Ana içeriğe geç
Sözlük

ekşi ile cümle

ekşi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Avrupa'da bir kamusal alan eksikliği giderek şiddetle hissedilmektedir.The lack of a public sphere in Europe is being felt increasingly keenly.
Uyku eksikliği şarkıcının performansını etkiledi.A lack of sleep affected the singer's performance.
Avrupa için uzun dönemli bir vizyon eksikliği var.There is a lack of long-term vision for Europe.
O eksik.It's missing.
Kendine güven eksikliğin var.You lacked confidence in yourself.
Bir şey eksik mi?Is anything missing?
Greyfurtun çok ekşi tadı var.The grapefruit tastes very sour.
Bu portakallar çok ekşi.These oranges are very sour.
Onun bir tahtası eksik.He's nuttier than a fruitcake.
Eksik yönlerimin ne olduğunu biliyorum.I know what my weaknesses are.
Neyin eksik olduğunu biliyorum.I know what's missing.
Daha eksiksiz olmalıydım.I should've been more thorough.
Gömleğinin eksik bir düğmesi var.Your shirt has a button missing.
Tom eksikliklerinin farkında.Tom is aware of his shortcomings.
Tom'un eksikliklerinin oldukça farkındayım.I'm well aware of Tom's shortcomings.
Tom eksik değil, değil mi?Tom's not missing, is he?
Bu fotoğraftan kim eksik?Who's missing from this photo?
Biber ve ekşi yağ ile baharatlandırılmış sulu çorbaydı.It was watery soup spiced with pepper and rancid oil.
Egzersiz eksikliği, sağlığın için kötüdür.A lack of exercise is bad for your health.
Ben ananası sevmiyorum. O oldukça ekşi kokuyor.I don't like pineapple. It smells pretty sour.
Parti ilgi eksikliği nedeniyle iptal edildi.The party has been canceled due to a lack of interest.
Sıcaklık dün gece eksi on dereceye düştü.The temperature went down to minus ten degrees centigrade last night.
Büyük şehirlerde yaşayan insanların bir egzersiz eksikliğinden muzdarip olma eğilim var.People who live in big cities have a tendency to suffer from lack of exercise.
Tom kendi eksikliklerinden bile bahsetmeye korkmuyordu.Tom was never afraid even to talk about his own shortcomings.
Mide ekşimesi devam ederse bir antiasit al.If the heartburn continues, take an antacid.
Tom Mary ile konuşan şu adamın eksik bir parmağı olduğunu fark etti.Tom noticed that that man talking to Mary had a finger missing.
Benim için, çilek limondan daha ekşidir.For me, strawberries are more sour than lemons.
Salata; zeytinyağı, kızarmış ekmek parçaları ve fındık olmadan eksiktir.The salad is incomplete without olive oil, croutons and nuts.
Tom'un bilgi eksikliği belliydi.Tom's lack of knowledge was obvious.
Ürünlerin eksikliği o bölgedeki açlığın ana nedeniydi.The failure of the crops was the major cause of starvation in that region.
İçinde yaşadığımız daire o kadar küçüktür ki, bizim yer eksikliğimiz var.The apartment we live in is so small that we lack space.
Bir bacağı eksik olduğu için bu masa kullanılamaz.This table is unusable since it is missing a leg.
Makineden eksik bir parça var.There's a piece missing from the machine.
Makineden bir parça eksik.There's a piece missing from the machine.
Böyle ekşi bir yüz yapma.Don't make such a sour face!
Bir çatal eksik.A fork is missing.
Herhangi bir şeyin eksik olup olmadığını bilir miydin?Would you know if anything is missing?
Birinin eksik olduğunu nasıl bildin?How did you know one was missing?
Bu kitabın iki sayfası eksik.Two pages are missing from this book.
Benim korkunç mide ekşimem var.I have horrible heartburn.
İyimserlik bilgi eksikliğidir.Optimism is lack of information.
Tom ve Mary asgari ücretin artırılmasının artılarını ve eksilerini tartışıyorlardı.Tom and Mary were discussing the pros and cons of raising the minimum wage.
Tom torpido gözünü açtı ve ruhsatın eksik olduğunu fark etti.Tom opened the glove compartment and noticed the registration was missing.
Bu cümlenin sonunda bir nokta eksik.There's a full stop missing from the end of the sentence.
Duanı eksik etme.Keep your fingers crossed.
Süt ekşi.The milk is sour.
Hala bir tane eksik.We're still missing one.
Bıçaklardan biri eksik.One of the knives is missing.
Uyku eksikliğimden dolayı bu gece erken yatmaya gidiyorum.Because of my lack of sleep I'm going to bed early tonight.
Mide ekşimen var mı?Do you have heartburn?
Okullardaki öğretmen eksikliği hakkında ne düşünüyorsun?What do you think of the lack of teachers in schools?
Hiçbir şey eksik görünmüyor.Nothing seems to be missing.
Eksik bir şey var gibi görünüyor.It seems like there's something missing.
Bu albümden eksik bazı resimler var gibi görünüyor.There seem to be some pictures missing from this album.
Şimdi personel eksikliğimiz var.We're shorthanded now.
Çok eksik değilsin.You're not missing much.
Üzüm o kadar ekşiydi ki onu yiyemedim.The grapes are so sour that I can't eat them.
Bu üzümler yemek için çok ekşi.These grapes are too sour to eat.
Bu üzümler yenmeyecek kadar ekşi.These grapes are too sour to eat.
Tom çok eksiksiz, değil mi?Tom is very thorough, isn't he?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod