Yarış bir defa daha Etiyopya'lı ve Kenya'lı koşucuların egemenliği altındaydı.Die Wettbewerbe wurden abermals von südkoreanischen und chinesischen Athleten dominiert.
Ancak Pers egemenliği döneminde de kentin özerkliği korundu.Auch während der Verpfändung behielt die Stadt ihren Reichtum.
ABD de Batı Sahra'daki Fas egemenliğini tanımamaktadır. ^ Tony Hodges: Western Sahara.Videoszenen des Grünen Marschs Tony Hodges: Western Sahara.
Birleşik Krallık egemenliğinde adı Shakespeare Caddesi (İngilizce: Shakespeare Avenue) idi.Während der britischen Kolonialherrschaft war die Avenue als "Shakespeare Avenue" bekannt.
Bilimlerin taraflılık yasasının egemenliği altına alınması.Zur Kritik der Verselbständigung von Wissenschaft.
Birini yok etmeyi diğerine ise egemen olmayı istemesinin ana sebebi budur.Sie möchte wissen, warum diese die Menschen erst erschufen und sie dann vernichten wollten.
Bir ulusu ele geçirmek ve egemenlik altına almak için iki yol var. Birisi kılıçla. Diğeri borçla.Il y a deux manières de conquérir et asservir une nation. L’une est par l’épée. L’autre par la dette.
28 Haziran 1832'deki "Altı Madde", monarşik egemenlik ilkesini tekrar doğruladı.Les « Six Articles » du 28 juin 1832 réaffirmaient le principe d'autorité monarchique.
3. Egemenlik Nedir?1º Qu’est-ce que le Tiers-État ?
Afrika'daki açlık, Afrika genelinde egemen olan açlık sorunu.Comité Sahel, Qui se nourrit de la famine en Afrique ?
Nükleer silahları başarılı bir şekilde kullanmış olan sekiz egemen devlet bulunmaktadır.Huit États souverains ont officiellement testé avec succès des armes nucléaires.
Göklerin Egemenliği'nin anahtarlarını sana vereceğim.Je te donnerai les clefs du Royaume des cieux.
İlçeye Frigyalılardan sonra Selçukllular egemen olmuştur.Puis, les seigneurs angevins la poursuivent.
Mutallu ve ailesinin kaçması üzerine Melid ve Kummuh, Assur Egemenliğine boyun eğmiştir (708).Abraham accepte et circoncit tous ses mâles, dont lui-même, Ismaël et ses esclaves (Genèse, chapitre XVII).
Egemenliğin gelsin.Venu ta regno.
O tarihlerde Kore, Japonya egemenliği altındaydı.À cette époque, la Corée était sous domination japonaise.
Daha önce Almanya'nın elinde bulunan Pasifik adaları da Japon egemenliğine girmiştir.De même, les îles du Pacifique, anciennes possessions de l'Allemagne, sont placées sous mandat japonais.
Napolyon, Fransız egemenliği altındaki bölgelerde Yahudilerin özgürleştirilmesini emretmiştir.Napoléon avait ordonné l'émancipation des juifs dans tous les territoires soumis à l'autorité française.
Alsace-Lorraine Almanların egemenliğine girdi.L'Alsace-Lorraine dans l'Empire allemand.
Aynı zamanda Argos ve Nauplia Lordluğu (1205–1388) üzerinde egemenliğini icra etti.Elle exerce également la suzeraineté sur la seigneurie d'Argos et de Nauplie (1205-1388).
Bir dönem Tokat'a da egemen olmuşlardır.Ils allaient ensuite en stage durant la même période.
Kaç Tür Egemenlik Vardır?Combien de livres possèdes-tu?
Onun egemen olduğu çağ Altın Çağı'na rastlamaktadır.C’est sous sa direction que ce dernier connaîtra son âge d’or.
Bu dönemde padişahlık kurumu, halk üzerinde mutlak bir egemenlik sürdürmüştür.Jusqu'à cette date les habitants étaient encore mainmortables vis-à-vis de leur seigneur.
Daha sonra ise sırasıyla başka krallıklar dünya egemenliğinde öne geçeceklerdir.Ce serait à son exemple que d'autres reines apparaissent dans le monde.
İrlanda Cumhuriyeti, egemen, bağımsız ve demokratik bir devlettir.Il existe une vérité indiscutable - l'Ukraine est un État souverain et indépendant.
Yani Papa topraksal olarak Vatikan'ın egemenliğidir.Le pape est le monarque de l'État du Vatican.
İskenderiye'nin düşmesinden sonra Persler Nil boyunca güneye doğru yavaş yavaş egemenliklerini genişlettiler.Après la chute d'Alexandrie, les Perses étendent progressivement leur domination vers le sud, le long du Nil.
Bunlardan bir tanesi şöyledir: "Türk dilini öğreniniz, çünkü onlar için uzun sürecek egemenlik vardır."Il dira à son fils: « Tu dois apprendre l'allemand parce que c'est la langue de nos ennemis. ».
Yeraltı alemi ölüm ilahı Ah Puch’un egemenliğindedir.Il possède le Dieu de la Terre immortelle CAPACC APU.
Yine de güney Mezopotamya'da Babil egemenliğini korumuştur.Il peut alors exercer sa souveraineté sur le Sud mésopotamien.
Böyle diyor Her Şeye Egemen RAB.'Nous ferons tout ce que le Seigneur a dit. "
1451 Bölgede yeniden Osmanlı egemenliği başlıyor.Quotas d'émission à restituer à l'État 451.
Egemen, bir doktor olmuştur.Prêtre, il reste médecin.
Toktamış, Deşt-i Kıpçak'a egemen oldu.Èj m'étòke, ch'é påssé pà' l'traûw à tærhte !
Bu süre zarfında neredeyse tüm İskoçya topraklarının yarısı bile Roma egemenliğine girmemiştir.À aucun moment, l'Écosse, et même la moitié de l'Écosse, n'est sous contrôle romain.
Böylece Bizanslılar tekrar güney Kırım üzerinde egemen oldular.Les Byzantins rétablissent ensuite leur domination sur la Crimée méridionale.
Yapı, adanın silüetine egemen durumdadır.L'industrie commence à s'implanter sur l'île.
Duyma egemen duyusudur, aynı zamanda mükemmel bir koku alma duyusuna da sahiptir.L’ouïe est son sens dominant, mais il jouit également d’un excellent odorat.
Japonya tarihinde, samuray egemenliğindeki ilk yönetim hükümetini kurmuştur.Il forme alors le premier gouvernement samouraï de l'histoire du Japon.
İlçe’de kara iklimi egemendir.L' Imperial Regina dans le mauvais temps.
Kemanın rengi egemendir.La couleur dominante du corps est l'argent.
Doruğunda Mafya, ABD'deki organize suça egemen idi.À son apogée, la mafia américaine dominait le crime organisé au niveau national.
"Din, devlete egemen olamaz".La religion ne possède pas les ressources ni les moyens de gouverner l'État. "
Kent, Yahudi cemaati açısından altın çağını Osmanlı egemenliği döneminde yaşadı.Gordon est demeuré un Juif religieux orthodoxe pendant la plus grande partie de sa vie.
1343'de ise Eretna Beyliği, yöreye egemen olmuştur.En 1443 il a obtenu le privilège envié de devenir une vraie ville.
Adalar üzerindeki egemenlik tartışması sürmektedir.La souveraineté sur ces eaux est contestée.
Pers İmparatorluğu'nun egemenliği, Makedonya kralı Büyük İskender'e yenilmelerine kadar devam etmiştir.L'ambassadeur de France alla cependant saluer le roi de Prusse avant son départ pour Berlin.
Misya topraklarının büyük bir kısmı Bizans egemenliği döneminde Opsikion Theması'nda yer almıştır.La plupart d'entre eux a quitté la ville de Tubac après le siège de leur ancien presidio.
İlk kez ulusal egemenlikten bahsedilmiştir.Pour la première fois, on fait mention d'une Église nationale.
Güney Sudan, 9 Temmuz 2011 tarihinde egemen bir devlet olmuştur.Le Soudan du Sud a fait sécession du Soudan le 9 juillet 2011.
Birçok Egemen olmayan devlet de bu listeye dahil edilmiştir.Plusieurs entités non-souveraines sont incluses dans cette liste.
1004 yılı itibarıyla bölge Doğu Roma egemenliğinde olmuştur.Pour la période actuelle, cet âge est d'environ 400 ans dans l'Atlantique Nord.
Bu düşünce aslında parlamentonun egemenliği ilkesinin bir sonucu olarak da görülebilir.Là encore, il semble y avoir contradiction avec le principe même de souveraineté du peuple.
"23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı Kutlama Programı".26 janvier : fête nationale australienne.
Hessen Darmstadt bazı topraklarını kaybetti fakat egemenliği sona ermedi.Le Grand-duché de Hesse perdit quelques territoires mais pas sa souveraineté.
Kavramın kendisi, egemenin kimliği hakkında bilgi vermemektedir.Dans sa lettre, il ne formule pas d’hypothèse quant à l’identité du prisonnier.
Bizanslılar uzun süre yöreye egemen olmuş.Les étrangers ont longtemps résidé ici.
1975 - İspanya, Batı Sahra'daki egemenlik hakkından vazgeçti.En 1975, après la mort de Franco, l'Espagne quitte le Sahara occidental.
Ancak hızla artan şöhreti ve popülerliği özel hayatına egemen olunca her şeyi oluruna bırakır.Son intérêt pour l'histoire comme sa popularité en tant que professeur s'éteignent cependant rapidement.