Ana içeriğe geç
Sözlük

eşya ile cümle

eşya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
AB bölgesinden taşınacak eşyalarAffaires de déménagement à partir de l’UE
AB bölgesinden taşınacak eşyalarBienes personales en una mudanza dentro del ámbito de la UE
AB bölgesinden taşınacak eşyalarFlyttsaker från EU-området
AB bölgesinden taşınacak eşyalarMuuttotavarat EU:n alueelta
AB bölgesinden taşınacak eşyalarИмущество, ввозимое с территории ЕС
AB bölgesinden taşınacak eşyalarالبضائع المنقولة داخل منطقة الاتحاد الأوروبي
AB bölgesinden taşınacak eşyalar欧盟区内的行李
Alet gamı, kendi eşyalarını yapan müşterilere satılıyordu.각종 공구를 파는데요, 모든 제품이 세 등급입니다
Alet gamı, kendi eşyalarını yapan müşterilere satılıyordu.التي تباع للأشخاص الذين يصنعون الأشياء، وخط إنتاجهم دائمًا
Alet gamı, kendi eşyalarını yapan müşterilere satılıyordu.そこには各商品が グッド、ベター、ベストの3段階ずつ並んでいます
Ali en az 15 eşya almak istiyor.루이스는 카드로 최소 15개의 물품을 사고 싶어합니다
Ali en az 15 eşya almak istiyor.Luis vil købe mindst 15 ting.
"Allah aşkına, neden bu kadar aptalsın, eşyalarını bir arada tutamıyor musun?"Dasar!" -- selayaknya seorang kakak perempuan bicara dengan adik laki-lakinya.
"Allah aşkına, neden bu kadar aptalsın, eşyalarını bir arada tutamıyor musun?"Đó là cái cách một người chị lớn nói với em trai mình.
"Allah aşkına, neden bu kadar aptalsın, eşyalarını bir arada tutamıyor musun?"화를 냈지요." 누나가 남동생에게 할 만한 말이죠.
"Allah aşkına, neden bu kadar aptalsın, eşyalarını bir arada tutamıyor musun?"Tak, jak starsza siostra mówi do brata. Tak, jak starsza siostra mówi do brata.
"Allah aşkına, neden bu kadar aptalsın, eşyalarını bir arada tutamıyor musun?"Způsobem, jakým starší sestry mluví ke svým mladším bratrům.
"Allah aşkına, neden bu kadar aptalsın, eşyalarını bir arada tutamıyor musun?"Не можеш ли да си пазиш нещата, за Бога?" - така както по-голямата сестра може да говори на по-малкия си брат.
"Allah aşkına, neden bu kadar aptalsın, eşyalarını bir arada tutamıyor musun?"Так, як старша сестра каже своєму молодшому брату.
"Allah aşkına, neden bu kadar aptalsın, eşyalarını bir arada tutamıyor musun?"'אלוהים אדירים!'" כמו שאחות גדולה מדברת אל אחיה הקטן.
"Allah aşkına, neden bu kadar aptalsın, eşyalarını bir arada tutamıyor musun?"بحق الإله ؟ " - كما قد تتحدث أيُ أخت كبيرة .. إلى أخيها الصغير .
"Allah aşkına, neden bu kadar aptalsın, eşyalarını bir arada tutamıyor musun?"-姉が普通に弟にいう言葉ですよね 不幸なことに、それが彼女が弟に言った最後の言葉になりました
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.4:5 Die ihr mein Silber und Gold und meine schönen Kleinode genommen und in eure Tempel gebracht habt,
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.eftersom I haven tagit mitt silver och mitt guld och fört mina skönaste klenoder in i edra palats,
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Emas dan perak-Ku sudah kamu rampok, dan harta-Ku yang berharga kamu angkut ke kuilmu
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.곧 너희가 내 은과 금을 취하고 나의 진기한 보물을 너희 신궁으로 가져갔으며
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Kteříž stříbro mé i zlato mé béřete, a klénoty mé výborné vnášíte do chrámů svých,
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.ktorí ste pobrali moje striebro a moje zlato a moje výborné klenoty ste povnášali do svojich chrámov.
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Którzy srebro moje i złoto moje zabieracie, a klejnoty moje wyborne wnosicie do kościołów swoich;
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Mi-aţi luat argintul şi aurul, şi cele mai bune odoare ale Mele, şi le-aţi dus în templele voastre.
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Mijn zilver en goud en andere kostbare schatten hebben jullie weggenomen en naar de afgodentempels gebracht.
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Mivelhogy elraboltátok ezüstömet és aranyomat, és legszebb kincsemet templomaitokba vittétek;
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.porque habéis llevado mi plata y mi oro. Mis cosas preciosas y hermosas habéis introducido en vuestros templos
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.te, jotka olette ottaneet minun hopeani ja kultani, vieneet minun ihanat kalleuteni temppeleihinne
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Vì các ngươi đã lấy bạc vàng ta đi , đã đem đồ châu_báu rất quí của ta vào trong những đền miếu các ngươi .
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Vì các ngươi đã lấy bạc vàng ta đi, đã đem đồ châu báu rất quí của ta vào trong những đền miếu các ngươi.
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Visto como levastes a minha prata e o meu ouro, e os meus ricos tesouros metestes nos vossos templos;
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Zato ker ste vzeli srebro in zlato moje in najboljše dragotine moje znesli v svoje malikovalnice
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Διοτι ελαβετε το αργυριον μου και το χρυσιον μου, και τα εκλεκτα μου αγαθα εφερετε εις τους ναους σας.
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.Понеже взехне среброто ми и и златото ми, И занесохте в капищата си отбраните ми блага,
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.потому что вы взяли серебро Мое и золото Мое, и наилучшие драгоценности Мои внесли в капища ваши,
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.אשר כספי וזהבי לקחתם ומחמדי הטבים הבאתם להיכליכם׃
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.لانكم اخذتم فضتي وذهبي وادخلتم نفائسي الجيدة الى هياكلكم.
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.你 們 既 然 奪 取 我 的 金 銀 、 又 將 我 可 愛 的 寶 物 帶 入 你 們 宮 殿 、 〔 或 作 廟 中
Altınımı, gümüşümü alıp Değerli eşyalarımı tapınaklarınıza götürdünüz.你 們既然 奪取 我 的 金銀 、 又 將 我 可 愛 的 寶物 帶入 你 們 宮殿 、 〔 或 作廟中
Altlık beyaz eşyalar kurulurken koyulur.Elle doit être installée en même temps que la machine.
Altlık beyaz eşyalar kurulurken koyulur.Se asennetaan samalla kuin laitekin.
Altlık beyaz eşyalar kurulurken koyulur.Se debe instalar a la vez que el aparato.
Altlık beyaz eşyalar kurulurken koyulur.Skyddet läggs på plats samtidigt som apparaten installeras.
Altlık beyaz eşyalar kurulurken koyulur.Он устанавливается одновременно с монтажом самого устройства.
Altlık beyaz eşyalar kurulurken koyulur.حيث يتم تركيبه في نفس الوقت مع الآلة.
Altlık beyaz eşyalar kurulurken koyulur.不使用时, 应关闭洗衣机和洗碗机的进水龙头。
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Aber wenn man blind ist, hat man ein taktiles Gedächtnis für Dinge.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Ale, keď ste slepí, máte pre veci hmatovú pamäť.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Dar când eşti orb, ai memoria tactilă a lucrurilor.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.De mikor látáskárosult valaki, akkor a taktilis memóriájára hagyatkozik.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Gdy jest się niewidomym, trzeba polegać na swoim dotyku.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.하지만, 눈이 보이지 않으면, 사물에 대해 촉각의 기억을 가지게 됩니다
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Mais quand vous êtes aveugle, vous avez une mémoire tactile des choses.
Ama göremeyince, eşyalarla ilgili dokunmaya dayalı bir hafızan oluyor.Ma quando sei cieco, devi affidarti alla memoria tattile.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod