Ana içeriğe geç
Sözlük

ego ile cümle

ego kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Aslında imparatorluk biraz Napolyonun egosunu arttırıyor.Proč? Už byl konzulem do konce svého života, měl moc do konce života.
Aynı zamanda egolarda bir gevşeme, hileli oyunlarda bir bozulma söz konusu.자존심이 사라지고 계략이 없어지고 있죠.
Aynı zamanda egolarda bir gevşeme, hileli oyunlarda bir bozulma söz konusu.Nous voyons aussi un relâchement de l'ego, et une sorte de démantèlement de l'artifice.
Aynı zamanda egolarda bir gevşeme, hileli oyunlarda bir bozulma söz konusu.También vemos una atenuación de ego, y un desarme de artificio.
Aynı zamanda egolarda bir gevşeme, hileli oyunlarda bir bozulma söz konusu.Vedem si o relaxare a ego-ului, si un fel de dezagregare a ingenuitatii.
Aynı zamanda egolarda bir gevşeme, hileli oyunlarda bir bozulma söz konusu.Vediamo anche un rilassamento dell'ego. e una specie di smantellamento di artifizi.
Aynı zamanda egolarda bir gevşeme, hileli oyunlarda bir bozulma söz konusu.We zien ook een ontspanning van het ego, en een soort ontmantelen van gekunsteldheid.
Aynı zamanda egolarda bir gevşeme, hileli oyunlarda bir bozulma söz konusu.Widzimy też rozluźnienie ego i pewien rodzaj demontażu sztuczności.
Aynı zamanda egolarda bir gevşeme, hileli oyunlarda bir bozulma söz konusu.Wir sehen außerdem wie das Ego entspannt, und die Tricks demontiert werden.
Aynı zamanda egolarda bir gevşeme, hileli oyunlarda bir bozulma söz konusu.Παράλληλα βλέπουμε μια χαλάρωση του Εγώ και έναν περιορισμό των μηχανορραφιών.
Aynı zamanda egolarda bir gevşeme, hileli oyunlarda bir bozulma söz konusu.Виждаме също и отпускане на егото и един вид оголване на хитростта.
Aynı zamanda egolarda bir gevşeme, hileli oyunlarda bir bozulma söz konusu.Мы наблюдаем расслабление эго, уменьшение роли роскошных вещей.
Aynı zamanda egolarda bir gevşeme, hileli oyunlarda bir bozulma söz konusu.אנו רואים גם רגיעה בתחום האגו, ומעין התפרקות של תחומי בלעדיות.
Aynı zamanda egolarda bir gevşeme, hileli oyunlarda bir bozulma söz konusu.كما نرى أيضا إنخفاضا في الغرور إلى جانب نوع من التجرد من المكر و التظاهر.
Aynı zamanda egolarda bir gevşeme, hileli oyunlarda bir bozulma söz konusu.見受けられます あるヨットクラブの例です
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Alors parfois je regarde de l'intérieur, comme l' "ÉgoCentrisme" et les cercles restreints.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Czasem patrzę od środka, jak EgoCentryCzność i kręgi wewnętrzne.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Então, algumas vezes vejo do interior, como em "EgoCentriCidade" e nos círculos concêntricos.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Manchmal schaue ich von Innen heraus, wie EgoCentriCity ("Egocentrik-Stadt") und die inneren Kreise.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Néha a belsőt vizsgálom, mint az énközpontúság és a belső körök.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Někdy se dívám zevnitř, egocentricky a ve vnitřních kruzích.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Niekedy sa na veci pozerám z vnútra, ako EgoCentriCity a jeho vnútorné kruhy.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Qualche volta lo vedo dall'interno, vedo l'egocentrismo e i circoli ristretti.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Soms kijk ik vanuit de binnenkant, zoals egocentrisme en de besloten kring.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Terkadang saya melihat dari dalam seperti egosentrisme, dan lingkaran dalamnya.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Uneori văd din interior, ca egocentrismul şi cercurile interioare.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Άλλοτε κοιτάζω από το εσωτερικό, σαν την Πόλη της ΕγωΚεντρικότητας και τους εσώτερους κύκλους.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Иногда я смотрю изнутри, с позиций эгоцентричности и внутренних кругов.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.И така, понякога аз гледам отвътре, като ЕгоЦентриПолис и вътрешните кръгове.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Іноді я дивлюся з середини, з позиції егоцентричності та з позиції внутрішніх кіл.
Belki benim egom böyle sevgiyi hiç bir zaman tanımayacak.Forse il mio ego non lo saprà mai.
Belki benim egom böyle sevgiyi hiç bir zaman tanımayacak.Возможно моё эго никогда этого не узнает.
Belki kendi egosu kadar büyük değil, ama oldukça büyük.Beh, non grande quanto il suo, ma abbastanza grande.
Belki kendi egosu kadar büyük değil, ama oldukça büyük.Bem, não tão grande quanto o dele, mas bastante grande.
Belki kendi egosu kadar büyük değil, ama oldukça büyük.Bon, pas aussi grand que le sien, mais assez grand.
Belki kendi egosu kadar büyük değil, ama oldukça büyük.Ei bine, nu atât de mare ca al lui, dar suficient de mare.
Belki kendi egosu kadar büyük değil, ama oldukça büyük.Inte så stort som hans, men rätt stort.
Belki kendi egosu kadar büyük değil, ama oldukça büyük.그 친구 만큼은 아니었지만 꽤 셉니다.
Belki kendi egosu kadar büyük değil, ama oldukça büyük.Nie tak wielkiego jak jego ego, ale dość sporego.
Belki kendi egosu kadar büyük değil, ama oldukça büyük.Nos, talán nem olyan nagy mint az övé, de elég nagy.
Belki kendi egosu kadar büyük değil, ama oldukça büyük.Nou, misschien niet zo groot als het zijne, maar toch behoorlijk groot.
Belki kendi egosu kadar büyük değil, ama oldukça büyük.Nun, nicht so groß wie seines, aber doch ziemlich groß.
Belki kendi egosu kadar büyük değil, ama oldukça büyük.Tidak sebesar egonya, namun cukup besar.
Belki kendi egosu kadar büyük değil, ama oldukça büyük.Εντάξει, όχι τόσο μεγάλο όσο το δικό του, αλλά αρκετά μεγάλο.
Belki kendi egosu kadar büyük değil, ama oldukça büyük.Не такого большого, как его собственное, но довольно большого.
Belki kendi egosu kadar büyük değil, ama oldukça büyük.Не толкова голямо колкото първото, но доста значително все пак.
Belki kendi egosu kadar büyük değil, ama oldukça büyük.ובכן, לא גדול כמו שלו, אבל די גדול.
Belki kendi egosu kadar büyük değil, ama oldukça büyük.حتماً دون ان يكون اكبر من غروره ولكنه كبير نوعا ما
Belki kendi egosu kadar büyük değil, ama oldukça büyük.かなり自分勝手です 彼といると いつも 心地良くて
" Ben bunu yapamam" Aslında, bunu yapamayacak olan egomdu ve tabii egom bunu tamamen duymazdan geldi."Non posso farlo", il che significa che il mio Ego non può farlo e lui mi ignorò.
Ben egomun erimesini istemedim.Μου πρόσφεραν μια θέση σε κλινική στην Αυστραλία.
Ben hala aynı kişiyim. Kendi hatalarımdan dolayı hapsedildim. Benim egom yüzünden...Byla jsem stále tentýž člověk, uvězněný svými vlastními chybami... svým egem... svojí minulostí.
Ben hala aynı kişiyim. Kendi hatalarımdan dolayı hapsedildim. Benim egom yüzünden...Io ero ancora lo stesso uomo, imprigionato nei miei stessi errori... nel mio egoismo... nel mio passato.
Ben hala aynı kişiyim. Kendi hatalarımdan dolayı hapsedildim. Benim egom yüzünden...Még mindig ugyanaz az ember voltam, bebörtönözve a saját hibáimba... az egómba... a múltamba.
Ben hala aynı kişiyim. Kendi hatalarımdan dolayı hapsedildim. Benim egom yüzünden...Sauf que j'étais encore le même homme, prisonnier de mes propres erreurs, de mon égoïsme, de mon passé.
Ben hala aynı kişiyim. Kendi hatalarımdan dolayı hapsedildim. Benim egom yüzünden...Si totusi eram acelasi om, intemnitat in propriile mele greseli... in egoul meu... in trecutul meu.
Ben hala aynı kişiyim. Kendi hatalarımdan dolayı hapsedildim. Benim egom yüzünden...Ήμουν ακόμα ο ίδιος άνθρωπος, φυλακισμένος στα ίδια μου τα λάθη στον εγωϊσμό μου στο παρελθόν μου.
Benim egom yüzünden...Bởi quá khứ.
Benim egom yüzünden... Geçmişimden.We własnej przeszłości.
Ben Sırbistan'dan geliyorum, kocaman egolarıyla 18 muhalefet partisi liderini bir araya getirip저는 세르비아라는 나라에서 왔습니다. 그곳에서 자존심이 센 18개 야당 지도자들이,
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod