Ana içeriğe geç
Sözlük

edip ile cümle

edip kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu, sizden günaha sapmaktan endişe edip korkanlar içindir. Sabrederseniz sizin için daha hayırlıdır.That provision is for those of you who fear fornication; yet it is better for you to be patient.
"Onlarla alay edip durduk.What, did we take them for a laughing-stock?
Ama bundan sonra, tevbe edip düzelenler bunun dışındadır.Excepting those who thereafter shall repent and make amends.
Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz?Will ye not therefore reflect?
Sakın aşırılık edip azmayın! O, yapmakta olduklarınızı görüyor.Verily, He is All-Seer of what you do.
Ehl-i kitaptan bir kısmı istediler ki, ne yapıp edip sizi saptırabilsinler.A party of the people of the Scripture (Jews and Christians) wish to lead you astray.
Ancak, bundan sonra tevbe edip yola gelenler başka.Except for those who repent after that and do righteous deeds.
Din gerçekleriyle alay edip eğlenirler.They play in doubt.
Kuşkusuz, Rabbin, evet O, ihtilaf edip durdukları hususlarda onların arasını ayıracaktır.Your Lord will judge between them on the Day of Resurrection regarding everything they had disputed.
Fakat sen, körlere, üstelik basiretleri de yoksa hidayet edip yol gösterebilecek misin?But can you guide the blind, even though they do not see?
Fakat o vakit iman edip de imanları kendilerine fayda vermiş bir kasaba olsaydı?If only there was one town that believed and benefited by its belief.
Tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru!"So forgive those that repent and follow Your Path, and guard them against the chastisement of Hell.
O, tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru."So forgive those that repent and follow Your Path, and guard them against the chastisement of Hell.
Şüphesiz ki, Allah iman edip salih amel işleyenleri, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar.Allah shall admit those who believe and do righteous works to the Gardens beneath which rivers flow.
İnkâr edenler ise dünyada zevk edip geçinirler. Hayvanların yediği gibi yerler.As for the unbelievers, they enjoy the pleasures of this transient life and eat as cattle eat.
İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlar ise cennetin dostudurlar.And those who believe and do good works: such are rightful owners of the Garden.
Şüphe edip ayrılığa düştükleri şey, "gerçek söz"e göre budur.A saying of truth, concerning what they doubt.
İman edip makbul ve güzel işler yapanları müjdele: Onlara içinden ırmaklar akan cennetler vardır.Bear glad tidings to those who believe and do good works.
Kim acele edip iki günde dönerse ona vebal yoktur.Whosoever hastens on in two days, no sin shall be on him.
Ayırt edip çözüm getirenlerin en hayırlısı O'dur."He reveals the Truth and He is the best Judge.
Harici bağlantıları kontrol edip etmemek.Whether to check external links.
Krasniki, Kosova'dan gıda ürünleri ithal edip dükkanında satıyor.She imports food products from Kosovo to sell in her shop.
Kabaşi, yaşamından endişe edip etmediği sorusunu hayır şeklinde yanıtladı.Asked whether he is afraid for his life, Kabashi said he is not.
İnsanlar dans edip ateşlerin üzerinden atlardılar.People danced and jumped over fires.
"İnsan biçiminde ilâh tasavvur edip suretlendiren bâtıl inanış" mânâsında kullanılmaktadır.Der Mensch kann sich selbst verleugnen und ganz im Glauben aufgehen.
Ama bir türlü cesaret edip de gidemez.Ihm fehlt jedoch der Mut dazu.
Amacı, bir hayal gemisi inşa edip dünyayı dolaşmaktır.Sein Traum ist es, ein Schiff zu bauen, mit dem er die Welt umsegeln kann.
Sonradan iflas edip dükkanı kapatır.Die Polizei kommt an und umstellt den Laden.
Edip Bey (ya da Sarı Efe Edip Bey) (ö.Il est seigneur de Versols et autres places.
Edip Safter Gaydalı (d."Hadjdji Husayn Pasha."
Ve Manhattan'dan söz edip durur.Ils habitent Manhattan.
Canio ve Beppe bu teklifi kabul edip giderler ama Tonio geride kalır.Canio y Beppe aceptan, pero Tonio se queda detrás.
Kabul edip gelenler Crane, Kauffman ve onların yapım ortağı Kevin S. Bright'ın önünde tekrar okuma yaptı.Aquellos que recibieron otra llamada audicionaron en frente de Crane, Kauffman y su compañero Kevin S. Bright.
Suga etmek: Vira edip sıkıştırmak.Desvío: Con Ritmo o Tocado.
Sonra Arzanene'i işgal edip, yağmaladı ve Chlomaron kalesini kuşattı.In seguito invase e saccheggiò l'Arzanene e assediò la fortezza di Chlomaron.
Sonra terfi edip makinist oldu.Poté mantenere il lavoro e divenne macchinista.
Momo'nun babası intihar edip ölünce de onu evlat edinir.Dopo la morte dei genitori di Milo quando era bambino, lo adotta.
Kitap kendi deyimi ile "terk edip gitmenin özgürlüğüyle sarhoş bir adamı" anlatıyor.Он выпускает свою книгу «Boğulmayan bir səs».
1980 yılında memleketini terk edip Los Angeles'a taşınmıştır.Окончил службу в 1980 году и переехал в Лос-Анджелес.
Romanda, birliğinden firar edip Vietnam'da kalmaya karar veren Amerikalı bir askerin öyküsü anlatılmaktadır.Американские историки, знавшие Веру Романовну, решили повезти её в Штаты.
Bu böyle devam edip gider.لا أستطيع الاستمرار على هذا النحو.
Edip Ahmet Yükneki 12. yüzyılda yaşamış bir şair.هذه القصيدة ألفّها جاياديفا وهو شاعر عاش في القرن الثاني عشر.
Mümeyyiz: Kâtiplerin yazdıklarını kontrol edip düzenlemeler yapar.المصداقية: هي أن نتحرى الصدق فيما نكتبه أو فيما تنقله.
“Beraber inşa edip büyüyebileceğimize inanıyorum.يداً بيد سوف نكبر معاً"..
Irak'a göç edip Basra'ya yerleşti.وصل لبيب واحتل عراق المنشية..
Ziyaettin Şimşek, Edip Önal,Güven Doğan mahallede yaşamış yöresel aşıklardır.أخوهم عزيز لا يخاف الأعاديا يقيمون في دار الحفاظ تكرّماً ...
General Hube, güney yönünde taarruz edip, Dinyester'i aşmak ve Romanya içlerine çekilmek görüşündedir.تخاف ليندا أن يعود بها هوبس إلى الجنوب ويحول بينهما.
Tom Mary'ye ona yardım edip etmeyeceğini sordu.سأل توم ماري إن كان بإمكانها مساعدته.
Şimdiki zamanda yalnız işlerin iyiye gideceğini ümit edip bu arada çalışmalarımızı sürdürebiliriz ...”Por enquanto, só podemos esperar que algo de bom virá, e, no entanto, continuar o nosso próprio trabalho ... "
MÖ 83'te Roma'ya döndü, tüm direnişi alt edip kenti yeniden ele geçirdi.Em 83 a.C., retornou para Roma, superou toda a resistência, e recapturou a cidade.
Mayısta Paris'i terk edip Londra'ya yerleşmeye karar verdi.Ele voou para Paris em maio e depois foi descansar em Londres.
Suriye'de Yahudiler isyan edip, Hristiyanları linç ettiler.Em áreas da Síria, os judeus estavam em revolta e linchando os cristãos.
Gevezeliğe devam edip hikâyeler anlatmaya koyulur.Costuma fazer tortas e contar histórias.
Üç aile olarak göç edip; Kars, Kayseri (Keşlioğulları olarak bilinmekte) ve Yozgat'a yerleşmişlerdir.Aparecem os três gênios que lhes restituem a flauta e o carrilhão e pedem-lhes que sigam em silêncio.
Baba (Köksal Engür) - Oğluna yardım edip etmeyeceğine karar veremiyor.O filho decide que não ajudará.
1980 yılında memleketini terk edip Los Angeles'a taşınmıştır.Ele deixou a Polônia em 1980 e atualmente vive em Los Angeles.
Uluslararası ilişkilerde devletlerden başka varlıklar/kuruluşlar da güç elde edip kullanabilirler.Entidades que não são Estados também podem adquirir e exercer o poder nas relações internacionais.
Gece, bir bekçi Cevriye’yi fark edip hareketlerinden şüphelenir.Ele começa a suspeitar que alguém está monitorando seus passos.
Pothos ve Leo'nun her ikisi askeri kariyeri takip edip, yüksek rütbelere ulaştılar.Tanto Potos como Leão seguiram carreira militar.
22 Mart 1968 tarihinde Novotný cumhurbaşkanlığından istifa edip yerini Ludvík Svoboda'ya bıraktı.Em 22 de março de 1968, Novotný renunciou à presidência e foi sucedido pelo general Ludvík Svoboda.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod