Ana içeriğe geç
Sözlük

eşitlik ile cümle

eşitlik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tam eşitlikçidir.Почти на равных.
Eşitlikçiler Ty Lee'nin chi engelleme tekniğini silah olarak kullanmaktadırlar.В качестве главного оружия они использовали технику Тай Ли — блокировку ци.
Eğer eşitlik bozulmaz ise bir tane daha 15 dakikalık uzatma devresi oynanır.Но даже если вы исчерпаете весь лимит, у вас все равно будет по 15 секунд на ход.
Eşitlik ve sevgide birleştik.Потребность в принадлежности и любви.
Sıcaklık sıcak uca uygulandığında Eşitlik(7) ye göre sıcak uçta bir basınç gelişir.Когда тепло подается к горячему концу давление создается на горячем конце в соответствии с уравнением (7).
Bir; özgürlükler konusunda eşitlik.Положениям, касающимся свобод.
Mücadelenin ilk yarısı golsüz eşitlikle tamamlandı.Первая половина боя прошла в достаточно равной борьбе.
Genelde bu eşitlik, lineer problemleri çözmek için kullanılır.Это обычно повседневные дела, решаемые линейным персоналом.
Maçın 90 dakikalık normal süresi 0-0 eşitlikle tamamlanınca 15'er dakikalık iki uzatma devresi oynandı.Второй матч был прерван при счете 0-0 на 50 минуте из-за дождя.
Leyla, toplumsal eşitlik, kadın hakları ve Kürt sorunu üzerinde yoğunlaşıyordu.Абелла читала лекции по лечебному делу, женскому здоровью и о желчи.
İki koşulluluk karşılıklı eşitlik anlamına gelir.Оно объясняет, что означает равенство для двух соотношений.
Sübjektif eşitlik konusunda, konu iki ağırlığın aynı olduğunu algılar.Одно голое уверение имеет одинаковый вес, как и другое.
Kanun önünde eşitlik liberalizmin temel ilkelerinden biridir.وتعد المساواة أمام القانون إحدى المبادئ الأساسية لليبرالية الكلاسيكية.
Siyasette eşitlikçilik iki şekilde olabilir.المساواتية في السياسة لها، على الأقل، شكلان.
Bu, teoride tam ve mükemmel eşitlikti, pratikte ise gerçek olmaktan çok uzak değildi.نظريا كانت مساواة مثالية، وحتى عمليا لم تكن بعيدة عن هذا.
Bir maçta normal oyun süresi eşitlikle sonuçlanmışsa: Eleme maçları için, ekstra uzatmalar oynatılır.إذا كانت مباراة متعادلة بعد وقت اللعب العادي: للمباريات الإقصائية، يتم لعب وقت إضافي.
Fermanın amacı, Osmanlı tebaası arasında eşitlik sağlamaktır.و غرض هذا الفرمان هو تحقيق المُساواة بين الطبقات العثمانية.
Hala eşitlik varsa, 6-10 kriterler uygulanır.إذا لم يكن هذا الإجراء يؤدي إلى قرار، تطبق المعايير 6–9.
Bence hepimiz adalet ve eşitlik, anlamlı bir yaşam için bir şans istiyoruz.Eu acho que todos nós queremos justiça e igualdade, uma chance para uma vida com significado.
Kanun önünde eşitlik liberalizmin temel ilkelerinden biridir.A igualdade perante a lei é um dos princípios básicos do liberalismo.
Bu dünyada özgürlük, eşitlik ve kardeşliğe daha sıkı sarılan kimse yoktur" diye yazmıştır.Ninguém no mundo tem tanta liberdade, igualdade e fraternidade."
Bu, teoride tam ve mükemmel eşitlikti, pratikte ise gerçek olmaktan çok uzak değildi.Em teoria, ela era uma perfeita igualdade, e, na prática, não estava muito longe de o ser.
Eşitlik ilkesini kullanarak bu tensör kolayca eğri uzay zamana genelleştirilir.Usando o princípio da equivalência, este tensor é prontamente generalizado para o espaço-tempo curvo.
Quaker tarikatinin ilkelerinden biri, kadın ve erkek arasında entelektüel eşitliktir.Um dos mandamentos da religião Quaker era a igualdade intelectual entre os sexos.
Eğer sistem hal değişimi altında ise bu eşitlik geçersiz olur.Se o sistema fosse instantâneo, essa alteração implicaria uma desigualdade.
"LGBT bireyler: Can güvenliği ve eşitlik istiyoruz".«As comunidades Eclesiais de Base: vida e esperança».
Bu makalede Eşitlik ilkesini ele aldı ve Fermi koordinatlarını sundu.Nesse artigo, Fermi examinou o Princípio da Equivalência e introduziu as chamadas Coordenadas de Fermi.
İlk olarak aşağıdaki eşitlik kurulu olsun.Pela equação abaixo.
Bu formül fizikçi olmayanlar için bile en ünlü eşitliklerden bir tanesidir.Esta é obviamente uma proposta mais atraente para aqueles que não são os fundadores.
Hala eşitlik varsa, 6-10 kriterler uygulanır.Naquela temporada, eles terminariam com um recorde de 6-10.
Demokrasi, Eşitlik, Hürriyet, Gençlik...Autocontrole, moderação, justiça.
Hala eşitlik varsa, 5-9 kriterler uygulanır.Wanneer teams nog steeds gelijk staan, worden criteria 5 tot en met 9 toegepast.
Summerhill'in en önemli temel prensipler: demokrasi, eşitlik ve özgürlüktür.Summerhill werkt volgens de basisprincipes van democratie, gelijkheid en vrijheid.
Bu dünyada özgürlük, eşitlik ve kardeşliğe daha sıkı sarılan kimse yoktur" diye yazmıştır.Bij niemand in de wereld is gelijkheid, vrijheid en broederschap zo voelbaar".
120 dakika boyunca eşitlik bozulmadı.In 120 minuten viel er geen doelpunt.
Quaker tarikatinin ilkelerinden biri, kadın ve erkek arasında entelektüel eşitliktir.Een van de pijlers van de Quaker-religie was de intellectuele gelijkheid tussen beide seksen.
Eşitlik ve sevgide birleştik.Nadruk op gelijkheid en consensus.
Kanun önünde eşitlik kanunlar hiçbir vatandaşa ayrıcalık tanımamalıdır.Gelijkheid voor de wet: De wetten mogen geen speciale privileges geven aan bepaalde burgers.
Eğer 10 (oyun) son(u) bittiğinde eşitlik varsa bir son daha tie break (uzatma) eli olarak oynanır.Is er na 10 ends een gelijke stand, dan wordt er een extra end gespeeld.
Eğer eşitlik bozulmaz ise bir tane daha 15 dakikalık uzatma devresi oynanır.Indien de wedstrijd daarna nog onbeslist is, dan volgt opnieuw een kwartier verlenging.
Aralarında herhangi bir eşitlik yoktur.Wij maken geen onderscheid tussen hen.
Eşitsizliği önlemek için tekrar eşitlik noktasına dönmekti.Hij hamerde wederom op anti-corruptiemaatregelen.
İki koşulluluk karşılıklı eşitlik anlamına gelir.Toch liggen deze twee verklaringen ten grondslag aan het gelijkheidsdenken.
Tam eşitlikçidir.Równi i równiejsi.
Fakat, eşitliklerinde yeni anlaşılan bir hata yaptı.Oprócz ostatniego, w którym przyznał się do błędu.
Denklemlerde eşitlik değişkenin belirli değerleri için sağlanır.Ważne, aby w przypadku układów równań zachowywać kolejność zmiennych.
Ana temaları barış, özgürlük, eşitlik, adalet, kardeşliktir.Centralnymi hasłami są: równość, wolność, jedność, braterstwo i sprawiedliwość.
Bir; özgürlükler konusunda eşitlik.To samo można powiedzieć o prostopadłościanie.
Eğer sistem hal değişimi altında ise bu eşitlik geçersiz olur.Jeśli proces wewnątrz systemu jest w pełni odwracalny, to wtedy posiada znak równości.
2005-2010 yılları arasında da Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Komisyonu Başkanı olmuştur.W latach 2004–2009 Dni Równości i Tolerancji organizował Komitet Organizacyjny Dni Równości i Tolerancji.
Eşitlik ve sevgide birleştik.Stowarzyszenie Dni Równości i Tolerancji.
Hala eşitlik varsa, 5-9 kriterler uygulanır.Liście Dłoniaste o 5-9 równowąskich listkach.
ELF'in açılımı "Equality (Eşitlik), Liberty (Özgürlük), Fraternity (Kardeşlik)"tir.Dewizą WWP jest Wolność, równość, braterstwo.
Kanun önünde eşitlik liberalizmin temel ilkelerinden biridir.Zasada równego traktowania w zatrudnieniu – jest jedną z podstawowych zasad prawa pracy.
79. dakikada eşitlik tekrar bozuldu.Dopiero w 93. minucie Real zdołał wyrównać.
Bu eşitlikler sayısal havanın ve iklim tahminlerinin temelidir.Temperatura oceanu jest ważnym parametrem w numerycznej prognozie pogody i w modelach klimatu.
Mahkemelerde şahitlik hususunda Müslümanlar ile gayrimüslimler arasında eşitlik esası kabul ediliyordu.I domstolarna har endast troende muslimska män tillåtits vittna.
Eşitlik ilkesini kullanarak bu tensör kolayca eğri uzay zamana genelleştirilir.Genom att använda ekvivalensprincipen generaliseras tensorn lätt till krökt rumtid.
Kadınlara pek çok Batı ülkesinden önce sivil eşitlik ve politik haklar verildi.Gradvis fick kvinnorna rösträtt och myndighet i många västeuropeiska stater.
Formülizasyon Maxwell eşitliklerinin integral formuna dayanır.Följande analys grundar sig på Maxwells ekvationer.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod