ebeveyn ile cümle
ebeveyn kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Hongbin Jayang-dong, Seul, Güney Kore'de doğdu.Ailesi kendisi,ebeveynleri ve iki ablasından oluşmaktadır.Ken wurde in Jayang-dong, Seoul, Südkorea geboren und hat zwei ältere Brüder.
Erkekler için herhangi bir ebeveyn sorumluluğu bulunmamaktadır.Warum wir unseren Eltern nichts schulden.
Ebeveynleri Holokost'tan kurtulmuştur.Ihre Eltern waren Überlebende des Holocaust.
Orada ebeveynlerinin yanında Konsey de bulunmaktadır.Dort trifft sie jedoch nur seine Eltern an.
Ebeveynleri birbirinden ayrı yaşıyorlardı.Seine Eltern lebten getrennt.
Ebeveynleri üniversite masraflarını karşılamayı reddetti.Die Eltern mussten Schulgeld bezahlen.
Genç bir adamken her iki ebeveynini de kaybetti.Er verlor in jungen Jahren beide Eltern.
İki ebeveyni de çiftçi idiler.Beide Eltern sind Landwirte.
Çocukluğunda da ebeveynlerinin mutlu bir evliliği yoktu.Zum Zeitpunkt seiner Geburt waren seine Eltern nicht verheiratet.
Bu sayede ebeveynler de çocuklarının neler istediğini öğrenmiş olurlar.Beide Väter glauben zu wissen, was für ihre Kinder das Beste sei.
18 yaşın altındaki vatandaşlar sadece ebeveynlerin onayı ile bir pasaport alabilirler.Jugendliche unter 18 Jahren benötigen eine Einverständniserklärung ihrer Eltern.
Hatalı genler ebeveynlerden olduğu gibi alınmış da olabilir.Hab nicht mehr Recht als deine Eltern.
Azeri kökenli ebeveynlerden dünyaya gelmiştir.Sie stammen von gemeinsamen Großeltern ab.
Yavru kuşlar, her iki ebeveyn tarafından beslenir, ve 14-16 gün geçtikten sonra uçabilirler.Die Jungen werden von beiden Eltern gefüttert und sind nach 16–19 Tagen flügge.
Ebeveynleri, onu çocukluğu boyunca kanalizasyondan izlemiştir.Timmy kennt sie seit dem Kindergarten.
Hamile kaldıktan sonra da ebeveynleri tarafından sıkıntılı gençlerin gönderildiği bir yere gönderilmiştir.Ein sehr junger Mann wird nach einem Skandal von seinen Eltern nach Amerika geschickt.
Nichols genç iken ebeveynlerine kendi eşcinselliği konusunda açıldı.Bereits als Jugendlicher hatte Nichols sein Coming-out gegenüber seinen Eltern.
Palazlanmış kuşlar bir iki hafta kadar daha ebeveynler tarafından beslenmeye devam eder.Sie werden aber noch bis zu zwei weitere Wochen von den Eltern mit Futter versorgt.
Daha çok küçükken şarkı söylemeye başlaması, ebeveynlerinin onun yeteneğini keşfetmesini sağlamıştır.Bereits im Kindesalter begann sie mit dem Singen und wurde durch ihre musikalischen Eltern inspiriert.
Ebeveynlerinin ikisi de peyzaj mimarıdır.Beide Eltern waren Eiskunstläufer.
Elizabeth ebeveynlerini gözyaşlarıyla yolculamıştı.Teddy reist mit seinen Eltern.
Ebeveynleri çiftçidir.Ihre Eltern waren Farmer.
Bunun yerine ebeveyni 1866'da Van Gogh'u Tilburg'da bir ortaokula gönderdi ancak burada da çok mutsuzdu.Ab 1866 besuchte Vincent die Mittelschule in Tilburg, wo er wiederum fern der Familie wohnte.
Bunun yanı sıra kraliçe unvanını ebeveynlerinden alan ve eşi kral olmayan kraliçeler de mevcuttur.Es gibt kein Entkommen von den Untoten und ihrer Königin.
Vehbi'nin kızı ebeveynlerinin ayrılmasından sonra babasıyla yaşadı.Bophas Sohn lebt seit der Scheidung mit seinem Vater.
Ebeveynlerinden memnun değildir ve normal bir yaşam istemektedir.Sie wollte, dass ihre Kinder ein „normales“ Leben führen.
Onu ebeveynlerine gösterdin mi?As-tu montré cela à tes parents ?
Ebeveynlerimle temas kurdum.J'ai contacté mes parents.
Oğlan belki ebeveynlerini mutlu etmek için yalan söyledi.Le garçon a peut-être dit un mensonge pour faire plaisir à ses parents.
Onunla ebeveynlerinin zoruyla evlendi.Elle l'épousa seulement parce que ses parents la contraignirent.
Tom ebeveynlerini hayal kırıklığına uğratmak istemezdi.Tom ne voulait pas décevoir ses parents.
Ebeveynlerimiz ona bayılıyor.Nos parents l'adorent.
Mary'nin ebeveynleri Tom'dan nefret eder.Les parents de Mary détestent Tom.
Gay ve lezbiyen ebeveynler için evlat edinme Amerika'da hararetli bir tartışma konusu olmaya devam etmektedir.L'adoption des parents gays et lesbiens reste un sujet de polémique aux Etats-Unis.
Bu tüm ebeveynlerin izlemesi gereken bir filmdir.C'est un film que tous les parents devraient voir.
Ebeveynlerim çok eski kafalı.Mes parents sont très vieux-jeu.
Ebeveynlerim giyinme tarzımı sevmiyor.Mes parents n'aiment pas la façon dont je m'habille.
Tom'un ebeveynini tanıyor musunuz?Connais-tu les parents de Tom ?
Ebeveynleri Jacqueline ile Clancy Bouvier tarafından büyütüldü.Elle a été élevée par ses parents, Jacqueline et Clancy Bouvier.
Çocukluklarında, Edsel ve onun erkek kardeşi olan Simon Dope, ebeveynleri boşandığında ayrıldılar.Enfant, Edsel et son frère, Simon Dope, se séparent à la suite du divorce de leurs parents.
Turner'ın ebeveynleri yılbaşı için 2001'de ilk gitarını almışlardır.Pour Noël, ses parents lui offrent sa première guitare en 2001.
Kendisi doğmadan önce ebeveynleri, çalışmak ve eğitimlerini tamamlamak için Londra'ya gelmişlerdi.Avant sa naissance, ses parents ont emménagé à Londres pour travailler et finir leurs études.
Yavru kuşlar, her iki ebeveyn tarafından beslenir, ve 14-16 gün geçtikten sonra uçabilirler.Les jeunes oiseaux sont nourris par les deux parents et sont capables de voler entre 14 et 16 jours.
Bu melez, her iki ebeveyninden de özellikler gösterir.Le mulet présente les caractéristiques de ses deux parents.
1939 yılında Elizabeth'in ebeveynleri Kanada ve ABD'ye resmi ziyaret yapıyorlar.En 1939, les parents d'Élisabeth se rendent au Canada et aux États-Unis.
Eğer ebeveynlerden biri Yahudi değilse çocuk annesinin statüsünü alır.Si l'un des parents n'est pas juif, l'enfant n'est pas un mamzer.
Filisid, ebeveynin kasıtlı olarak kendi çocuğunu öldürmesini ifade eden bir terimdir.Le filicide est l'acte délibéré du parent qui tue son propre enfant.
Jack (Elliott Gould) ve Judy Geller (Christina Pickles): Ross ve Monica'nın ebeveynleri.Jack et Judy Geller (Elliott Gould et Christina Pickles) sont les parents de Ross et Monica.
Ebeveynleri çiftçidir.Ses parents sont agriculteurs.
Ertesi sabah, Thomas'ın ebeveynleri eve gelir.Le lendemain, les parents décident de rentrer.
Margaret çocukluk yıllarının çoğunu ablası ve ebeveynleriyle geçirdi.L’enfance de Marie fut heureuse, elle passait la plupart de son temps auprès de ses parents et de ses sœurs.
Ebeveynleri Holokost'tan kurtulmuştur.Ses parents meurent dans l'Holocauste.
Dizideki yetişkin karakterlerin başında ise Eric'in ebeveynleri Kitty ve Red Forman gelmektedir.Eric vit chez ses parents, Kitty Forman et Red Forman.
(Cyrus'ın gerçek doğum tarihi) Ebeveynleri Robby ve Susan Stewart, ağabeyi ise Jackson'dır.Sa famille se composait de ses parents Robby, Susan Stewart et un frère aîné nommé Jackson.
Ebeveynleri mutsuz bir evliliğe sahipti ve bu yüzden boşandılar.Le mariage de leurs parents n'est pas heureux et s'achève par un divorce.
Bu sayede ebeveynler de çocuklarının neler istediğini öğrenmiş olurlar.Ces discussions permettent ainsi aux familles de mieux connaître ce que leur enfant souhaite ou souhaitait.
Ross ve Rachel romantik bir ilişki içinde olmamaya yalnızca bebeğe ebeveynlik yapmaya karar verirler.Rachel et Ross n’arrivent pas à se mettre d’accord sur le prénom du bébé.
Ebeveynlerinin isteğiyle 4 yaşında okula başladı.À quatre ans il entre à l'école maternelle.
Ebeveynleri o doğduktan kısa süre sonra ayrıldılar ve 1928 yılında boşandılar.Les parents se séparent peu après leur mariage, en 1929.
Ebeveynlerinin yüzü görünmez.Elle n'a jamais vu le visage de ses parents.