Ana içeriğe geç
Sözlük

edip ile cümle

edip kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.Och många av dem som hade kommit till tro trädde fram och bekände sin synd och omtalade vad de hade gjort.
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.og mange af dem, som vare blevne troende, kom og bekendte og fortalte om deres Gerninger.
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.og mange av dem som var kommet til troen, kom og bekjente og fortalte om sine gjerninger.
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.Phần nhiều kẻ đã tin, đến xưng tội và tỏ ra việc mình đã làm.
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.Phần_nhiều kẻ đã tin , đến xưng_tội và tỏ ra việc mình đã làm .
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.Plusieurs de ceux qui avaient cru venaient confesser et déclarer ce qu`ils avaient fait.
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.Verscheidene christenen bekenden openlijk wat voor verkeerde dingen zij hadden gedaan.
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.και πολλοι των πιστευσαντων ηρχοντο εξομολογουμενοι και φανερονοντες τας πραξεις αυτων.
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.І многі з вірних приходили, і визнавали, і виявляли учинки свої.
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.Многие же из уверовавших приходили, исповедуя иоткрывая дела свои.
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.Така силно растеше и преодоляваше Господнето учение.
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.ורבים מן המאמינים באו ויתודו ויודיעו את אשר עשו׃
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.‎وكان كثيرون من الذين آمنوا يأتون مقرين ومخبرين بافعالهم‎.
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.那 已 經 信 的 、 多 有 人 來 承 認 訴 說 自 己 所 行 的 事
İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.那 已 經信 的 、 多 有 人 來承認訴說 自己 所 行 的 事
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Ai tin và chịu phép báp-tem, sẽ được rỗi; nhưng ai chẳng tin, sẽ bị đoán phạt.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Ai tin và chịu_phép báp - tem , sẽ được rỗi ; nhưng ai chẳng tin , sẽ bị đoán phạt .
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.A ki hiszen és megkeresztelkedik, idvezül; a ki pedig nem hiszen, elkárhozik.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Celui qui croira et qui sera baptisé sera sauvé, mais celui qui ne croira pas sera condamné.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Chi crederà e sarà battezzato sarà salvo, ma chi non crederà sarà condannato
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Cine va crede şi se va boteza, va fi mîntuit; dar cine nu va crede, va fi osîndit.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Den som tror och bliver döpt, han skall bliva frälst; men den som icke tror, han skall bliva fördömd.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Den som tror og blir døpt, skal bli frelst; men den som ikke tror, skal bli fordømt.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Den, som tror og bliver døbt, skal blive frelst; men den, som ikke tror, skal blive fordømt.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.El que cree y es bautizado será salvo; pero el que no cree será condenado
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Joka uskoo ja kastetaan, se pelastuu; mutta joka ei usko, se tuomitaan kadotukseen.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Kdor veruje in je krščen, bo zveličan, a kdor ne veruje, bo obsojen.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Kdož uvěří a pokřtí se, spasen bude; kdož pak neuvěří, budeť zatracen.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.믿고 세례를 받는 사람은 구원을 얻을 것이요 믿지 않는 사람은 정죄를 받으리라
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Kto uwierzy, a ochrzci się, zbawion będzie; ale kto nie uwierzy, będzie potępion.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Orang yang tidak percaya akan dihukum. Tetapi orang yang percaya dan dibaptis, akan selamat
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Quem crer e for batizado será salvo; mas quem não crer será condenado.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Ten, kto uverí a pokrstí sa, bude spasený; a kto neuverí, bude odsúdený.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Wer da glaubet und getauft wird, der wird selig werden; wer aber nicht glaubt, der wird verdammt werden.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Οστις πιστευση και βαπτισθη θελει σωθη, οστις ομως απιστηση θελει κατακριθη.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Който повярва и се кръсти ще бъде спасен; а който не повярва ще бъде осъден.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Кто будет веровать и креститься, спасен будет; а кто не будет веровать, осужден будет.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.Хто вірувати ме та охрестить ся, спасеть ся; а хто не вірувати ме, осудить ся.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.המאמין ונטבל הוא יושע ואשר לא יאמין יאשם׃
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.من آمن واعتمد خلص. ومن لم يؤمن يدن.
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.信 而 受 洗 的 必 然 得 救 . 不 信 的 必 被 定 罪
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.信 而 受洗 的 必然 得救 . 不 信 的 必被 定罪
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Ale o zaslíbení Božím nepochyboval z nedověry, nýbrž posilnil se věrou, dav chválu Bohu,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.a nepochyboval o zasľúbení Božom v nevere, ale bol posilnený vo viere dajúc slávu Bohu
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Az Istennek ígéretében sem kételkedett hitetlenséggel, hanem erõs volt a hitben, dicsõséget adván az Istennek,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.glede na obljubo Božjo pa ni dvomil v nejeveri, temuč ojačil se je v veri, in davši čast Bogu,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Han tvivlade icke på Guds löfte i otro, utan blev fastmer starkare i sin tro; ty han ärade Gud
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Hij klemde zich vast aan de belofte van God. Zijn vertrouwen bleef sterk en hij gaf God alle eer.
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.믿음이 없어 하나님의 약속을 의심치 않고 믿음에 견고하여져서 하나님께 영광을 돌리며
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.men om Guds Forjættelse tvivlede han ikke i Vantro, derimod blev han styrket i Troen, idet han gav Gud Ære
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.mutta Jumalan lupausta hän ei epäuskossa epäillyt, vaan vahvistui uskossa, antaen kunnian Jumalalle,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.O obietnicy tedy Bożej nie wątpił z niedowiarstwa; ale się umocnił wiarą i dał chwałę Bogu,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.på Guds løfte tvilte han ikke i vantro, men blev sterk i sin tro, idet han gav Gud æren
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Per la promessa di Dio non esitò con incredulità, ma si rafforzò nella fede e diede gloria a Dio
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.В обітуваннї ж Божім не сумнив ся невіруваннєм, а покріпшав вірою, давши славу Богові,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.не поколебался в обетовании Божием неверием, но пребыл тверд в вере, воздав славу Богу
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Това пък, че му се вмени за правда, не се написа само за него,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.ולא חלק לבו בהבטחת האלהים כחסר האמונה כי אם התחזק באמונתו ויתן כבוד לאלהים׃
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.ولا بعدم ايمان ارتاب في وعد الله بل تقوّى بالايمان معطيا مجدا للّه.
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.並 且 仰 望 神 的 應 許 、 總 沒 有 因 不 信 、 心 裡 起 疑 惑 . 反 倒 因 信 、 心 裡 得 堅 固 、 將 榮 耀 歸 給 神
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
edip ile cümle - Sayfa 49 - edip kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App