‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.Дойде и при втория, комуто каза същото. И той в отговор каза: Аз ще ида, господине! Но не отиде.
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.И подойдя к другому, он сказал то же.Этот сказал в ответ: иду, государь, и не пошел.
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.І, прийшовши до другого, рече так само. Він же, озвавшись, сказав: Ійду, Господи; та й не пійшов.
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.ויגש אל השני וידבר כזאת גם אליו ויען ויאמר הנני אדני ולא הלך׃
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.وجاء الى الثاني وقال كذلك. فاجاب وقال ها انا يا سيد. ولم يمض.
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.又 來 對 小 兒 子 也 是 這 樣 說 、 他 回 答 說 、 父 阿 、 我 去 . 他 卻 不 去
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.又 來對 小 兒子 也 是 這樣說 、 他 回答 說 、 父阿 、 我 去 . 他 卻不去
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.A gdym ja to słyszał a nie zrozumiałem, rzekłem: Panie mój! cóż za koniec będzie tych rzeczy?
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.A ja, keď som to počul, a nerozumel som tomu, povedal som: Môj pane, čo bude po tom po všetkom?
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.A když jsem já slyše, nerozuměl, řekl jsem: Pane můj, jaký konec bude těch věcí?
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.Eu am auzit, dar n'am înţeles; şi am zis: ,,Domnul meu, care va fi sfîrşitul acestor lucruri?``
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.Eu, pois, ouvi, mas não entendi; por isso perguntei: Senhor meu, qual será o fim destas coisas?
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.In jaz sem slišal, a nisem razumel; in rečem: Gospod moj, kaj bode posledek teh reči?
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.Io udii bene, ma non compresi, e dissi: «Mio Signore, quale sarà la fine di queste cose?»
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.Ja minä kuulin, mutta en ymmärtänyt, ja minä sanoin: "Herrani, mikä on oleva näitten päätös?"
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.J`entendis, mais je ne compris pas; et je dis: Mon seigneur, quelle sera l`issue de ces choses?
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.내가 듣고도 깨닫지 못한지라 내가 가로되 내 주여 이 모든 일의 결국이 어떠하겠삽나이까
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.Och jag hörde detta, men förstod det icke; och jag frågade: »Min herre, vad bliver slutet på allt detta?»
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.Og jeg hørte det, men fattede det ikke; så spurgte jeg: "Herre hvad er det sidste af disse Ting?"
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.Og jeg hørte det, men forstod det ikke, og jeg sa: Herre! Hvad er det siste av disse ting?
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.pedig hallám [ezt,] de nem értém, és mondám: Uram, mi lesz ezeknek vége?
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.Und ich hörte es; aber ich verstand's nicht und sprach: Mein Herr, was wird darnach werden?
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.Yo escuché, pero no entendí. Y dije: --Señor mío, ¿cuál será el final de estas cosas
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.Και εγω ηκουσα, αλλα δεν ενοησα τοτε ειπον, Κυριε μου, ποιον το τελος τουτων;
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.И аз чух, но не разбрах. Тогава рекох: Господарю, мой, каква ще бъде сетнината на това?
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.Я слышал это, но не понял, и потому сказал: „господин мой! что же после этого будет?"
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.ואני שמעתי ולא אבין ואמרה אדני מה אחרית אלה׃
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.وانا سمعت وما فهمت. فقلت يا سيدي ما هي آخر هذه.
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.我 聽 見 這 話 、 卻 不 明 白 、 就 說 、 我 主 阿 、 這 些 事 的 結 局 是 怎 樣 呢
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.我 聽見這話 、 卻 不 明白 、 就 說 、 我 主阿 、 這些 事 的 結局 是 怎樣呢
Adam, ‹‹Madem RAB yolumu açtı, beni geciktirmeyin›› dedi, ‹‹İzin verin, efendime döneyim.››A riekol im: Nezdržujte ma, keď učinil Hospodin moju cestu šťastnú. Prepustite ma, nech idem k svojmu pánovi.
Adam, ‹‹Madem RAB yolumu açtı, beni geciktirmeyin›› dedi, ‹‹İzin verin, efendime döneyim.››그 사람이 그들에게 이르되 나를 만류치 마소서 여호와께서 내게 형통한 길을 주셨으니 나를 보내어 내 주인에게로 돌아가게 하소서
Adam, ‹‹Madem RAB yolumu açtı, beni geciktirmeyin›› dedi, ‹‹İzin verin, efendime döneyim.››Reče jima on: Ne mudite me, ker je GOSPOD srečno storil pot mojo; pustite me, da grem k svojemu gospodu.
Adam, ‹‹Madem RAB yolumu açtı, beni geciktirmeyin›› dedi, ‹‹İzin verin, efendime döneyim.››ויאמר אלהם אל תאחרו אתי ויהוה הצליח דרכי שלחוני ואלכה לאדני׃
Adam, ‹‹Madem RAB yolumu açtı, beni geciktirmeyin›› dedi, ‹‹İzin verin, efendime döneyim.››فقال لهم لا تعوّقوني والرب قد انجح طريقي. اصرفوني لاذهب الى سيدي.
Adam, ‹‹Madem RAB yolumu açtı, beni geciktirmeyin›› dedi, ‹‹İzin verin, efendime döneyim.››僕 人 說 、 耶 和 華 既 賜 給 我 通 達 的 道 路 、 你 們 不 要 耽 誤 我 、 請 打 發 我 走 、 回 我 主 人 那 裡 去 罷
Adam, ‹‹Madem RAB yolumu açtı, beni geciktirmeyin›› dedi, ‹‹İzin verin, efendime döneyim.››僕人 說 、 耶和華 既 賜給 我 通達 的 道路 、 你 們 不 要 耽誤 我 、 請打發 我 走 、 回 我 主人 那 裡去罷
Adlai Dileo efendim Helena ofisindenimAdlai DiLeo, proszę pana.
Adlai Dileo efendim Helena ofisindenimAdlai DiLeo, señor, trabajo en la oficina de Helena.
Adlai Dileo efendim Helena ofisindenimDělám na úřadu v Heleně. <i>A co děláte tady?
Adlai Dileo efendim Helena ofisindenim Niye seninle konuşuyorum?Adlai DiLeo, signore, dell'ufficio di Helena. <i>Perche' parlo con lei?
Adlai Dileo efendim Helena ofisindenim Niye seninle konuşuyorum?De la biroul din Helena. <i>De ce vorbesc cu tine?</i> <i>Unde-i Taylor?</i>
Adlai Dileo efendim Helena ofisindenim Niye seninle konuşuyorum? Taylor nerde?Адлай Дилео, сэр, Из офиса Елены. <i>А почему вы на линии?
Adlai Dileo efendim Helena ofisindenim>なぜ君と話しているんだ? テイラーはどこだ?
Afedersiniz, efendim,Pane, promiňte,
Afedersiniz, efendim.Przepraszam, kliencie.
-Afedersiniz, efendim.Sajnálom, asszonyom!
-Afedersiniz, efendim.죄송합니다, 회장님
Afedersiniz, efendim.Maaf, pelanggan.
-Afedersiniz, efendim.Mrzí ma to, madam.
-Afedersiniz, efendim.Olen pahoillani Rouva.
-Afedersiniz, efendim.Omlouvám se, Madam.
Afedersiniz, efendim, Bu yüzden doktor olmak için geri dönebilirim.Domnule, scuzati-ma, deci pot sa merg inapoi si sa fiu doctor?
Afedersiniz, efendim, Bu yüzden doktor olmak için geri dönebilirim.Mein Herr, Verzeihung, also dann kann ich wieder als Arzt tätig sein?
Afedersiniz, efendim, Bu yüzden doktor olmak için geri dönebilirim.Monsieur, excusez-moi, alors je peux recommencer à exercer en tant que médecin?
Afedersiniz, efendim, Bu yüzden doktor olmak için geri dönebilirim.Prosze pana, prosze mi wybaczyć, ale czy mogę wrócić do bycia doktorem?
Afedersiniz, efendim, Bu yüzden doktor olmak için geri dönebilirim.Signore, mi scusi, così posso tornare ad essere un medico?
Afedersiniz, efendim, Bu yüzden doktor olmak için geri dönebilirim.Thứ lỗi cho tôi nhưng... ...tôi có thể trở lại làm công việc như 1 bác sỹ không?
Afedersiniz, efendim, Bu yüzden doktor olmak için geri dönebilirim.Uram, elnézést tehát visszamehetek, hogy orvos lehessek?
Afedersiniz, efendim, Bu yüzden doktor olmak için geri dönebilirim.Κύριε, σχετικά με αυτό το θέμα, μπορώ να ξαναεξασκήσω την ιατρική;