O, eşyayı takdir eden ve oluşturandır.Дающий, дарующий.
Yıldızların seyyar, sabit sendedir, Eşyalardan canlı, camit(cansız) sendedir.Далёкая звезда превращается в Кайса, так же протягивающего руки к ней.
Gece Waffen-SS bürosunda tutuldu ve daha sonra kişisel eşyalarını toplamak için bürosuna döndü.Всю ночь он провел в помещениях СС, после чего вернулся во дворец, чтобы собрать свои личные вещи.
Sıkıntıya gelmez ve eğer sıkılırsa eşyalara zarar verir.Однако, если собаку не занимать, она заскучает или будет портить вещи.
Evlere ve eşyalara verilen zarar oldukça büyüktü .Зданиям и земельным участкам был нанесён серьёзный ущерб.
Sanki eşyalar kendi kendine hareket etmektedir, gece vakti garip fısıltılar gelmektedir.Иногда они совершают перелёты ночью, издавая при этом характерные звуки.
Bu sırada ailenin değerli eşyalarını bavullarına koymaya devam eder.После этого он начал собирать ценные вещи в сумку.
İşi çok özel ve nadir gelen eşyaları pazarlamaktır.Все материалы делятся на обычные и редкие.
Adidas, dünyanın en büyük spor eşyası üreticilerinden birisidir.Nike — один из крупнейших производителей спортивных товаров в мире.
Eşya etrafında ama bu kez öbür yanda bir kez daha dolandır.Ещё неделя — и опять иное состояние.
Her şey sallanıyor, eşyaların boyutları değişiyor.Она изменяет размер вещей.
Eşya almak için altın gereklidir.Деньги нужны для закупки оружия.
Hiçbir eşya mevcut değildir (takım oyunu ve düello).Никто не забыт, ничто не забыто (инструментальное соло).
Toplanılan kaynaklar ile karaktere zırh veya büyüsel eşyalar satın alınır.В награду персонажи получают деньги, на которые можно покупать оружие и заклинания.
2. el eşyalar satan yer.2 — Носовой отсек для гребцов.
Demir, saf bir malzeme olarak görülmediği için bu tür eşyaların yapımında kullanılmıyordu.Без этого явления железо как основа стали не получило бы такого широкого применения.
Kendi dairesine gider, eşyalarını toparlamaya başlar.Он идет в офис, чтобы собрать вещи.
Bu eşyaların, arkeolojik kazılarda elde edildiği belirtiliyor.Все эти предметы находят в археологических раскопах.
Bazen eşyaların yerini değiştirir.Компания иногда меняла род своей деятельности.
Eşyaları arandı, bir bıçak ve ip saptandı.При нём обнаружены веревка и нож.
Yalnız kalırsa sıkılıp evdeki eşyaları kemirebilirler.Отступив на свою базу, они могли отдохнуть и привести части в порядок.
Elinizdeki eşyaları nasıl satar veya rehin bırakırsınız?Спасете ли вы эту деревню или позволите ей сгореть?
Her karaktere en fazla 6 eşya alınabiliyor.Объектив мог иметь менее 6 контактов.
Pakette eşyanın yanı sıra çocuk kıyafetleri de mevcuttur.Так же существует линия детской одежды.
Bir düşman yenilgiye uğradığında, düşman cesedinden eşya toplanabilir.В Deception от её крика тело противника разрывается на части.
Fakat, birçok aile tarihi eşyalarını elden çıkarmıştır.Тем не менее, многие не потеряли связей с исторической родиной.
Ticari amaçla eşya taşımacılığı yapacaklara verilen belgedir.Для использования в коммерческих целях требовалось приобрести лицензию.
Bir başka tanım vermek gerekirse tarih koşullarından doğan maddi kültür eşyasını inceleyen bilimdir denebilir.Новое рождение возможно, если мы с серьезностью воспримем то, что открывает нам историческое исследование.
Her takımın kendi bölgesinde, eşya satın alabilecekleri bir mağaza bulunur.Теперь на своей базе можно строить магазин предметов и покупать их прямо там.
Zombiler öldükleri zaman bazı eşyalar düşürürler, farklı çeşit zombiler farklı eşyalar düşürür.При убийстве зомби с некоторым шансом выпадают предметы но вид предметов зависит от вида зомби.
İlâhî Buyruk eşyayı bu araçla meydana getirmiştir.”Мы сами создали этот миф».
Odadaki eşyalar temelde, bir yatak, iki sandalye ve bir masadan oluşuyor.Всю обстановку его маленькой комнаты составляли кровать, два стола и несколько стульев.
Sandalye gibi eşyalar bu gösterilerde kullanılan araçlardır.Для таких стульев использовалось вкладное сиденье в форме трапеции.
Üst katın odaları ise geleneksel bir Alanya evinin etnografik eşyayla donatılmıştır.В одном из залов оформлена алтайская юрта с традиционной обстановкой внутри.
Subaylara ve erlere, paşalarının eşyalarını almaları için yalvarıyorum, kimse beni dinlemiyor.Предлагаю, чтобы вы на своих танках и самолетах поставили афганские знаки, и никто ничего не узнает.
Transfer edilen bu potansiyeller insanlara, hayvanlara ve elektronik eşyalar için tehlikelidir.هذه الإمكانات نقل تشكل خطرا على الناس والماشية، وأجهزة إلكترونية.
Pack: Eşyaları bavula yerleştiren büyüdür."البهجة تحزم حقائبها..
Allah, eşyayı bir şeyden yaratmadı.الله سبحانه أوجد المخلوقات لا من شيء.
Eşyaları çalındı.نحن نسرق اشياء.
Allah, eşyayı oluşundan önce, ezelde biliyordu.فكانت عقائده الأولى مساوية لحياته الأولى، وكذلك كانت علومه وصناعاته .
Her çeşit süs eşyâsında, bilhassa gerdanlık olarak kullanılmaktadır.يستخدم في الدهانات المائية بكافة انواعها كمادة رابطة .
Genellikle kullanılmış mallar, ucuz eşyalar, koleksiyonlar ve antikalar satılmaktadır.وتباع عادة البضائع المستعملة والمواد الرخيصة والمقتنيات والتحف.
Evde yaşayanlar bazı küçük eşyasını evde yitirebilir.من هنا، أي شخص في المنزل قادر على قطع قطعة من اللحم.
Tüm eşyayı Allah Teala ile görür.القول برؤية الله تعالى بالأبصار.
Neredeyse tüm kiliseler yıkılmış ve eşyaları yakılmış.ومن ناحية أخرى، نُهبت العديد من الأديرة ودُمرت جميع الكنائس.
Önemli bir mobilya eşyası olarak sedir bulunmaktadır.وقد تم تركيبه على عربة مجنزرة كبيرة.
Sizi mutlu eden eşyalarınızı farkına varmak, düzenleme bence budur."ستقابلين رجلا يوما ما يجعلك سعيدة".
Eğer kedi veya köpek ihtiyaçlarını karşılayamazsa eşyanızı çiğner veya tırmalar.عند خوف أو تفاجئ القطط قد ينتصب شعر ذيلها وظهرها.
Ancak, Hazarlar giyim eşyaları ve bir kısım ihtiyaçlarını Araplardan ve Bizanslılardan ihtal etmekteydiler.ولم يكن الخزر ينتجون ملابسهم واحتياجاتهم من الأقماش، إنما كانوا يستوردونها من العرب والبيزنطيين.
Hükümete ait olan A9 karayolundan sağladığı elektrik ve eşyalara bağımlıdır.تاميل إيلام معتمدة على تجهيزات السلع والكهرباء من المنطقة الحكومية عبر طريق أي 9 السريع.
Her eşyanın kendine göre bir değeri vardır.وكل رقم له قيمة.
Ona, eşyaları götürmek için yardıma muhtaç olduğumu anlattım.وطلب منه أن يساعدهم على تركه.
Kendi dairesine gider, eşyalarını toparlamaya başlar.يعود بعد ذلك إلى بيته، لينظف الفوضى، ويحاول العودة إلى عمله.
Quidditch eşyaları satılan dükkândır.ديفاكتو ؛ وهي محلات لبيع الألبسة المنوعة.
Bu nedenle hasta kişilere temas etmekten ve onlarla ortak eşya (havlu gibi) kullanmaktan sakınılmalıdır.يجب أن يكون قادر على التواصل بشكل فعال مع المرضى وأسرهم.
Yıldızların seyyar, sabit sendedir, Eşyalardan canlı, camit(cansız) sendedir.فأولها بحر عرب الذي يركب فيه من سيراف، وآخره رأس الجمحة، وهو ضيق فيه مغائص اللؤلؤ.
Müze ayrıca etkileşimli eşyalara da sahip oldu.يحوي المتحف أيضاً معارض مؤقتة.
Bu eşyaların bulunduğu bölge sonradan inşaata açılmıştır.وعند افتتاح الحديقة الجديدة تم وضعها هناك .
Sandalye, oturmak için kullanılan bir eşyadır.وتُستخدم الصالة كغرفة للجلوس.
Birçok şaka eşyası satılmaktadır.Muitos produtos são vendidos utilizando-se piadas.