Ana içeriğe geç
Sözlük

ekmek ile cümle

ekmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Boca combinada com água significava "beber", e boca juntamente com pão significava "comer".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Boca combinado con agua significaba, "beber" y boca junto con pan significaba, "comer".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Gură în combinație cu apă însemna "băutură", iar gură și pâine însemna "mănâncă".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.입과 물이 함께 그려져 있으면 "마신다"를 의미하지요. 또한 입과 빵이 같이 있으면 "먹는다"를 의미합니다.
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.La bocca assieme all' acqua significava "bere" e la bocca unita al pane significava "mangiare".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Miệng kết hợp với nước là "uống" và miệng với bánh mì có nghĩa là "ăn"
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Mond in combinatie met water betekende "drinken" en een mond samen met brood "eten".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.'Mund' kombineret med 'vand' betød 'drikke' og 'mund' kombineret med brød betød 'spise'
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Mund und Wasser zusammen bedeuteten "trinken", und ein Mund mit einem Brot bedeutete "essen".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Mun i kombination med vatten betydde "dricka," och mun tillsammans med bröd betydde "äta."
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Usta połączone z wodą - "pić", a usta wraz z chlebem - "jeść".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Ústa spolu s vodou znamenalo "pití". a ústa spolu s chlebem znamenalo "jíst".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Το στόμα σε συνδυασμό με το νερό σήμαινε "πίνω", ενώ με το ψωμί σήμαινε "τρώω".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Рот, у поєднанні з водою, означав "пити", а в поєднанні з хлібом - "їсти".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Символ рта вместе с водой означал "пить", вместе с хлебом - "есть".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.Устата, комбиниран с вода означава, "пия," а устата заедно с хляб означала, "ям."
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.פה יחד עם מים סימל, "לשתות", ופה יחד עם לחם סימל, "לאכול".
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.الفم مدمج مع الماء يعني " الشرب" والفم المرتبط بالرغيف يعني " الأكل"
Ağızla su bir araya gelince "içmek" ve ağız ekmekle yan yana gelince "yemek" anlamları çıkıyordu.口はパンとつなげると「食べる」を意味しました さらに牛の記号を加えると
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.E' così profondamente radicato nella nostra psiche che il pane viene usato come simbolo della vita.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Es ist so tief in unsere Psyche eingebettet, dass Brot als ein Lebenssymbol verwendet wird.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Está tan profundamente arraigado en nuestra psique que el pan se usa como símbolo de la vida.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Este atât de adânc inserat în psihicul nostru încât pâinea e folosită ca un simbol al vieţii.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Het is zo diep verankerd in onze geesten dat brood gebruikt wordt als een symbool voor leven.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Il est si profondément ancré dans nos esprits que le pain est utilisé comme symbole de la vie.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Jest tak głęboko zakorzeniony w naszej psychice, że chleb jest używany jako symbol życia.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.그래서 우리의 정신 깊숙한 곳에 빵은 생명의 상징으로 새겨져 있습니다.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Nó đã gắn chặt trong tiềm thức con người rằng bánh mỳ được dùng làm biểu tượng sự sống.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Olyan mélyen bele van ágyazva a pszihénkbe, a kenyér az élet szimbóluma.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Roti itu sungguh tertanam dalam dalam jiwa kita sehingga roti digunakan sebagai simbol kehidupan.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Той е толкова дълбоко вграден в душите ни, че хлябът се използва като символ за живот.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.Это так глубоко укоренилось в нашей психике, что хлеб используется как символ жизни.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.הוא כל כך טבוע עמוק בנפשנו, עד כי הלחם מהווה סמל לחיים.
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.انه يتجذر عميقا في تراثنا وافكارنا ان الخبز بالنسبة لنا .. رمزٌ للحياة
Aklımıza o kadar gömülü ki ekmek hayatın sembolü olarak kullanılıyor.私たちの精神にあまりにも深く結びついているので パンは生命のシンボルとして使われます それは変容のシンボルとして使われます
Alçakgönüllü insanlarla tanıştım. Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Ich traf demütige Menschen, ich hörte deren Gebet und aß deren Brot.
Alçakgönüllü insanlarla tanıştım. Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Poznałam skromnych ludzi, słuchałam ich modlitwy i jadłam ich chleb.
Alçakgönüllü insanlarla tanıştım. Dualarını duydum ve ekmeklerini yedim.Saya bertemu orang-orang miskin, mendengarkan doa-doa mereka, dan makan makanan mereka.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Các ngươi lượm trong sáu ngày , nhưng qua_ngày thứ_bảy là ngày Sa-bát , sẽ chẳng có đâu .
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Các ngươi lượm trong sáu ngày, nhưng qua ngày thứ bảy là ngày Sa-bát, sẽ chẳng có đâu.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Hat napon szedjétek azt, de a hetedik napon szombat van, akkor nem lesz.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››I seks bage skal I samle det, men på den syvende Dag, på Sabbaten, er der intet at finde."
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››I seks dager skal I sanke det; men på den syvende dag er det sabbat, da skal det ikke være å finne.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››I sex dagar skolen I samla därav, men på sjunde dagen är sabbat; då skall intet vara att finna.»
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››육일 동안은 너희가 그것을 거두되 제 칠일은 안식일인즉 그날에는 없으리라 하였으나
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Kuutena päivänä on teidän sitä koottava, mutta seitsemäntenä päivänä on sapatti; silloin ei sitä ole."
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Pendant six jours vous en ramasserez; mais le septième jour, qui est le sabbat, il n`y en aura point.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Po šest dní budete to sbírávati, den pak sedmý sobota jest; nebude bývati manny v ní.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Po šesť dní to budete sberať, ale siedmeho dňa je sobota, nebude v nej manny.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Przez sześć dni zbierać to będziecie, a dnia siódmego sabbat; nie będzie weó manny.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Sechs Tage sollt ihr sammeln; aber der siebente Tag ist der Sabbat, an dem wird nichts da sein.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Sei giorni lo raccoglierete, ma il settimo giorno è sabato: non ve ne sarà»
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Seis días lo recogeréis; pero el séptimo día es sábado, en el cual no será hallado
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Seis dias o colhereis, mas o sétimo dia é o sábado; nele não haverá.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Šest dni boste nabirali, a sedmi dan je počitek, tedaj ne bo tega.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Veţi strînge timp de şase zile; dar în ziua a şaptea, care este Sabatul, nu va fi.``
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Zes dagen kunt u het verzamelen, maar op de zevende dag niet, dan is het een rustdag."
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››εξ ημερας θελετε συναγει αυτο εν τη εβδομη ομως ημερα, τω σαββατω, εν ταυτη δεν θελει ευρισκεσθαι.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››Шест дена ще го събирате; но седмия ден е събота, в нея няма да се намира.
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak.››шесть дней собирайте его, а в седьмой день – суббота: не будет его в этот день.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod