Cesaret eksikliğim yüzünden kendime çok kızdım.I was very angry with myself for my lack of courage.
Onun taahhütü fon eksikliğinden başarısız oldu.His undertaking failed for lack of funds.
O, deneyim eksikliğini telafi etmek için çok çalıştı.He worked hard to make up for his lack of experience.
Onun asla cesareti eksik değil.He is by no means wanting in courage.
Hazırlık eksikliğinden sınavda başarısız oldu.He failed in the examination for lack of preparation.
O, çaba eksikliği nedeniyle başarısız oldu.He failed due to lack of effort.
O, onların teşviklerinin eksikliği tarafından kızdırıldı.He was incensed by their lack of incentives.
Onun sesi ekşiydi.Her voice was sour.
Onun dahiliği onun deneyim eksikliğini telafi eder.Her genius makes up for her lack of experience.
Kötü sütün tadı ekşidir.Bad milk tastes sour.
Raporlardan birkaçı eksikti.Several of the reports were missing.
Vücut ısısı yükseliyor, nabız yükseliyor... Onun oksijen eksikliği durumu var.Body temperature rising, pulse rising ... he's in a state of oxygen deficiency.
Uyku eksikliği vücut için kötü.Lack of sleep is bad for the body.
Limonlar ekşidir.Lemons are sour.
Bu çorba korkunç kokuyor. Onun ekşidiğini mi düşünüyorsun?This soup smells horrible. Do you think it's gone off?
Teknik bilgi eksikliği, onun terfi ettirilmesini engelledi.His lack of technical knowledge kept him from being promoted.
Dokuz eksi altı kaçtır?How many is nine minus six?
İyimserlik yalnızca bir bilgi eksikliğidir.Optimism is merely a lack of information.
Bir üçgenin iki dik açısı varsa, o bir kenarı eksik bir karedir.If a triangle has two right angles, it's a square missing one side.
Artısı da var eksisi de.It's swings and roundabouts.
Araştırmacılar ciddi bir gıda eksikliğinden muzdarip olmaya başladı.The explorers began to suffer from a severe lack of food.
Windows'un Çalışma Grubu 3.11 için tek eksik özelliği Türkçe klavye düzenidir.The only missing feature of Windows for Workgroups 3.11 is Turkish keyboard layout.
O eksik olarak oluşan kalp kapağı ile doğdu.He was born with an incompletely formed heart valve.
Onlar ne eksik olduğunu bilmiyorlar.They don't know what they are missing.
Prosedür doğru ve eksiksiz yürütülmelidir.The procedure must be executed correctly and completely.
Uyku eksikliğinin öğrencinin notlarının üzerinde çok büyük olumsuz etkisi olabilir.Lack of sleep can have an enormous negative impact on a student's grades.
Polis koruması eksikliği ile ilgili bir sürü şikayetler vardı.There have been a lot of complaints about the lack of police protection.
Tom'un midesi ekşidi.Tom has heartburn.
Tom Mary'nin eksik olduğunu bildirdi.Tom reported Mary missing.
Tom'un bir tahtası eksik.Tom doesn't seem to be playing with a full deck.
Tom'un kafasının bir tahtası eksik.Tom doesn't seem to be playing with a full deck.
Limon ekşi.The lemon is sour.
Tom'un enerjisi eksik gibi görünüyor.Tom seems to lack energy.
Sözlük eksik. Sadece J harfine kadar gidiyor.The dictionary is incomplete. It only goes to the letter J.
Koleksiyonumda yalnızca bir tane eksik model var.There's only one model missing in my collection.
Başımızdan eksik olma kralımız!Long reign our king.
Bunlar eski eksik kültürün kanıtlarıdır.These are evidences of an ancient missing culture.
On eksi iki sekizdir.Ten minus two is eight.
Bu eksikti.This was missing.
Hafif ekşi çikolataları seversin, değil mi?You like the slightly sour chocolates, don't you?
Dosyalar eksik.The files are missing.
İşini değerlendirirken, onun deneyim eksikliğini de hesaba katmalıyız.In judging his work, we must take his lack of experience into account.
Cümlenin sonunda nokta eksik.The period is missing at the end of the sentence.
Bir tane eksik var.There is one less.
Yaşlı adamın eksik dişleri var.The old man has missing teeth.
Bu arabada ne eksik?What is missing in this car?
Güven eksikliğim var.I lack confidence.
Bu portakal çok ekşi.This orange is too sour.
Bir şey eksik.Something's missing.
Tom eksik.Tom is missing.
Tom'un bir parmağı eksik.Tom is missing a finger.
Tom belli ki eksik beslenmiş.Tom is obviously malnourished.
Duamızı eksik etmeyelim.Let's keep our fingers crossed.
Eksik bir şey var.There's something missing.
Kim eksik?Who's missing?
Birisi eksik.Someone's missing.
Hiçbir şey eksik değil.Nothing's missing.
Onun yüz ifadesi bir limondan daha fazla ekşiydi.His facial expression was more sour than a lemon.
Onun yüz ifadesi bir limondan daha ekşiydi.Her facial expression was more sour than a lemon.
Onun yüzündeki ifade bir limondan daha ekşiydi.The expression on his face was more sour than a lemon.