Bu yüzden çok kırılgan egoları var.그들에게 아주 깨지기 쉬운 자아를 남기는 것입니다.
Bu yüzden çok kırılgan egoları var.هو أن نتركهم بشعور الأنا ضعيف للغاية.
Bu yüzden çok kırılgan egoları var.より「たくましい男」になる事を 男性が強いられることで
Çünkü, ego bazlı seçimlerimiz sezgisel tavsiyelere baskın çıkıyor.El corazón intuitivo-energético es aquello que la gente ha asociado con su "voz interior".
Çünkü ego incelmeye başlıyor. İncelip zayıflıyor.Porque o Ego está-se a desvanecer... a ficar mais frágil...
Çünkü ego incelmeye başlıyor. İncelip zayıflıyor.Want het ego wordt uitgedund. het wordt uitgedund.
Çünkü ego incelmeye başlıyor.Parce que l'ego s'amenuise.
Çünkü ego incelmeye başlıyor.Protože ego se vytrácí.
Çünkü ego incelmeye başlıyor.Weil das Ego sozusagen verdünnt wird.
Çünkü ego incelmeye başlıyor.Потому что, эго уменьшается
Demek ki, ego dahi değilsin.Así que tampoco eres el ego.
Demek ki, ego dahi değilsin. Bir şey egonun dahi farkında.Takže, nie si dokonca ani ego, niečo si je vedomé dokonca aj ega.
Demek ki, ego dahi değilsin. Bir şey egonun dahi farkında.Даже Эго, ты не есть оно.
Demek ki, ego dahi değilsin. Bir şey egonun dahi farkında.自分の記憶力は以前ほど 良くない、と言う者もいるだろう
Demek ki, ego dahi değilsin.Donc, même l'ego, ce n'est pas ce que tu es.
Devasa boyutta bir egosu vardı.A avut un ego gargantuesc.
Devasa boyutta bir egosu vardı. Ama içinde bir şekilde kocaman bir yer de vardı.У нього було величезне его але у цього чоловіка все-ще залишалось багато місця для інших.
Devasa boyutta bir egosu vardı.Aveva un ego gargantuesco.
Devasa boyutta bir egosu vardı.Dia memiliki ego yang sangat besar.
Devasa boyutta bir egosu vardı.Er hatte ein ungeheures Ego.
Devasa boyutta bir egosu vardı.Han hade ett gigantiskt ego.
Devasa boyutta bir egosu vardı.Hij had een reusachtig ego.
Devasa boyutta bir egosu vardı.자존심이 대단한 사람이었죠.
Devasa boyutta bir egosu vardı.Miał gigantyczne ego.
Devasa boyutta bir egosu vardı.Óriási egóval rendelkezett.
Devasa boyutta bir egosu vardı.Son ego était gargantuesque.
Devasa boyutta bir egosu vardı.Tenía un ego descomunal.
Devasa boyutta bir egosu vardı.Tinha um ego gigantesco.
Devasa boyutta bir egosu vardı.Είχε ένα τεράστιο εγώ.
Devasa boyutta bir egosu vardı.Имаше огромно его.
Devasa boyutta bir egosu vardı.У него было огромное эго.
Devasa boyutta bir egosu vardı.היה לו אגו גרגרני.
Devasa boyutta bir egosu vardı.وكان لديه غرور مهيب
Devasa boyutta bir egosu vardı.どうも彼は 最後のエゴの領域が
Doktor Walzer Egonuzu tatmin etmeye vaktim yok derken bana inanın lütfenCrede-mă, nu am timp acum pentru orgoliul tău.
Eğer gerçekten bir egoist olsaydım onu bir virüsün içine koyup odaya yayardım.Als ik echt een egoïst was geweest, had ik het in een virus gestopt en in de ruimte verspreid.
Eğer gerçekten bir egoist olsaydım onu bir virüsün içine koyup odaya yayardım.Daca as fi fost intr-adevar un egocentric, l-as fi pus intr-un virus si l-as fi eliberat in incapere.
