1506/1507’de eseri padişaha takdim edip karşılığında elli bin akçe aldı.In 1506-1507 stelde hij vier kapelaans aan.
1912 yılında bu görevinden istifa edip kendini tümüyle yazarlığa ve eğitmenliğe adamıştır.W 1912 roku całkowicie zrezygnował z pracy zawodowej i poświęcił się pisaniu.
Timur ve tümenleri Bursa ve İznik'i ve sonra İzmir'i ele geçirmişler; talan edip yakıp yıkmışlardır.Wówczas ona posłała mu jego sygnet, sznur i laskę informując, że należą do mężczyzny, z którym współżyła.
İkisi sarayı terk edip bir ormana girerler.Obaj udali się do lasu.
Mustalik oğulları kabilesi, bu davranıştan dolayı memnun oldu, topluca İslamı kabul edip Müslüman oldular.Hon hade sedan ätit barnen med sina medbrottslingar och använt deras hår och ben till trolldom.
Bu kişinin tövbe edip Yahudiliğe geri dönmesi ve ebeveyninin yanlışını düzeltmesi hakkı vardır.Hon försöker rätta till faderns fel och misstag, och rentvå hans namn.
Jean Casimir-Perier siyaseti tamamen terk edip kendisini iş hayatına, özellikle de madencilik dalına adadı.Casimir-Perier övergav därefter helt politiken, och ägnade sig åt affärsverksamhet.
22 Mart 1968 tarihinde Novotný cumhurbaşkanlığından istifa edip yerini Ludvík Svoboda'ya bıraktı.Den 22 mars 1968 avgick Novotný även från posten som president och ersattes av Ludvík Svoboda.
Edip İlkbahar (d.Осінь» (Киріак Костанді) Худ.
Kupriaşvili atın ayaklarına isabet edip atı durduracak olan bir el bombasını fırlattı.Купріашвілі кинув гранату, яка відірвала ноги у коня.
Su kuşlarını takip edip sudan çıkarma konusunda çok iyidir.Він використовується для перевезення мисливських птахів і на полюванні з ними.
Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma.A nepřimlouvej se u Mne za ty, kdož nespravedliví byli, neboť ti budou utopeni!
Ama cesaret edip çektim.Myslím, že tam jsem nabyl odvahu.
Kim Possible'in son bölümünde Kim'e yardım edip dünyayı kurtarırlar.Hlavní postavou je superagentka Kim Possible, která ve svém volném čase zachraňuje svět.
Toplanan halk kralı tehdit edip Carlos'u serbest bırakmasını istemektedir.Dav se tlačí do vězení, dožaduje se Carlosova osvobození a vystraší krále.
Bu halkın krallığı sonsuza dek sürecek, bütün uluslar ona kulluk edip sözünü dinleyecek".Și se vor închina lui toți împărații pământului, toate neamurile vor sluji lui”.
Ve Manhattan'dan söz edip durur.Va lucra mai mulți ani în Mannheim.
Skinplex insan vücudundan bir metreden fazla uzaklıkta bulunan cihazları bile fark edip, iletişim kurabilir.A "Skinplex" képes érzékelni és kommunikálni az emberi testtől egy méterre.
Ancak daha sonra tövbe edip nefislerini ıslah edenler, bu hükmün dışındadır.Except for those who repent after that and do righteous deeds.
Ayetlerimizi inkar edip: "Bana mal ve evlad verilecek" diyen adamı gördün mü?Have you seen him who denied Our revelations, and said, “I will be given wealth and children”?
Bundan sonra iman edip hicret edenler ve sizinle birlikte cihad edenler, işte onlar sizdendir.As for those who believed afterwards, and emigrated and struggled with you—these belong with you.
Diridir, her an yarattıklarını tedbir ve tasarruf edip durur.Neither slumber overtakes Him, nor sleep.
Kuşkusuz, Rabbin, evet O, ihtilaf edip durdukları hususlarda onların arasını ayıracaktır.Your Lord will judge between them on the Day of Resurrection regarding everything they had disputed.
Daha sonradan hicret edip sizinle beraber savaşa katılanlar da sizdendirler.As for those who believed afterwards, and emigrated and struggled with you—these belong with you.
İman edip makbul ve güzel işler yapanların ise mükâfatlarını tam tamına ödeyecektir.And as for those who believe and do good works, He will give them their rewards in full.
Cimrilik edip vermedikleri malları kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır.They will be encircled by their hoardings on the Day of Resurrection.
Diriliş gününde halkına öncülük edip onları ateşe sokacaktır.He will precede his people on the Day of Resurrection, and will lead them into the Fire.
Küfre sapanlarsa zevk edip eğlenmeye bakarlar; davarların yediği gibi yer-içerler.As for the unbelievers, they enjoy the pleasures of this transient life and eat as cattle eat.
Geceleyin de, gecenin sonunda yıldızların batışının ardından da O'na ibadet edip tenzih et.And celebrate the praise of your Lord when you rise,
Onları simalarından (yüzlerinden) tanırsın. Yüzsüzlük edip insanlardan istemezler.You recognize them by their mark; they do not ask the people importunately.
Yaptıklarının kötülükleri onlara göründü ve alay edip durdukları şey onları kuşattı.The evil of their deeds will appear to them, and they shall be encompassed by that they mocked,
(Ey Muhammed) iman edip salih amellerde bulunanları müjdele.Bear glad tidings to those who believe and do good works.
Yaptıklarının kötülükleri onlara görünmüş, alay edip durdukları şey onları kuşatmıştır.The evil of their deeds will appear to them, and they shall be encompassed by that they mocked,
Hani onlar Cumartesine saygısızlık edip haddi aşıyorlardı.They had transgressed by catching fish on the Sabbath.
Sonra da iman edip de sabrı tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.the believers who cooperate with others in patience (steadfastness) and kindness.
Görüntünün şimdiki konumu takip edip etmeyeceğini ayarla.Set whether the display is tracking the current location.
Bu paketin tek başına Türkiye'nin zor durumdaki ekonomisini tedavi edip edemeyeceği belli değil.It's not clear whether this package alone can cure Turkey's ailing economy.
Ancak iki yetkili, Ahtisaari planını veto edip etmeyeceklerini söylemedi.The two officials did not say, however, whether they would veto the Ahtisaari plan.
PNL şimdi Musca'dan desteğini çekti ve siyasiyi partiden ihraç edip etmemeyi düşünüyor.The PNL has now withdrawn its backing from Musca and is considering whether to expel her.
El kaldırma usulüyle, belli bir okulu "işgal" edip etmeme konusunda karar alınıyordu.By show-of-hands a decision would be made on whether to "occupy" the specific school.
Bazıları, hiçbir dayanakları olmadan pasaportlarını yok edip siyasi sığınma talebinde bulunuyor.Some destroy their passports and seek political asylum, without any grounds to do so.
1680 yılında Constantijn Jr Celle'yi ziyaret edip ve babasının evinden taşındı.In 1680 Constantijn Jr. visited Celle and moved out of his father's house.
Yalnız nefret edip durmayacaksın, hem de onunla mücadele edeceksin.Die nicht mit ihm sich abfinden, sondern sich mit ihm auseinandersetzen.
Suga etmek: Vira edip sıkıştırmak.M. Runge: Drücken und Drückwalzen.
Edip Yüksel (d.Gosen-wakashū (jap.
Aynı zamanda edip ve hattat idi.Es war zugleich Eröffnungs- und Ligaspiel.
Bunun yanında gece okuluna devam edip ortaokul ve liseyi böyle bitirdi.Nebenbei besuchte er das Abendgymnasium und machte dort seinen Schulabschluss.
Anlatıcı kafeyi terk edip adamı izlemeye başlar.Der Bettler verlässt das Café und der Mann bleibt erstaunt zurück.
Ash, Annie’nin yardımıyla motorlu testereyi modifiye edip koluna takar.Ash, avec l'aide d'Annie, modifie la tronçonneuse et l'attache à son moignon.
MÖ 83'te Roma'ya döndü, tüm direnişi alt edip kenti yeniden ele geçirdi.En 83 av. J.-C., il retourne à Rome, balaie toute résistance et reprend à nouveau le contrôle de la ville.
Bulgarlar kırsal kesibi tahrip edip, Zaharija'yı Hırvatistan Krallığı'na kaçmaya zorladılar.Les Bulgares ravagèrent la campagne et obligèrent Zaharija à chercher refuge dans le royaume de Croatie.
Basit Gayatri Sadhana'yı icra edip sonuçları görün.Si vous voulez absolument voir Zijing , allez donc le voir.
Su kuşlarını takip edip sudan çıkarma konusunda çok iyidir.Il épuise les oiseaux aquatiques et leur chasse est plus longue.
Zerdüştlük dinini kabul edip, bu dini yaymak için mücadeleler etmiştir.Su meta era sencilla: combatir la maldad y crear un universo ordenado.
Edip Cansever (8 Ağustos 1928 - 28 Mayıs 1986), Türk şair.Edip Cansever (Estambul, 8 de agosto de 1928 - 28 de mayo de 1986) fue un poeta turco.
Ona iyi muamele edip Artuç nahiyesinin idaresini verdi.Intenta enseñarle a Hare buenos modales.
Gevezeliğe devam edip hikâyeler anlatmaya koyulur.Volvían contentos con las compras y con historias para contar.
Kabul edip gelenler Crane, Kauffman ve onların yapım ortağı Kevin S. Bright'ın önünde tekrar okuma yaptı.Aquellos que recibieron otra llamada audicionaron en frente de Crane, Kauffman y su compañero Kevin S. Bright.
Ayrıca önemli bir konu da ahşabın toprak ve rutubetle temas edip etmemesidir.Tienen una basa de piedra destinada a evitar que el estiércol entre en contacto con la madera y la pudra.
Kulüp, 1953'te bu isimle mücadele edip ilk lig şampiyonluğunu kazandı.Esa entidad disputó, en 1913, su propio campeonato de primera división.