ekmek ile cümle

ekmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Jean Valjean (Hugh Jackman), bir somun ekmek çaldığı için hapse girmiş bir fransızdır.尚萬強(休·杰克曼飾演)是一名法国囚犯,因偷面包而入狱。
Ekmeklik un bir bardak soğuk suda sulandırılır.找一口大鍋,裝滿冷水。
Ekmek neredeyse her tür yemekle (ana olmayan) beraber sunulmaktadır.而一切丁徭地粮,遂尽贻累于里民矣。
İnsanlar ona tuz ve ekmek ikram ederdi.会上提供果酒和面包。
Tirit et suyuna kızartılmış veya bayat ekmek konularak yapılan yemektir.頜齒類具有頰部,可以將食物或水置於肉質頰部內,而不會溢出。
Ekmek evlerde kadınlar tarafından yapılır.这些织物是妇女们制作的。
Besleyici değeri vardı ama arpadan yapılan ekmek çok ağır olurdu.雖然想要繼承麵包店,但做出來的麵包很難吃。
Onlar ekmek (maza) yemeyip kertenkele ya da yılan yerler.不敢吃到含有山葵或芥茉的東西。
Öğünleri ekmek, kahve ve sigaradan ibaretti.法式滴濾咖啡雪茄和香菸。
Rab'bin Sofrası (şarap ve ekmek paylaşımı) burada yapılır.將會倒入聖爵的葡萄酒和水載在小壺(英文:cruets)內。
Ekmek yapmak için dışarıda ve içeride tandırlar bulunmaktadır.為了加快運作,在外方會放有麵包。
İnsanlar ona tuz ve ekmek ikram ederdi.사람들은 빵과 소금을 제공함으로써 가비야에게 먹이를 준다.
Ekmek evlerde kadınlar tarafından yapılır.빵을 만드는 작업은 여성의 몫이었다.
Beraber ekmek kırmak için onu davet edin" diye devam etti.우리 모두 한 빵을 함께 나누기 때문입니다.”라는 구절을 근거로 한 것이다.
İsrail’de Pesah (mayasız ekmek festivali) yedi gün kutlanır.할라(히브리어: חלה)는 명절에 주로 먹는 이스라엘의 빵이다.
Vakfıkebir ile özdeşleşen ekmek ülke çapında ünlüdür.쾅가라고 하는 효모 숙성한 빵은 전국에서 널리 소비된다.
Örneğin 1941 Kasımı ile 1942 Şubatı arasında siviller, kişi başına sadece 125 gr. ekmekle karnını doyurdu.예를 들어, 1941년 11월부터 1942년 2월까지 시민들은 오직 톱밥이 5~60% 이상 함유되고 그외 먹을 수 없는 혼화제 성분의 빵 125g을 배급받았다.
Biri "Tenık" (Türkçe:ince) Diğeriyse "Glôr" (Türkçe:yuvarlak) ekmektir.하나는 Plaisir(한국어 : 즐거움, 영어: pleasure), 다른 하나는 Jouissance(한국어 : 즐김/지복, 영어: bliss)이다.
Beyaz ekmek yerine tam tahıl ekmeği yemek, ölümcül olmayan kalp krizi riskini %45 azaltmaktadır.저온살균하지 않은 우유를 사용하며 지방 함유량은 45% 정도이다.
Ekmek Çin mutfağında fazla rağbet göremeyen bir maddedir.한국 사찰에서 특별히 먹지 못하게 하는 음식이다.
Tirit et suyuna kızartılmış veya bayat ekmek konularak yapılan yemektir.쇠갈비에서 분리한 마구리는 갈비탕을 끓이거나 육수를 낼 때 쓴다.
Sektöre yeni bir ekmek teknesi giriyor yani.배 부분에는 민주통합당 심볼을 삽입했다.
Eğer iş vermezlerse, ekmek isteyin.אם הם לא נותנים לכם עבודה, דרשו לחם.
8 Ocak - Yoksullara ucuz ekmek verilmesi kararnamesi yayınlandı.23 בפברואר (8 במרץ) - מחסור באספקת לחם לתושבי הבירה.
Ekmek batırılarak yenir.לפיכך הלחם נתפס כפשטו.
Ramazan pidesi bunlardan farklı olarak bir çeşit ekmektir.ברמב"ם בנושא זה נראה פרדוקס מסוים.
Genelde kullanılan çeşitler somun, açık ekmek ve lavaştır.גברת זקנה שמזמינה לעיתים קרובות לחם מגעגע וברווז.
Bu öğün, tatlı ekmekler de içerir.הארוחה כוללת גם קינוחים ללא סוכר.
Charles kente her gün yeterli oranda ekmek getirileceğini açıkladı."העולם מקשים למה אוכלים פלאדן (Fladen, מאפה גבינה) בשבועות.
Romalılar Yunan fırıncıları ekmek yapımıyla görevlendirmişlerdi.הרומאים אימצו את אומנות הריפוי באמצעות מוצרי הדבורה.
Eğer ekmek vermezlerse, ekmeğinizi alın." zamanla ünlü bir söylem olmuştur.אם הם מסרבים לתת לכם את שניהם, קחו לחם".
Ekmek yiyin!אכול את הלחם!
İlk başta bira, keşkek ve çorba için kullanılırlar, sonunda ekmek için.Първоначално те се използват за бира, каша и супа, евентуално за хляб.
Yine köylü halkı ekmek pişirir.Жителите се занимават и с хлебарство.
Yufka ekmek Teştin içinde un ve su karıştırılarak iyice yoğurulur ve hamur haline getirilir.В тях се изливат и отходни води и служат за изхвърляне и на други отпадъци.
Önemli nokta, ıslanmamış ekmek bırakılmamasıdır.Не е „на добро“ ако оставиш торбата без хляб.
Herkesin ekmek alabilmasi için ekmek karneleri kullanılmıştır.На просяка дават хляб месо, кой каквото има.
Ekmekler Ekşili ekmek Hamur mayalanır bir köşede.Бухнала, прясно изпечена хлебна пита на конвейер.
Köyde iki çeşit ekmek yapılır.В селото има и няколко хлебопекарници.
Köyün yemekleri etli ekmek ve keledoştur.Храната на рицарите се ограничава с хляб и вода.
Albüm yayınlanır yayınlanmaz peynir ekmek gibi satıldı.Аудиокасетата им се продава като топъл хляб.
Ayrıca köy ekmekleri ile de ünlüdür.Също така селото е известно и със своето зеле.
Ekmek buğdaydan yapılır.Хлябът се прави от пшеница.
Sağlık ocağı vardır ancak kullanılmamaktadır,köye ekmek seymen ekmek fırını tarafından sağlanmaktadır.Stanovnicima gradova nedostajalo je gotovo svega, od kruha do ogrijeva za grijanje.
Pilavlar ekmek yerine doyurucu madde olarak kullanılır.Kruh je nepoznanica - umjesto njega se koristi umjetna hrana.
Bazlama, Türk mutfağından bir ekmek türü.Börek potječe iz turske kuhinje.
Son Akşam Yemeği'inde İsa ve Havarileri Kutsal Kase'den şarap içiyorlar ve ekmek yiyorlardı.Dakle, nema smisla Isusa tražiti ovdje na zemlji u kruhu i vinu.
Günlük beslenmenin en önemli kısmı ekmek ve biraydı.Njihova prehrana se najvećim dijelom sastoji samo od kruha i mlijeka.
Ekmek İsa'nın bedenini, şarap ise İsa'nın kanını sembolize eder.Njegovo je tijelo sveti kruh, a krv vino.
Ekmek ne kadar esmer ise o kadar çok E vitamini ihtiva eder.Što je veća tolerancija crijeva to više vitamina C možemo podnijeti.
Ama bu kez çocukların yol işaretlemek için ellerinde sadece ekmek kırıntıları vardır.Tog puta djeca ne imahu vremena skupljati kamenčiće, pa umjesto njih bacaše mrvice kruha.
Yufka ekmek ile yenir.Podávajú sa s chlebom.
Günlük beslenmenin en önemli kısmı ekmek ve biraydı.Často bol jeho celodennou stravou iba sušený chlieb a figy.
Bu yıl Yarım Ekmek romanı da yayımlanır.V tomto období vznikol aj román Dym.
Ekmekler derin dondurucuda saklanarak daha iyi bir şekilde tüketilmektedir.Lup ukryjú na úteku do jednej mrazenej husi.
İsa ekmekle şarabı aldı, kutsadı ve havarilerine, bunların, kendisinin bedeni ve kanı olduğunu söyledi.Ježiš rozdelil medzi svojich apoštolov chlieb a víno, ako telo a krv, ktoré sa za nás obetujú.
Yine köylü halkı ekmek pişirir.Domača peka kruha.
Eğer iş vermezlerse, ekmek isteyin.Če štipendije ne bi dobil, bi si moral v Angliji začeti služiti kruh.
Herkesin ekmek alabilmasi için ekmek karneleri kullanılmıştır.Vsakemu je vedno dala kos kruha.
Evharistya (Kinonia - komünyon): Ekmek ve şarap ayini.Tolin (תולין, Tolin): nalivanje vina in krmljenje živine.

İlgili Sayfalar