Bilgi sayesinde odaları Her türlü değerli, güzel eşyayla dolar.by knowledge the rooms are filled with all rare and beautiful treasure.
Kuşatma altında olan sizler, Eşyalarınızı toplayın yerden.Gather up your wares out of the land, you who live under siege.
Onlar seni izlerken duvarı delip eşyanı çıkar.Dig through the wall in their sight, and carry your stuff out that way.
Benim kutsal eşyalarıma saygısızlık ettin, Şabat günlerimi hiçe saydın.You have despised my holy things, and have profaned my Sabbaths.
Damda olan, evindeki eşyalarını almak için aşağı inmesin.Let him who is on the housetop not go down to take out things that are in his house.
Aynı biçimde çadırın ve tapınmada kullanılan bütün eşyaların üzerine kan serpti.Moreover he sprinkled with blood both the tabernacle, and all the vessels of the ministry.
Onlardan önce nice nesiller helak ettik ki onlar eşyaca ve gösterişce daha güzeldi.How many generations that had far more wealth and ostentation have We laid low before them!
"Halkın eşyasını, değerlerini düşürerek almayın. Yeryüzünde, bozguncular olarak fesat çıkarmayın!"And do not withhold from people what belongs to them, and do not corrupt the land;
(Bunun üzerine: ) Ey Âdem! Eşyanın isimlerini meleklere anlat, dedi.Then He said to Adam: "Convey to them their names."
Eşyalarını açtıklarında sermayelerinin kendilerine geri verildiğini gördüler.When they unpacked their goods they said: "O father, what more can we ask?
Süs veya (diğer) eşya yapmak isteyerek ateşte erittikleri şeylerden de buna benzer köpük olur.This is how God determines truth and falsehood.
Onlardan önce de, eşya ve görünüş bakımından daha güzel olan nice nesiller helak ettik.How many generations that had far more wealth and ostentation have We laid low before them!
Bu (eşya ve olayların bilgisine sahip olmak), Allah için çok kolaydır.This is certainly how (the law of) God works inevitably.
"Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."And do not withhold from people what belongs to them, and do not corrupt the land;
Allah: “Âdem! Eşyanın isimlerini onlara sen bildir.” dedi.Then He said to Adam: "Convey to them their names."
İşte eşyalarımız bize geri verilmiş.Look, even our money has been returned.
Ölçü ve tartıda dürüst davranın. İnsanların eşyasına el koymaya tenezzül etmeyin.And We sent Shuaib to Madyan from their community; he said, “O my people!
Ey babamız! dediler, biz yarışmak üzere uzaklaştık; Yusufu eşyamızın yanında bırakmıştık.Saying, “O our father!
"Ey babamız," dediler, "Gittik, yarışıyorduk. Yusuf'u da eşyamızın yanında bırakmıştık.Saying, “O our father!
Oturulmayan ve içinde eşyanız bulunan evlere (izinsiz) girmenizden dolayı size bir günah yoktur.There is no fault in you that you enter houses uninhabited wherein enjoyment is for you.
Oturanı bulunmayan ve içinde size ait eşya olan evlere girmenizde bir sakınca yoktur.There is no fault in you that you enter houses uninhabited wherein enjoyment is for you.
İçinde kendinize ait eşyanın bulunduğu oturulmayan evlere girmenizde herhangi bir sakınca yoktur.There is no fault in you that you enter houses uninhabited wherein enjoyment is for you.
Oturulmayan ve içinde eşyanız bulunan bir eve girmenizde bir sakınca yoktur.There is no fault in you that you enter houses uninhabited wherein enjoyment is for you.
Hepsinden de taze et yersiniz ve takındığınız (inci, sedef gibi) süs (eşyası) çıkarırsınız.And yet from each ye eat flesh fresh and bring forth the ornaments that ye wear.
Ancak her birinden taze et yersiniz ve takınmakta olduğunuz süs eşyalarını çıkarırsınız.And yet from each ye eat flesh fresh and bring forth the ornaments that ye wear.
Musa'nın kavmi, o gittikten sonra ziynet eşyasından bir buzağı yaptılar. O buzağı, böğürüyordu da.And ehe people of Musa, after him, took of their trinkets a calf: a body with a low.
O, eşyayı pek iyi bilen, her şeyden haberdar olandır.And He is the Subtle, the Aware.
Dedi ki: "Eşyamızı kendisinde bulduğumuzun dışında, birisini alıkoymamızdan Allah'a sığınırız.He said: "Allah forbid, that we should take anyone but him with whom we found our property.
"Ne, dedi Yûsuf, Allah korusun. Eşyamızı yükünde bulduğumuz adamdan başkasını tutamayız.He said: "Allah forbid, that we should take anyone but him with whom we found our property.
Bunun üzerine Yusuf, kardeşinin eşyalarından önce onların eşyalarını aramaya başladı.So he [Yusuf (Joseph)] began (the search) in their bags before the bag of his brother.
O dedi ki: "Eşyamızı yanında bulduğumuzdan başkasını tutuklamaktan Allah korusun.He said: "Allah forbid, that we should take anyone but him with whom we found our property.
"Onun cezası, kayıp eşya, kimin yükünde bulunursa işte o (şahsa el koymak) onun cezasıdır.They said, “His punishment, if it is found in his bag: he will belong to you.
Hepsinden de taze et (balık) yersiniz ve giyeceğiniz süs eşyası çıkarırsınız.Yet from each you eat tender meat, and extract jewelry which you wear.
Ve Adem'e bütün isimleri öğretti, sonra eşyayı meleklere gösterdi.Allah replied, "I know what you do not know." After this he taught Adam the names of all things.
Musa'nın kavmi, o gittikten sonra ziynet eşyasından bir buzağı yaptılar.And in the absence of Moses his people made the image of a calf from their ornaments, which lowed.
Ölçüyü ve tartıyı tam bir dürüstlükle yapın. İnsanların eşyalarını tırtıklamayın.Give full measure and full weight in justice, and wrong not people in respect of their goods.
Görmedin mi, Allah, yerdeki eşyayı ve emri uyarınca denizde yüzen gemileri sizin hizmetinize verdi.Hast thou not seen how Allah hath made all that is in the earth subservient unto you?
Yusuf'u da yiyeceklerimizin (veya eşyamızın) yanında bırakmıştık. Fakat onu kurt yemiş.We had gone racing and left Joseph with our things, whereat the wolf ate him.
İnan olsun biz yarış yapıyorduk; Yusuf'u eşyamızın yanına bırakmıştık; bir kurt onu yedi.We had gone racing and left Joseph with our things, whereat the wolf ate him.
"Ey babamız, dediler, gittik, yarışıyorduk; Yûsuf'u eşyamızın yanında bırakmıştık, kurt onu yemiş.They said, ‘Father! We had gone racing and left Joseph with our things, whereat the wolf ate him.
"Halkın eşyasını, değerlerini düşürerek almayın.and do not cheat the people of their goods.
Biz gittik, aramızda yarış yapıyorduk. Yusuf'u da eşyamızın yanına bırakmıştık.We had gone racing and left Joseph with our things, whereat the wolf ate him.
"Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin.and do not cheat the people of their goods.
Yusuf'u da eşyamızın yanında bırakmıştık. Sonunda onu kurt yedi.We had gone racing and left Joseph with our things, whereat the wolf ate him.
İnsanların eşyalarını tırtıklamayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak dolaşmayın."Do not reduce people's goods and do not corrupt the land with mischief.
"Sana verdiğimiz sözü kendi kafamıza göre bozmadık. O halkın süs eşyaları bize taşıtıldı.They replied: 'We have not failed in our promise to you through our choosing.
Yusuf'u da yiyeceklerimizin (veya eşyamızın) yanında bırakmıştık.A wild-beast came and devoured him.
O milletin ziynet eşyasından bize yükler dolusu taşıtıldı.We were forced to carry people's ornaments.
Bunu ziynet eşyasının eritildiği potaya attım. Nefsim böyle yaptırdı" dedi.Thus, my soul prompted me (to carve a golden calf with an artificial hollow sound).
Eşyamızı yükünde bulduğumuz adamdan başkasını tutamayız.How could I take someone in place of the thief?
Yusuf'u da eşyamızın yanına bırakmıştık.A wild-beast came and devoured him.
Fakat biz o (Kıbtî) kavminin süs eşyasından bir takım ağırlıklar yüklenmiştik.We were forced to carry people's ornaments.
Fakat biz o halkın, Mısırlıların zinet eşyalarından birtakım ağırlıklar yüklenmiştik.We were forced to carry people's ornaments.
Yusuf'u da eşyamızın yanında bırakmıştık.A wild-beast came and devoured him.
Yünlerinden, kürklerinden ve kıllarından da bir süreye kadar giyip döşeyeceğiniz eşyalar çıkardı.He has made wool, fur and the hair of cattle a temporary means of enjoyment for you.
O halkın süs eşyaları bize taşıtıldı. Onları attık.We were forced to carry people's ornaments.
Eşyanın isimlerini meleklere anlat, dedi.Tell them their names."
Eşyanın isimlerini onlara sen bildir.” dedi.Tell them their names."
İsrail askerlerinin, kardeşinin belgelerini ve kişisel eşyalarını yağmaladıklarını söylüyor.He says Israeli soldiers looted his brother's documents and belongings from his desk.
Aralarında kişisel eşyalarını yanlarında taşırken görüntülünenler de vardı.Some were seen walking while carrying their few belongings.