Ben Sırbistan'dan geliyorum, kocaman egolarıyla 18 muhalefet partisi liderini bir araya getiripEu venho de um país chamado Sérvia.
Ben Sırbistan'dan geliyorum, kocaman egolarıyla 18 muhalefet partisi liderini bir araya getiripIch komme aus Serbien.
Ben Sırbistan'dan geliyorum, kocaman egolarıyla 18 muhalefet partisi liderini bir araya getiripIk kom uit Servië.
Ben Sırbistan'dan geliyorum, kocaman egolarıyla 18 muhalefet partisi liderini bir araya getiripJe viens d'un pays appelé Serbie.
Ben Sırbistan'dan geliyorum, kocaman egolarıyla 18 muhalefet partisi liderini bir araya getiripPochodzę z Serbii.
Ben Sırbistan'dan geliyorum, kocaman egolarıyla 18 muhalefet partisi liderini bir araya getiripSoy de un país llamado Serbia.
Ben Sırbistan'dan geliyorum, kocaman egolarıyla 18 muhalefet partisi liderini bir araya getiripSzerbiából jöttem. 10 évig tartott nálunk, hogy a 18 ellenzéki párt vezetője
Ben Sırbistan'dan geliyorum, kocaman egolarıyla 18 muhalefet partisi liderini bir araya getiripTôi đến từ 1 quốc gia tên Serbia.
Ben Sırbistan'dan geliyorum, kocaman egolarıyla 18 muhalefet partisi liderini bir araya getiripVengo da un paese che si chiama Serbia.
Ben Sırbistan'dan geliyorum, kocaman egolarıyla 18 muhalefet partisi liderini bir araya getiripVin dintr-o țară numită Serbia.
Ben Sırbistan'dan geliyorum, kocaman egolarıyla 18 muhalefet partisi liderini bir araya getiripΚατάγομαι από μια χώρα που τη λένε Σερβία.
Ben Sırbistan'dan geliyorum, kocaman egolarıyla 18 muhalefet partisi liderini bir araya getiripРоден съм в Сърбия.
Ben Sırbistan'dan geliyorum, kocaman egolarıyla 18 muhalefet partisi liderini bir araya getiripЯ походжу з Сербії.
Ben Sırbistan'dan geliyorum, kocaman egolarıyla 18 muhalefet partisi liderini bir araya getiripЯ родом из Сербии.
Ben Sırbistan'dan geliyorum, kocaman egolarıyla 18 muhalefet partisi liderini bir araya getiripאני בא ממדינה בשם סרביה. נדרשו לנו 10 שנים כדי לאחד 18 מנהיגי אופוזיציה,
Ben Sırbistan'dan geliyorum, kocaman egolarıyla 18 muhalefet partisi liderini bir araya getiripأنا من بلد تدعى صربيا . لقد استغرقنا 10 سنين لكي يتحد قادة 18 حزب معارضة.
Ben Sırbistan'dan geliyorum, kocaman egolarıyla 18 muhalefet partisi liderini bir araya getirip我が国では バルカン半島の独裁者 スロボダン・ミロシェビッチに対して 18人の野心的な野党党首が 一人の統一候補の下に
Bir başkası şöyle der, 'Bu adamla sohbet ettim, egom paramparça oldu'.Et puis, une personne dit : j'ai eu une conversation avec cet homme, et mon ego a été écrasé.
Bir başkası şöyle der, 'Bu adamla sohbet ettim, egom paramparça oldu'.Один человек говорит: "у меня был разговор с этим мужчиной и мое эго разбилось"
Bir başkası şöyle der, 'Bu adamla sohbet ettim, egom paramparça oldu'.だから君はエゴですらない 何かがエゴに気がついている
Birbirimizi öldürmememizin tek sebebi egoizm.El egoísmo es lo que impide que nos asesinemos mutuamente.
Birbirimizi öldürmememizin tek sebebi egoizm.Nu kom smällen.
Birbirimizi öldürmememizin tek sebebi egoizm.Numai din egoism nu ne-am omorât unul pe altul.
Birbirimizi öldürmememizin tek sebebi egoizm.Nur der Egoismus hält uns davon ab, uns gegenseitig umzubringen. Na also!
Birbirimizi öldürmememizin tek sebebi egoizm.Nur der Egoismus hält uns davon ab, uns gegenseitig umzubringen.
Birbirimizi öldürmememizin tek sebebi egoizm.On puhdasta egoismia, ettemme ole tappaneet toisiamme.
Birbirimizi öldürmememizin tek sebebi egoizm.Pur égoïsme que nous ne nous soyons pas déjà entretués.
Bir erkek ne kadar "sert adam" olmaya zorlanırsa, egosu da bir o kadar zayıf oluyor.Cu cât mai constrâns se simte bărbatul să fie "dur", cu atât mai șubredă îi e stima de sine.
Bir erkek ne kadar "sert adam" olmaya zorlanırsa, egosu da bir o kadar zayıf oluyor.Entre más "duro", se sienta un hombre obligado a ser, más débil es su ego.
Bir erkek ne kadar "sert adam" olmaya zorlanırsa, egosu da bir o kadar zayıf oluyor.Je härter der Mann sich gezwungen sieht zu sein, desto schwächer ist sein Ego.
Bir erkek ne kadar "sert adam" olmaya zorlanırsa, egosu da bir o kadar zayıf oluyor.Ju mer "hård man" mannen känner sig tvungen att vara, desto svagare är hans ego.
Bir erkek ne kadar "sert adam" olmaya zorlanırsa, egosu da bir o kadar zayıf oluyor.더 강한 '사내'를 강요할 수록 더 약한 자아를 갖게됩니다.
Bir erkek ne kadar "sert adam" olmaya zorlanırsa, egosu da bir o kadar zayıf oluyor.Plus l'homme se sent obligé d'être un " homme dur ", plus son amour propre est faible.
Bir erkek ne kadar "sert adam" olmaya zorlanırsa, egosu da bir o kadar zayıf oluyor.Чем сильнее на мужчину давят по части крутости, тем более хрупкое его эго.
Bir erkek ne kadar "sert adam" olmaya zorlanırsa, egosu da bir o kadar zayıf oluyor.كلما كان شعور الرجل بأنه مُجبر أن يكون "رجل أقوى"، كلما ضعف غروره أكثر.
Bir erkek ne kadar "sert adam" olmaya zorlanırsa, egosu da bir o kadar zayıf oluyor.彼らのエゴは弱くなります そして私達は更に酷い害を 女の子になしています
Birinde ego olduğu sürece herhangi bir şekilde başarıya ulaşabileceğini düşünmüyorum.Atata timp cat mai exista ego in om Nu cred ca omul poate avea succes în nici un fel!
Birinde ego olduğu sürece herhangi bir şekilde başarıya ulaşabileceğini düşünmüyorum.Tak dlouho, dokud má někdo v sobě ego, Nemyslím, že může nějak uspět.
Birinde ego olduğu sürece herhangi bir şekilde başarıya ulaşabileceğini düşünmüyorum.До тех пор пока искатель несёт эго в себе
Bir şey egonun dahi farkında.Algo es consciente incluso del ego, incluso.
Bir şey egonun dahi farkında.Quelque chose est conscient même de l'ego,
Bir üst benlik. İçinizdeki süper egonuzdur.É um "super-ícone", dentro do qual estamos.
Biz egonun kendisinin farkında olduğunu söyleriz, ama bunun farkında olan nedir?Decimos que el ego es consciente de sí mismo. Pero, ¿qué es consciente de eso?
Biz egonun kendisinin farkında olduğunu söyleriz, ama bunun farkında olan nedir?Nous disons que l'ego est conscient de lui-même, mais conscient de quoi ?
Biz egonun kendisinin farkında olduğunu söyleriz, ama bunun farkında olan nedir?Wir sagen, dass das Ego seiner selbst bewusst ist, aber was ist sich dessen bewusst?
Brahman'nın egosu sakinleşti... ...kadın mahvolmuştu... ...ve tek gözlü maymun gitti.남편 브라만은 자존심을 세울 수 있었고, 그 여인은.. 파멸했습니다. 그리고 남겨진 외눈박이 원숭이는
Brahman'nın egosu sakinleşti... ...kadın mahvolmuştu... ...ve tek gözlü maymun gitti.l'orgoglio di un Bramino fu placato, una donna... fu rovinata, ed una scimmia da un occhio solo rimase...
Brahman'nın egosu sakinleşti... ...kadın mahvolmuştu... ...ve tek gözlü maymun gitti.Брахмин был умиротворён, женщина ... была растоптана, а одноглазая обезьяна осталась
Brahman'nın egosu sakinleşti... ...kadın mahvolmuştu... ...ve tek gözlü maymun gitti.האגו של ברהמין בא על סיפוקו, אישה... נותרה הרוסה, וקופה שתומת- עין נותרה...
Brahman'nın egosu sakinleşti... ...kadın mahvolmuştu... ...ve tek gözlü maymun gitti.وأن كبرياء برامين قد أهين وإمرأة قد دمرت والقرد بعين واحدة
Brahman'nın egosu sakinleşti... ...kadın mahvolmuştu... ...ve tek gözlü maymun gitti.彼女の心は傷つけられ 片目の猿は...私たち人間が言う
'Bu adamla sohbet ettim, egom paramparça oldu'.'Rozprával som sa s týmto mužom, a moje ego bolo rozbité.'
'Bu adamla sohbet ettim, egom paramparça oldu'.'Tuve una conversación con este hombre, y mi ego fue aplastado.'
Bu halde egonun kendisini var etmesinin yollarından biri ilişkiye başlamak.Akkor az ego túlélésének egyik módja az, hogy belekezdesz egy párkapcsolatba.
Bu halde egonun kendisini var etmesinin yollarından biri ilişkiye başlamak.Alors, une des façons qu'à l'ego pour survivre, c'est de commencer une relation.
Bu halde egonun kendisini var etmesinin yollarından biri ilişkiye başlamak.Entonces una de las formas, en las que el ego sobrevive, es empezando una relación.
Bu savaş, Napolyonun tam anlamıyla egosunun en üst düzeyde olduğunu kanıtlayan bir savaştı.그의 자부심이 정점에 달았던 것과 관계있습니다.
Bu savaş, Napolyonun tam anlamıyla egosunun en üst düzeyde olduğunu kanıtlayan bir savaştı.Саме тут відмічають найвищий злет самовпевненості Наполеона.
Bu şekilde egonu İlahi Olan'da eritmeli ve onunla bir olmalısın. Teslimiyet buna denir.Astfel reunesti ego-ul si Divinitatea și vei deveni una cu ea, pentru ca esti abandonat
Bu şekilde egonu İlahi Olan'da eritmeli ve onunla bir olmalısın. Teslimiyet buna denir.Stejně tak rozpustíš své ego v Bohu a staneš se s ním Jedno, to se nazývá odevzdání.