eğitme ile cümle

eğitme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tam kendi başıma devam etmeye karar vermişken karşıma başka bir ‘eğitmen’ çıkmıştı.Tocamai ce hotărâsem să merg înainte pe cont propriu și un alt „maestru” apare.
Kendimizi eğitmeli, uyanmalı ve bununla ilgili bir şeyler yapmalıyız.O să facă furori,trebuie să îi promovăm și să fim atenți cu creșterea lor.
Eğitlence, eğlendirerek eğitmeyi amaçlayan öğretim yöntemi.Dezvoltarea de învățare într-un mod distractiv.
800 yıldır Jedi eğitmektedir.A studiat saxofonul timp de opt ani.
Jon, diğerlerini eğitme kararı alır.Încearcă să-l facă pe Johnny să treacă clasa.
Sanatçı aynı zamanda eğitmenlik ve seslendirmede yapmaktadır.Fetele au fost, de asemenea, instruitei în artizanat și în conversație.
"Doruk Performans Eğitimi" eğitmeni olarak çalışmaktadır.Regele însuși activ ca antrenor ..."
Köpekleri eğitmek kolay değil.Nu este ușor să instruiești câinii.
Köpekleri eğitmek kolay değil.Nu este ușor să dresezi câinii.
Salon Lideri (Gym Leader) adı verilen bu eğitmenleri yenerek Rozet (Gym Badge) kazanılır.Egy edzőterem-vezető legyőzéséért jelvény (Gym Badge) jár.
Sensei Wu: Ninjaların eğitmenidir.Wu Sensei – A nindzsák mestere.
Bir dönem Montpellier'de eğitmenlik yaptı.Még ifjúkorában Montpellier-be ment tanulni.
Daha sonra koreograf ve dans eğitmeni olarak çalışmıştır.Hamarosan mint táncosnő és kurtizán bukkan fel.
Halkı devrimden önce ve sonra eğitmek fikrini savundu.A falu lakossága a reformáció idején áttért az unitárius, majd a református vallásra.
Pokémon dünyasında eğitmen bir Pokémonla karşılaştığında "PokéBall" (PokéTopu) fırlatarak yakalayabilmektedir.Ha sikerült rábukkanni egy szörnyre, akkor pokémonlabdával csapdába ejthetjük.
Tam kendi başıma devam etmeye karar vermişken karşıma başka bir ‘eğitmen’ çıkmıştı.Olin juuri päättänyt edetä omin voimin ja nyt oli ilmestynyt toinen "opettaja".
Khan'ın videoları Afrika ve Asya kıtalarının kırsal bölümlerindeki insanları eğitmek için de kullanılıyor.Hankkeita on käynnistetty käyttämään Khanin videoita opettamaan ihmisiä syrjäseuduilla Afrikassa ja Aasiassa.
Onun hali hazırdaki eğitmeni ve menajeri uluslararası usta Selvio Danailovdur.Hänen valmentajansa ja managerinsa on kansainvälinen mestari Silvio Danailov.
Misty büyük bir su Pokémonu eğitmeni olmak için çalışır.Misty haluaa olla maailman parhaimpia vesityypin Pokémonkouluttajia.
Zoro, dünyanın en iyi kılıç ustası olan Mihawk'ın önünde diz çökerek kendisini eğitmesini istemiştir.Tuhotyön jälkeen Zoro haastoi Mihawkin saadakseen maailman parhaimman miekkamiehen tittelin itselleen.
Dialog Anlatım İletişim okulunda eğitmenlik yapmaya devam etmektedir.Tutkinto antaa valmiuden työskennellä sähköisen viestinnän alalla.
Başvurusu kabul gören Schopenhauer, 1820'de Berlin Üniversitesi'nde eğitmenlik yapmaya başladı.Vuonna 1820 Schopenhauer aloitti luennoitsijana Berliinin yliopistossa.
Eğitmenleri arasında Francisco Jurnet ve Joan Baptista Pujol gibi isimler vardı.Täällä hänen opettajinaan toimivat muun muassa Francisco Jurnet sekä Joan Baptista Pujol.
Annesi Cher bir dekoratör, babası Peter ise kişisel fitness eğitmenidir.Steinfeldin äiti Cheri on sisustussuunnittelija ja isä Peter personal trainer.
Almanya'da oyuncu eğitmenliği de yapmıştır.Saksankin tuleva näyttelijä oppi hyvin.
Erhan Gökgücü(d.1939), Tiyatro rejisörü, oyun yazarı, oyunculuk ve reji eğitmeni.WSOY 1936 Teatterivaeltaja: Kirjoista, kirjailijoista ja näyttämön taiteesta.
Eğitmenlerinden Barthelme, daha sonra onun akıl hocası ve yakın dostu oldu.Tästä tulikin hänen innoittajansa luonnontutkimiseen ja myöhemmin hyvä ystävä.
Bir dönem Montpellier'de eğitmenlik yaptı.Hän teki kauden aikana yhden maalin Montpellier’ta vastaan.
Yoda başlangıçta onu eğitmeyi istemez.Deng ei ollut alusta pitäenkään halunnut neuvotella opiskelijoiden kanssa.
Kendimizi eğitmeli, uyanmalı ve bununla ilgili bir şeyler yapmalıyız.Χρειάζεται να ξυπνήσουμε, να εκπαιδεύσουμε τους εαυτούς μας και να κάνουμε κάτι γι' αυτό.
Tam kendi başıma devam etmeye karar vermişken karşıma başka bir ‘eğitmen’ çıkmıştı.Είχα μόλις αποφασίσει να προχωρήσω μόνος μου και τώρα ένας ακόμα "δάσκαλος" είχε εμφανιστεί.
Tsunade'nin yanına giderek ondan kendisini eğitmesini istemiştir.Για αυτό και αργότερα ζητάει από την Tsunade, να την εκπαιδεύσει ως γιατρό.
Başlangıçta, alan sıklıkla askerleri eğitmek amaçlı kullanılmıştı.Στην αρχή ο χώρος αυτός χρησιμοποιούταν για ασκήσεις του στρατού.
Onun hali hazırdaki eğitmeni ve menajeri uluslararası usta Selvio Danailovdur.Προπονητής και μάνατζέρ του είναι ο διεθνής μαιτρ Σίλβιο Νταναΐλοβ.
Kesrevi bu eğitmenlik süresinde Amerikalılardan İngilizceyi öğrendi.Ο Ροσφόρ έμαθε αγγλικά αποκλειστικά για αυτόν τον ρόλο.
Ekim 2011 yılında pilates eğitmeni Erdinç Bekiroğlu ile Barselona'da evlendi.Τον Οκτώβριο του 2012 παντρεύτηκε τον Κύπριο δικηγόρο Φώτο Πιτάτζη, στην Κύπρο.
Bu pozisyonda birliklerini örgütlemek ve eğitmek için büyük bir yetenek gösterdi.I denne stilling viste han store kundskaber i organisation og træning af sine tropper.
Kendisinin de bir gözetmen olduğunu ve görevinin onu eğitmek olduğunu söyler.Han forklarer også dens funktioner til hende og siger, at hun selv er nødt til at lære at bruge det.
Daha sonra koreograf ve dans eğitmeni olarak çalışmıştır.Senere blev hun ansat som koreograf.
Jon, diğerlerini eğitme kararı alır.Jones har undervist ved bl.a.
Ash Ketchum, geleceğin büyük eğitmeni olacaktır.Ash Ketchum er hovedpersonen i Tv-serien Pokémon.
Bu pozisyonda birliklerini örgütlemek ve eğitmek için büyük bir yetenek gösterdi.I denne stillingen viste han store kunnskaper i organiseringen og treningen av sine tropper.
Kendimizi eğitmeli, uyanmalı ve bununla ilgili bir şeyler yapmalıyız.Det er dem vi må sørge for, planlegge, arbeide og kjempe for, intet annet.
Diş teknisyeni eğitmeni olarak çalıştı.Hun arbeidet som tannlegesekretær.
Ayrıca fitness eğitmeni ve kişisel antrenörlük yapabilmektedir.Her er han coach og personlig trener.
Ve Karamanoğlu Beyliği'nde şehzade eğitmeniliği de yapmıştır.Hun driver også veldedighet ved å bygge brønner i Gambia.
Eğitimi sırasında, o da eğiticisini eğitmeye çalışır.Også i det Bart prøver å lære han.
Bazı eğiticiler filleri fiziksel cezalandırma kullanmadan eğitmeyi denemiştir.Beberapa pelatih mencoba melatih gajah tanpa menggunakan hukuman fisik.
Film aynı zamanda İngiliz polisini eğitmek için de kullanılıyor.Film ini digunakan untuk melatih polisi Inggris..
Bu uluslararası bir kuruluştu ve amacı da insanları epilepsi hastalığı hakkında eğitmekti.Organisasi ini merupakan fondasi internasional dengan tujuan memberikan pendidikan tentang epilepsi.
Sojin ilk önce K-Pop erkek grubu Ulala için bir vokal eğitmen olarak çalıştı.Sebelum debutnya, Sojin bekerja sebagai pelatih vokal K-pop boy band Ulala Session.
Didaktik sanat, eğlendirmek ve eğitmek anlamına gelirdi.Seni didaktis bermaksud menghibur dan mengajarkan.
Zoro, dünyanın en iyi kılıç ustası olan Mihawk'ın önünde diz çökerek kendisini eğitmesini istemiştir.Zoro mendengar rumor kehebatan Dracule "Mata Elang" Mihawk yang dijuluki pendekar pedang terbaik di dunia.
Bu sıralarda fitness eğitmeni Carlos Leon ile romantik bir yakınlaşma içine girdi.Pada masa ini, Madonna terlibat hubungan percintaan dengan pelatih fitness Carlos Leon.
ODTÜ Akıllı Sınıf’ın oturma kapasitesi eğitmen hariç 32 kişidir.Tenaga pendidik (guru) berjumlah 32 orang dengan kualifikasi sarjana.
Daha sonra koreograf ve dans eğitmeni olarak çalışmıştır.Kemudian ia memulai kariernya sebagai seorang penari dan koreografer.
Kendimizi eğitmeli, uyanmalı ve bununla ilgili bir şeyler yapmalıyız.Kita harus memahami cinta, harus mampu mengajarkannya, menciptakannya dan meramalkannya.
Jon, diğerlerini eğitme kararı alır.Dia mem-patroni Jane untuk mendapatkan simpati dari orang lain.
Yazar, eleştirmen ve temelde eğitmendi.Menjadi pelatih yang selalu berstatement kritis tapi membangun.
Başvurusu kabul gören Schopenhauer, 1820'de Berlin Üniversitesi'nde eğitmenlik yapmaya başladı.Pada tahun 1820 Schopenhauer menjadi dosen di Universitas Berlin.

İlgili Sayfalar