edip ile cümle
edip kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
80-20 kabul edip etmeyeceğiniz bir yazı turadır.ב 80-20, זה מזל בלבד אם תסכים לקבל או לא.
80-20 kabul edip etmeyeceğiniz bir yazı turadır.なぜか? 分かりますよね?怒るからです
Acele edip alkahestriye geçebilir miyiz?Kan vi hoppa till alkahestrin?
Acele edip alkahestriye geçebilir miyiz?Możemy już przejść do alkahestrii?
Acele edip alkahestriye geçebilir miyiz?Podemos despachar-nos e tratar da alkahestry?
Acele edip alkahestriye geçebilir miyiz?¿Por qué no nos concentramos en la alkahestry?
Acele edip alkahestriye geçebilir miyiz?Possiamo sbrigarci a parlare di alkahestry?
Acele edip alkahestriye geçebilir miyiz?-Puhutaan jo alkahestrystä.
Acele edip alkahestriye geçebilir miyiz?Skal vi ikke springe til alkahestrien?
Acele edip alkahestriye geçebilir miyiz?Μπορούμε να μιλήσουμε για την αλκαεστρία;
Acele edip alkahestriye geçebilir miyiz?Мы можем поскорее перейти к алкагестрии?
Acele edip ayaklarını sıcak suya sok.Dépêche-toi et plonge tes pieds dans de l'eau chaude.
Acele edip ayaklarını sıcak suya sok.Jobb, ha meleg vízben áztatod.
Acele edip ayaklarını sıcak suya sok.Τα πόδια σου άρχισαν να κρυώνουν ζέστανε τα με ζεστό νερό.
Acele edip ayaklarını sıcak suya sok.ضعيهما في الماء الدافئ
Acele edip dağlarda dua etmeliyim.A hegyekben kellene böjtölnöm és imádkoznom.
Acele edip dağlarda dua etmeliyim.Je dois jeûner et prier dans les montagnes.
Acele edip dağlarda dua etmeliyim.Πρέπει να πάω στο βουνό να διαλογιστώ και να προσευχηθώ.
Acele edip dağlarda dua etmeliyim.علي الاسراع والدهاب للجبل للدعاء
Acele edip, gitmek zorundasın.<br /> Havaalanına varman vakit alacak.Deve sbrigarsi e andare.<br />Ci vorrà un po' di tempo per arrivare all'aeroporto.
Acele edip, gitmek zorundasın.<br /> Havaalanına varman vakit alacak.Du musst dich beeilen und gehen.<br />Es wird einige Zeit dauern, um zum Flughafen zu kommen.
Acele edip, gitmek zorundasın.<br /> Havaalanına varman vakit alacak.Kamu harus cepat dan pergi. Perlu beberapa saat untuk sampai di bandara.
Acele edip, gitmek zorundasın.<br /> Havaalanına varman vakit alacak.Pośpieszcie się i idźcie. <br />Minie trochę czasu, zanim dostaniemy się na lotnisko.
Acele edip, gitmek zorundasın.<br /> Havaalanına varman vakit alacak.Trebuie sa te grabesti. Va dura ceva pana ajungi la aeroport.
Acele edip, gitmek zorundasın.<br /> Havaalanına varman vakit alacak.Tu dois te dépêcher et partir. Ca va prendre du temps d'aller à l'aéroport.
Acele edip, gitmek zorundasın.<br /> Havaalanına varman vakit alacak.Πρέπει να βιαστείτε να φύγετε. Θα πάρει ώρα για να φτάσετε στο αεροδρόμιο.
Acele edip, gitmek zorundasın.<br /> Havaalanına varman vakit alacak.Возвращайся скорее. Мне нужно пораньше приехать в аэропорт.
Acele edip, gitmek zorundasın.<br /> Havaalanına varman vakit alacak.يجب ان تسرع بالدهاب , سياخد الامر وقتا للوصول للمطار
Acele edip yer altına bir yol bulalım!Dai, muoviamoci e troviamo un'entrata per i sotterranei!
Acele edip yer altına bir yol bulalım!¡Démonos prisa y encontremos una entrada subterránea!
Acele edip yer altına bir yol bulalım!Skynda er att hitta en väg ner under jorden.
Acele edip yer altına bir yol bulalım!Skynd jer at finde vejen ned til undergrunden.
Acele edip yer altına bir yol bulalım!Szukajmy wejścia do podziemi.
Acele edip yer altına bir yol bulalım!Temos de encontrar depressa forma de ir para o subsolo.
Acele edip yer altına bir yol bulalım!Yritetään päästä maan alle.
Acele edip yer altına bir yol bulalım!Βιαστείτε μόνο, να βρούμε μια υπόγεια δίοδο!
Acele edip yer altına bir yol bulalım!Просто узнай поскорее, как нам попасть в подземелье!
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.Deride il nostro senso di pietà. Mette in dubbio le nostre preoccupazioni.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.Elle se moque de nos croyances, elle remet en question nos convictions.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.Es verspottet unsere Frömmigkeit. Es zweifelt an unser Sache.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.Goza com a nossa piedade. Duvida da nossa preocupação.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.Het bespot ons medeleven. Het betwijfelt onze zorg.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.우리의 경건한 마음을 조롱합니다. 우리의 관심을 의심합니다.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.Kpi z naszej litości. Wątpi w naszą troskę.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.Se pilkkaa meidän hurskauttamme. Se epäilee huoltamme.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.Se ríe de nuestras piedades. Duda de nuestro interés.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.Sfidează pietatea noastră. Se îndoieşte de preocuparea noastră.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.Ειρωνεύεται την ευλάβειά μας. Αμφισβητεί το ενδιαφέρον μας.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.Она осмеивает наши добродетельные поступки. Подвергает сомнению наши тревоги.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.Присмива се на нашите добродетели, усъмнява се в нашата загриженост.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.מגחכים על הדבקות ומטילים ספק לגבי הדאגה שלנו.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.انها تسخر من معتقداتنا، تتشكك في إهتماماتنا.
Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor.約束も果たされるとは思わない
Afrika'da herkeste bulunan aleti, cep telefonunu, ortak bölenimiz kabul edip, yolumuza öyle başladık.우리가 아프리카에 대해 알고 있었던 사실인 아프리카에서 표준화된 장치인 핸드폰을 공통분모로 삼았던 거죠.
Afrika'da herkeste bulunan aleti, cep telefonunu, ortak bölenimiz kabul edip, yolumuza öyle başladık.Wir haben unsere gemeinsamen Kenntnisse über Afrika genutzt und gingen von dem Standardgerät, dem Handy, aus.
Afrika'da herkeste bulunan aleti, cep telefonunu, ortak bölenimiz kabul edip, yolumuza öyle başladık.השתמשנו בידע שלנו על אפריקה ובחרנו במכשיר שהוא ברירת המחדל הטלפון הסלולרי, כמכנה המשותף,
Afrika'da herkeste bulunan aleti, cep telefonunu, ortak bölenimiz kabul edip, yolumuza öyle başladık.أستخدمنا ما عرفناه عن أفريقيا الجهاز التلقائي الهاتف المحمول، كقاسم مشترك بيننا
Afrika'da herkeste bulunan aleti, cep telefonunu, ortak bölenimiz kabul edip, yolumuza öyle başladık.皆が持っているデバイス、 携帯電話を共通の基盤として そこから出発しました
Afrikayi terk edip Avustralyaya yerlesiyoruz. 60000 yil onceki baska bir krizlelasciamo l'Africa, colonizziamo l'Australia durante un'altra crisi, 60.000 anni fa
Afrikayi terk edip Avustralyaya yerlesiyoruz. 60000 yil onceki baska bir krizleMe asutamme Australian toisella kriisikaudella 60 000 vuotta sitten