Orijinal şekilde devam edip etmediğine dair çelişkili raporlar bulunmaktadır.There are conflicting reports on whether it continues in the original way or not.
Mehdiye ve İsa Deccal'e karşı, kelimenin tam anlamıyla cihat ile edip savaşılacak.A war, literally jihad (Jihade Asghar) will be fought, the Dajjal against the Mahdi and Jesus.
Ejderhalar altın üretir, bu altınla oyuncu, yapılar inşa edip geliştirebilir.Gold produced by dragons that can be used to buy and upgrade buildings and habitats.
Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma.Erzürne dich nicht über die Bösen; sei nicht neidisch auf die Übeltäter.
Kimse ona yardım edip su ve ekmek vermek istememiş.Er erhielt weder Wasser noch Brot.
Adam, Ömer'in huzuruna getirilince özür beya edip: Ben sadece sana ait tulumdan içtim, dedi.Als er ʿĀ'ischa besuchte, sagte sie zu ihm: „Ich rieche etwas an dir.
Suga etmek: Vira edip sıkıştırmak.M. Runge: Drücken und Drückwalzen.
"İnsan biçiminde ilâh tasavvur edip suretlendiren bâtıl inanış" mânâsında kullanılmaktadır.Der Mensch kann sich selbst verleugnen und ganz im Glauben aufgehen.
Edip İlkbahar (d.Der Frühling ist da (Bilderbuch).
Edip Yüksel (d.Gosen-wakashū (jap.
Ama bir türlü cesaret edip de gidemez.Ihm fehlt jedoch der Mut dazu.
Doğu piskoposlarının çoğu bu İmparator genelgesini kabul edip imzalarını koydular.Die meisten Stämme im Osten beugten sich dem Druck und unterzeichneten ähnliche Verträge.
Bunun Lindoro'nun kendi aşkına ihanet ettiğini açikca gösterdiğini kabul edip Lindoro'ya gayet sinirlenir.Sie verrät, dass sie Lindoro geliebt habe.
Ateş ile Arzu, bir süre beraber yaşadıktan sonra kavga edip ayrılmışlardır.Im Verlauf des Spiels treffen sie dann aufeinander und verbünden sich.
Zero Hour serisinde evreni yok edip kendi istediği gibi tekrar yaratmak ister.In einem ewigen Kreislauf zerstört sie nun die Welt und erschafft sie neu nach ihrem Gutdünken.
Sam Allardyce, 14 Ekim 1999 tarihinde istifa edip Bolton Wanderers ile anlaştı.Allardyce reichte am 30. April 2007 bei den Bolton Wanderers seinen Rücktritt ein.
Sonradan iflas edip dükkanı kapatır.Die Polizei kommt an und umstellt den Laden.
Ve Manhattan'dan söz edip durur.Manhattan gemacht hatte.
Kendim bir şey icat edip, bir de isim uydurunca çok iyi tuttu.Er ließ ein Vorwerk und später das Gut Vollenschier anlegen.
Ash, Annie’nin yardımıyla motorlu testereyi modifiye edip koluna takar.Ash, avec l'aide d'Annie, modifie la tronçonneuse et l'attache à son moignon.
Tom Mary'nin onun teklifini kabul edip etmediğini merak ediyorum.I wonder if Tom ever took Mary up on her offer.
Bunu kabul edip etmeyeceğine karar verecek olan sensin.It's you who will decide whether to accept it or not.
Onların teklifini kabul edip etmeyeceğimize karar vermek için üç saatimiz var.We have three hours to decide whether we're going to accept their offer.
Benden nefret edip etmediğin benim bile umurumda değil.I don't even care if you hate me.
Benden nefret edip etmediği benim bile umurumda değil.I don't even care if he hates me.
Tom bana ona yardım edip etmeyeceğimi sordu.Tom asked me if I would help him.
Tom, polis tarafından öldürülmeden önce birkaç kişiye işkence edip öldürdü.Tom tortured and murdered several victims before he was killed by the police.
Tom'un Mary'nin bunu yapmasına yardım edip etmeyeceğinden eminim.I'm sure Tom will help Mary do that.
Tom'un arkadaşlarının Mary'ye yardım edip etmeyeceğini merak ediyorum.I wonder if Tom's friends would help Mary.
Bir grup anarşist dükkanları tahrip edip polise taş ve molotof attı.A group of anarchists vandalized shops and threw rocks and Molotov cocktails at police.
Duyarsporlu Tom güncel mevzularda daima tarafını belli edip duyarını kasar.As a wokester, Tom always supports current things.
Savaşın son günlerinde Dresden'i terk edip Batı'ya kaçtı.In the late days of the war, he left Dresden and fled to the West.
Arsenije halkın isyan edip Avusturya ordusuna yiyecek yardımı yapacağına söz verdi.Arsenije promised that the people would revolt and help the Austrian army with food.
Bulgarlar kırsal kesibi tahrip edip, Zaharija'yı Hırvatistan Krallığı'na kaçmaya zorladılar.The Bulgarians ravaged the countryside and forced Zaharija to flee to the Kingdom of Croatia.
Ayrıca iman edip kötülükten sakınanların ebedi mutluluğa erecekleri ifade edilmektedir.His righteousness is credited to those who believe in and thus belong to him.
Suga etmek: Vira edip sıkıştırmak.Stress: appraisal and coping.
İngiltere ise Afganistan bağımsızlığını kabul edip-etmemekte tereddüt etmiştir.France had failed to recognize Mexico's independence.
Sonra Dean ve Sam'e işaret edip onların da diz çökmesini söyledi.Eve reveals this to Sam and Dean when they try to hunt her down.
O zaman böyle devam edip bakalım bundan ne çıkacak.So, let's carry on like this, and see what comes out of it.
Ve kavga edip tartışırlar çünkü,And they have a fight and an argument because
Beni her zaman terk edip sırtımdan bıçaklıyor...He's always stabbing me in the back, and abandons me...
Okulda çok başarısızdım, liseye devam edip etmeyeceğim bile belli değildi.I was a total failure in school, not really headed to graduate high school.
- Bunu yapmaya devam edip tüm boşlukları doldurabilirim. -Now, this is called a vector field, so it probably makes a
Yıllar boyunca savaşarak zaferler, şöhret, onur elde edip herşeyi senin ittifağının adına yapmışsın.Through the years you have achieved victory, glory, honor. All for your alliance.
Ve kameranın onu takip edip sildiğini görebilirsiniz.And you can see that the camera is tracking him and erasing.
Lütfen hep birlikte Sam'e teşekkür edip hoş geldin diyelim.Please join me in thanking and welcoming Sam.
Daha top gittiği yere varmadan topun varacağı yeri tahmin edip oraya bakıyor.Even before the ball gets to a place, the child is already looking there.
Ama Al'in itiraf edip etmeyeceğini bimiyorum, o inkar edebilir de.But I don't know that Al's definitely confessing, he might deny.
Bazı gizli maddeleri kaynatarak bir şurup elde edip... ...tadının çok güzel olduğu kanısına vardı.[music] Back in 1886, a pharmacist named John Pemberton was experimenting with a new recipe.
Akıllılık edip kürek sporunu seçtim, sonrasında da bayağı ilerlettim.So I cleverly chose rowing, which I got very good at.
Ve, emirleri terk edip böyle yapan bütün devletler de aynı şekilde.This is not for them. And same for all the states who left the orders & did like that.
Ben orayı bir çok hanımla birlikte ziyaret edip, müdüre bir sürü soru sordum.And I visited it with several ladies, and asked all sorts of questions of the director.
Halk, ‹‹Tanrımız RABbe kulluk edip Onun sözünü dinleyeceğiz›› diye karşılık verdi.The people said to Joshua, "We will serve Yahweh our God, and we will listen to his voice."
Çünkü RABbi terk edip Baala ve Aştoretlere taptılar.They forsook Yahweh, and served Baal and the Ashtaroth.
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar."But they and our fathers dealt proudly and hardened their neck, didn't listen to your commandments,
Feryat edip yardım isteyince de Duama set çekiyor.Yes, when I cry, and call for help, he shuts out my prayer.
İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar ise ateş halkıdır, onlar orada ebedi kalacaklardır.But those who deny and reject Our signs will belong to Hell, and there abide unchanged."
Ancak bundan sonra tevbe edip uslananlar hariç. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.Except those who repent after this and reform; and God is surely forgiving and kind.
Yine de Allah'a tevbe edip bağışlanma istemeyecekler mi?Why do they not turn to God and ask His forgiveness?
Biz (onlardan) her birine örnekler verdik ve her birini darmadağın edip mahvettik.We administered warnings to each of them, and then destroyed them completely.