Ana içeriğe geç
Sözlük

edip ile cümle

edip kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Hiç bir uygulamanın bu aygıta erişiyor olmadığını kontrol edip yeniden deneyin.Перевірте, що ніякі інші програми не використовують пристрій, і повторіть спробу.
Hiç bir uygulamanın bu aygıta erişiyor olmadığını kontrol edip yeniden deneyin.Проверете дали друг потребител или програма не използват устройството и опитайте отново.
Hiç bir uygulamanın bu aygıta erişiyor olmadığını kontrol edip yeniden deneyin.Убедитесь в отсутствии приложений, занимающих устройство, и попробуйте ещё раз.
Hiç bir uygulamanın bu aygıta erişiyor olmadığını kontrol edip yeniden deneyin.בדוק שאין תוכניות שעדיין ניגשות להתקן ונסה שנית.
Hiç bir uygulamanın bu aygıta erişiyor olmadığını kontrol edip yeniden deneyin.افحص للتأكد من عدم وجود تطبيق يدخل على الجهاز ، ثم جرب مرة أخرى.
Hiç bir uygulamanın bu aygıta erişiyor olmadığını kontrol edip yeniden deneyin.デバイスにアクセスしているアプリケーションがないか確認して、やり直してください。
Hiç kaygılanmayın; her konudaki dileklerinizi, Tanrıya dua edip yalvararak şükranla bildirin."아무 것도 염려하지 말고 오직 모든 일에 기도와 간구로, 너희 구할 것을 감사함으로 하나님께 아뢰라"
Hiç kaygılanmayın; her konudaki dileklerinizi, Tanrıya dua edip yalvararak şükranla bildirin.Nič ne skrbite, temuč v vsem naj se Bogu naznanjajo želje vaše v molitvi in prošnji z zahvaljevanjem.
Hiç kaygılanmayın; her konudaki dileklerinizi, Tanrıya dua edip yalvararak şükranla bildirin.O nič sa nestarajte, ale vo všetkom modlitbou a prosbou s ďakovaním nech sa oznamujú vaše žiadosti Bohu.
Hiç kaygılanmayın; her konudaki dileklerinizi, Tanrıya dua edip yalvararak şükranla bildirin.Не журіть ся нїчим, а у всьому молитвою і благаннєм з подякою нехай обявляють ся прошення ваші перед Богом.
Hiç kaygılanmayın; her konudaki dileklerinizi, Tanrıya dua edip yalvararak şükranla bildirin.Не заботьтесь ни о чем, но всегда в молитве и прошении с благодарением открывайте свои желания пред Богом,
Hiç kaygılanmayın; her konudaki dileklerinizi, Tanrıya dua edip yalvararak şükranla bildirin.Но сторихте добро, като заехте участие в скръбтта ми.
Hiç kaygılanmayın; her konudaki dileklerinizi, Tanrıya dua edip yalvararak şükranla bildirin.אל תדאגו כי אם בתפלה ובתחנונים עם תודה תודיעו בכל דבר את משאלותיכם לאלהינו׃
Hiç kaygılanmayın; her konudaki dileklerinizi, Tanrıya dua edip yalvararak şükranla bildirin.لا تهتموا بشيء بل في كل شيء بالصلاة والدعاء مع الشكر لتعلم طلباتكم لدى الله.
Hiç kaygılanmayın; her konudaki dileklerinizi, Tanrıya dua edip yalvararak şükranla bildirin.應 當 一 無 罣 慮 、 只 要 凡 事 藉 著 禱 告 、 祈 求 、 和 感 謝 、 將 你 們 所 要 的 告 訴 神
Hiç kaygılanmayın; her konudaki dileklerinizi, Tanrıya dua edip yalvararak şükranla bildirin.應當 一 無罣慮 、 只要 凡事 藉著 禱告 、 祈求 、 和 感謝 、 將 你 們所 要 的 告 訴神
Highline'a bazı konseptleri adapte edip edemeyeceğimi sordular.고층빌딩에 적용할 수 있는지 문의해 왔죠.
Highline'a bazı konseptleri adapte edip edemeyeceğimi sordular.לכיכר טיימס או הקו הגבוה (קו רכבת עילית נטוש שהפך לגן).
Highline'a bazı konseptleri adapte edip edemeyeceğimi sordular.ساحة "تايم سكوير" او في الطرق السريعة
Highline'a bazı konseptleri adapte edip edemeyeceğimi sordular.打診を受けました この新たな柔構造のおかげで
İçeri girerek onlara, ‹‹Niye gürültü edip ağlıyorsunuz?›› dedi. ‹‹Çocuk ölmedi, uyuyor.››a vojdúc povedal im: Čo robíte krik a plačete? Dieťa nezomrelo, ale spí.
İçeri girerek onlara, ‹‹Niye gürültü edip ağlıyorsunuz?›› dedi. ‹‹Çocuk ölmedi, uyuyor.››E, entrando, disse-lhes: Por que fazeis alvoroço e chorais? a menina não morreu, mas dorme.
İçeri girerek onlara, ‹‹Niye gürültü edip ağlıyorsunuz?›› dedi. ‹‹Çocuk ölmedi, uyuyor.››Entrato, disse loro: «Perché fate tanto strepito e piangete? La bambina non è morta, ma dorme»
İçeri girerek onlara, ‹‹Niye gürültü edip ağlıyorsunuz?›› dedi. ‹‹Çocuk ölmedi, uyuyor.››És bemenvén, monda nékik: Mit zavarogtok és sírtok? A gyermek nem halt meg, hanem alszik.
İçeri girerek onlara, ‹‹Niye gürültü edip ağlıyorsunuz?›› dedi. ‹‹Çocuk ölmedi, uyuyor.››In ko vnide, jim reče: Kaj hrumite in jokate? Deklica ni umrla, marveč spi!
İçeri girerek onlara, ‹‹Niye gürültü edip ağlıyorsunuz?›› dedi. ‹‹Çocuk ölmedi, uyuyor.››I všed tam, řekl jim: Co se bouříte a plačete? Neumřelať jest děvečka, ale spí.
İçeri girerek onlara, ‹‹Niye gürültü edip ağlıyorsunuz?›› dedi. ‹‹Çocuk ölmedi, uyuyor.››Ja käydessään sisään hän sanoi heille: "Mitä te hälisette ja itkette? Lapsi ei ole kuollut, vaan nukkuu."
İçeri girerek onlara, ‹‹Niye gürültü edip ağlıyorsunuz?›› dedi. ‹‹Çocuk ölmedi, uyuyor.››Jezus ging naar binnen en vroeg: "Waarom maakt u zo'n lawaai? Waar is dat gehuil voor nodig?
İçeri girerek onlara, ‹‹Niye gürültü edip ağlıyorsunuz?›› dedi. ‹‹Çocuk ölmedi, uyuyor.››들어가서 저희에게 이르시되 너희가 어찌하여 훤화하며 우느냐 이 아이가 죽은 것이 아니라 잔다 하시니
İçeri girerek onlara, ‹‹Niye gürültü edip ağlıyorsunuz?›› dedi. ‹‹Çocuk ölmedi, uyuyor.››Och han gick in och sade till dem: »Varför klagen I och gråten? Flickan är icke död, hon sover.»
İçeri girerek onlara, ‹‹Niye gürültü edip ağlıyorsunuz?›› dedi. ‹‹Çocuk ölmedi, uyuyor.››Og han går ind og siger til dem: "Hvorfor larme og græde I? Barnet er ikke død, men det sover."
İçeri girerek onlara, ‹‹Niye gürültü edip ağlıyorsunuz?›› dedi. ‹‹Çocuk ölmedi, uyuyor.››og han gikk inn og sa til dem: Hvorfor larmer og gråter I? Barnet er ikke død; hun sover.
İçeri girerek onlara, ‹‹Niye gürültü edip ağlıyorsunuz?›› dedi. ‹‹Çocuk ölmedi, uyuyor.››Wszedłszy tedy, rzekł im: Przecz zgiełk czynicie i płaczecie? nie umarłać dzieweczka, ale śpi.
İçeri girerek onlara, ‹‹Niye gürültü edip ağlıyorsunuz?›› dedi. ‹‹Çocuk ölmedi, uyuyor.››Y al entrar, les dijo: --¿Por qué hacéis alboroto y lloráis? La niña no ha muerto, sino que duerme
İçeri girerek onlara, ‹‹Niye gürültü edip ağlıyorsunuz?›› dedi. ‹‹Çocuk ölmedi, uyuyor.››και εισελθων λεγει προς αυτους Τι θορυβεισθε και κλαιετε; το παιδιον δεν απεθανεν, αλλα κοιμαται.
İçeri girerek onlara, ‹‹Niye gürültü edip ağlıyorsunuz?›› dedi. ‹‹Çocuk ölmedi, uyuyor.››И, войдя, говорит им: что смущаетесь и плачете? девица не умерла, но спит.
İçeri girerek onlara, ‹‹Niye gürültü edip ağlıyorsunuz?›› dedi. ‹‹Çocuk ölmedi, uyuyor.››И като влезе, каза им: Защо правите вълнение и плачете? Детето не е умряло, а спи.
İçeri girerek onlara, ‹‹Niye gürültü edip ağlıyorsunuz?›› dedi. ‹‹Çocuk ölmedi, uyuyor.››І, ввійшовши, рече їм: Чого трівожетесь та голосите? Дївча не вмерло, а спить.
İçeri girerek onlara, ‹‹Niye gürültü edip ağlıyorsunuz?›› dedi. ‹‹Çocuk ölmedi, uyuyor.››ובבאו אמר אליהם מה תהמו ותבכו הנערה לא מתה אך ישנה היא׃
İçeri girerek onlara, ‹‹Niye gürültü edip ağlıyorsunuz?›› dedi. ‹‹Çocuk ölmedi, uyuyor.››فدخل وقال لهم لماذا تضجون وتبكون. لم تمت الصبية لكنها نائمة.
İçeri girerek onlara, ‹‹Niye gürültü edip ağlıyorsunuz?›› dedi. ‹‹Çocuk ölmedi, uyuyor.››進 到 裡 面 、 就 對 他 們 說 、 為 甚 麼 亂 嚷 哭 泣 呢 、 孩 子 不 是 死 了 、 是 睡 著 了
İçeri girerek onlara, ‹‹Niye gürültü edip ağlıyorsunuz?›› dedi. ‹‹Çocuk ölmedi, uyuyor.››進到 裡面 、 就 對 他 們說 、 為甚麼 亂嚷 哭泣 呢 、 孩子 不 是 死了 、 是 睡著 了
İlk aşama, tavukları terbiye edipA primeira etapa foi completada em casa.
İlk aşama, tavukları terbiye edipDe eerste fase gebeurde thuis.
İlk aşama, tavukları terbiye edip첫번째 단계는 집에서 완료했는데요, 닭을 양념하고
İlk aşama, tavukları terbiye edipПервый этап проводился у меня дома.
İlk aşama, tavukları terbiye edipהשלב הראשון התבצע במלואו בבית, וכלל השריה של העוף,
İlk aşama, tavukları terbiye edipاكتملت المرحلة الأولى في منزلي والتي كانت عبارة عن تنقيع الدجاج
İlk aşama, tavukları terbiye edipチキンをマリネにし グリルしたものをため込んで
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.A mnohí z uverivších prichádzali, vyznávali a priznávali svoje skutky.
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.A wiele tych, którzy uwierzyli, przychodziło, wyznawając i oznajmując sprawy swoje.
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.E muitos dos que haviam crido vinham, confessando e revelando os seus feitos.
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.És sokan a hívõk közül eljõnek vala, megvallván és megjelentvén cselekedeteiket.
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.Ja monet niistä, jotka olivat tulleet uskoon, menivät ja tunnustivat ja ilmoittivat tekonsa.
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.믿은 사람들이 많이 와서 자복하여 행한 일을 고하며
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.Mnogi tudi teh, ki so bili sprejeli vero, so prihajali ter priznavali in razodevali dela svoja.
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.Mnozí pak z věřících přicházeli, vyznávajíce se a zjevujíce skutky své.
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.Molti di quelli che avevano abbracciato la fede venivano a confessare in pubblico le loro pratiche magich
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.Muchos de los que habían creído venían confesando y reconociendo sus prácticas públicamente
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.Mulţi din cei ce crezuseră, veneau să mărturisească şi să spună ce făcuseră.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod