eğilim ile cümle

eğilim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bunun gibi eğilimler, küresel kaynaklar üzerindeki baskıyı artırmaktadır (bkz. Bölüm 7).Podobné trendy zvyšují tlak na globální zdroje (viz kapitola 7).
Bunun gibi eğilimler, küresel kaynaklar üzerindeki baskıyı artırmaktadır (bkz. Bölüm 7).Tällaiset trendit lisäävät painetta maapallon resursseihin (katso luku 7).
Bunun gibi eğilimler, küresel kaynaklar üzerindeki baskıyı artırmaktadır (bkz. Bölüm 7).Tendencias como estas hacen que aumente la presión sobre los recursos mundiales (véase el Capítulo 7).
Bunun gibi eğilimler, küresel kaynaklar üzerindeki baskıyı artırmaktadır (bkz. Bölüm 7).Tendinţe, ca acestea, cresc presiunea exercitată asupra resurselor globale (a se vedea Capitolul 7).
Bunun gibi eğilimler, küresel kaynaklar üzerindeki baskıyı artırmaktadır (bkz. Bölüm 7).Trender som dessa ökar trycket på globala resurser (se kapitel 7).
Bunun gibi eğilimler, küresel kaynaklar üzerindeki baskıyı artırmaktadır (bkz. Bölüm 7).Trends zoals deze doen de druk op wereldwijde hulpbronnen toenemen (zie hoofdstuk 7).
Bunun gibi eğilimler, küresel kaynaklar üzerindeki baskıyı artırmaktadır (bkz. Bölüm 7).Тенденции, като тези увеличават натиска върху глобалните ресурси (виж глава 7).
Bunun gibi eğilimler, küresel kaynaklar üzerindeki baskıyı artırmaktadır (bkz.Tendencje, takie jak te, zwiększają presję na zasoby światowe (zob. rozdz. 7).
Bunun gibi eğilimler, küresel kaynaklar üzerindeki baskıyı artırmaktadır (bkz.Οι τάσεις αυτού του είδους αυξάνουν την πίεση στους παγκόσμιους πόρους (βλ.
Bunun hakim eğilimlerin içine dahil olduğunu görüyoruz.Azt látjuk, hogy ez főárambeli lett.
Bunun hakim eğilimlerin içine dahil olduğunu görüyoruz.Estamos a ver isto integrado.
Bunun hakim eğilimlerin içine dahil olduğunu görüyoruz.Es wird in ihr Programm aufgenommen.
Bunun hakim eğilimlerin içine dahil olduğunu görüyoruz.이런 움직임이 주류가 되고 있음을 알게 되었습니다.
Bunun hakim eğilimlerin içine dahil olduğunu görüyoruz.Lo vediamo generalizzarsi.
Bunun hakim eğilimlerin içine dahil olduğunu görüyoruz.Nous voyons que ça devient courant.
Bunun hakim eğilimlerin içine dahil olduğunu görüyoruz.Se está popularizando.
Bunun hakim eğilimlerin içine dahil olduğunu görüyoruz.Začíná se to rozšiřovat.
Bunun hakim eğilimlerin içine dahil olduğunu görüyoruz.Βλέπουμε να εξελίσσεται σε γενικευμένη τάση.
Bunun hakim eğilimlerin içine dahil olduğunu görüyoruz.Они становятся частью обычных дел.
Bunun hakim eğilimlerin içine dahil olduğunu görüyoruz.Това е повсеместно.
Bunun hakim eğilimlerin içine dahil olduğunu görüyoruz.של שלטון מקומי. אנחנו רואים כיצד זה הופך לזרם מרכזי.
Bunun hakim eğilimlerin içine dahil olduğunu görüyoruz.من الحكومة المحلية. نحن نشاهد هذا يصبح ظاهرة.
Bunun hakim eğilimlerin içine dahil olduğunu görüyoruz.リオの地球サミットの要求に応える
Bununla beraber, artma eğilimi en yeni verilerde dengelenir gibi görünmektedir.L’aumento della domanda di trattamento per consumo di cannabis non sembra avere una spiegazione semplice.
Bununla beraber, artma eğilimi en yeni verilerde dengelenir gibi görünmektedir.Padrões globais da procura de tratamento
Bununla beraber, artma eğilimi en yeni verilerde dengelenir gibi görünmektedir.Tuoreimpien tietojen perusteella kasvusuuntaus vaikuttaa kuitenkin olevan tasaantumassa.
Bununla beraber, artma eğilimi en yeni verilerde dengelenir gibi görünmektedir.Zdá sa však, že stúpajúci trend sa stabilizuje vo väčšine nedávnych údajov.
Bununla beraber, bu eğilim 2004 ve 2005 yıllarında sürmemiştir.Contudo, esta tendência não se manteve em 2004 e 2005.
Bununla beraber, bu eğilim 2004 ve 2005 yıllarında sürmemiştir.Cu toate acestea, aceast≤ tendin†≤ nu sa men†inut ªi în 2004 sau în 2005.
Bununla beraber, bu eğilim 2004 ve 2005 yıllarında sürmemiştir.Denna trend har dock inte fortsatt 2004 och 2005.
Bununla beraber, bu eğilim 2004 ve 2005 yıllarında sürmemiştir.Deze trend heeft zich echter in 2004 en 2005 niet doorgezet.
Bununla beraber, bu eğilim 2004 ve 2005 yıllarında sürmemiştir.Ez a tendencia azonban 2004-ben és 2005-ben nem folytatódott.
Bununla beraber, bu eğilim 2004 ve 2005 yıllarında sürmemiştir.Jednakże ta tendencja nie utrzymywała się w 2004 r. i 2005 r.
Bununla beraber, bu eğilim 2004 ve 2005 yıllarında sürmemiştir.Questo andamento positivo tuttavia si è interrotto nel 2004 e nel 2005.
Bununla beraber, bu eğilim 2004 ve 2005 yıllarında sürmemiştir.Tämä suuntaus ei kuitenkaan ole jatkunut vuosina 2004 ja 2005.
Bununla beraber, bu eğilim 2004 ve 2005 yıllarında sürmemiştir.Tento trend však nepokračoval v rokoch 2004 a 2005.
Bununla beraber, bu eğilim 2004 ve 2005 yıllarında sürmemiştir.Tento trend však v letech 2004 a 2005 nepokračoval.
Bununla beraber, bu eğilim 2004 ve 2005 yıllarında sürmemiştir.Η τάση αυτή ωστόσο δεν συνεχίστηκε το 2004 και το 2005.
Bununla beraber, bu eğilim 2004 ve 2005 yıllarında sürmemiştir.Въпреки това тази тенденция не продължи през 2004 и 2005 г.
Bununla beraber, eğilimlerde coğrafi çeşitlilikler belirgindir.A 2004-ben bejelentett körülbelül 380 000 gyógykezelési igény közül a kannabiszt az esetek kb.
Bununla beraber, eğilimlerde coğrafi çeşitlilikler belirgindir.Cu toate acestea, varia†iile geografice ale tendin†elor sunt pronun†ate.
Bununla beraber, eğilimlerde coğrafi çeşitlilikler belirgindir.De geografiska skillnaderna är dock stora.
Bununla beraber, eğilimlerde coğrafi çeşitlilikler belirgindir.Eri maiden välillä on kuitenkin suuria eroja.
Bununla beraber, eğilimlerde coğrafi çeşitlilikler belirgindir.Er zijn echter opmerkelijke geografische verschillen te zien in de trends.
Bununla beraber, eğilimlerde coğrafi çeşitlilikler belirgindir.Geografické odchýlky v trendoch sú však značné.
Bununla beraber, eğilimlerde coğrafi çeşitlilikler belirgindir.Tuttavia, le variazioni di tipo geografico rilevate nei dati di tendenza sono spiccate.
Bununla beraber, eğilimlerde coğrafi çeşitlilikler belirgindir.V těchto trendech však existují značné geografické odchylky.
Bununla beraber, eğilimlerde coğrafi çeşitlilikler belirgindir.Ωστόσο, οι γεωγραφικές διαφοροpiοιήσεις είναι έντονες.
Bunun yanı sıra eğilim ve düzenleme gibi kavramları da önümüzdeki videoda öğreneceğiz. -وما تعني اللوائح والرافعة وكل ذلك. ربما أعرج عليها في هذا الفيديو
Bunun yanı sıra eğilim ve düzenleme gibi kavramları da önümüzdeki videoda öğreneceğiz. -このビデオでも少し触れると思います。 それでは、一般的な銀行の、 バランスシートについて考えてみましょう。
Bunu yapabilirsek, insanların iyimserlik eğilimlerini ortadan kaldırmak ister miyiz?Czy chcemy go ludziom zabrać?
Bunu yapabilirsek, insanların iyimserlik eğilimlerini ortadan kaldırmak ister miyiz?Dacă puteam face asta, doream să privăm oamenii de iluzia optimismului?
Bunu yapabilirsek, insanların iyimserlik eğilimlerini ortadan kaldırmak ister miyiz?Ak by to bolo možné, chceli by sme vziať ľuďom ich optimistické skreslenie?
Bunu yapabilirsek, insanların iyimserlik eğilimlerini ortadan kaldırmak ister miyiz?E se potessimo farlo, vorremmo portar via alla gente l'inclinazione all'ottimismo?
Bunu yapabilirsek, insanların iyimserlik eğilimlerini ortadan kaldırmak ister miyiz?Ha meg tudnánk tenni, el akarnánk-e venni az emberektől az elfogult optimizmust?
Bunu yapabilirsek, insanların iyimserlik eğilimlerini ortadan kaldırmak ister miyiz?Hvis vi kunne gøre det, ville vi så have lyst til at fjerne menneskers optimistiske tilbøjelighed?
Bunu yapabilirsek, insanların iyimserlik eğilimlerini ortadan kaldırmak ister miyiz?"그러면 사람들이 가지고 있는 낙관적 편견을 날려 버리고 싶을까?"
Bunu yapabilirsek, insanların iyimserlik eğilimlerini ortadan kaldırmak ister miyiz?Om vi kunde, skulle vi vilja ta bort människors optimistiska förväntningar?
Bunu yapabilirsek, insanların iyimserlik eğilimlerini ortadan kaldırmak ister miyiz?Pokud bychom toho byli schopni, chceme lidi připravit o sklon k optimismu?
Bunu yapabilirsek, insanların iyimserlik eğilimlerini ortadan kaldırmak ister miyiz?Se pudéssemos, quereríamos eliminar a tendência para o otimismo?
İlgili Sayfalar