Eğlenceli, güzel bir yaz akşamıydı.Беше хубав есенен ден.
Yetişkin eğlence sektörüne Eylül 2007'de 18 yaşındayken girdi.Той дебютира за мъжкия отбор през септември 2006 година, когато е само на 17 години.
Ayrıca asker eğlenceleri de düzenlenmektedir.Организира се също парад на коне.
Gelin alma bir hayli eğlenceli olur.Както се полага веселбата е голяма.
Onun tiyatro ve eğlence programları ile ünlüdür.Известен е със своите театрални пиеси и сценарии за филми.
Oyunun sadelik ve devasa eğlence değer azalma belirtisi gösteren onun sevilen, katkıda bulunmuştur.Грижи се за безпроблемното и приятно изкарване на клиентите.
Eğlenceye bayılır.Те обичат да се забавляват.
Coğrafi ve ekonomik bilgiyi artırırken eğlence sağlar.Халифатът просперира в икономическо и интелектуално отношение.
Her şeyi eğlenceli kılıyor diyor.Всичко това поражда незабравими забавни истории.
Babası Eğlence Parkı'nın sahibidir.Неговия баща е собственик на фирмен гараж на Ягуар.
Gece eğlence en doruk noktaya gelir.Главната цел на играта е забавлението.
Daha önceden ise kültür ve eğlence aktiviteleri için kullanıldı.В момента съоръженията се използват за културни и развлекателни дейности.
Amacı burada eğlence ve kumar sektörünü ele geçirmektir.Марката е съсредоточена в хазартния и развлекателния бизнес.
Sorgularda olayları rahat bir tavır ve daha eğlenceli , komik bir üslupla anlatır.Сериала става по-забавен, с повече смешни ситуации.
Burada da küçük bir eğlence düzenlenir.По това време се случва и забавен епизод.
Medyanın bunu alıp eğlence dışında bir şey yapmaya çalıştığı zamanlar oldu.Ителмените рядко ядели по опредено време, освен когато се забавлявали.
Lily ile eğlenceli bir ilişkileri vardır.Има любовни връзки с Кевин.
Bir albüm için eğlenceli bir isim olacağını düşündüm.Тогава стигат до идеята да запишат албум.
Ciddi oyun, salt eğlenceden farklı bir amaçla tasarlanan oyunlara verilen ad.Сериозна игра е общо название за игра, която е създадена с цел, различна от забавление.
Bunu bir eğlence gibi görür.Там се изявява като мажоретка.
Bu çok eğlenceli.Това е много забавно.
Bu çok eğlenceliydi.Това беше много забавно.
[1] Payner Studio'da kaydedilen bir sonraki şarkılar da bu yönde eğlenceliydi.[1] И следващите записани песни в „Пайнер студио“ са в тази посока.
Bir albüm için eğlenceli bir isim olacağını düşündüm.Mislila sam kako bi to bilo super ime za album.
Kedi Kadın'ın senaryosu tüm aile için eğlence filmi değildi" dedi.Žena-mačka definitivno nije scenarij u stilu zabave za cijelu obitelj."
Cesur, tatlı, eğlenceli ve yanlış değerlendirilmiş.Ona je hrabra i draga i smiješna i pogrešno procijenjena.
Yemekli ve eğlencelidir.Voli društvo i zabavu.
Gençler tarafından eğlenceler düzenlenir.Neka se djeca vesele!
Bu durum Sony'yi Nintendo'dan sonra dünyanın en kapsamlı eğlence ürünleri üreten şirket yapmaktadır.Zbog toga se Sony smatra najopsežnijom tvrtkom na svijetu u industriji zabave.
Eğlence ve sohbetler bazen sabaha kadar sürebilir.Tradicionalni sohbet susret može trajati do ranih jutarnjih sati.
Güzel ve eğlenceli bir çocukluk geçirdi.U obiteljskom krugu proveo je vedro i veselo djetinjstvo.
Eğlenceli bir kız ve kendini sevdirmeyi biliyor.Žene ga vole i sretan je u ljubavi.
Buz aynı zamanda eğlence için de kullanılabilmektedir.Hipnoza se također može koristiti kao alat za predstavu.
Ama bu çok eğlenceli ve güzel bir şey.Tako je odlična i lijepa.
Günümüzde spor, egzersiz, eğlence gibi birçok amaçla kullanılmaktadır.Danas je biciklizam često korišten u prometu, zatim kao vid zabave te kao sport.
Bu metinler yol kenarı eğlenceleri olarak da işlev görüyordu.Kritičari su također uočili i zabavne metode koje pokreću radnju.
Trish De La Rosa: Eğlencelidir.Floyd Rose Tremolo - povijest.
Eğlenceyi çok sever ve her an huysuzluk yapar.Mrzi sve sportove, ali zato obožava provoditi sate i sate ljenčareći.
Yaz başlarında yaylaya çıkılır ve bu da eğlencelerle kutlanırdı.Ljeti se kupao u rijeci, a uživao je i u šetnjama.
Bu eğlenceli, çünkü savaşa savaşa iki kapağı tamamladım.Tako je bilo i sljedeća dva festivala sve do izbivanja rata.
Yazları düğünler olur eğlenceler yapılır.Ljeti su česte „ribarske zabave”.
Atlıkarınca, bir eğlence aracıdır.Lajava najava - labava zabava.
Eğlenceli biri olan Dean sportif biridir ve iyi çizim yapar.Henrik je bio vrlo svestrana osoba, bavio se sportom i bio vješt glazbenik i pjesnik.
Walibi World bir Hollanda'nın en büyük eğlence parklarından biridir.Walibi Holland je jedným z najväčších zábavných parkov v Holandsku.
Düğünlerde eğlence adına silah sıkanlarda olur.Počas svadobných hostín je totiž bežné strieľanie z pušiek do vzduchu.
Bunlar eğlenceli ve heyecan vericiydi."Bolo to niečo veľmi krásne a pohyblivé."
Kalan parasını da kadın ve eğlenceyle tüketmeye başlar.Zvyšok svojho času trávi s manželkou a deťmi.
Eğlence parkı yoktur.K plesu nevedie žiaden turistický chodník.
Eğlence yapılır.Chcem sa baviť.
Eğlenceli, güzel bir yaz akşamıydı.Bola nedeľa, krásny slnečný deň.
Ne şansdır ki Elflerin o gece eğlencesi vardır.S veľkonočnou oblievačkou je spájaná aj zábava, ktorá sa konala v pondelok večer.
Burada da küçük bir eğlence düzenlenir.Sem tam sa ide nejako zabaviť.
Kontrat 5. Trex : En zor ve aynı zamanda en eğlenceli oyundur.Jc3 je to najrozšírenejší a aj najaktívnejší ťah.
Biz bunu eğlence ve bilgi için yaptık, para için değil.Nešlo o spravodajstvo kvôli materiálnym výhodám, za peniaze, ale z idealizmu.
Hiç şüphesiz biz eğlence olsun diye müzik yapıyorduk.Považoval za odôvodnené mať v hre hudbu postáv.
Onlar çok eğlenceli, ama gerçekten kötü.Je pomerne nenápadný ale nie je príliš plachý.
Trish De La Rosa: Eğlencelidir.DeRosa Santa Rosa Rossa Toto je rozlišovacia stránka.
Grubun en eğlenceli üyesidir.Je najpopulárnejšou skladbou skupiny.
Bir albüm için eğlenceli bir isim olacağını düşündüm.Podľa nej je pomenovaný celý album.
Babası Eğlence Parkı'nın sahibidir.Jeho otec bol majiteľom miestneho majeru.