Ana içeriğe geç
Sözlük

eşitlik ile cümle

eşitlik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu, teoride tam ve mükemmel eşitlikti, pratikte ise gerçek olmaktan çok uzak değildi.Theoretisch herrschte vollkommene Gleichheit, und selbst in der Praxis war man nicht weit davon entfernt.
Eşitlik her türlü özgürlüğün ön koşuludur.Es sei in gewissem Sinn die Grundlage jeder Freiheit überhaupt.
Ama buna ilaveten sırasal ölçekli verilere eşitlik ve eşitsizlik işlemleri de anlamlı olarak uygulanabilir.Dabei kann es sich sowohl um rechtliche als auch faktische Ungleichbehandlungen handeln.
Genelde bu eşitlik, lineer problemleri çözmek için kullanılır.Dies ist oft nützlich, weil lineare Gleichungen leichter zu behandeln sind.
Eşitlik, siyah taşlarla daha fazla oynamış olan oyuncu lehine bozulur.Mittelspiel Nachziehender Der Spieler mit den schwarzen Spielsteinen.
Graz'da oynanan ilk maç 1-1 eşitlikle sona erdi.Das erste Spiel in Graz endete dabei mit einem 1:1-Unentschieden.
Hala eşitlik varsa, 5-9 kriterler uygulanır.Je nach Systematik werden fünf bis neun Arten unterschieden.
İkinci eşitlik hareketi Fransız Devrimi’nden sonra gerçekleşmiştir.Die zweite Emanzipationsbewegung entstand mit der Französischen Revolution.
Eğer eşitlik bozulmaz ise bir tane daha 15 dakikalık uzatma devresi oynanır.Nur bei einem erneuten Unentschieden käme es zu einer weiteren 15-minütigen Verlängerung.
Tam eşitlikçidir.Der Gleichaltrige.
Örneğin; yukarıdaki sembolik eşitlik aynı zamanda şöyle yazılabilir: A ∪ B ∪ C).Nur am Wortanfang werden Vokale durch selbstständige Schriftzeichen dargestellt (z. B: ಅ a, ಆ ā).
Eşitsizliği önlemek için tekrar eşitlik noktasına dönmekti.Erneut wurde auf das Gelübde der Ehelosigkeit verzichtet.
Summerhill'in en önemli temel prensipler: demokrasi, eşitlik ve özgürlüktür.Der Salafismus weist Grundwerte wie Demokratie, Freiheit und Gleichheit der Geschlechter vollkommen zurück...
Nadir dünya eşitliği, Ward ve Brownlee'nin Drake eşitliğine karşı oluşturduğu bir eşitliktir.L'équation de la Terre rare constitue la riposte de Ward et Brownlee à celle de Drake.
Bu dünyada özgürlük, eşitlik ve kardeşliğe daha sıkı sarılan kimse yoktur" diye yazmıştır.Personne dans le monde entier n'a ressenti aussi profondément la liberté, l'égalité et la fraternité.
Bu, teoride tam ve mükemmel eşitlikti, pratikte ise gerçek olmaktan çok uzak değildi.En théorie, c’était une égalité parfaite, et en pratique, elle n’était pas loin de l’être.
Bu eşitlik dönerin sonunda bulunan parçacığın yüklenmiş durumlarda geçerlidir.Le hasard les assemble en un coin détourné.
Eşitlik, özgürlük ve adalet ilkeleri yaygınlaşmaya başladı.Les principes d'équité, d'égalité, et de justice sociale sont mis en avant.
Kişiler arası eşitlik vurgusu yapılır.Une égalité entre les personnes se recrée.
Diferansiyel eşitlikler, fark denklemleri kullanılarak yaklaşık olarak bulunmuştur.Il serait plus correct de parler d'univers divergents.
Hız ile alakalı bu eşitlik hiperbolik yörüngedeki gibidir.La vitesse orbitale est liée à l'équation de la force vive.
Parti, özgürlük ve eşitlik mücadelesini birlikte yürütmeyi savunur.Celui-ci proclame se battre pour la liberté et l’égalité.
Eşitlik ve sevgide birleştik.L'amour et la réconciliation.
Bu konformal hallerin oranları termal eşitliklerle belirlenir.Le poids respectif de ces entités indique le degré relatif d’automatisation.
Kütle ile enerji arasındaki eşitlik, E = mc2 ile ifade edilir.Elles sont alors transformées en énergie, suivant l'équation E=mc2.
İkinci eşitlik hareketi Fransız Devrimi’nden sonra gerçekleşmiştir.Une deuxième phase de l'émigration eut lieu après la Révolution iranienne.
Yukarıdaki 2, 1 ve 3 yerine herhangi reel sayılar konulursa, yine eşitlik sağlanır.Pour les nombres dont les facteurs premiers sont 2, 3 et 5, cet inverse est exact.
Hala eşitlik varsa, 5-9 kriterler uygulanır.Dans la pratique, on utilise 3 à 9 éprouvettes.
Mesela alttaki eşitliklerin tümüne "E" diyelim.Sur le socle figure, à tort, un "J".
Bu durumun sonucu olan uzay zaman topolojk küre S2 homotopik eşitlik tir.L'espace des orbites de cette action est homéomorphe à la 2-sphère S2.
Bu, teoride tam ve mükemmel eşitlikti, pratikte ise gerçek olmaktan çok uzak değildi.En teoría, era una igualdad perfecta, y en la práctica no estaba muy lejos de serlo.
Bence hepimiz adalet ve eşitlik, anlamlı bir yaşam için bir şans istiyoruz.Creo que todos queremos justicia e igualdad, la oportunidad de una vida con sentido.
Bu makalede Eşitlik ilkesini ele aldı ve Fermi koordinatlarını sundu.En este artículo examinó el principio de equivalencia e introdujo las llamadas coordenadas de Fermi.
İlk Kızıl Ordu eşitlikçiydi ancak disiplini zayıftı.En sus comienzos, el Ejército Rojo era igualitario aunque poco disciplinado.
Parti, kendisini eşitlikçi İslami demokrasiyi savunan bir statüko karşıtı hareketi olarak nitelendirmektedir.El partido se denomina un anti status quo que aboga por la democracia islámica igualitaria.
Hak ve Eşitlik Partisi Kurucular Kurulunda görev almıştır.Participa en sus reuniones el Alto Representante de la Unión para Asuntos Exteriores y Política de Seguridad.
Eşitlik, özgürlük ve adalet ilkeleri yaygınlaşmaya başladı.Cada vez son más amplios los horizontes de libertad, de justicia y de paz.
Bu projeler sayesinde güçlü, müreffeh ve eşitlikçi bir Çin yaratmayı hedefledi.Así se entienden los esfuerzos para construir una Europa fuerte e independiente.
Eşitsizliği önlemek için tekrar eşitlik noktasına dönmekti.Nuevo examen de la desigualdad.
Eşitlik ve sevgide birleştik.Solo de Amor y acompañamiento.
Bu durumun sonucu olan uzay zaman topolojk küre S2 homotopik eşitlik tir.El espacio orbital de esta acción es naturalmente homomorfo con la 2-esfera S2.
Elemeli karşılaşmalarda oyun sonunda eşitlik durumu oluşursa 10 dakikalık uzatma devresi oynanır.En el resto de los partidos, se jugarán diez minutos de prórroga.
Eğer sistem hal değişimi altında ise bu eşitlik geçersiz olur.Si el proceso dentro del sistema es completamente reversible el signo de igualdad se mantiene.
Burada aynı eşitlikler aslında with a ve b aralarında değiştirilebilir.Estas son, esencialmente, la misma identidad con a y b intercambiadas.
Eşitlik anayasa tarafından garantiye alınmıştır.L'uguaglianza è garantita dalla Costituzione.
Bu dünyada özgürlük, eşitlik ve kardeşliğe daha sıkı sarılan kimse yoktur" diye yazmıştır.Nessun altro al mondo possiede valori così radicati di libertà, uguaglianza e fraternità".
Bir; özgürlükler konusunda eşitlik.A cominciare dal diritto alla libertà.
Demokrasi, Eşitlik, Hürriyet, Gençlik...Infanzia, adolescenza, giovinezza.
Maç golsüz eşitlikle sonuçlandı.Il duello finisce in parità.
Uygulamanın Anayasa Mahkemesi tarafından eşitlik ilkesini ihlal etmediğine karar kılınmıştır.Negata l'autorizzazione a procedere da parte della Corte Costituzionale stessa.
Tam eşitlikçidir.Ora sono alla pari.
Bu eşitlik, Amdahl yasasının aşağıdaki yazımından çıkarılabilmektedir.Ciò era prevedibile tenendo conto della legge di Amdahl.
Bu eşitlikler ise evrenin yassı, açık veya kapalı olduğu anlamına gelir.La legge di Dio è frutto della rivelazione ed è chiara, certa, costante ed universale.
Eşitlik ve sevgide birleştik.L'amore concilia e unisce.
Uluslararası hukukta devletler arasında eşitlik söz konusudur.La natura giuridica degli accordi fra Stati.
İlk maç İspanya'da oynandı ve golsüz eşitlikle sonuçlandı.Il primo match tra Tunisia e Marocco terminò in parità.
Buradan %α = * 100 ve %L = * 100 eşitliklerine ulaşılır.Moltiplicandole per 100 si ottengono le frequenze percentuali pi = fi·100.
Bu Hamilton'a göre daha da temeldir ve hareket eşitlikleri türetmek için kullanılabilir.L'approccio hamiltoniano ha il vantaggio di essere facilmente esteso e generalizzato.
"Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik" sloganının popülerleştirilmesine katkısı büyüktür.Il suo nome è legato al celebre motto « Liberté, Égalité, Fraternité », da lui ideato.
Bu çabaların amacı özgürlük ve eşitlik kazanmaktır.Ведь её целью является обеспечение свободы и равенства.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod