Daha önce Almanya'nın elinde bulunan Pasifik adaları da Japon egemenliğine girmiştir.Anche le isole del Pacifico che prima appartenevano alla Germania vennero poste sotto mandato giapponese.
Bu düşünce aslında parlamentonun egemenliği ilkesinin bir sonucu olarak da görülebilir.L'esistenza del parlamento può essere considerata diretta conseguenza del principio di sovranità popolare.
Egemenlik, bağımsızlık, toprak ve federasyon birliği.Nin, Andrés,Terra e libertà.
Egemenliğinin sona ermesiyle, Dmitri Moskova Prensliği topraklarını ikiye katladı.Nel corso del suo regno la Moscovia raddoppia la propria superficie.
Kavramın kendisi, egemenin kimliği hakkında bilgi vermemektedir.Tuttavia il teorema non consente di stabilire l'identità del dittatore.
Egemenliğin gelsin.Venga il tuo Regno.
Refah ve serbestlik devletin egemen iklimi haline gelir.L'autorità religiosa e statale diventano una cosa sola.
Bizanslılar uzun süre yöreye egemen olmuş.Per questo era da tempo conosciuto dai Carabinieri.
Ancak bu iç karışıklıklardan yararlanan Yizhou valisi Li Moğol egemenliğine karşı isyan etti.Tuttavia, durante questa guerra, Li, il governatore di Yizhou, si rivoltò contro il dominio mongolo.
O tarihlerde Kore, Japonya egemenliği altındaydı.In quel periodo il Texas era sotto la dominazione messicana.
Sümer egemenliğine son vermişlerdir.La fine della sovranità.
Aile yaşamında erkek egemendir ve kadınlar da söz sahibidir.Sia i maschi che le femmine hanno loro proprie gerarchie ed i maschi sono dominanti sulle femmine.
Avusturya'da Hristiyanlık egemen dindir.La Cristianità avvero l'Europa.
Bölgede egemen kültür Karadeniz kültürüdür.In terra africana la specie evolve culturalmente.
İrlanda Cumhuriyeti, egemen, bağımsız ve demokratik bir devlettir.La Repubblica di Ungheria è uno stato indipendente, democratico e costituzionale.
Onuncu asırdan itibaren Müslümanlar bölgeye egemen olmaya başladılar.Dal XX secolo secolo i musulmani iniziarono a trasferirsi in città.
Bölge yıllar boyu Moğol egemenliğinde kalacaktır.Da anni risiede stabilmente nel Principato di Monaco.
Kaç Tür Egemenlik Vardır?Qual è il suo dominio?
İddialar sonrası Egemen Bağış Avrupa Birliği Bakanlığı görevinden alındı.L'incasso della serata è stato devoluto all'Associazione Nazionale Lotta contro l'AIDS.
Karolin Adaları, Mariana ve Palaos: 1899 yılında Almanya egemenliğine geçmiştir.Isole Caroline, Isole Marianne e Palau: fino al1899, vendute alla Germania.
Egemenlik ise Japon halkına ait olup güç Başbakan ve Diet'in diğer seçilmiş üyeleri tarafından esas tutulur.Il potere è principalmente detenuto dal primo ministro e dagli altri membri eletti nella Dieta.
Devleti ve egemenliği korur.Buon governo e autonomia.
Ortaçağa özgün askeri strateji, Imperia Online dünyasına egemen olur.In Imperia Online domina la strategia militare, tipica dell'epoca del Medioevo.
Özgürlüğün de, eşitliğin de, adaletin de dayandığı ulusal egemenliktir.3 - La libertà e l'eguaglianza sono la base della repubblica.
Bu ülkelerin siyasi, ekonomik, toplumsal denetimine egemen olunur.Tali obblighi sono di natura politica, economica e sociale.
Hollanda'da Protestan Geuzenler İspanyol egemenliğine isyan ettiler.Nondimeno decise un'offensiva nei Paesi Bassi spagnoli.
Suriye ve Mısır topraklarına Osmanlılar egemen oldu.Espansione verso Nubia e Siria da parte degli egizi.
Eski Çağlar ve İlk İmparatorluklardaki Egemen İletişim Biçimleri Üzerine Bir Değerlendirme.Traffici e mercati negli antichi imperi.
Yanında olmasını istediği tek kişi Egemen’dir.De Crem è qualcuno con cui vuoi stare al tuo fianco.
Millî egemenlik, milletin bölünmez iradesini temsil eder.Qualsiasi rappresentazione separerebbe l'umanità dal divino.
Emevîler İspanya'da tam bir İslam egemenliği kurmuşlardı.Queste famiglie rivendicano un'ascendenza puramente spagnola.
Tövbe edin! Göklerin Egemenliği yaklaşmıştır.Покайтесь, ибо приблизилось Царство Небесное.
Çünkü Tanrı'nın Egemenliği lafta değil, güçtedir.Ибо Царство Божие не в слове, а в силе.
Lev Nikolayeviç Tolstoy, haklı olarak Tanrı'nın Egemenliğinin içimizde olduğuna inanıyordu.Лев Николаевич Толстой справедливо полагал, что Царство Божие находится внутри нас.
Bu dağlar, yöreye egemen olmak isteyenlere karşı sürekli direnen, yasa tanımaz bir halkın sığınağı idi.Противников разделили высокие горы и каждая сторона поспешила занять хребет, дающий важное преимущество.
20 Mart 1956'da Tunus tam egemenliğini elde etti.20 марта 1956 года Тунис достиг своего полного суверенитета.
Koloni devrinde Tazmanyanın çoğu bölgesinde İngiliz mutfağı egemendi.В колониальный период в большинстве районов Тасмании преобладала типичная английская кухня.
Adalet, özgürlük ve refah Sonsuza kadar egemen olsun.Пусть правосудие, свобода и процветание Будут править всегда.
Dağlarda egemen bitki örtüsü ormanlar ve makilerdir.Холмы по сторонам от города покрыты перелесками и виноградными садами.
Portekiz, Goa'daki Hindistan egemenliğini ancak 1974'te tanıdı.Португалия признала суверенитет Индии над всеми районами лишь в 1974 году.
Egemen olan ilkesi irade serbestisidir (Privataautonomie).Третий принцип провозглашает автономию (независимость) пациента.
Kaç Tür Egemenlik Vardır?Какие бывают виды принципов?
1956 - Macaristan'da Sovyet egemenliğine karşı ayaklanma başladı.1956 — в Венгрии началось антисоветское восстание.
Rusya egemenliğinde yaşayan halkları Ruslaştırmak için uğraş verdi.Здесь покоятся те, кто отдал жизнь за Россию.
Şehir Osmanlı ve İngiliz egemenliği sırasında yönetim şehri olarak önemli rol oynadı.Город стал крупным административным центром в период правления османов и Великобритании.
Rokkan Avrupa'daki egemen devlet ve millet oluşumu için kavramsal model silsilesinin yaratıcısıdır.Роккан создатель серии абстрактных моделей суверенных государств и национальных формаций в Европе.
Göklerin Egemenliği'nin anahtarlarını sana vereceğim.«Тайны Царства Небесного».
1155 ile 1231 yılları arası Karadağ'a Gürcü kökenli Piştekinliler egemen olmuştur.Между 1150 и 1152 годами между матерью и сыном нарастала напряженность в отношениях.
Krallık, sonrasında Yugoslavya Krallığı olarak 1943 yılına dek egemen olmuştur.До 1933 оставался в Королевство Югославия.
Yani egemenlik haklarının başkasının elinde olmamasıdır.«Суверенитет других стран для него ничего не значит.
Bölge yıllar boyu Moğol egemenliğinde kalacaktır.Указанная территория долгое время находилась под монгольским владычеством.
"23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun!".Серия № 326 С днём рождения, сынок!..
Madde 3 Egemenliğin temeli, esas olarak ulustadır.Равный суверенитет Статья 3.
Emevîler İspanya'da tam bir İslam egemenliği kurmuşlardı.Для него гораздо важнее стало установление своей реальной власти в Испании.
Daha önce Almanya'nın elinde bulunan Pasifik adaları da Japon egemenliğine girmiştir.В других районах Тихого океана японские войска уже продвинулись вперёд.
Meclisin egemenliği sınırsızdı.Власть государыни Екатерины кажется безграничной.
Daha sonra yöre İngilizlerden Fransızların egemenliğine geçmiştir.Впоследствии регион перешёл от французов к англичанам.
1353-1391 : Kral Stephen Tvrtko’nun egemenliği.1377—1391 — Король Боснии Стефан Твртко.
Almanya ve İtalya çok sayıda küçük feodal egemenliğe bölünmüş durumdaydı.Италия с Германией в результате получили не так уж много дивидендов.
Herhangi bir tarihte Bizans egemenliğine girmemiştir.У жителей Бутана исторически никогда не было сомнений относительно их национального суверенитета.