Örgütün ismine dair de yerel efsaneler mevcuttur.Сочинялись даже местные легенды.
Tevrat’la İncil’deki hikâyelerin çoğu Sümer efsaneleridir.Шалаграма-шилы и поклонения им превозносятся во многих священных писаниях индуизма.
Camelot, Kral Arthur efsanesiyle ilişkilendirilen ünlü kale ve saraydır.كاميلوت (بالإنجليزية: Camelot) هي قلعة وبلاط يرتبط اسمها بالملك الأسطوري آرثر.
Kırgızlar, efsanelere göre “kırk kız”dan meydana gelmişlerdir.علق حوالي أربعين من "السحرة" بناء على شهادة الفتاتين.
Oğuzname’deki “Kıpçak” efsanesinde de ağaçtan söz edilmektedir.ب- شرح العقيلة للعلامة ابن القاصح في رسم القرآن الكريم.
Hikâyelerin çekirdeğini eski bir Fars (İran) kitabı olan Hazâr Afsâna (Bin Efsane) oluşturmuştur.نظم فن لم يشهد له من قبل واسماه رسائل فن وأول رساله كتبها (( رسالة الوحيد لأبيه)) .
Efsanenin detayları, bazı kaynaklarda farklılık göstermektedir.العناصر المختلفة للأسطورة تظهر في أماكن أخرى.
Uzak ve yabancı ülkelerin efsanelerinden yararlanırlar.وهي تشهد إقبالاً كثيفاً من قبل السواح اللبنانيين والأجانب.
Efsanevi üç Sanninden biridir.يتكوَّن الرصغ من ثلاث عقلات.
Efsanenin sürümüne bağlı olarak, kırmızı ve beyaz mercandan veya katı kristalden üretilmiştir.تقول الأسطورة أن القصر مبني من المرجان الأحمر و الأبيض، أو من الكريستال الصلب.
Ben Efsaneyim filmini yaptı ve ben büyük bir Will Smith hayranıyım.يمكنك الإعجاب بسهولة بالفيلم بسبب أداء ويل سميث المخلص والصادر من القلب.
Böylece büyük bir efsane son bulur.وبذلك انتهت قصة رجل عظيم.
Günümüz araştırmacıları bu tuhaf hikayeyi bir efsane olarak görmektedir.أما اليوم فيعتبر هذا المخلوق أسطورة.
Efsaneye göre insanların hayatı Üç Tanrıçanın elinde bulunurdu.وإن لم تجد صعوبة ما في وجود ثلاثة أقانيم في الله.
Wayne, üniversitenin efsanevi Howard Jones'un koçluğunu yaptığı Amerikan futbol takımında da oynamıştır.كما أن "واين" قد لعب في فريق كرة القدم تحت قيادة المدرب "هوارد جونز".
Komedya oyun yazarı Aristophanes, Kuşlar ve Kurbağalar'da efsaneleri kullandı.كما استخدم كاتب المسرحيات الكوميدي أريستوفان قصصاً ميثولوجية في العصافير وملهاة الضفادع.
Bu efsane hâlâ yaşamaktadır.أما الآن فقد تلاشت هذه الأسطورة.
Burayla ilgili türlü türlü efsaneler mevcuttur.تكتنف هذا المكان أساطير عديدة.
Bu sayfada pek çok kültüre ait efsanevi yaratıkların listesini bulabilirsiniz.ذلك المال سَيتم توجيهه إلى قائمة كبيرة مِنْ المنظمات الخيريةِ.
İran efsanesine göre, bu kuş o kadar yaşlıdır ki dünyanın yıkılışına üç kez tanık olmuştur.Lendas iranianas consideram a criatura tão velha que viu a destruição do Mundo por três vezes.
Tavanın merkezinde bulunan Kitab-ı Mükkades'in ilk kitabı olan Yaratılış Efsanesi'nden dokuz sahne.Os primeiros nove versículos do livro preveem a destruição total na terra de Edom, pela mão de Deus.
İkincisi iki ayrı Latince eserde kaydedilmiş olan Romalı Brutus'ün efsanesidir.O segundo é a lenda romana de Bruto, registrada em dois trabalhos latinos diferentes.
Yerel efsaneye göre Fransızlar gündüzleri çok çalışırmış, ve akşamda çok eğlenirlermiş.Reza a tradição local que, de dia, os franceses trabalhavam duro e, à noite, se entregavam a diversão.
Muhlenberg Efsanesi, Almanya ve ABD'de bir şehir efsanesidir.A lenda Muhlenberg é uma lenda urbana dos Estados Unidos e da Alemanha.
Efsanenin Atina versiyonuna göre, oğlu Atina'da öldürüldükten sonra Minos şehre saldırır.De acordo com um versão da lenda, Minos atacou Atenas após seu filho ter sido assassinado lá.
Ancak halk arasında anlatılan efsane daha başkadır.A lenda popular, no entanto, é outra.
Günümüzde WWE'de efsane kontratı altında çalışmaktadır.Ele atualmente trabalha para a WWE, sob um contrato de Lendas.
Bu efsane hâlâ yaşamaktadır.Mas seu legado ainda vive.
Sonraki Raw haftasında, başka bir hardcore efsanesi olan Terry Funk, Ambrose'a bir testere verdi.Na semana seguinte, no Raw, outra lenda do hardcore, Terry Funk, deu Ambrose uma motosserra.
Ölümünden sonra birçok efsane ortaya çıkmıştır.Após sua morte, no entanto, diversas lendas surgiram.
Efsaneye göre, Roi Mata oradaki toprakları fethedince, ilk amacı kabileleri birleştirmekti.De acordo com a lenda, quando Roi Mata conquistou a terra, seu primeiro objetivo foi unificar as tribos.
Efsaneye göre orduyu ünlü Ragnar Lodbrok'un oğulları komuta etmektedir.A historia conta que os homens foram liderados pelos filhos de Ragnar Lodbrok.
Hakkında efsaneler asla bitmez.As histórias não têm fim.
Ripley's 1982'de yayınladığı bir kitapta da efsaneye yer vermiştir.Ripley também incluiu o mito num livro de 1982.
14 Mart Raw bölümünde, hardcore efsanesi Mick Foley, Ambrose'a dikenli tel beyzbol sopasını verdi.No Raw de 14 de março, a lenda Mick Foley deu a Ambrose seu bastão com arames farpados.
Dellingr ayrıca efsanevi saga Hervarar saga ok Heiðreks 'de de yer almaktadır.Dellingr também é atestado na lendária saga Hervarar saga ok Heiðreks konungs.
Ben Efsaneyim filmini yaptı ve ben büyük bir Will Smith hayranıyım.Ela apareceu no filme I Am Legend ao lado de ator Will Smith.
Shinhwa, Korecede Mit ya da Efsane anlamına gelir.Shinhwa é a palavra coreana para mito ou lenda.
Atla ilgili birçok efsane vardır.Contam-se muitas lendas acerca da floresta.
Ödül efsanevi oyuncu Alfredo Di Stéfano'nun adını taşımaktadır.O prêmio é nomeado pelo lendário jogador, Alfredo Di Stéfano.
"Bir efsaneydi o.""Eu hoje sou uma lenda.
Araç adını Yamata no Orochi adında efsanevi sekiz başlı bir Japon ejderhasından almaktadır.Sua denominação é uma referência ao mítico dragão japonês Yamata no Orochi de 8 cabeças.
Örnek olarak GHOT İRAN isimli efsane verilebilir.Como exemplo, podemos citar a linguagem Java.
Hawks, Lombard'ı sahne efsanesi John Barrymore'un yanına, 2oth Century adına işe aldı.Ele a contratou para a Twentieth Century, junto com a lenda do teatro John Barrymore.
Tabii ki bu hikâye yalnızca bir şehir efsanesiydi.Acredita-se que esta história se trata apenas de uma lenda.
Kaynakça Efsane işlemci Celeron DExceto processadores Celeron e Celeron D
Tolkien'in efsanelerinin çoğu bu kıtada yaşanır.A maioria das lendas de Tolkien se iniciam estão definidas neste período heroico.
Merlin (Galce: Myrddin), Kral Arthur efsanesinde yer alan büyücüdür.Merlin: Um mago que ajudava o Rei Arthur.
170-248), Japonya'da antik Yamataikoku'nun efsanevi şaman kraliçesi idi.248) foi uma obscura rainha xamanista de Yamatai no antigo Japão.
Bir efsaneye göre Manco Capac, Mama Quilla ve güneş tanrısı Inti'nin oğlu ve Pachacamac'ın kardeşidir.Neste mito, Manco Capac é tido como filho de Inti, o deus do sol e irmão de Pacha Kamaq.
Gnome (Yer cücesi), Avrupa folkloründe bir efsanevî yaratık.Ogro ou ogre é uma criatura fantástica do folclore europeu.
Bu iki efsane, WrestleMania 27'de bir No Holds Barred/DQ Match'ta karşı karşıya gelecekti.Os dois estarão no Extreme Rules numa No Holds Barred match.
Efsane Santa Croce'nin Assisili Francesco'nun kendisi tarafından kurulduğunu söyler.A lenda diz que a igreja foi fundada pelo próprio São Francisco de Assis.
Yine efsaneye göre bu 12 çevirinin hepsi birbirinin tıpatıp aynısıdır.Todos os programas seguem a mesma versão dos 12 passos.
Onu, Ege Efsaneleri adlı kitabı izledi.Para o livro que lhe deu origem, veja The Scorch Trials (livro).
Dedim ya, bu efsane otu." sözleriyle belirtmiştir.Mágica, talvez.", diz Leah em seu texto.
Albümün ismi Deep Purple'ın efsanevi konser albümü "Made In Japan"a gönderme yapmaktadır.O título é um trocadilho com o álbum ao vivo do Deep Purple, Made in Japan, também gravado no Japão.
Efsaneye göre Tamar her yıl Svaneti’yi ziyaret etmiştir.Sundar visitava o Tibet a cada verão.
Efsane mi Gerçek mi?Verdade ou mentira?
Hakkında birçok efsane dillendirilmektedir.Várias lendas se formaram a seu respeito.