edip ile cümle
edip kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Ziyaettin Şimşek, Edip Önal,Güven Doğan mahallede yaşamış yöresel aşıklardır.أخوهم عزيز لا يخاف الأعاديا يقيمون في دار الحفاظ تكرّماً ...
Eyersiz atla yola devam edip Çerkezköy şosesine geldim.وكنت دائماً اعتني بشعري، وذلك بالذهاب إلى محل تصفيف الشعر.
General Hube, güney yönünde taarruz edip, Dinyester'i aşmak ve Romanya içlerine çekilmek görüşündedir.تخاف ليندا أن يعود بها هوبس إلى الجنوب ويحول بينهما.
Buna itiraz edip görevden istifa etti.فما كان منه إلا أن استقال من منصبه احتجاجاً.
Tom Mary'ye ona yardım edip etmeyeceğini sordu.سأل توم ماري إن كان بإمكانها مساعدته.
Selam Olsun (Edip Akbayram albümü) Selam Olsun (İbrahim Tatlıses albümü)Salutaris Hostia (em latim).
Ben, senin: "İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü önemsemedin" demenden endişe edip korktum."Mais disse: Assim dirás aos filhos de Israel: SEREI-me enviou a vósoutros.
Canio ve Beppe bu teklifi kabul edip giderler ama Tonio geride kalır.Canio e Beppe aceitam, mas Tonio recusa.
Şimdiki zamanda yalnız işlerin iyiye gideceğini ümit edip bu arada çalışmalarımızı sürdürebiliriz ...”Por enquanto, só podemos esperar que algo de bom virá, e, no entanto, continuar o nosso próprio trabalho ... "
Andronikos emri göz ardı edip subaylarından sakladı.Andrónico ignorou a ordem e manteve-a escondida de seus oficiais.
Organları kesilmiş olan Şemsun, Allah’a dua edip kendisini o halkın başına bela etmesini diledi.Nela há homens que adoram ser purificados; e Deus ama aqueles que são purificados.
MÖ 83'te Roma'ya döndü, tüm direnişi alt edip kenti yeniden ele geçirdi.Em 83 a.C., retornou para Roma, superou toda a resistência, e recapturou a cidade.
Heinrich, karşılığında İtalya'yı işgal edip, Papa'ya saldırdı.Henrique respondeu invadindo a Itália e atacando o papa.
Mikhail, yeni karısını ihmal edip, İngerina olan ilişkisini devam ettirdi.Miguel parece ter ignorado completamente sua nova esposa e continuou seu caso com Ingerina.
Ayrıca iman edip kötülükten sakınanların ebedi mutluluğa erecekleri ifade edilmektedir.Para os crentes e fiéis é uma prova da mais fervorosa devoção e reforço na fé.
Haydi acele edip onlara güzel bir sürpriz yapalım!"Logo, nos damos bem".
Mayısta Paris'i terk edip Londra'ya yerleşmeye karar verdi.Ele voou para Paris em maio e depois foi descansar em Londres.
Bulgarlar kırsal kesibi tahrip edip, Zaharija'yı Hırvatistan Krallığı'na kaçmaya zorladılar.Os búlgaros devastaram o campo e forçaram Zacarias a fugir ao Reino da Croácia.
Suriye'de Yahudiler isyan edip, Hristiyanları linç ettiler.Em áreas da Síria, os judeus estavam em revolta e linchando os cristãos.
Gevezeliğe devam edip hikâyeler anlatmaya koyulur.Costuma fazer tortas e contar histórias.
Üç aile olarak göç edip; Kars, Kayseri (Keşlioğulları olarak bilinmekte) ve Yozgat'a yerleşmişlerdir.Aparecem os três gênios que lhes restituem a flauta e o carrilhão e pedem-lhes que sigam em silêncio.
Sonunda pes edip niye buraya geldiklerini ve ne yaparsa gideceklerini sorar.Ele pergunta o que vai fazer agora e se vai ficar.
Ve Manhattan'dan söz edip durur.Desta vez, você deve escapar Manhattan.
Sonra Necef’i terk edip yine Behbehan’a geri döndü.Com isso, abandonou seu projeto e retornou para o Beagle.
Baba (Köksal Engür) - Oğluna yardım edip etmeyeceğine karar veremiyor.O filho decide que não ajudará.
Nizâmeddîn Evliya gibi mübarek bir Allah dostuna hürmetsizlik edip, uygun olmayan tavırlar takındı.Deus não lhes mostrou misericórdia; procurou os seus descendentes e não os libertou de nada.
1980 yılında memleketini terk edip Los Angeles'a taşınmıştır.Ele deixou a Polônia em 1980 e atualmente vive em Los Angeles.
Kral Edward'ın bu gelişmeyi kabul edip etmedigui bilinmemektedir.Não parece que o Lorde Thomas contemplou o crime ou o aprovou.
İkisi sarayı terk edip bir ormana girerler.Os dois andam pela floresta e encontram soldados.
Sonra Arzanene'i işgal edip, yağmaladı ve Chlomaron kalesini kuşattı.Ele invadiu e saqueou Arzanena e cercou a fortaleza de Clomaro.
Uluslararası ilişkilerde devletlerden başka varlıklar/kuruluşlar da güç elde edip kullanabilirler.Entidades que não são Estados também podem adquirir e exercer o poder nas relações internacionais.
Gece, bir bekçi Cevriye’yi fark edip hareketlerinden şüphelenir.Ele começa a suspeitar que alguém está monitorando seus passos.
Pothos ve Leo'nun her ikisi askeri kariyeri takip edip, yüksek rütbelere ulaştılar.Tanto Potos como Leão seguiram carreira militar.
İrene bu planı kabul edip uygulayacağını söyler.Annicon insiste que eles vão cumprir o acordo.
22 Mart 1968 tarihinde Novotný cumhurbaşkanlığından istifa edip yerini Ludvík Svoboda'ya bıraktı.Em 22 de março de 1968, Novotný renunciou à presidência e foi sucedido pelo general Ludvík Svoboda.
Aaron'ı öldürmekle tehdit edip Doktor'u Skaro'ya gelmesi için zorlar.No entanto, o mutante sobrevive, e possui Aaron, ameaçando matá-lo, a menos que a Doutora o leve para Skaro.
Artık gölge dünyasının bir parçası olduğunu anlayan Clary teklifi kabul edip onunla birlikte gider.Percebendo que ela pertence ao mundo dos Caçadores de Sombras, ela vai com ele.
Bu bölüme bir süre devam edip bıraktı.Esqueci-me e deixou algo para aquela árvore.
Wagner metin değişiklikleri yaparak librettoyu yeniden edit edip yeni kısımlar ekledi.Em seguida, com os lombardos foram alteradas fortificação e fez novas prorrogações.
1888 ABD'yi terk edip Kopenhag'a döndü.Em 1886 voltou aos EUA e lá ficou até 1888.
Selam Olsun (Edip Akbayram albümü) Selam Olsun (İbrahim Tatlıses albümü)Daarin wordt de groet tot uitdrukking gebracht.
Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma.En roep Mij omtrent de onrechtvaardigen niet aan.
Haydi acele edip onlara güzel bir sürpriz yapalım!"Zijn vertaling luidt dan: ‘En Wij zullen hen laten uitrusten onder voortreffelijke druiven.’
Ey müminler, siz de ona salavat edip tam selam getirin. ^ ."Arabic Presentation Forms-A" (PDF).O, gij die gelooft, zendt zegeningen over hem en wenst hem vrede met alle eerbied toe.
Skinplex insan vücudundan bir metreden fazla uzaklıkta bulunan cihazları bile fark edip, iletişim kurabilir.Skinplex kan detecteren en communiceren tot aan 1 meter vanaf het menselijk lichaam.
Ancak Kitiara teklifini red edip onu küçümseyerek onunla alay etmiştir.Daarop zette zij de aanval in en bestormde zij de palissade.
1351 yılında, Anna Konstantinopolis'i terk edip, Selanik'e gitti.Anna verliet Constantinopel in 1351 en verhuisde naar Thessaloniki.
Göktürkler Çin imparatorunun bu önerisini kabul edip geri dönmüşlerdir.Dit voorstel werd ondersteund door de Chinese keizer.
811'de Bulgarları mağlup edip başkentleri "Pliska"'yı ele geçirip talan edip yaktı.Hij veroverde in 811 de Bulgaarse stad Pliska, plunderde het en maakte het met de grond gelijk.
1974'te Sovyet hükümeti Soljenitsin'in vatandaşlığını iptal edip, onu sınırdışı etti.1974 - Aleksandr Solzjenitsyn wordt door de Sovjet-Unie zijn staatsburgerschap ontnomen en uitgewezen.
Ama bir türlü cesaret edip de gidemez.Ik durf of kan niets ondernemen.
İrini, Konstantinopolis'i 1303 yılında terk edip, Selanik'e yerleşti.Irena vestigde zich in 1303 in Thessalonica en hield daar haar eigen hof.
Araplar iki yıl bu şehri tahkim edip bir donanma üssü haline getirdiler.In de volgende jaren gebruikten zij de stad als een marinebasis voor hun vloot.
Ve Manhattan'dan söz edip durur.Het is gelegen in Manhattan.
Eyersiz atla yola devam edip Çerkezköy şosesine geldim.Het paard struikelde en kwam met zijn ruiter in de modderige sloot terecht.
Kamyon hızla yoluna devam edip oradan uzaklaşır.De vrachtwagen draait langzaam de weg op en verdwijnt in de verte.
Daha önce işten çıkarılan işçiler haksızlığa isyan edip her şeyi ateşe verirler.Als blijk van mildheid zou Tiste eerst gewurgd worden aan een paal en pas dan verbrand worden.
Kendim bir şey icat edip, bir de isim uydurunca çok iyi tuttu.In de jaren dat hij voor zichzelf werkt heeft hij een zeer goede naam opgebouwd.
Bunun üzerine Aydın'ın babası silahı yerden alıp Mithat'ın kafasına ateş edip öldürür.De klant neemt een geweer mee en gaat terug naar de waarzegster, die zij in de armen van haar man aantreft.
Sonra tuz ve yeteri kadar su ilave edip kaynatılır.Daarna worden worsten en kruiden toegevoegd en onder water gezet.