Ana içeriğe geç
Sözlük

eşya ile cümle

eşya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Evin adresi özel eşyalarının arasındaymış.Our address was in his belongings.
Çavuş Eversmann eşyanı toplayıp hazır olmanı söyledi.Listen, Smith, I need you to back me up out there today, all right?
Her Cuma sabahı, hediyelik eşya dükkanındaydım.Every Friday morning I was at the gift shop.
Hem kadınlar, hem erkekler eşyaların görüntülerine artan bir ilgi göstermeye başladılar.I �ene i mu�karci podjednako, sve se vi�e zanimaju za izgled stvari.
'kasıtlı eskitme' ile savaşıyor. Tüm fakir ülkelerde bozulan eşyalar tamir edilir.U svim siroma�nijim zemljama sasvim je razumljvo da se stvari popravljaju.
"Bilmem, kayıp eşya bürosuna bırakın.""I don't know, put it in the lost and found."
Eşyaların nitelikleri bu ilişkilerle ilgili.All properties of things are about these kinds of relationships.
Evrenin içinde eşyaların meydana gelmesini sağlayan kendi kendini örgütleme mekanizmaları olmalı.There must be mechanisms of self-organization inside the universe that make things.
Atölyeyi kapattım ve eşyalarımı topladım.Worker: "I have closed down the workshop and packed my things".
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.The GPS dot will do the same for our possessions.
Eşyalarınızın izlerini asla kaybetmeyeceksiniz.You'll never lose track of your things again.
Hayvanlara bir mal gibi davranılıyor ve onlardan bir eşyaymış gibi bahsediliyor.Animals are treated like commodities and referred to as property.
Daha fazla insan, daha küçük yaşama alanı, daha az eşya.More people, smaller spaces, less stuff.
Öncelikle, markanın bir ses ürünün bir hatıra eşyası olduğunu iyi anladılar.First, they really understood that a brand is a voice and a product is a souvenir.
Bu yüzden eşyaları duvara sabitleyin.So you want to tether things to the walls.
200 tane iskelet, ayrıca araçlar, süs eşyaları.Two hundred skeletons, tools, jewelry.
Kişisel eşyalar, alan gibi... ...iyi kötü birçok.. ...kaynak kullanmış.And whatever he makes somehow references nesting and space and personal property.
Esyalarimi topladim ve herseyi ayarladim.I've already packed and arranged everything and folded model activities.
Ekipmanımızı, eşyalarımızı ve köylerdeki 1500 insanı korumayı deniyordum.Tried to protect our equipment, tried to protect our staff and the villages of about 1,500 people.
Bebek evi eşyalarının görüntülerini kullanıyor.And it uses the imagery of dollhouse furniture.
Hatıra eşyaları gibi.A little Duchamp souvenir
Duchamp hatıra eşyaları. . .It's like Warhol, your little vail of the air of Paris Right here
Bu odacıklarda dini eşyalar bulunur.That is, these small rooms that would contain relics.
Boeun eşya değil.Boeun's not a thing.
Eşyalarınıza el koyar" diyordu Armstrong.He will confiscate your things,' Armstrong said.
Ona doğru yaptım, ama o beni eşya, ahşap örtülü içine çaldı:Towards him I made; but he was ware of me, And stole into the covert of the wood:
Park Hae Young mallarını ve değerli eşyalarını nakde dönüştürmüş.Park Hae Young's secretly converted his properties and luxury goods into cash,
Lütfen hemen eşyalarını topla.Please gather all your stuff now.
Sergileyecek Kraliyet eşyaları olmasaydı... ...Başkan o müzeyi kuramazdı.If there were no imperial art works to display, the chairman wouldn't have created that museum.
"Allah aşkına, neden bu kadar aptalsın, eşyalarını bir arada tutamıyor musun?"The way an elder sister might speak to a younger brother.
Bir kraliyet eşyası olduğuna göre, kese bende durmalı.If it's an imperial item, sooner or later, it will come into my hands.
Keşke o kese tarihi bir kraliyet eşyası olarak dünyaya tanıtılsaydı.I wish the historical value of the sachet will be authenticated, and presented again to everyone.
Ve en sonunda, bu teknolojilerin birçoğu sıradan eşya haline gelecektir.And then finally, a lot of technologies commoditize.
Sıradan eşya haline geliyorlar ve herşey sıfıra giderken olan budur.They're being commodified, and that's what happens when things go to zero.
Fiber optikten bahsetmiştim: bunların bolluğu eşyaları bedava yapıyor.I mentioned fiber optics -- their abundance tends to make things free.
Plastik, ucuz elektrikli eşyaların ayırt edici özelliğidir.Plastic is the defining feature of cheap electrical goods.
Eşyalardan Yukol Sarayı sorumluydu.The Yokol Palace was in charge of the materials.
Biz canlı insan karakterlerini eşyalara yansıtma eğilimindeyiz.We tend to project living human characteristics into things.
- Eşyalarımı üst kata koyabilir miyim?- May I put my things upstairs?
Ya da, yemek yemek için bir restorana oturduğunuzda hangi eşyaları kullanacağınızı düşündünüz mü?Or sat down to eat a restaurant and wondered which utensils to use?
Eşyalarını topladın mı?Have you packed your bag?
Evet sadece ana eşyaları.Yeah, just the basics.
Ben senin eşyalarını çoktan paketledim.I've already packed your luggage.
Bir şeyi bulmak için anahtar kelime yazmak yerine, üzerine çeşitli eşyalarımı koydum.Rather than typing a keyword to find something, I put my objects on top of it.
Eşya hakkındaki herşeyi bilmek istiyorduk.We want to know about things.
Soğuk bölgelerde... ...ağır eşyaları sürükleme konusunda uzmanım.I specialize in dragging heavy things around cold places.
Bizimle, eşyalarımızla, atıklarımızla, taleplerimizle dolmuştur.It's full of us, it's full of our stuff, full of our waste, full of our demands.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.But when you're blind, you have the tactile memory for things.
Eşyalarını çantalarında taşıyan kadınlar bile ceplerini yokluyorlar.Even women who keep stuff in their bags tap their pockets.
X almak istediğim eşyanın fiyatı, yani dükkandaki indirimsiz fiyat.Let x be the price of the product I want to buy, the nondiscount price of the product in the store.
Zaman ilerledikçe yeni teknolojiler de göreceğiz, eşyaların interneti gibi.As we move forward, we'll see new technologies also, like the Internet of Things.
"Sadece" Tamam, bu ideal bir durum değil, çünkü salon ve eşyalar yankı yapıyor.Ok, this is not an ideal situation, because it's getting the echo from the hall and stuff.
- Hayır, eşyalarını buraya bıraktı.- No, he left his things here.
Bunu eşyalarının arasında bulduk: ad yok, ipucu yok, hiç.We found that among her things: no name, no clues, nothing.
Burada gerçekten eşyalar hopluyor!Things are really hopping here!
Eşyalarını topla!Pack up your things!
Fakat eşyalarını tahliye etmek için hiç zamanları olmamıştı.But they had not had any time to evacuate any belongings.
Toparlanacak birkaç eşyam da var. Bir süreliğine eve gitsem sorun olur mu?I still have things to pack, so could I drop by home briefly?
Neden eşyalara o şeyleri yapıştırıyorsunuz?What's with the repo stickers?!
Kullanacaksanız, önce bisikletinizden düşebilecek her türlü eşyayı çıkarın.HERE'S HOW: FlRST, REMOVE ANY ITEMS THAT COULD FALL OFF YOUR BlKE.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
eşya ile cümle - Sayfa 9 - eşya kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App