efendim ile cümle

efendim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
2 KULU hiçbiri kötü, efendim; eğer ben deneyeceğim onların parmak yalamak.2 Sluha Budete mať žiadny chorý, pane, ja sa pokúsim, ak môžu olizujú prsty.
2 KULU hiçbiri kötü, efendim; eğer ben deneyeceğim onların parmak yalamak.2 SLUHA Budete mít žádný nemocný, pane, já se pokusím, pokud mohou olizují prsty.
2 KULU hiçbiri kötü, efendim; eğer ben deneyeceğim onların parmak yalamak.2 služabnik Ti morajo imeti nič slabega, sir, za bom poskusil, če lahko ližejo svoje prste.
2 KULU hiçbiri kötü, efendim; eğer ben deneyeceğim onların parmak yalamak.2 szolga Ön rendelkezik sem betegedett meg, uram, mert én megpróbálom, ha tudnak nyalás az ujjait.
2 KULU hiçbiri kötü, efendim; eğer ben deneyeceğim onların parmak yalamak.2 TJÄNARE Du skall ha någon sjuk, min herre, ty jag ska försöka om de kan slicka sina fingrar.
2 KULU hiçbiri kötü, efendim; eğer ben deneyeceğim onların parmak yalamak.2 Tôi Tớ Bạn có trách nhiệm không bị bệnh, thưa ông, vì tôi sẽ cố gắng nếu họ có thể liếm ngón tay của họ.
2 KULU hiçbiri kötü, efendim; eğer ben deneyeceğim onların parmak yalamak.2 ΥΠΗΡΕΤΗΣ Θα έχετε κανένα άρρωστος, κύριε? Για το ότι θα προσπαθήσω, εάν μπορούν να γλείφουν τα δάχτυλά τους.
2 KULU hiçbiri kötü, efendim; eğer ben deneyeceğim onların parmak yalamak.2 РАБ Вы должны иметь ни один больной, сэр, ибо я постараюсь, если они могут облизывать пальцы.
2 KULU hiçbiri kötü, efendim; eğer ben deneyeceğim onların parmak yalamak.2 служител Вие ще има кой болен, сър, защото аз ще се опитам, ако те могат да оближе пръстите си.
2 KULU hiçbiri kötü, efendim; eğer ben deneyeceğim onların parmak yalamak.2 משרת לא יהיה לך אף חולה, אדוני, כי אני אנסה אם הם יכולים ללקק את האצבעות שלהם.
2 KULU hiçbiri kötü, efendim; eğer ben deneyeceğim onların parmak yalamak.2 موظف يجب أن يكون لديك أي سوء ، يا سيدي ، لأني سأحاول اذا كان بامكانهم لعق أصابعهم.
2 KULU hiçbiri kötü, efendim; eğer ben deneyeceğim onların parmak yalamak.두 하인이 없음 아픈, 각하를 가진다, 그들이 할 수있다면 그렇게해볼 게요 위해 자신의 손가락을 핥아.
2 KULU hiçbiri kötü, efendim; eğer ben deneyeceğim onların parmak yalamak.自分の指をなめる。 キャピュレットなたはどのようにようにそれらを試して二人称単数?
2 KULU Marry, efendim, 'kötü bir aşçı kendi parmaklarını yalamaya tis.2 종 결혼, 각하, '자신의 손가락을 핥을 수없는 아픈 요리를 했었는지.
7.50 won lütfen. Efendim?Κάνουν $7.50 παρακαλώ.
7.50 won lütfen. Efendim?الحساب 7.5 دولار
Aaah,neyleri efendim?Así que me puedes chupar...
Aaah,neyleri efendim?Vos quoi boss?
Aaah,neyleri efendim?אלה מה, אדוני?
Acele etmeni istiyorum. - Evet, efendim.Igen, maga vette észre először.
Acele etmeni istiyorum. - Evet, efendim.Karl, ta god tid på dig.
Acele etmeni istiyorum. - Evet, efendim. Siz kesinlikle ilksiniz.Sim, foi de facto o primeiro.
Acele etmeni istiyorum. - Evet, efendim.Tak, z pewnością byłeś pierwszy.
Acele etmeni istiyorum. - Evet, efendim.Ud. definitivamente es el primero.
Acele etmeni istiyorum. - Evet, efendim.Да, вие сте първият.
Acele etmeni istiyorum. - Evet, efendim."אני רוצה לקרוא לה "דוטי .על שם אשתי
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.Al acercarse al otro, le dijo lo mismo; y él respondió diciendo: "¡Sí, señor, yo voy!" Y no fue
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.A másikhoz is odamenvén, hasonlóképen szóla. Az pedig felelvén, monda: Én elmegyek, uram; de nem méne el.
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.A pristúpiac k druhému povedal mu to isté. A ten odpovedal a riekol: Idem, pane; ale neišiel.
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.A przystąpiwszy do drugiego, rzekł także; a on odpowiadając rzekł: Ja idę, panie! ale nie szedł.
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.In pristopivši k drugemu, reče ravno tako. On pa odgovori in reče: Pojdem, gospod! A ni šel.
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.I přistoupiv k druhému, řekl jemu též. A on odpověděv, řekl: Jdu, pane. A nešel.
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.둘째 아들에게 가서 또 이같이 말하니 대답하여 가로되 싫소이다 하더니 그 후에 뉘우치고 갔으니
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.Och han kom till den andre och sade sammalunda. Då svarade denne och sade: 'Ja, herre'; men han gick icke,
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.Og han gikk til den andre og sa det samme til ham. Han svarte: Ja, herre! men gikk ikke.
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.Og han gik til den anden og sagde ligeså. Men han svarede og sagde: Ja, Herre! og gik ikke derhen.
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.Rivoltosi al secondo, gli disse lo stesso. Ed egli rispose: Non ne ho voglia; ma poi, pentitosi, ci andò
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.S`adressant à l`autre, il dit la même chose. Et ce fils répondit: Je veux bien, seigneur. Et il n`alla pas.
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.S'a dus şi la celălalt, şi i -a spus tot aşa. Şi fiul acesta a răspuns: ,Mă duc, doamne!` Şi nu s'a dus.
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.Und er ging zum andern und sprach gleichalso. Er antwortete aber und sprach: Herr, ja! -und ging nicht hin.
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.Και ελθων προς τον δευτερον ειπεν ωσαυτως. Και εκεινος αποκριθεις ειπεν Εγω υπαγω, κυριε και δεν υπηγε.
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.Дойде и при втория, комуто каза същото. И той в отговор каза: Аз ще ида, господине! Но не отиде.
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.И подойдя к другому, он сказал то же.Этот сказал в ответ: иду, государь, и не пошел.
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.І, прийшовши до другого, рече так само. Він же, озвавшись, сказав: Ійду, Господи; та й не пійшов.
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.ויגש אל השני וידבר כזאת גם אליו ויען ויאמר הנני אדני ולא הלך׃
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.وجاء الى الثاني وقال كذلك. فاجاب وقال ها انا يا سيد. ولم يمض.
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.又 來 對 小 兒 子 也 是 這 樣 說 、 他 回 答 說 、 父 阿 、 我 去 . 他 卻 不 去
‹‹Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, ‹Olur, efendim› dedi, ama gitmedi.又 來對 小 兒子 也 是 這樣說 、 他 回答 說 、 父阿 、 我 去 . 他 卻不去
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.A gdym ja to słyszał a nie zrozumiałem, rzekłem: Panie mój! cóż za koniec będzie tych rzeczy?
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.A ja, keď som to počul, a nerozumel som tomu, povedal som: Môj pane, čo bude po tom po všetkom?
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.A když jsem já slyše, nerozuměl, řekl jsem: Pane můj, jaký konec bude těch věcí?
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.Eu am auzit, dar n'am înţeles; şi am zis: ,,Domnul meu, care va fi sfîrşitul acestor lucruri?``
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.Eu, pois, ouvi, mas não entendi; por isso perguntei: Senhor meu, qual será o fim destas coisas?
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.In jaz sem slišal, a nisem razumel; in rečem: Gospod moj, kaj bode posledek teh reči?
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.Io udii bene, ma non compresi, e dissi: «Mio Signore, quale sarà la fine di queste cose?»
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.Ja minä kuulin, mutta en ymmärtänyt, ja minä sanoin: "Herrani, mikä on oleva näitten päätös?"
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.J`entendis, mais je ne compris pas; et je dis: Mon seigneur, quelle sera l`issue de ces choses?
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.내가 듣고도 깨닫지 못한지라 내가 가로되 내 주여 이 모든 일의 결국이 어떠하겠삽나이까
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.Och jag hörde detta, men förstod det icke; och jag frågade: »Min herre, vad bliver slutet på allt detta?»
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.Og jeg hørte det, men fattede det ikke; så spurgte jeg: "Herre hvad er det sidste af disse Ting?"

İlgili Sayfalar