75 yıl önce, güzel bir şekilde ekmek hakkında konuşanın, ... ... Mahatma Gandhi olduğunu kim söylerdi.Wie dit zo mooi zei was Mahatma Gandhi, toen hij het 75 jaar geleden over brood had.
75 yıl önce, güzel bir şekilde ekmek hakkında konuşanın, ... ... Mahatma Gandhi olduğunu kim söylerdi.Онзи, който го е казал толкова красиво, е бил Махатма Ганди, преди 75 години, когато говорел за хляба.
75 yıl önce, güzel bir şekilde ekmek hakkında konuşanın, ... ...Человека, сказавшего это, звали Махатма Ганди.
75 yıl önce, güzel bir şekilde ekmek hakkında konuşanın, ... ...מי שאמר זאת בצורה כה יפה היה מהטמה גנדי,
75 yıl önce, güzel bir şekilde ekmek hakkında konuşanın, ... ...عبّر عن هذا بشكل جميل "المهاتما غاندي"،
'Aç bir insana, bir parça ekmek Tanrının yüzü gibi gelir.'"À l'affamé, un morceau de pain est le visage de Dieu."
'Aç bir insana, bir parça ekmek Tanrının yüzü gibi gelir.'"Bagi seorang yang lapar, sepotong roti adalah wajah Tuhan."
'Aç bir insana, bir parça ekmek Tanrının yüzü gibi gelir.'"Dla głodnego człowieka, kawałek chleba jest twarzą Boga".
'Aç bir insana, bir parça ekmek Tanrının yüzü gibi gelir.'"Đối với một người đang bị đói, một mẩu bánh mỳ chính là gương mặt của Chúa."
'Aç bir insana, bir parça ekmek Tanrının yüzü gibi gelir.'"Egy éhes embernek egy falat kenyér az Isten arca."
'Aç bir insana, bir parça ekmek Tanrının yüzü gibi gelir.'"En som svälter hittar Guds ansikte i en bit bröd."
'Aç bir insana, bir parça ekmek Tanrının yüzü gibi gelir.'"Für einen hungrigen Mann, gleicht ein Stück Brot dem Gesicht Gottes"
'Aç bir insana, bir parça ekmek Tanrının yüzü gibi gelir.'"배고픈 자에게 한 조각의 빵은 신같은 존재이다"
'Aç bir insana, bir parça ekmek Tanrının yüzü gibi gelir.'"Para um homem com fome, um pedaço de pão é a face de Deus."
'Aç bir insana, bir parça ekmek Tanrının yüzü gibi gelir.'"Para un hambriento, un pedazo de pan es la cara de Dios".
'Aç bir insana, bir parça ekmek Tanrının yüzü gibi gelir.'"Pentru o persoană înfometată, o bucată de pâine este faţa lui Dumnezeu."
'Aç bir insana, bir parça ekmek Tanrının yüzü gibi gelir.'"Per un uomo affamato, un pezzo di pane è il volto di Dio."
'Aç bir insana, bir parça ekmek Tanrının yüzü gibi gelir.'"Pro hladového člověka je kus chleba tváři boží."
'Aç bir insana, bir parça ekmek Tanrının yüzü gibi gelir.'"Voor een hongerige man is een stuk brood het gezicht van God."
'Aç bir insana, bir parça ekmek Tanrının yüzü gibi gelir.'"Για έναν πεινασμένο άνθρωπο, ένα κομμάτι ψωμί είναι το πρόσωπο του Θεού."
'Aç bir insana, bir parça ekmek Tanrının yüzü gibi gelir.'"голодному кусок хлеба - это лицо бога".
'Aç bir insana, bir parça ekmek Tanrının yüzü gibi gelir.'"За гладния човек и парчето хляб е Господ."
'Aç bir insana, bir parça ekmek Tanrının yüzü gibi gelir.'"לאיש רעב, פרוסת לחם היא פני האל"
'Aç bir insana, bir parça ekmek Tanrının yüzü gibi gelir.'"للإنسان الجائع، رغيف الخبز هو أشبه بوجه الإله" .
'Aç bir insana, bir parça ekmek Tanrının yüzü gibi gelir.'また世界の平和と安全を
adak ekmeklerinin dizildiği masalar için belirlenen altını, gümüş masalar için gümüşü,A dal zlata podľa váhy na stoly chlebov predloženia, na každý zo stolov, i striebra na strieborné stoly
adak ekmeklerinin dizildiği masalar için belirlenen altını, gümüş masalar için gümüşü,edelleen näkyleipäpöytien kullan painosta, kunkin pöydän erikseen, samoin hopeasta tehtävien pöytien hopeasta;
adak ekmeklerinin dizildiği masalar için belirlenen altını, gümüş masalar için gümüşü,또 진설병의 각 상을 만들 금의 중량을 정하고 은상을 만들 은도 그렇게 하고
adak ekmeklerinin dizildiği masalar için belirlenen altını, gümüş masalar için gümüşü,Người cũng chỉ số cân về các ban để bánh trần thiết, và bạc về những bàn bằng bạc;
adak ekmeklerinin dizildiği masalar için belirlenen altını, gümüş masalar için gümüşü,Người cũng chỉ_số cân về các ban để bánh trần_thiết , và bạc về những bàn bằng bạc ;
adak ekmeklerinin dizildiği masalar için belirlenen altını, gümüş masalar için gümüşü,og vekten på gullet til skuebrøds-bordene - til hvert enkelt bord - og på sølvet til sølvbordene.
adak ekmeklerinin dizildiği masalar için belirlenen altını, gümüş masalar için gümüşü,Także pewnąwagę złota na stoły chlebów pokładbych, na każdy stół, przytem srebra na stoły srebrne.
adak ekmeklerinin dizildiği masalar için belirlenen altını, gümüş masalar için gümüşü,tudi težo zlata za mize z razvrščenimi kruhi, za vsako mizo, in srebra za srebrne mize;
adak ekmeklerinin dizildiği masalar için belirlenen altını, gümüş masalar için gümüşü,untuk meja-meja dari perak, dan untuk setiap meja emas tempat roti sajian bagi Allah
adak ekmeklerinin dizildiği masalar için belirlenen altını, gümüş masalar için gümüşü,Zlata též váhu na stoly předložení na jeden každý stůl, i stříbra na stoly stříbrné,
adak ekmeklerinin dizildiği masalar için belirlenen altını, gümüş masalar için gümüşü,и золота для столов предложения хлебов, для каждого золотого стола, и серебра для столов серебряных,
adak ekmeklerinin dizildiği masalar için belirlenen altını, gümüş masalar için gümüşü,ואת הזהב משקל לשלחנות המערכת לשלחן ושלחן וכסף לשלחנות הכסף׃
adak ekmeklerinin dizildiği masalar için belirlenen altını, gümüş masalar için gümüşü,وذهبا بالوزن لموائد خبز الوجوه لكل مائدة فمائدة وفضة لموائد الفضة.
adak ekmeklerinin dizildiği masalar için belirlenen altını, gümüş masalar için gümüşü,陳 設 餅 金 桌 子 的 分 兩 、 銀 桌 子 的 分 兩
adak ekmeklerinin dizildiği masalar için belirlenen altını, gümüş masalar için gümüşü,陳設餅 金 桌子 的 分兩 、 銀桌子 的 分兩
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.Człowiek spał, ale słyszał słowa chleb, świątynia, Bóg i się przebudził.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.De man sliep half maar hoorde de woorden brood, tempel, God en hij werd wakker.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.Der Mann war also eingeschlafen, aber als er die Worte Brot, Tempel und Gott hörte, wachte er auf.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.El hombre estaba dormido, pero escuchó las palabras pan, templo, Dios, y despertó. Dijo:
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.부자는 말씀 중에 빵과 회당, 하느님만을 듣고 졸다 깼습니다.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.L'homme était endormi, mais il entendit les mots de pain, temple, Dieu, et il se réveilla.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.L'uomo stava dormendo, ma sentì le parole pane, tempio, Dio e si svegliò.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.Mannen sov, men han hörde orden bröd, tempel, Gud, och han vaknade.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.Người đàn ông ngủ, nhưng ông ta nghe những từ bánh mì, đền thờ, Thượng Đế, và ông ta tỉnh dậy.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.O homem estava a dormir, mas ouviu as palavras — pão - templo - Deus — acordou e disse:
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.Omul dormea, dar a auzit cuvintele paine, templu, Dumnezeu si s-a trezit.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.Pria itu tertidur, tapi ia mendengar kata-kata 'roti', 'rumah ibadah', 'Tuhan', dan ia pun terbangun.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.Ο άντρας είχε αποκοιμηθεί, αλλά μόλις άκουσε τις λέξεις ψωμί, ναός, και Θεός ξύπνησε.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.Мужчина спал, но проснулся, услышав слова хлеб, храм, Бог.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.Човекът бил заспал, но чул думите хляб, храм, Бог и се събудил.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.Чоловік спав, але почувши слова "хліб", "храм", "Бог", він прокинувся.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.האיש ישן, אבל הוא שמע את המילים לחם, בית מקדש, אלוהים, והוא התעורר.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.ولكن الرجل سمع الكلمات , الخبر , المعبد , الله ثم استيقظ
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.そして言いました「神はパンを望んでおられる。わかったぞ!神が望んでおられるものが!」
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.A száj kombinálva a vízzel "ivást" jelent, és száj összekötve kenyérrel azt, hogy "enni".