eğlenme ile cümle

eğlenme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yüzmek veya eğlenmek için buraya gelinir.Stosowana w celu odpoczynku i rozrywki.
Dışarıda ahalinin eğlenme sesleri duyulur.Podczas niej można usłyszeć odgłosy stosunku seksualnego.
John ise babasının sadece eğlenmek istediğini biliyordur.Hon får av en vän veta att John vill återvända.
Bir görev yapmadan eğlenmek istemez.Dock utan att få något uppdrag.
Aynı zamanda sıkıcı ve ciddi olmak istemiyoruz ve eğlenmek istiyoruz.Skräckblandad förtjusning – Att både glädja sig och oroa sig för något.
John ise babasının sadece eğlenmek istediğini biliyordur.Александр вигукнув, що його батько лише накопичує свою славу.
Saf ve iyiniyetli olan Mater eğlenmeyi çok sever.Веселий і гарний спів завжди подобався приїжджим.
Ama şimdi, sadece eğlenmek istediğimi hissediyorum; dans etmek istiyorum, neşeli hissetmek istiyorum.Якщо йому вдавалося так заманити людину, починав веселитися: стрибав, танцював, реготав.
Rodrigo Cassio'nun sarhoşluğuna gülüp onunla eğlenmeye başlar.Roderigo se vysmívá Cassiově opilosti a Cassio ho napadne.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.Časem je to ale přestane bavit.
Bas ağırlıklı olan parçalarda genelde eğlenmekten, içmekten, kızlardan, çılgınca yaşamaktan bahsedilir.Hobiti většinou bývají dobrosrdeční, veselí, mají zálibu v dobrém jídle, pití a kouření dýmky.
Aynı zamanda "eğlenmek" ve "eğlence" anlamlarına gelmektedir.Používá se pro pobavení i pro zachování „soukromí“ mezi mluvčími.
Bu da şehirde eğlenmenin başka bir yoludur.Dále se v obci konají také taneční zábavy.
Ama şimdi, sadece eğlenmek istediğimi hissediyorum; dans etmek istiyorum, neşeli hissetmek istiyorum.Dar acum, simt că vreau doar să mă distrez; vreau să dansez; vreau să mă simt plină de energie.
Çünkü işimi seviyorum ve dışarı çıkıp eğlenmem için zamanım kalmıyor. ...Deoarece îmi iubesc munca foarte mult, îmi este foarte greu să ies în oraș și să mă distrez ...
Çünkü işimi çok seviyorum, dışarı çıkıp eğlenmeye çok az zaman bulabiliyorum."Pentru că îmi iubesc munca atât de mult, este foarte greu pentru mine să ies în oraș și să mă simt bine”.
Eğlenmeyi sever.Szeret szórakozni.
Bu yıllarını kendisi şöyle anlatmıştır:" Eğlenmeye merakım yok idi.Csak annyit mondott: nem. Évekig nem hallottam.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.A könnyű szórakoztatásnál nem is akart többet elérni.
Sultan herkesin bu zaferi kutlamak için ölçülü biçimde eğlenmesini istemektedir.Bécsben mindenki kitörő örömmel ünnepelte a győzelmet.
Bundan sonra Aesir Balder'ı ortalarına alıp onunla eğlenmeye başlar.Butters eközben összebarátkozik Bahirral és áthívja hozzájuk játszani.
Bunun hakkında "Eğlenmekle fazla meşguldum" diyor.Én úgy éreztem, 'Szórakozzunk kicsit el ezzel.
Bu yıllarını kendisi şöyle anlatmıştır:" Eğlenmeye merakım yok idi.Vuosia myöhemmin hän sanoi: ”Emme edes pystyneet pitämään huolta itsestämme.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.Samalla hän kuitenkin menettää tahattoman hauskuutensa.
Milhouse ve diğer öğrenciler ile jest ve kaba sözlerle eğlenmeye başladı.Bart tapasi arestissa Milhousen, ja alkoi viihdyttää häntä ja muita opiskelijoita eleillä ja rumilla sanoilla.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.Stopper når den ikke er sjov længere.
Aynı zamanda sıkıcı ve ciddi olmak istemiyoruz ve eğlenmek istiyoruz.Likevell klarer hun og holde seg tynn og glad.
Dövüşün bittiğini ve artık beraber dans edip eğlenme zamanı geldiğini belirtir.Etter kampen mot Hødd ble han benket og han slet videre med å få spille tid.
Eğlenmeler de yemeklerdeki gibi ayrı olur.Samtalen skulle være like viktig som maten.
Bunun hakkında "Eğlenmekle fazla meşguldum" diyor.Jeg var egentlig litt lei meg, vi hadde så mye moro med den.»
Çünkü işimi çok seviyorum, dışarı çıkıp eğlenmeye çok az zaman bulabiliyorum."'Karena aku sangat mencintai pekerjaanku, Aku merasa sangat sulit untuk pergi keluar dan bersenang-senang."
Bu arada Spike yeni oyuncağı ile eğlenmektedir.Di sini Joice sangat menikmati profesi barunya.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.これが楽しくてやめられない。
Saf ve iyiniyetli olan Mater eğlenmeyi çok sever.面白いことが好きな明るい少女。
Bunun hakkında "Eğlenmekle fazla meşguldum" diyor.本人曰く、「楽して投げようとしすぎた」とのこと。
Aynı zamanda sıkıcı ve ciddi olmak istemiyoruz ve eğlenmek istiyoruz.しかも飽き性で、じっとしていることと退屈が大嫌い。
Dışarıda ahalinin eğlenme sesleri duyulur.遥か遠くの話声が聞こえる能力を持つ。
Gençlerin boyunun kısalığıyla eğlenmesinden çekinir.低年齢のお子さんたちを楽しませることだろう。
Eğlenmeyi sever, derslerinde pek başarılı değildir.成績は芳しくなく、運動もあまり好きではない。
Dışarıda ahalinin eğlenme sesleri duyulur.在外有着不好听的传言。
Aynı zamanda sıkıcı ve ciddi olmak istemiyoruz ve eğlenmek istiyoruz.곧 괴롭지도 즐겁지도 않은 느낌.
Saf ve iyiniyetli olan Mater eğlenmeyi çok sever.엉뚱하고 장난스러운 마법을 좋아한다.
Bu yıllarını kendisi şöyle anlatmıştır:" Eğlenmeye merakım yok idi.כעבור שנים אמר על כך: "לא היו אלה מעשים 'יפים'.
Eğlenmeler de yemeklerdeki gibi ayrı olur.הסיפור שונה וגם המאכלים שונים.
Oyunların temel amacı içsel bir motivasyon aracılığıyla eğlenmeyi sağlamaktır ki bu da akışla ilglidir.לדוגמה, המשחק הוא דוגמה לפעולה מהנה בזכות עצמה, המעוררת מוטיבציה פנימית.
12:2 Zor zamanlarında eğlenme ve Tanrı'ya yakar Num.12:12 Затова веселете се, небеса, и вие, които обитавате в тях!
John ise babasının sadece eğlenmek istediğini biliyordur.Алекс уверява своята съпруга, че е готов да бъде баща.
Yüzmek veya eğlenmek için buraya gelinir.Там плуват, забавляват се и танцуват.
Eğlenmek seni genç tutar.Забавлението те поддържа млад.
Ama şimdi, sadece eğlenmek istediğimi hissediyorum; dans etmek istiyorum, neşeli hissetmek istiyorum.Ali sada se samo želim zabaviti, želim plesati i želim da se i drugi tako osjećaju.
Bazı oyunların sonunda, gülmek ve eğlenmek amacıyla oyunu kaybeden kişilere cezalar verilir.Jesam li ja veći kockar ako sam izgubio novac ili neki koji su izgubili dječje osmijehe i veselje navijača".
Park, eğlenme ve dinlenme amacıyla kullanılan geniş alan.Záhradná stavba je stavba, ktorá má funkciu v dotváraní životného prostredia pre oddych, zábavu a šport.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.S strtim srcem ne more več zabavati množic.
Eğlenmeyi sever, derslerinde pek başarılı değildir.Ne mara športnih dni, saj ne zna teči.
Çünkü işimi seviyorum ve dışarı çıkıp eğlenmem için zamanım kalmıyor. ...Pasivaikščioti, nors ir labai mėgstu, neinu, nes trūksta laiko.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.Vieni manė, kad tokiu laiku negalima linksmintis.
Eğlenmeyi sever, derslerinde pek başarılı değildir.Jis mėgdavęs išgerti, mokė blogai.
Eğlenmeler de yemeklerdeki gibi ayrı olur.요리) – patiekalai, kurie valgomi kaip atskiras valgis.
Eğlenmeyi sever, derslerinde pek başarılı değildir.Ta õppis väga hästi, kuid talle ei meeldinud koolis.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.Ei lepita lõbusa elamusega vaid KÕIGE lõbusama elamusega.
İlgili Sayfalar