ebeveyn ile cümle

ebeveyn kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.사실, 때때로 부모들은 아이들의 환부를 제거해야만 할지에 대해서 논쟁을 합니다.
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.Na verdade, às vezes os pais discutem sobre se deveriam remover a lesão destas crianças.
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.Soms zijn de ouders ertegen dat het letsel bij deze kinderen moet worden verwijderd.
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.Tatsächlich diskutieren die Eltern manchmal darüber, ob die Wucherungen dieser Kinder entfernt werden sollen.
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.Thật ra, thỉnh thoảng bố mẹ cãi nhau về việc là những em bé này có nên lấy phần da chết ra hay không.
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.Uneori părinții chiar nu se pun de acord dacă excrescența acestor copii ar trebui îndepărtată sau nu.
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.Właściwie, to czasami rodzice spierają się, czy tym dzieciom powinno się usunąć zmiany chorobowe.
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.Всъщност, понякога родителите спорят относно това, дали туморът на детето изобщо трябва да бъде премахнат.
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.Иногда даже родители не согласны с удалением подобных образований у своих детей.
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.Інколи батьки навіть сперечаються, чи варто виправляти такі вади зовнішності у дітей
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.למעשה, לפעמים ההורה מתווכח אם צריך להוריד לילדים את הנגעים האלו.
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.في الواقع، أحيانا يتجادل الآباء حول ما إذا كان ينبغي أن تصحح عاهات هؤلاء الأطفال
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.摘出をするか否かで 言い争うこともあります 時に悲嘆にくれることもあります
Aslında, bu çoğu ebeveynin sunduğu şey olabilir, bizim çabaladığımız ve sunduğumuz şeyin tersine.De hecho, puede que sea lo que sirven muchos padres -- a diferencia de esto -- es lo que intentamos servir.
Aslında, bu çoğu ebeveynin sunduğu şey olabilir, bizim çabaladığımız ve sunduğumuz şeyin tersine.사실 집에서 부모들이 아이들에게 주기도 할 겁니다. 이와 반대로, 이것들이 저희가 아이들에게 먹이는 것 입니다.
Aslında, bu çoğu ebeveynin sunduğu şey olabilir, bizim çabaladığımız ve sunduğumuz şeyin tersine.Może też większość rodziców. Oto co my podajemy.
Aslında, bu çoğu ebeveynin sunduğu şey olabilir, bizim çabaladığımız ve sunduğumuz şeyin tersine.Na verdade, talvez seja o que muitos pais servem, em oposição a isto — isto é o que tentamos servir.
Aslında, bu çoğu ebeveynin sunduğu şey olabilir, bizim çabaladığımız ve sunduğumuz şeyin tersine.Всъщност, може би много родители сервират това - в противовес на това - това опитваме да сервираме ние.
Aslında, bu çoğu ebeveynin sunduğu şey olabilir, bizim çabaladığımız ve sunduğumuz şeyin tersine.И вполне возможно, это то что этим кормят большинство родителей - ну а мы предлагаем другое.
Aslında, bu çoğu ebeveynin sunduğu şey olabilir, bizim çabaladığımız ve sunduğumuz şeyin tersine.למעשה, ייתכן שזה מה שהורים רבים מגישים - ובניגוד לכך - זה מה שאנחנו מנסים להגיש.
Aslında, bu çoğu ebeveynin sunduğu şey olabilir, bizim çabaladığımız ve sunduğumuz şeyin tersine.حقيقة , ربما هذا ما يقدمه الكثير من الآباء وعكس هذا , هوا ما نحاول أن نقدمه
Aslında, bu çoğu ebeveynin sunduğu şey olabilir, bizim çabaladığımız ve sunduğumuz şeyin tersine.違います 食事に出したいのは こういう物です 変えなきゃいけないのです
Ayrıca birlik ebeveynlere çocuk büyütmek hakkında bilgiler verir.Förbundet erbjuder även fostringsråd för föräldrar.
Ayrıca birlik ebeveynlere çocuk büyütmek hakkında bilgiler verir.La ligue offre également aux parents des conseils en matière d’éducation des enfants.
Ayrıca birlik ebeveynlere çocuk büyütmek hakkında bilgiler verir.La organización ofrece también asesoramiento a los padres sobre la educación de los hijos.
Ayrıca birlik ebeveynlere çocuk büyütmek hakkında bilgiler verir.Liitto tarjoaa myös neuvoja vanhemmille lasten kasvatukseen.
Ayrıca birlik ebeveynlere çocuk büyütmek hakkında bilgiler verir.Союз также предлагает родителям консультации по вопросам воспитания детей.
Ayrıca birlik ebeveynlere çocuk büyütmek hakkında bilgiler verir.تقوم الرابطة أيضاً بتقديم الاستشارات للوالدين بخصوص تربية الأطفال.
Ayrıca birlik ebeveynlere çocuk büyütmek hakkında bilgiler verir.在许多地区, 曼纳海姆儿童保护联合会面向育儿家庭组织家庭咖啡厅和儿童俱乐部等活动。联合会还为父母提供有关教育子女的咨询。
Ayrılmak üzereyken, ebeveynleri deseydi ki,Als je wegging, zeiden de ouders:
Ayrılmak üzereyken, ebeveynleri deseydi ki,Au moment de partir, leur parents vous disent,
Ayrılmak üzereyken, ebeveynleri deseydi ki,Dan ketika Anda akan pergi, orang tuanya berkata,
Ayrılmak üzereyken, ebeveynleri deseydi ki,E al momento di andare via, i genitori dicono,
Ayrılmak üzereyken, ebeveynleri deseydi ki,E que quando estavam prestes a ir embora, os pais vos diriam,
Ayrılmak üzereyken, ebeveynleri deseydi ki,És amikor elmész, a szüleik azt mondják:
Ayrılmak üzereyken, ebeveynleri deseydi ki,그리고나서 여러분이 가려고 할때, 아이의 부모님들이 물어보는겁니다.
Ayrılmak üzereyken, ebeveynleri deseydi ki,Och precis när du var på väg att gå, sade föräldrarna:
Ayrılmak üzereyken, ebeveynleri deseydi ki,Og da man skulle til at gå, sagde forældrene,
Ayrılmak üzereyken, ebeveynleri deseydi ki,Und wenn Sie gerade dabei waren wegzugehen, würden die Eltern sagen:
Ayrılmak üzereyken, ebeveynleri deseydi ki,Và khi bạn chuẩn bị đi, cha mẹ chúng nói,
Ayrılmak üzereyken, ebeveynleri deseydi ki,Y cuando estuvieran a punto de irse, los padres les dijeran:
Ayrılmak üzereyken, ebeveynleri deseydi ki,Όταν θα ήσασταν έτοιμοι να φύγετε, οι γονείς θα σας έλεγαν,
Ayrılmak üzereyken, ebeveynleri deseydi ki,А потім, коли ви вже йдете геть, батьки кажуть до вас:
Ayrılmak üzereyken, ebeveynleri deseydi ki,Вы собираетесь уходить, а родители говорят:
Ayrılmak üzereyken, ebeveynleri deseydi ki,Когато си тръгвате, родителите ви казват:
Ayrılmak üzereyken, ebeveynleri deseydi ki,וכשאתם עומדים ללכת, ההורים אומרים,
Ayrılmak üzereyken, ebeveynleri deseydi ki,وعندما كنت على وشك المغادرة ، قال الوالدين ،
Ayrılmak üzereyken, ebeveynleri deseydi ki,「行く前にちょっと- もし興味があれば 売り出し中なんだけど」
Babalık izni, ebeveynlik izninden babanın kullanacağı kısımdır.Este permiso está pensado para el padre.
Babalık izni, ebeveynlik izninden babanın kullanacağı kısımdır.Faderskapsledigheten är den del av föräldraledigheten som är avsedd att tas ut av fadern.
Babalık izni, ebeveynlik izninden babanın kullanacağı kısımdır.Isyysvapaa on vanhempainvapaan osa, joka on tarkoitettu isän pidettäväksi.
Babalık izni, ebeveynlik izninden babanın kullanacağı kısımdır.Le congé de paternité fait partie du congé parental, il doit être tenu par le père.
Babalık izni, ebeveynlik izninden babanın kullanacağı kısımdır.إجازة الأبوة، هي جزء من إجازة الوالدين المخصصة للأب.
Bakmanız gereken ebeveyn, büyük ebeveynDin förälder eller mor- eller farförälder som är beroende av dig för sin försörjning
Bakmanız gereken ebeveyn, büyük ebeveynhuollettavana oleva vanhempi, isovanhempi
Bakmanız gereken ebeveyn, büyük ebeveynPadre o abuelo a cargo
Bakmanız gereken ebeveyn, büyük ebeveynнаходящийся на попечении родитель, бабушка или дедушка
Bakmanız gereken ebeveyn, büyük ebeveynالوالدان والأجداد اللذان هم تحت رعاية الشخص
Bakmanız gereken ebeveyn, büyük ebeveyn需要照顾的父母和祖父母 配偶需要照顾的父母和祖父母
Bana asla gerçek bir ebeveyn gibi davranmadın.Dlaczego mnie nie uderzysz, jeśli się nie zgadzasz? Nie mów tak...

İlgili Sayfalar