חתיכת לחם יכולה להשביע את רעבונך, ותקווה תביא לך לחם כדי להשאיר אותך בחיים.

İlgili Sayfalar