eğilim ile cümle

eğilim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
O, duygularını göstermeme eğilimindedir.She tends not to show her feelings.
Bu intihara eğilimli olur.That would be suicidal.
Katılıyorum. Ben de kısa cümlelerde virgülü ihmal etme eğilimindeyim.I agree. I also tend to omit the comma in short sentences.
O aşırı dramatik olma eğiliminde.She tends to be over-dramatic.
Dikkat etmeme eğilimin var.You have a tendency to not pay attention.
Tom herhangi bir şiddet eğilimi sergilemedi.Tom has never exhibited any violent tendencies.
Tom'un biraz telaşlanmaya bir eğilimi var.Tom has a tendency to get a little worked up.
Tom'un çok şikâyet etmeye bir eğilimi var.Tom has a tendency to complain a lot.
İsimleri unutmaya eğilimliyim.I'm prone to forget names.
Tom'un şeyleri yanlış yere koymak gibi bir eğilimi var.Tom has a tendency to misplace things.
Tom'un anlamadan hüküm verme eğilimi var.Tom has a tendency to jump to conclusions.
Tom'un boş boş gezme eğilimi var.Tom has a tendency to ramble.
Dünya 23.4 derecelik bir açıyla eğilimlidir.The Earth is tilted at an angle of 23.4 degrees.
Eğer çok soru sorarsan Tom'un kızma eğilimi olur.Tom tends to get angry if you ask a lot of questions.
Tom çok soru sorma eğilimindedir.Tom tends to ask a lot of questions.
Tom çok konuşmaya eğilimlidir.Tom tends to talk too much.
Tom oldukça hızlı konuşmaya eğilimlidir.Tom tends to speak quite fast.
Mary endişeli olduğunda fazla yemeye eğilimi vardır.Mary tends to overeat when she's worried.
Senin haklı olduğunu düşünme eğilimindeyim.I'm inclined to think that you're right.
Zamanım ya da eğilimim yok.I don't have the time or the inclination.
Tom öfkesini kaybetmeye eğilimli.Tom is apt to lose his temper.
Tom toplantılara geç kalmaya eğilimli.Tom tends to be late for meetings.
Tom randevularına geç kalmaya eğilimli.Tom tends to be late for appointments.
Tom işleri çok düşünme eğilimindedir.Tom tends to overthink things.
Zengin insanlar daha az şanslıları küçük görme eğilimindedir.Rich people have a tendency to look down on the less fortunate.
Bende geriye bakmak ve yaptıklarım için pişman olmak eğilimi yoktur.I don't tend to look back and regret what I've done.
İnsanların yanlış şeylere odaklanma eğiliminde olduğunu düşünüyorum.I believe that people tend to focus on the wrong things.
Çocuğumun uyuşturucu almaya eğilimli olabileceğinden korkuyorum.I'm afraid my child might be prone to take drugs.
Tom abartmaya eğilimlidir.Tom's prone to exaggeration.
Tom aşırı dramatik olma eğilimindedir.Tom tends to be overdramatic.
Tom öngörülemeyen olma eğilimindedir.Tom tends to be unpredictable.
Tom ateşe eğilimli oldu.Tom tended to the fire.
İnsanlar beni sevme eğiliminde.People tend to like me.
O, şemsiyesini trende unutmak eğilimindedir.He tends to forget his umbrella on the train.
Sana katılmaya eğilimliyim.I tend to agree with you.
Onlara katılmaya eğilimliyim.I tend to agree with them.
Ona katılmaya eğilimliyim.I tend to agree with him.
Sana inanmaya eğilimliyim.I'm inclined to believe you.
Onlara inanmaya eğilimliyim.I'm inclined to believe them.
Ben ona inanma eğilimindeyim.I'm inclined to believe him.
Ona inanmaya eğilimliyim.I'm inclined to believe her.
Tom geç kalma eğilimindedir.Tom tends to be late.
Garip şeyler burada olma eğilimindedir.Strange things tend to happen here.
Gurur, kibre dönme eğilimindedir; ki o da deliliğin yakın akrabasıdır.Pride tends to develop into hubris, which is close kin to madness.
Sosyal garip insanlar güvensizlikleri geliştirmek eğilimindedir.Socially awkward people tend to develop insecurities.
O eğilimler devam edecek mi?Will those trends continue?
Tom çok sık özür dileme eğilimindedir.Tom tends to apologize too often.
Tom'a inanmaya eğilimliydim.I was inclined to believe Tom.
Dostluklar zorlu olma eğilimindedir.Friendships tend to be challenging.
Tom çok abartma eğilimindedir.Tom tends to exaggerate a lot.
Tom'un duygusallaşma eğilimi yok.Tom doesn't tend to get emotional.
İmparatorluk komşularının yayılmacı eğilimlerin bir sonucu olarak düştü.The empire fell as a result of the expansionist tendencies of its neighbors.
Savaş imparatorluğun yayılmacı eğilimlerini kontrol etti.The battle checked the empire's expansionist tendencies.
Ben çok fazla konuşmak eğilimindeyim.I tend to talk too much.
Bunun bir eğilim olduğunu sanmıyorum.I don't think it's a trend.
Erkekler cinsel partnerlerinin sayısını abartma eğilimindedir.Men tend to exaggerate their number of sexual partners.
Olimpiyat sporcuları fiziksel olarak çekici olma eğilimindedirOlympic athletes tend to be physically attractive.
Bu konu Twitter'da eğilim gösteriyor.This topic is trending on Twitter.
Tom unutmaya eğilimli.Tom is apt to forget.
Tom geç kalmaya eğilimli.Tom is apt to be late.
İlgili Sayfalar