Eğer gerçekten bir egoist olsaydım onu bir virüsün içine koyup odaya yayardım.Ha nagyon egoista lettem volna, egy vírusba tettem volna, és szabadon engedtem volna a teremben.
Eğer gerçekten bir egoist olsaydım onu bir virüsün içine koyup odaya yayardım.Jeżeli byłbym naprawdę egotystyczny, umieściłbym ją w wirusie i rozpylił na sali.
Eğer gerçekten bir egoist olsaydım onu bir virüsün içine koyup odaya yayardım.제가 아주 이기적인 사람이었다면, 아마 여기에 바이러스를 담아서 이방안에 뿌렸을겁니다.
Eğer gerçekten bir egoist olsaydım onu bir virüsün içine koyup odaya yayardım.Nếu như tôi là một kẻ tự tôn tự phụ, tôi có thể đã biến nó thành một loại vi-rút và thả nó vào căn phòng này.
Eğer gerçekten bir egoist olsaydım onu bir virüsün içine koyup odaya yayardım.Se fossi stato davvero egocentrico, lo avrei inserito in un virus e rilasciato nella stanza.
Eğer gerçekten bir egoist olsaydım onu bir virüsün içine koyup odaya yayardım.Se tivesse sido egoísta, tê-lo-ia colocado num vírus e espalhava-o pela sala.
Eğer gerçekten bir egoist olsaydım onu bir virüsün içine koyup odaya yayardım.Si fuera un ególatra lo habría puesto en un virus y lo habría esparcido por la sala.
Eğer gerçekten bir egoist olsaydım onu bir virüsün içine koyup odaya yayardım.Si j'avais été un prétentieux, je l'aurais mis dans un virus et je l'aurais lâché dans la salle.
Eğer gerçekten bir egoist olsaydım onu bir virüsün içine koyup odaya yayardım.Αν ήμουν πραγματικά εγωιστής, θα το είχα βάλει σε έναν ιό και θα το είχα κυκλοφορήσει στην αίθουσα.
Eğer gerçekten bir egoist olsaydım onu bir virüsün içine koyup odaya yayardım.Ако наистина бях самолюбец, щях да я поставя във вирус и да го пусна в залата.
Eğer gerçekten bir egoist olsaydım onu bir virüsün içine koyup odaya yayardım.Если бы я был эгоцентристом, я бы сделал запись на вирусе и распространил бы его в зале.
Eğer gerçekten bir egoist olsaydım onu bir virüsün içine koyup odaya yayardım.אילו הייתי באמת אגואיסט, הייתי שם זאת לתוך וירוס ומשחרר אותו באולם.
Eğer gerçekten bir egoist olsaydım onu bir virüsün içine koyup odaya yayardım.ولو كنت بالفعل متبجحا، لكان بإمكاني وضعها في فيروس ونشرها في القاعة.
Eğer gerçekten bir egoist olsaydım onu bir virüsün içine koyup odaya yayardım.ウイルスに入れて部屋に放ったでしょうね (笑)
EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.그래서 때때로 저는 자기중심적인것 처럼 안쪽에서 혹은 원 안에서 관찰합니다 그래서 때때로 저는 자기중심적인것 처럼 안쪽에서 혹은 원 안에서 관찰합니다
EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.los círculos internos.
EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.כמו אנוכיות והמעגלים הפנימים של הנפש.
EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.بأنانية وأنظر للدوائر الداخلية
EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.その内側の輪です 別の機会には グローバルな視点を持ち
'Ego' genellikle kötü olarak bilinmekteyse de, 'Ben' aslında harika bir şeydir ve ona ihtiyaç duyarız.'Его', зазвичай, має негативний відтінок, але 'власне я' є прекрасним, ми потребуємо його.
Ego, grafik tasarımın içinde yer almamalıdır.Az egonak nem szabad részt venni a grafikai tervezésben.
Ego, grafik tasarımın içinde yer almamalıdır.Cái tôi đáng lẽ không được dính dáng đến thiết kế đồ họa.
Ego, grafik tasarımın içinde yer almamalıdır.Das Ego sollte nicht am Grafikdesign beteiligt sein.