Yufka ekmek ile yenir.Ügyeljünk a kenyérre is.
İsa ekmekle şarabı aldı, kutsadı ve havarilerine, bunların, kendisinin bedeni ve kanı olduğunu söyledi.A Biblia szerint Jézus ekkor mondta a kenyérre és borra, hogy az az ő teste és vére.
Ekmek İsa'nın bedenini, şarap ise İsa'nın kanını sembolize eder.A bor Krisztus vérét, a kenyér pedig testét jelképezi.
Bu ekmek türü, Avrupalıların Amerika'ya varmasından önceki döneme aittir.Manapság nagyjából ugyanazt a területet uralja, amit az európaiak Amerikába érkezése előtt.
Pişirme tarzına göre ekmekler ikiye ayrılır: Ev ekmeği, fırın ekmeği.Kétszersült (cibak): mint a neve is mutatja, kétszer sütött kenyér.
Bunlara ekmek dağıtıldı.Kenyeret mindenhez fogyasztottak.
(Tarım, Hayvancılık, Ekmek yapımı vb.)(Mezőgép, Texelektro, ÉRUSZ, Kenyérgyár stb.)
Öğünleri ekmek, kahve ve sigaradan ibaretti.Táplálékuk kenyér, víz és datolya volt.
Pilavlar ekmek yerine doyurucu madde olarak kullanılır.Sok grafikus ezért kenyérbelet használ helyette.
Çerkesler ekmeği (хьэлыгъу haluğ ekmek) az kullanırlar.This bread slices poorly.(A kenyeret könnyű vágni.)
EKMEK ÇIKARMA:yemekli mevlüt.Veres Péter: Almáskert.
Ekmek ye ve su iç.Egyél kenyeret és igyál vizet.
Ekmek yiyip su iç.Egyél kenyeret és igyál vizet.
Her aile hatırladığı kadar ölen geçmişi kadar ekmek gönderir.Hän keräsi jokaisen syömänsä ihmisen muistoksi kiven.
Evharistya (Kinonia - komünyon): Ekmek ve şarap ayini.Hölderlin, Friedrich: Leipä ja viini.
Evde ekmek yapımı son zamanlarda çok yaygınlaşmıştır.Leipää leivottiin usein kotona.
Beckmann masadan bir şişe şarap ve biraz ekmek alıp çıkar.Joffrey syö palan piirasta ja juo viiniä.
Buğday; satım amaçlı değil evin ekmek ihtiyacını giderme amacıyla ekilir.Etenkään ei leluja, Kamppaile, että saisimme taas jokapäiväisen leivän.
Besleyici değeri vardı ama arpadan yapılan ekmek çok ağır olurdu.Vaikka leipää leivottiinkin harvemmin kuin idässä, leivällä oli tärkeä merkitys.
Ekmekler derin dondurucuda saklanarak daha iyi bir şekilde tüketilmektedir.Kakihedelmä säilyy parhaiten kylmässä.
Tüm misafirlere gelin, ekmek ve su dağıtır.Ruoan kanssa tarjotaan vettä ja leipää.
Bayatlama sadece su kaybından değil, ekmekteki maddelerin de değişikliğe uğramasından ileri gelir.Aarniometsien jatkuva hävittäminen kiihdyttää siten paitsi lajien häviämistä myös ilmastonmuutosta.
Ekmek ve süt iyi yiyeceklerdir.Leipä ja maito ovat hyvää syötävää.
Eğer iş vermezlerse, ekmek isteyin.Αν δεν σας δώσουν δουλειά, ζητείστε ψωμί.
Ülkede 300'den fazla ekmek çeşidi fırınlarda satılmaktadır.Στα αρτοποιεία ολόκληρης της χώρας πωλούνται περισσότερα από 300 είδη ψωμιού.
Unu tek başına ekmek yapımına uygun değildir.Στο πρόγραμμα με το αλεύρι, φτιάχνουν μόνα τους το ψωμάκι.
Çekirdek ve ekmek artıkları da yerler.Μετά μοιράζονται κόλλυβα και ψωμί.
Bazı yerli Müslümanlar da ekmek, üzüm ve para vererek yardımda bulundular.Επίσης, οι Άγγλοι παρείχαν κίνητρα για την παραγωγή ελαιολάδου, σιτηρών και κρασιού.
Bazı ekmekler de patates unundan yapılmaktadır.Μερικά ψωμιά παρασκευάζονται με άλευρο από άμυλο πατάτας.
Giriş odasında bir ocak ve ekmek fırını bulunmaktadır.Στο μουσείο υπάρχει δωμάτιο με αργαλειούς και δωμάτιο για την κατασκευή ψωμιού.
Romalılar Yunan fırıncıları ekmek yapımıyla görevlendirmişlerdi.Οι αρχαίοι Έλληνες πρωτοχρησιμοποιήσαν τον φούρνο για την παρασκευή ψωμιού.
Değişik ekmekleri vardır.Υπάρχουν διάφορα είδη κοπριάς.
Akşam yemekleri genellikle ekmek, şarap ve maden suyuyla birlikte tüketilir.Η συζήτηση συνεχίζεται όλη τη νύχτα, και με άφθονο φαγητό και κρασί.
Ekmeklik un bir bardak soğuk suda sulandırılır.Σερβίρεται σε ψηλό ποτήρι με παγάκια.
Matnakaş (Ermenice: մատնաքաշ), Ermenistan'da geleneksel olarak üretilen bir tür mayalı ekmek.Το Ματνακάς (αρμενικά: մատնաքաշ) είναι παραδοσιακό αρμένικο ψωμί, παρόμοιο με το νάαν.
Ekmek yapımı gözlenmiştir.Γνωστό είναι το εφτάζυμο ψωμί.
Ekmek almak istiyorum.Θέλω να αγοράσω ψωμί.
Balık ekmek yedin mi?Έφαγες ψαρόψωμο;
Bir balık ekmek kırk lira.Ένα ψαρόψωμο κάνει σαράντα λίρες.
Eğer iş vermezlerse, ekmek isteyin.Hvis de f.eks. mangler brød, går de sammen om at lave brød til hinanden.
Ekmek batırılarak yenir.Erobringen af brødet.
Ekmek üretiminde geleneksel olarak kara fırın kullanılır.I en traditionel smørkærne anvendes syrnet fløde.
Eskilerden beri hep burada ekmek ihtiyacı karşılanır.Fra gammel tid har man konserveret flæsk.
Ekmek İsa'nın bedenini, şarap ise İsa'nın kanını sembolize eder.Nadverens brød og vin er Jesu sande legeme og blod, som giver syndernes forladelse og forener med Kristus.
Beyaz ekmek, lütfen.Hvidt brød, tak.
Hamur ürünü olarak yine yöre halkının deyimiyle Sermeç denilen ekmek çeşidi bol miktarda tüketilmektedir.Ellers kan den ligne på noen arter i familien grasmøll (Elachistidae).
Rab'bin Sofrası (şarap ve ekmek paylaşımı) burada yapılır.Navnet er sammensatt av hof (gudshus) og vin (eng).
Besleyici değeri vardı ama arpadan yapılan ekmek çok ağır olurdu.Korntypen ga god næring, men svært tunge brød.
Yanlarında iki koyun budu, 24 tavuk, kırmızı ve beyaz şarap, ve ekmek vardı.Denne kransen hadde hele 28 lys, 24 små røde og 4 store hvite.
Misafirler aç kalmasın diye dağıtılırdı nar gibi kızarmış ekmekler.Som dessert fikk gjestene is med pisket fløte.
Ayrıca köy ekmekleri ile de ünlüdür.Byen er også kjent for sine vingårder.
Erişte ve Etli ekmek en çok yapılan yemeklerdendir.Sesam og peanøtter er blant det som blir dyrket mest.
Yaz sonunda geldikleri için tahıl ekmek için çok geç bir dönemdi.De kom først ut på ettersommeren, og det var for seint å så korn.
İlk defa köye ekmek 1990 yılında getirilmiştir.Gullklapperen ble første gang utdelt i 1990.
1928 - Ekmek otuz para ucuzladı.I 1975 ble hus 28/30 revet.
Pilavlar ekmek yerine doyurucu madde olarak kullanılır.I Semmelgetzen brukes ristet brødterninger i stedet for mel.
Et ve et ürünleri ekmekten dört kat daha pahalı olabilirdi.Harga daging bisa 4 kali lebih mahal dari roti.
Sine labore non erit panis in ore Çalışmadan ağzında ekmek olmaz.Sine labore non erit panis in ore Tanpa usaha tidak akan ada sepotong roti untuk dimakan.
Parkın çevresinde ekmek fiyatlarının ikiye katlandığını kaydetti.Pepys mencatat bahwa harga roti di lingkungan sekitar taman telah naik dua kali lipat.
Unu tek başına ekmek yapımına uygun değildir.Mereka juga hanya diperbolehkan makan roti tanpa ragi yang dibuat sendiri.