ekmek ile cümle
ekmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ekmek almak istiyorum.Θέλω να αγοράσω ψωμί.
Balık ekmek yedin mi?Έφαγες ψαρόψωμο;
Bir balık ekmek kırk lira.Ένα ψαρόψωμο κάνει σαράντα λίρες.
Eğer iş vermezlerse, ekmek isteyin.Hvis de f.eks. mangler brød, går de sammen om at lave brød til hinanden.
Ekmek batırılarak yenir.Erobringen af brødet.
Benzeri bir anlam taşıyan bu deyim Türkçede de 'ekmek yemeye gitmek' olarak kullanılır.Det kan sammenlignes lidt med, at man på dansk siger "et par bukser".
Ekmek üretiminde geleneksel olarak kara fırın kullanılır.I en traditionel smørkærne anvendes syrnet fløde.
Eskilerden beri hep burada ekmek ihtiyacı karşılanır.Fra gammel tid har man konserveret flæsk.
Ekmek İsa'nın bedenini, şarap ise İsa'nın kanını sembolize eder.Nadverens brød og vin er Jesu sande legeme og blod, som giver syndernes forladelse og forener med Kristus.
Beyaz ekmek, lütfen.Hvidt brød, tak.
Hamur ürünü olarak yine yöre halkının deyimiyle Sermeç denilen ekmek çeşidi bol miktarda tüketilmektedir.Ellers kan den ligne på noen arter i familien grasmøll (Elachistidae).
Rab'bin Sofrası (şarap ve ekmek paylaşımı) burada yapılır.Navnet er sammensatt av hof (gudshus) og vin (eng).
Besleyici değeri vardı ama arpadan yapılan ekmek çok ağır olurdu.Korntypen ga god næring, men svært tunge brød.
Çünkü "bekos" kelimesi Frigce "ekmek" anlamına gelir.Et berømt frygisk ord er bekos, betydning «brød».
Yanlarında iki koyun budu, 24 tavuk, kırmızı ve beyaz şarap, ve ekmek vardı.Denne kransen hadde hele 28 lys, 24 små røde og 4 store hvite.
Misafirler aç kalmasın diye dağıtılırdı nar gibi kızarmış ekmekler.Som dessert fikk gjestene is med pisket fløte.
Ayrıca köy ekmekleri ile de ünlüdür.Byen er også kjent for sine vingårder.
Erişte ve Etli ekmek en çok yapılan yemeklerdendir.Sesam og peanøtter er blant det som blir dyrket mest.
Yaz sonunda geldikleri için tahıl ekmek için çok geç bir dönemdi.De kom først ut på ettersommeren, og det var for seint å så korn.
İlk defa köye ekmek 1990 yılında getirilmiştir.Gullklapperen ble første gang utdelt i 1990.
1928 - Ekmek otuz para ucuzladı.I 1975 ble hus 28/30 revet.
Pilavlar ekmek yerine doyurucu madde olarak kullanılır.I Semmelgetzen brukes ristet brødterninger i stedet for mel.
Et ve et ürünleri ekmekten dört kat daha pahalı olabilirdi.Harga daging bisa 4 kali lebih mahal dari roti.
Sine labore non erit panis in ore Çalışmadan ağzında ekmek olmaz.Sine labore non erit panis in ore Tanpa usaha tidak akan ada sepotong roti untuk dimakan.
Parkın çevresinde ekmek fiyatlarının ikiye katlandığını kaydetti.Pepys mencatat bahwa harga roti di lingkungan sekitar taman telah naik dua kali lipat.
Unu tek başına ekmek yapımına uygun değildir.Mereka juga hanya diperbolehkan makan roti tanpa ragi yang dibuat sendiri.
Buna karşın balık, kıyı kasabalarında bile ekmek ile karşılaştırıldığında 16 kat daha pahalı olabilirdi.Ikan bisa sampai 16 kali lebih mahal, dan juga mahal bahkan pada masyarakat pesisir.
Eğer iş vermezlerse, ekmek isteyin.Jika mereka memerlukan sesuatu, tinggal menyuruh-nyuruh Bawang Putih.
Sıkma, genellikle ekmek yapma işlemi sona erdikten sonra yapılır.Biasanya dilaksanakan setelah panen berakhir.
Buğday unu içeren herhangi bir ekmek, rugbrød değil beyaz ekmek olarak kabul edilir.Isian panas apapun yang menggunakan roti disebut sebagai burger, tidak seperti roti lapis.
Ekmek neredeyse her tür yemekle (ana olmayan) beraber sunulmaktadır.Waktu adalah Koki yang memasak semua makhluk dalam wajan itu (dengan berbagai bantuan seperti itu).
Eğer iş vermezlerse, ekmek isteyin.Nếu họ không cho bạn việc làm, hãy đòi bánh mì.
Ekmek İsa'nın bedenini, şarap ise İsa'nın kanını sembolize eder.Bánh Thánh hóa thành Thân Thể Chúa, rượu nho hóa thành Máu Chúa.
İnsanlar ona tuz ve ekmek ikram ederdi.Người ta dùng nó với bánh mì và salad.
Akşam yemekleri genellikle ekmek, şarap ve maden suyuyla birlikte tüketilir.Bữa ăn thường đi kèm với bánh mì, rượu vang và nước khoáng.
Fırıncıbaşının rüyası ise şöyleydi: Fırıncıbaşı başının üstünde üç sepet beyaz ekmek taşıyordu.Còn quan chánh ngự thiện mơ thấy ba giỏ bánh trên đầu.
Beckmann masadan bir şişe şarap ve biraz ekmek alıp çıkar.Dawn rót vào cốc một ít rượu và đưa cho Beth.
Romalılar Yunan fırıncıları ekmek yapımıyla görevlendirmişlerdi.Người La Mã thường phục vụ thịt lợn với garum.
Beraber ekmek kırmak için onu davet edin" diye devam etti.Nếu họ từ chối cả hai, hãy giành lấy bánh mì."
Mayalı ekmek yerine, matsa yenir.Ấu trùng ăn Maerua racemulosa.
Ekmeklik un bir bardak soğuk suda sulandırılır.Giữ lại một bát con nước luộc, để nguội.
Ukrayna için Avrupa'nın 'ekmek sepeti' denilmektedir."EU最大の農業国で「ヨーロッパのパン籠」と言われる。
Yufka ekmek ile yenir.パンと共に食べる。
Sokakta ayaküstü yendiğinden genellikle (değişik boyutlarda) ekmek arası olarak tüketilir.幼少期から大食いで、休み時間のたびに何か(大抵は巨大なパン)を食べている。
Çapa ile bitkileri ekmek için tarla hazırlarsınız.パン屋 小麦粉を加工してパンを生産する。
Eski Romalılarda ise "panus mellitus", yani "balla pişmiş ekmek" gibi biliniyordu.古代ローマの市民には、「パーヌス・メリトゥス (panus mellitus)」すなわち蜂蜜を塗って焼いたパンは馴染みのあるものだった。
Ekmek bölmek ve akşam yemeğindeki arkadaşlarına et kesmek ev sahibi erkeğin göreviydi.奴隷も宴会に加わり、宴会の給仕を主人が務めた。
Verilen yemek ise sadece kuru bir ekmektir.食事はサプリメントのみ。
Unu tek başına ekmek yapımına uygun değildir.パンに単独で挑むものの破壊される。
Fırıncılar, dolandırıcı olarak ün salmamak için kimi zaman 12 ekmek fiyatına 13 ekmek verirlerdi.このためぺてんと思われないように12の価格で13を与えるという「パン屋の1ダース」という単位の使用がはじまった。
Tabakta veya ekmek arasında tüketilir.皿で、あるいはパンにはさんで出される。
Hiç şeker kullanmadım, beyaz ekmek ya da beyaz unlu ürünler tüketmedim.焼き物・揚げ物ができず、パンやフラットブレッドも焼けない。
Sektöre yeni bir ekmek teknesi giriyor yani.新規分野では内航LNG船に進出。
Bütün ordu karnını doyurur, bal ve ekmek tükenmez.常に腹を空かせており、菓子やパンが手放せない。
Çorba gibi sulu yemek şeklinde kış aylarında ekmekle birlikte kahvaltı olarak yenir.濃度はスープ程度で、冬季にナンとともに朝食として食べられた。
Yoğurtlu ekmek özel yemekleridir.主食は特別なミルク。
Kastamonu'nun hemen her tarafında olduğu gibi Karadonu'ya has yiyeceklerden biri "etli ekmek"tir.カレーパン発祥とされる店舗が存在することからカレーパン発祥地の常盤と共に、森下は「カレーパンのまち」としての側面を持つ。
Ekmek tahtasında açılan bezeler, sacta kızartılır (pişirilir).パン工場で使う小麦粉はここで挽(ひ)かれている。
Ekmek parçaları bırakmak kaybolmalarını önledi.彼らはパンのかけらを置くことによって道に迷わなかった。
Sen ekmek almadın.君はパンを買わなかった。