ekmek ile cümle
ekmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
adak ekmeklerinin dizildiği masalar için belirlenen altını, gümüş masalar için gümüşü,tudi težo zlata za mize z razvrščenimi kruhi, za vsako mizo, in srebra za srebrne mize;
adak ekmeklerinin dizildiği masalar için belirlenen altını, gümüş masalar için gümüşü,untuk meja-meja dari perak, dan untuk setiap meja emas tempat roti sajian bagi Allah
adak ekmeklerinin dizildiği masalar için belirlenen altını, gümüş masalar için gümüşü,Zlata též váhu na stoly předložení na jeden každý stůl, i stříbra na stoly stříbrné,
adak ekmeklerinin dizildiği masalar için belirlenen altını, gümüş masalar için gümüşü,и золота для столов предложения хлебов, для каждого золотого стола, и серебра для столов серебряных,
adak ekmeklerinin dizildiği masalar için belirlenen altını, gümüş masalar için gümüşü,ואת הזהב משקל לשלחנות המערכת לשלחן ושלחן וכסף לשלחנות הכסף׃
adak ekmeklerinin dizildiği masalar için belirlenen altını, gümüş masalar için gümüşü,وذهبا بالوزن لموائد خبز الوجوه لكل مائدة فمائدة وفضة لموائد الفضة.
adak ekmeklerinin dizildiği masalar için belirlenen altını, gümüş masalar için gümüşü,陳 設 餅 金 桌 子 的 分 兩 、 銀 桌 子 的 分 兩
adak ekmeklerinin dizildiği masalar için belirlenen altını, gümüş masalar için gümüşü,陳設餅 金 桌子 的 分兩 、 銀桌子 的 分兩
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.Człowiek spał, ale słyszał słowa chleb, świątynia, Bóg i się przebudził.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.De man sliep half maar hoorde de woorden brood, tempel, God en hij werd wakker.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.Der Mann war also eingeschlafen, aber als er die Worte Brot, Tempel und Gott hörte, wachte er auf.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.El hombre estaba dormido, pero escuchó las palabras pan, templo, Dios, y despertó. Dijo:
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.부자는 말씀 중에 빵과 회당, 하느님만을 듣고 졸다 깼습니다.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.L'homme était endormi, mais il entendit les mots de pain, temple, Dieu, et il se réveilla.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.L'uomo stava dormendo, ma sentì le parole pane, tempio, Dio e si svegliò.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.Mannen sov, men han hörde orden bröd, tempel, Gud, och han vaknade.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.Người đàn ông ngủ, nhưng ông ta nghe những từ bánh mì, đền thờ, Thượng Đế, và ông ta tỉnh dậy.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.O homem estava a dormir, mas ouviu as palavras — pão - templo - Deus — acordou e disse:
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.Omul dormea, dar a auzit cuvintele paine, templu, Dumnezeu si s-a trezit.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.Pria itu tertidur, tapi ia mendengar kata-kata 'roti', 'rumah ibadah', 'Tuhan', dan ia pun terbangun.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.Ο άντρας είχε αποκοιμηθεί, αλλά μόλις άκουσε τις λέξεις ψωμί, ναός, και Θεός ξύπνησε.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.Мужчина спал, но проснулся, услышав слова хлеб, храм, Бог.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.Човекът бил заспал, но чул думите хляб, храм, Бог и се събудил.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.Чоловік спав, але почувши слова "хліб", "храм", "Бог", він прокинувся.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.האיש ישן, אבל הוא שמע את המילים לחם, בית מקדש, אלוהים, והוא התעורר.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.ولكن الرجل سمع الكلمات , الخبر , المعبد , الله ثم استيقظ
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.そして言いました「神はパンを望んでおられる。わかったぞ!神が望んでおられるものが!」
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.A száj kombinálva a vízzel "ivást" jelent, és száj összekötve kenyérrel azt, hogy "enni".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Boca combinada com água significava "beber", e boca juntamente com pão significava "comer".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Boca combinado con agua significaba, "beber" y boca junto con pan significaba, "comer".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Gură în combinație cu apă însemna "băutură", iar gură și pâine însemna "mănâncă".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.입과 물이 함께 그려져 있으면 "마신다"를 의미하지요. 또한 입과 빵이 같이 있으면 "먹는다"를 의미합니다.
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.La bocca assieme all' acqua significava "bere" e la bocca unita al pane significava "mangiare".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Miệng kết hợp với nước là "uống" và miệng với bánh mì có nghĩa là "ăn"
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Mond in combinatie met water betekende "drinken" en een mond samen met brood "eten".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.'Mund' kombineret med 'vand' betød 'drikke' og 'mund' kombineret med brød betød 'spise'
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Mund und Wasser zusammen bedeuteten "trinken", und ein Mund mit einem Brot bedeutete "essen".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Mun i kombination med vatten betydde "dricka," och mun tillsammans med bröd betydde "äta."
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Usta połączone z wodą - "pić", a usta wraz z chlebem - "jeść".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Ústa spolu s vodou znamenalo "pití". a ústa spolu s chlebem znamenalo "jíst".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Το στόμα σε συνδυασμό με το νερό σήμαινε "πίνω", ενώ με το ψωμί σήμαινε "τρώω".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Рот, у поєднанні з водою, означав "пити", а в поєднанні з хлібом - "їсти".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Символ рта вместе с водой означал "пить", вместе с хлебом - "есть".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Устата, комбиниран с вода означава, "пия," а устата заедно с хляб означала, "ям."
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.פה יחד עם מים סימל, "לשתות", ופה יחד עם לחם סימל, "לאכול".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.الفم مدمج مع الماء يعني " الشرب" والفم المرتبط بالرغيف يعني " الأكل"
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.口はパンとつなげると「食べる」を意味しました さらに牛の記号を加えると
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.E' così profondamente radicato nella nostra psiche che il pane viene usato come simbolo della vita.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Es ist so tief in unsere Psyche eingebettet, dass Brot als ein Lebenssymbol verwendet wird.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Está tan profundamente arraigado en nuestra psique que el pan se usa como símbolo de la vida.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Este atât de adânc inserat în psihicul nostru încât pâinea e folosită ca un simbol al vieţii.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Het is zo diep verankerd in onze geesten dat brood gebruikt wordt als een symbool voor leven.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Il est si profondément ancré dans nos esprits que le pain est utilisé comme symbole de la vie.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Jest tak głęboko zakorzeniony w naszej psychice, że chleb jest używany jako symbol życia.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.그래서 우리의 정신 깊숙한 곳에 빵은 생명의 상징으로 새겨져 있습니다.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Nó đã gắn chặt trong tiềm thức con người rằng bánh mỳ được dùng làm biểu tượng sự sống.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Olyan mélyen bele van ágyazva a pszihénkbe, a kenyér az élet szimbóluma.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Roti itu sungguh tertanam dalam dalam jiwa kita sehingga roti digunakan sebagai simbol kehidupan.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Той е толкова дълбоко вграден в душите ни, че хлябът се използва като символ за живот.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Это так глубоко укоренилось в нашей психике, что хлеб используется как символ жизни.