edip ile cümle
edip kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Aklımda onları gerçeğe yakın hayal edebiliyordum ve hemen hayallerimi çalıştırıp test edip geliştiriyordum.Mohu si je představit jako skutečné ve své mysli a pak je nastartuji, vyzkouším a vylepším.
Aklımda onları gerçeğe yakın hayal edebiliyordum ve hemen hayallerimi çalıştırıp test edip geliştiriyordum.Podía verlos mentalmente en imágenes reales, y los ponía en práctica, los probaba y mejoraba.
Aklımda onları gerçeğe yakın hayal edebiliyordum ve hemen hayallerimi çalıştırıp test edip geliştiriyordum.Tôi có thể hình dung chúng như thật trong đầu mình và ở đó tôi chạy nó, kiểm tra và hoàn thiện nó.
Aklımda onları gerçeğe yakın hayal edebiliyordum ve hemen hayallerimi çalıştırıp test edip geliştiriyordum.Μπορούσα να τις φανταστώ τόσο αληθινά στο μυαλό μου και εκεί να τις εκτελέσω, να κάνω δοκιμές και βελτιώσεις.
Aklımda onları gerçeğe yakın hayal edebiliyordum ve hemen hayallerimi çalıştırıp test edip geliştiriyordum.Можех да си ги представя и да ги направя, да ги тествам и да ги подобрявам.
Aklımda onları gerçeğe yakın hayal edebiliyordum ve hemen hayallerimi çalıştırıp test edip geliştiriyordum.Я міг окреслити їх, як реальні у своїй голові. Після того я запускав їх, тестував та покращував.
Aklımda onları gerçeğe yakın hayal edebiliyordum ve hemen hayallerimi çalıştırıp test edip geliştiriyordum.Я мог представить их как в реальности, но в уме, И в уме я включал их, тестировал и улучшал.
Aklımda onları gerçeğe yakın hayal edebiliyordum ve hemen hayallerimi çalıştırıp test edip geliştiriyordum.אני יכול לדמות את המצאותיי לא פחות טוב בתוך מוחי, ושם, אני מריץ, בודק ומשפר אותן.
Aklımda onları gerçeğe yakın hayal edebiliyordum ve hemen hayallerimi çalıştırıp test edip geliştiriyordum.أستطيع تصورها في دماغي كما تبدو في الحقيقة، وأقوم هناك بتشغيلها و فحصها و تحسينها.
Aklımda onları gerçeğe yakın hayal edebiliyordum ve hemen hayallerimi çalıştırıp test edip geliştiriyordum.頭の中で動かし テストし 改良し それから初めて制作するんだ」
Albay Mustang'le birlikte kargaşadan istifade edip Central Komuta Merkezi'nin kontrolünü ele geçirecek.Razem z pułkownikiem Mustangiem wykorzystają zamieszki i przejmą kontrolę nad Central.
Albay Mustang'le birlikte kargaşadan istifade edip Central Komuta Merkezi'nin kontrolünü ele geçirecek.Yhdessä eversti Mustangin kanssa hän valtaa komentokeskuksen.
Albay Mustang'le birlikte kargaşadan istifade edipI ledtog med Mustang vil han udnytte forvirringen -
Albay Mustang'le birlikte kargaşadan istifade edipI maskopi med Mustang ska han utnyttja förvirringen-
Albay Mustang'le birlikte kargaşadan istifade edipΜε τον συνταγματάρχη Μάστανγκ θα εκμεταλλευτεί την ταραχή.
Ama Al'in itiraf edip etmeyeceğini bimiyorum, o inkar edebilir de.Ale jeśli nie wiem na pewno czy Al zeznaje, możliwe, że się wypiera.
Ama Al'in itiraf edip etmeyeceğini bimiyorum, o inkar edebilir de.Ale nevím, zda se Al rozhodně přizná, nemusel by se přiznat.
Ama Al'in itiraf edip etmeyeceğini bimiyorum, o inkar edebilir de.Als ik weet dat Al bekent. Maar ik weet niet definitief of Al bekent, hij kan ook ontkennen.
Ama Al'in itiraf edip etmeyeceğini bimiyorum, o inkar edebilir de.Ma non so se Al confessa, potrebbe negare.
Ama Al'in itiraf edip etmeyeceğini bimiyorum, o inkar edebilir de.Mas eu não sei se Al vai mesmo confessar, ele pode negar.
Ama Al'in itiraf edip etmeyeceğini bimiyorum, o inkar edebilir de.Tetapi saya tidak tahu apakah Al akan pastinya mengaku, dia mungkin menyangkal.
Ama Al'in itiraf edip etmeyeceğini bimiyorum, o inkar edebilir de.ولكني لا أستطيع الجزم ما إذا سيعترف (آلن)، فقد ينكر.
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Aber unsre Väter wurden stolz und halsstarrig, daß sie deinen Geboten nicht gehorchten,
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Ale oni a naši otcovia prevádzali pýchu a zatvrdili svoju šiju a nepočúvali na tvoje prikázania.
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Ale oni i ojcowie nasi hardzie sobie poczynali, i zatwardzili kark swój, i nie słuchali rozkazania twego.
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Ali oni, očetje naši, so ravnali prevzetno in postali so trdovratni in niso poslušali zapovedi tvojih
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Dar părinţii noştri s'au îngîmfat şi şi-au înţepenit grumazul. N'au urmat poruncile Tale,
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.저희와 우리 열조가 교만히 하고 목을 굳게 하여 주의 명령을 듣지 아니하고
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Maar onze voorouders waren trotse, hardnekkige mensen, die weigerden naar Uw geboden te luisteren.
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Mais nos pères se livrèrent à l`orgueil et raidirent leur cou. Ils n`écoutèrent point tes commandements,
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Men de, våre fedre, var overmodige og hårdnakkede og hørte ikke på dine bud.
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Men våra fäder, de voro övermodiga; de voro hårdnackade, så att de icke hörde på dina bud.
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Men vore Fædre blev overmodige og halsstarrige og hørte ikke på dine Bud;
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Mutta he, meidän isämme, olivat ylimielisiä; he olivat niskureita eivätkä totelleet sinun käskyjäsi.
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Nhưng tổ phụ chúng tôi cư xử cách kiêu hãnh cứng cổ mình, không nghe các điều răn của Chúa,
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Nhưng tổ_phụ chúng_tôi cư_xử cách kiêu_hãnh cứng_cổ mình , không nghe các điều răn của Chúa ,
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Õk pedig, a mi atyáink, felfuvalkodának, és megkeményíték nyakukat és nem hallgaták parancsolataidat;
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Oni pak a otcové naši pyšně sobě počínali, a zatvrdivše šíji svou, neposlouchali přikázaní tvých.
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Pero ellos y nuestros padres actuaron con soberbia; endurecieron su cerviz y no escucharon tus mandamientos
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Tetapi leluhur kami angkuh dan tegar hati; perintah-perintah-Mu tak mereka taati
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Но они и отцы наши упрямствовали, и шею свою держали упруго, и не слушали заповедей Твоих;
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Но те и бащите ни се възгордяха, закоравиха врата си и не послушаха Твоите заповеди;
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.והם ואבתינו הזידו ויקשו את ערפם ולא שמעו אל מצותיך׃
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.ولكنهم بغوا هم وآباؤنا وصلّبوا رقابهم ولم يسمعوا لوصاياك
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.但 我 們 的 列 祖 行 事 狂 傲 、 硬 著 頸 項 不 聽 從 你 的 誡 命
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.但 我 們 的 列祖 行事 狂傲 、 硬 著 頸項 不 聽從 你 的 誡命
Ama devam edip etmediğini bilmiyoruz.하지만 우리는 필연적으로 패턴이 이어질지, 안이어질지 모릅니다.
Ama devam edip etmediğini bilmiyoruz.Mas nós de fato não sabemos se ele necessariamente continua evoluindo.
Ama devam edip etmediğini bilmiyoruz.Men vi ved ikke om det nødvendigvis fortsætter i samme mønster.
Ama devam edip etmediğini bilmiyoruz.Pero no sabemos si seguirá creciendo.
Ama devam edip etmediğini bilmiyoruz.Но ние не знаем дали той непременно ще продължи.
Ama devam edip etmediğini bilmiyoruz.ولكننا لا نعرف إذا كان فعلا سيستمر
Ama savaşmam gerekmeyecek Her şey elbirliği edip Bizi bir araya getirecekMa io non ho bisogno di combattere, andrà tutto bene, noi saremo uniti
Ama savaşmam gerekmeyecek Her şey elbirliği edip Bizi bir araya getirecekНо не е нужно да се боря, всичко между нас ще се получи и ще бъдем заедно. ♪
Ancak devam edip altın veya başka bir değerle destekleyebileceklerinden daha fazla para bastılar.Doch sie machen weiter und drucken mehr Geld, als sie deckende Werte hätten, oder Gold.
Ancak devam edip altın veya başka bir değerle destekleyebileceklerinden daha fazla para bastılar.Maar ze gingen door, en ze drukten meer geld dan dat ze dingen hadden om ertegenover te zetten, of goud.
Ancak devam edip altın veya başka bir değerle destekleyebileceklerinden daha fazla para bastılar.Но они пошли дальше и напечатали больше денег чем у них было товара или золота для их обеспечения.
Aptalca dolanmayı kes ve acele edip formu doldur.Arrête de rigoler et depêche-toi de valider ton inscription.
Aptalca dolanmayı kes ve acele edip formu doldur.Đừng có làm chuyện vớ vẩn nữa, mau chóng lấy biên lai đi.
Aptalca dolanmayı kes ve acele edip formu doldur.Hör auf herumzualbern und hol schnell die Quittung.