Aynı zamanda Federal hükümet, egemenliğini eyalet hükümetleri ile paylaşır.De federale overheid deelt soevereiniteit met de deelstaatregeringen van de staten.
Antlaşma 23 makale ile yeni Letonya devletinin egemenliğini ele aldı.Het verdrag had drieëntwintig artikelen en regelde de soevereiniteit van de staat Letland.
Marx'a göre devlet, sınıf egemenliğinin bir aygıtıdır.Volgens marxisten-leninisten is de staat een instrument in de handen van de heersende klasse.
Japonya tarihinde, samuray egemenliğindeki ilk yönetim hükümetini kurmuştur.Hij vestigde de eerste door samoerai gedomineerde regering in de geschiedenis van Japan.
1956 yılında Sudan'ın bağımsızlığı ile Mısır ve Sudan, bu alanda egemenlik iddia etti.Sinds de onafhankelijkheid van Soedan in 1956 claimen zowel Egypte als Soedan het gebied.
Mutallu ve ailesinin kaçması üzerine Melid ve Kummuh, Assur Egemenliğine boyun eğmiştir (708).19-18); afname van het kruis en de graflegging) en de zeven deugden (De blijde boodschap (Luc.
O tarihlerde Kore, Japonya egemenliği altındaydı.Mantsjoerije stond in die tijd, net als Korea, onder Japans bewind.
Kaç Tür Egemenlik Vardır?Hoeveel rechten zijn er?
1941-1944 arasındaki Alman işgali dışında 1991'e kadar olan dönemde Estonya Sovyet egemenliğinde kaldı.Afgezien van een kortstondige Duitse bezetting (1941-1944) bleef Estland tot 1991 door de Sovjet-Unie bezet.
1917'de yürürlüğe giren anayasaya göre her eyalet özgür ve egemen kabul edilir.Volgens de grondwet van 1917 werden alle bodemschatten staatseigendom.
12. ve 13. yüzyıllarda hükümdarlar, Andhraların egemenlik alanını genişlettiler.In de 11e en 12e eeuw bouwden de Habsburgers hun heerschappij uit.
Kritarşi yargıçların egemenliğidir.Het is gelegen aan de voet van de Domtoren.
İspanyol ve Portekiz egemenlikleri altında topraklarına sevk edilmişti.Daar werd de markt beheerst door Spanjaarden en Portugezen.
1955 - Batı Almanya, tam egemenlik hakkına kavuştu.In 1955 was de Bondsrepubliek Duitsland, ook wel West-Duitsland, weer een volwaardige staat in Europa.
Egemenlik İlköğretim Okulu, Yenice Mah.Oude Joodse school. nr.59.
Nahum 3:5'deki "Her Şeye Egemen RAB diyor ki, "Sana karşıyım, ey Ninova!Handelingen van Phileas 5:11 stelt: Laat uw ja een ja zijn en uw nee een nee.
1855-1857 arasında Osmanlıların egemenliği altında kaldı.Tussen 1855 en 1876 kwamen zij onder Russisch gezag.
Kral, belirli bir ulus ya da bölge üzerinde egemen olan hükümdar.Een heerser is de machthebber die het in een bepaald gebied of staat voor het zeggen heeft.
Eskiden yörede Hamitoğulları ve Tekeoğulları egemendi.Według niektórych źródeł miała synów Hiacynta (z Pierosem) i Hymena.
Piyasamıza egemen olan yabancıları böylece ortadan kaldırarak, Türk piyasasını Türklerin eline vereceğiz."W ten sposób wyeliminujemy obcych , którzy kontrolują nasz rynek i oddamy go Turkom.”
Portekiz: Portekiz ise İspanya'nın Olivenza bölgesindeki egemenliğini tanımamaktadır.Podczas gdy Portugalia nigdy nie uznała hiszpańskiej władzy nad Olivenzą.
Ticaret üzerinde egemenlik için hem Portekiz ile hem de birbirleriyle yarışmaktaydılar.Na tych obszarach walczyły one z Portugalią i ze sobą nawzajem.
1975 - İspanya, Batı Sahra'daki egemenlik hakkından vazgeçti.1975 – Hiszpania wycofała się z Sahary Zachodniej.
3. Egemenlik Nedir?"Czym jest stan trzeci?"
Daha önce Almanya'nın elinde bulunan Pasifik adaları da Japon egemenliğine girmiştir.Podobnie, należące wcześniej do Niemiec wyspy na Pacyfiku zostały oddane pod rządy japońskie.
Aynı zamanda Argos ve Nauplia Lordluğu (1205–1388) üzerinde egemenliğini icra etti.Sprawowało również suwerenność nad panowaniem Argos i Nauplionem (1205-1388).
Böylece Avustralya kadın haklarını kabul eden ilk modern egemen devlet olmuştur.W ten sposób Australia stała się pierwszym nowożytnym suwerennym państwem z prawem wyborczym dla kobiet.
Ticino Nehri'nde boğuldu ve Ansprand egemenliğini ilan etti.Utonął w rzece Ticino, a Anspranda ogłoszono władcą.
Egemenliğin gelsin.Do diabła z suwerennością.
Dağlarda egemen bitki örtüsü ormanlar ve makilerdir.W górach występują lasy sosnowe i dębowe.
Ancak 1941-1944 arasında yeniden Romanya'nın egemenliğinde kaldı.W latach 1941-1944 ponownie znalazła się w granicach Rumunii.
Öte yandan Karadeniz Bölgesi ise Rum Pantus Devleti egemenliğ altıda bir bölgeydi.W kolejnym asfaltowym rajdzie, Rajdzie Francji Panizzi był szósty.
1949 - 300 yıl süren Hollanda egemenliğinden sonra Kraliçe Juliana, Endonezya'nın bağımsızlığını tanıdı.1949 – Królowa Holandii Juliana przyznała suwerenność Indonezji.
1956 - Macaristan'da Sovyet egemenliğine karşı ayaklanma başladı.1956 – Na Węgrzech wybuchło powstanie antykomunistyczne.
Kaç Tür Egemenlik Vardır?Jaką rzeczpospolitą mamy?.
İnkaların yıkılmasından sonra bölge İspanyol egemenliğine geçmiştir.Po likwidacji zakonu państwo przeszło we władanie ówczesnej Hiszpanii.
Fransız Cumhuriyeti tarafından bölgedeki Avusturya egemenliği kırılarak ilhak edildi.Posłuszeństwo rządowi wypowiedziała ambasada w Austrii.
Aynı zamanda İngiltere'nin koruması altında olan Kuveyt üzerinde Irak'ın egemenlik hakları olduğunu savundu.Ogłaszali również, że Malta, będąc pod brytyjską protekcją, powinna mieć swój rząd.
Dergi editörleri ve egemen bilimsel çevreler yeni keşiflere düşman değildir.Nie wszyscy naukowcy zgadzają się z odkrywcami, że jest to nowy gatunek człowieka.
Bazı kutlu kişiler onları egemenlikleri altına alabilirler.Templariusze czerpią moc od swoich władców.
Göklerin Egemenliği'nin anahtarlarını sana vereceğim.Następnie władzę obejmie Istota Niebiańska.
Westminster modeli demokrasinin önemli unsurlarından birisi de meclis egemenliği ilkesidir.Główną stawką wojny hegemonicznej jest rządzenie systemem.
(Territory, devlet egemenliği altındaki alan, toprak demektir.)(Tak rozumiana kontrola obejmuje również treść pojęcia nadzór nad samorządem terytorialnym).
Güney Sudan, 9 Temmuz 2011 tarihinde egemen bir devlet olmuştur.Dane pomijają fakt powstania 9 lipca 2011 roku Sudanu Południowego.
MÖ 64 yılında Romalıların egemenliği altına girmiştir.W 64 pp. n.e. dostali się pod panowanie rzymskie.
Bu egemenlikte artık hiçbir kişinin veya dini inanç ve kurumun ilişkisi yoktur.W związku z tym na tym etapie nie stanowi to deklaracji Kościoła na temat życia i wiary danej osoby.
Egemen isimli önemli kişiler şunlardır: Egemen Bağış (d.Inne ważne nagrody to: Wielka Nagroda (szw.
Bunun sonucunda Şarlken'in Avrupa'daki egemenliğini sağlamlaştırdı.Dzięki niej Levi osiągnął status ikony w Wielkiej Brytanii.
Bu devletler kendi egemenliklerine sahiptirler.Prowincje mają własne samorządy.
Bu krallık bölgeye MS 5. ve 7. yüzyılları arası egemen oldu.Teren ten był zasiedlony od V i VII wieku.
İktidar: Egemenliği elinde bulunduran,yönetme gücüne sahip siyasal topluluktur.Nadrzędność systemu politycznego – urzeczywistnia on zwierzchnią władzę w społeczeństwie.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.Państwo ma być bezwyznaniowe.
Bu adım, Suriye'nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik açık bir saldırıdır" denildi.Cały naród mołdawski był świadkiem wielkiego upokorzenia własnej suwerenności i demokracji”.
MÖ 3. yüzyılda Mısır'a egemen olan Ptolemaios Hanedanı döneminde yaşamıştır.Był on założycielem dynastii Ptolemeuszy, mającej panować w Egipcie przez następne trzy stulecia.
Önemini yitirdiği için, Bizans egemenliğinde köy hüviyetine girmiştir.Gdy przegrał , jego dusza trafiła do Strefy Cienii.
Kritarşi yargıçların egemenliğidir.Brytyjska zasada nieusuwalności sędziów.
İskoçya Roma egemenliği döneminden iki unsuru devşirmiştir.Sam musiał opuścić Rzym na dwa lata, w czasie trwania Republiki Rzymskiej.
Göklerin Egemenliği'nin anahtarlarını sana vereceğim.Jag skall ge dig nycklarna till himmelriket.
Tiflis’te egemen olan ruh hali çok farklıydı.Stämningen som rådde i Tbilisi var mycket annorlunda.
Merkez ve güney Çin'de egemen olan subtropikal ormanlar, 146.000'e kadar flora türünü desteklemektedir.Subtropiska skogar, som dominerar mellersta och södra Kina, ger plats för ca 146 000 arter av växter.