Buna karşın balık, kıyı kasabalarında bile ekmek ile karşılaştırıldığında 16 kat daha pahalı olabilirdi.Ikan bisa sampai 16 kali lebih mahal, dan juga mahal bahkan pada masyarakat pesisir.
Eğer iş vermezlerse, ekmek isteyin.Jika mereka memerlukan sesuatu, tinggal menyuruh-nyuruh Bawang Putih.
Sıkma, genellikle ekmek yapma işlemi sona erdikten sonra yapılır.Biasanya dilaksanakan setelah panen berakhir.
Buğday unu içeren herhangi bir ekmek, rugbrød değil beyaz ekmek olarak kabul edilir.Isian panas apapun yang menggunakan roti disebut sebagai burger, tidak seperti roti lapis.
Ekmek neredeyse her tür yemekle (ana olmayan) beraber sunulmaktadır.Waktu adalah Koki yang memasak semua makhluk dalam wajan itu (dengan berbagai bantuan seperti itu).
Eğer iş vermezlerse, ekmek isteyin.Nếu họ không cho bạn việc làm, hãy đòi bánh mì.
Ekmek İsa'nın bedenini, şarap ise İsa'nın kanını sembolize eder.Bánh Thánh hóa thành Thân Thể Chúa, rượu nho hóa thành Máu Chúa.
İnsanlar ona tuz ve ekmek ikram ederdi.Người ta dùng nó với bánh mì và salad.
Akşam yemekleri genellikle ekmek, şarap ve maden suyuyla birlikte tüketilir.Bữa ăn thường đi kèm với bánh mì, rượu vang và nước khoáng.
Fırıncıbaşının rüyası ise şöyleydi: Fırıncıbaşı başının üstünde üç sepet beyaz ekmek taşıyordu.Còn quan chánh ngự thiện mơ thấy ba giỏ bánh trên đầu.
Beckmann masadan bir şişe şarap ve biraz ekmek alıp çıkar.Dawn rót vào cốc một ít rượu và đưa cho Beth.
Romalılar Yunan fırıncıları ekmek yapımıyla görevlendirmişlerdi.Người La Mã thường phục vụ thịt lợn với garum.
Beraber ekmek kırmak için onu davet edin" diye devam etti.Nếu họ từ chối cả hai, hãy giành lấy bánh mì."
Mayalı ekmek yerine, matsa yenir.Ấu trùng ăn Maerua racemulosa.
Ekmeklik un bir bardak soğuk suda sulandırılır.Giữ lại một bát con nước luộc, để nguội.
Yufka ekmek ile yenir.パンと共に食べる。
Sokakta ayaküstü yendiğinden genellikle (değişik boyutlarda) ekmek arası olarak tüketilir.幼少期から大食いで、休み時間のたびに何か(大抵は巨大なパン)を食べている。
Çapa ile bitkileri ekmek için tarla hazırlarsınız.パン屋 小麦粉を加工してパンを生産する。
Eski Romalılarda ise "panus mellitus", yani "balla pişmiş ekmek" gibi biliniyordu.古代ローマの市民には、「パーヌス・メリトゥス (panus mellitus)」すなわち蜂蜜を塗って焼いたパンは馴染みのあるものだった。
Ekmek bölmek ve akşam yemeğindeki arkadaşlarına et kesmek ev sahibi erkeğin göreviydi.奴隷も宴会に加わり、宴会の給仕を主人が務めた。
Verilen yemek ise sadece kuru bir ekmektir.食事はサプリメントのみ。
Unu tek başına ekmek yapımına uygun değildir.パンに単独で挑むものの破壊される。
Fırıncılar, dolandırıcı olarak ün salmamak için kimi zaman 12 ekmek fiyatına 13 ekmek verirlerdi.このためぺてんと思われないように12の価格で13を与えるという「パン屋の1ダース」という単位の使用がはじまった。
Tabakta veya ekmek arasında tüketilir.皿で、あるいはパンにはさんで出される。
Hiç şeker kullanmadım, beyaz ekmek ya da beyaz unlu ürünler tüketmedim.焼き物・揚げ物ができず、パンやフラットブレッドも焼けない。
Sektöre yeni bir ekmek teknesi giriyor yani.新規分野では内航LNG船に進出。
Bütün ordu karnını doyurur, bal ve ekmek tükenmez.常に腹を空かせており、菓子やパンが手放せない。
Çorba gibi sulu yemek şeklinde kış aylarında ekmekle birlikte kahvaltı olarak yenir.濃度はスープ程度で、冬季にナンとともに朝食として食べられた。
Yoğurtlu ekmek özel yemekleridir.主食は特別なミルク。
Kastamonu'nun hemen her tarafında olduğu gibi Karadonu'ya has yiyeceklerden biri "etli ekmek"tir.カレーパン発祥とされる店舗が存在することからカレーパン発祥地の常盤と共に、森下は「カレーパンのまち」としての側面を持つ。
Ekmek tahtasında açılan bezeler, sacta kızartılır (pişirilir).パン工場で使う小麦粉はここで挽(ひ)かれている。
Ekmek parçaları bırakmak kaybolmalarını önledi.彼らはパンのかけらを置くことによって道に迷わなかった。
Sen ekmek almadın.君はパンを買わなかった。
Jean Valjean (Hugh Jackman), bir somun ekmek çaldığı için hapse girmiş bir fransızdır.尚萬強(休·杰克曼飾演)是一名法国囚犯,因偷面包而入狱。
Ekmeklik un bir bardak soğuk suda sulandırılır.找一口大鍋,裝滿冷水。
Ekmek neredeyse her tür yemekle (ana olmayan) beraber sunulmaktadır.而一切丁徭地粮,遂尽贻累于里民矣。
İnsanlar ona tuz ve ekmek ikram ederdi.会上提供果酒和面包。
Tirit et suyuna kızartılmış veya bayat ekmek konularak yapılan yemektir.頜齒類具有頰部,可以將食物或水置於肉質頰部內,而不會溢出。
Ekmek evlerde kadınlar tarafından yapılır.这些织物是妇女们制作的。
Besleyici değeri vardı ama arpadan yapılan ekmek çok ağır olurdu.雖然想要繼承麵包店,但做出來的麵包很難吃。
Onlar ekmek (maza) yemeyip kertenkele ya da yılan yerler.不敢吃到含有山葵或芥茉的東西。
Öğünleri ekmek, kahve ve sigaradan ibaretti.法式滴濾咖啡雪茄和香菸。
Rab'bin Sofrası (şarap ve ekmek paylaşımı) burada yapılır.將會倒入聖爵的葡萄酒和水載在小壺(英文:cruets)內。
Ekmek yapmak için dışarıda ve içeride tandırlar bulunmaktadır.為了加快運作,在外方會放有麵包。
İnsanlar ona tuz ve ekmek ikram ederdi.사람들은 빵과 소금을 제공함으로써 가비야에게 먹이를 준다.
Ekmek evlerde kadınlar tarafından yapılır.빵을 만드는 작업은 여성의 몫이었다.
Beraber ekmek kırmak için onu davet edin" diye devam etti.우리 모두 한 빵을 함께 나누기 때문입니다.”라는 구절을 근거로 한 것이다.
İsrail’de Pesah (mayasız ekmek festivali) yedi gün kutlanır.할라(히브리어: חלה)는 명절에 주로 먹는 이스라엘의 빵이다.
Vakfıkebir ile özdeşleşen ekmek ülke çapında ünlüdür.쾅가라고 하는 효모 숙성한 빵은 전국에서 널리 소비된다.
Örneğin 1941 Kasımı ile 1942 Şubatı arasında siviller, kişi başına sadece 125 gr. ekmekle karnını doyurdu.예를 들어, 1941년 11월부터 1942년 2월까지 시민들은 오직 톱밥이 5~60% 이상 함유되고 그외 먹을 수 없는 혼화제 성분의 빵 125g을 배급받았다.
Biri "Tenık" (Türkçe:ince) Diğeriyse "Glôr" (Türkçe:yuvarlak) ekmektir.하나는 Plaisir(한국어 : 즐거움, 영어: pleasure), 다른 하나는 Jouissance(한국어 : 즐김/지복, 영어: bliss)이다.
Beyaz ekmek yerine tam tahıl ekmeği yemek, ölümcül olmayan kalp krizi riskini %45 azaltmaktadır.저온살균하지 않은 우유를 사용하며 지방 함유량은 45% 정도이다.
Ekmek Çin mutfağında fazla rağbet göremeyen bir maddedir.한국 사찰에서 특별히 먹지 못하게 하는 음식이다.
Tirit et suyuna kızartılmış veya bayat ekmek konularak yapılan yemektir.쇠갈비에서 분리한 마구리는 갈비탕을 끓이거나 육수를 낼 때 쓴다.
Sektöre yeni bir ekmek teknesi giriyor yani.배 부분에는 민주통합당 심볼을 삽입했다.
Eğer iş vermezlerse, ekmek isteyin.אם הם לא נותנים לכם עבודה, דרשו לחם.
8 Ocak - Yoksullara ucuz ekmek verilmesi kararnamesi yayınlandı.23 בפברואר (8 במרץ) - מחסור באספקת לחם לתושבי הבירה.
Ekmek batırılarak yenir.לפיכך הלחם נתפס כפשטו.
Ramazan pidesi bunlardan farklı olarak bir çeşit ekmektir.ברמב"ם בנושא זה נראה פרדוקס מסוים.
Genelde kullanılan çeşitler somun, açık ekmek ve lavaştır.גברת זקנה שמזמינה לעיתים קרובות לחם מגעגע וברווז.